Bizi Takip Edin

Avrupa

İrlanda, tarafsızlığın ortadan kaldırılmasına karşı sokakta

Yayınlanma

İrlanda, AB çerçevesi içinde askerileşme planı nedeniyle, ülkenin uzun süredir devam eden tarafsızlığının fiilen kaldırılmasına karşı büyük gösterilere sahne oldu.

Cumartesi günü, yaklaşık bin kişi Dublin sokaklarına dökülerek hükümetin “Üçlü Kilit” (Triple Lock) sistemini kaldırma planına karşı protesto gösterisi düzenledi.

Üçlü Kilit, on iki İrlandalı askerin katıldığı her türlü misyonun BM Güvenlik Konseyi veya BM Genel Kurulu kararıyla onaylanmasını gerektiren anayasal bir mekanizma.

Bu düzenleme, ülkenin tarihi tarafsızlığını korumaya yardımcı olmayı amaçlıyor. İrlanda’nın tarafsızlığı, İngiliz sömürge yönetimi altındaki ülke tarihine derin köklerle bağlı.

Trinity College Dublin’de emeritus profesör ve Ulusal Platform AB Araştırma ve Bilgi Merkezi sözcüsü Anthony Coughlan, German Foreign Policy’ye verdiği demeçte, yabancı ülkelerdeki savaşlara, özellikle Birleşik Krallık’ın yanında yer almayı reddetmenin “İrlanda halkının ulusal duygularının temel bir unsuru” olduğunu söyledi.

Hükümetin Üçlü Kilit’i kaldırarak tarafsızlık geleneğini bozma girişimi, kısmen İrlandalı yöneticilerin AB kurumlarına entegre olmasının bir sonucu olarak görülüyor.

Tarafsızlığın fiilen delinmesi: BM şartı kaldırılıyor

İrlanda hükümeti, İrlanda askerlerinin gelecekteki konuşlandırılmasında daha esnek olabilmek için Üçlü Kilit sistemini kaldırmaya hazırlanıyor.

Bu amaçla, 2025 Savunma (Değişiklik) Tasarısı adlı bir taslak yasa tasarısı sundu. Tasarının temel hükmü, İrlanda askerlerinin yurt dışına gönderilmesinin BM Güvenlik Konseyi’nin onayı olmadan yapılabileceği.

Bir taviz olarak, tasarıda sadece konuşlandırmaların Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkelerine uygun olarak yapılması gerektiği belirtilmektedir. Buradaki amaç, barışın korunması, çatışmaların önlenmesi ve “uluslararası güvenliğin güçlendirilmesi” misyonlarını kolaylaştırarak geniş ve esnek bir askeri eylem yelpazesi açmak.

Hâlâ, elliden fazla İrlandalı askerin katılacağı gelecekteki misyonlar normalde sadece hükümetin kararını değil, aynı zamanda Dáil’de bir parlamento kararını da gerektirecek fakat misyonun uzatılması durumunda bu sonuncu şart kaldırılabilir; zira bu konuda hükümetin takdir yetkisi var.

Üstelik artık elliden az İrlandalı askerin katıldığı misyonlar parlamentonun onayına tabi olmayacak. Nitekim, asker gönderme BM ile sınırlı olmayacak, BM Şartı ve uluslararası hukuka uygun olduğu kabul edildiği takdirde AGİT, AB ve diğer tüm bölgesel örgütler çerçevesinde de mümkün olacak.

NATO da bu konuda uyumlu bir örgüt olduğunu iddia ediyor.

Tarafsızlığın delinmesine tepkiler yükseliyor

İrlanda’nın Üçlü Kilit sisteminin kaldırılmasına karşı muhalefet giderek artıyor. Geçen Cumartesi, yaklaşık bin kişi Dublin sokaklarına dökülerek askeri müdahalelere yönelik yasal kısıtlamaların kaldırılmasına ve İrlanda’nın tarafsızlığının korunmasına karşı gösteri yaptı.

Gösteri, Sinn Féin’in de dahil olduğu muhalefet partilerinin geniş bir ittifakı ile “Tarafsızlık için Birlikte” sloganı altında ortak kampanya yürüten parlamento dışı örgütler tarafından düzenlendi.

Konuşmacılar arasında İrlanda Senatosu (Seanad Éireann) bağımsız senatörü Alice Mary Higgins ve Sinn Féin başkanı Mary Lou McDonald da vardı.

Mayıs ayında muhalefet politikacıları, ülkenin anayasal tarafsızlığını ve Üçlü Kilit’i korumak için “sonuna kadar mücadele edeceklerini” açıklamışlardı.

Gösteriler sokakta, “Tarafsızlığımızı koruyun!” ve “Üçlü Kilit’imizi koruyun!” sloganlarını attı.

İrlanda’nın tarafsızlığı: İngiliz sömürgeciliğine reddiye

İrlanda Tarafsızlık Birliği’ne göre, İrlanda’nın tarafsızlığı, İrlanda devletinin “askeri bir çatışmada taraflardan herhangi birine destek veya yardım sağlamaktan kaçınarak tarafsızlık ilkesini benimsediği ve böylece savaşın uzaması veya şiddetlenmesi olasılığını azalttığı” anlamına geliyor.

Tarihsel olarak, İrlanda’nın tarafsızlığı, İngiliz sömürge yönetimi altında yaşadığı tarihe dayanıyor. İrlanda Tarafsızlık Birliği, “sömürge sonrası bir ulus” olarak İrlanda’nın “emperyalist fetih ve işgal altında” acı çektiğini ve diğer ülkelere aynı şeyi yapma konusunda ahlaki bir eğilimi olmadığını savunuyor.

Coughlan, uzak ülkelerdeki savaşlara ve askeri ittifaklara üyeliğe karşı çıkmanın “İrlanda halkının ulusal duygularının temel bir unsuru” olduğunu ileri sürüyor ve “İngiltere ile omuz omuza savaşlara katılma isteği çok azdır,” diyor.

Anketler, tarafsızlığa yüksek düzeyde destek olduğunu gösteriyor. En son, Nisan 2025’te The Irish Times gazetesi tarafından yapılan bir ankette, katılımcıların neredeyse üçte ikisi tarafsızlıktan yana olduğunu söyledi.

AB üyesi olarak İrlanda’nın çelişkisi

İrlanda’nın AB üyesi bir ülke olarak tarafsızlığı ile AB’nin kendi tutumu arasında doğrudan bir çelişki var.

Bu çelişki, AB’nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasını (ESDP) imzalamasından bu yana varlığını sürdürüyor. 2001 yılında imzalanan ve 1 Ocak 2003’te yürürlüğe giren Nice Antlaşması ile ortak bir askeri politika oluşturulmuştu.

Bu çelişki, İrlanda halkının referandumda antlaşmayı ilk başta reddetmesinin ana nedeni olarak görülüyor. Halk, hükümetin “Üçlü Kilit” güvencesini kabul etmesinin ardından ikinci bir referandumda antlaşmayı onayladı.

Bu düzenlemeye göre, öncelikle hükümetin onayı, ikinci olarak İrlanda parlamentosunun onayı ve üçüncü olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi veya Genel Kurulu’nun destekleyici bir karar alması şartıyla, on iki kişiden fazla İrlandalı askerin yurtdışına gönderilmesi mümkün değildir.

AB’nin militarizasyona karşı halk direnişi sorunu, 2007’de imzalanan ve ancak 1 Aralık 2009’da yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması ile tekrarlanmıştı.

Bu anlaşma, ESDP’nin daha kapsamlı Ortak Güvenlik ve Savunma Politikasına (CSDP) dönüştürülmesini öngörüyordu. Bu da ilk olarak referandumda reddedilmiş, fakat hükümetin Üçlü Kilit rolünü teyit etmesinin ardından ikinci bir İrlanda referandumunda onaylanmıştı.

Gizli askerileşme: Devlet, halkı umursamıyor

İrlanda hükümeti, pratikte ülkenin anayasal tarafsızlığını birçok kez zedeledi.

Örneğin, Dublin, ABD askeri nakliye uçaklarına Orta Doğu’daki savaş bölgelerine giderken Shannon Havalimanında mola izni vermişti.

Coughlan’ın işaret ettiği gibi, İrlanda AB’nin dış ve askeri politikasında da aktif bir rol oynuyor. 1 Ekim 2024’te, o dönem Başbakan Yardımcısı (Tánaiste) ve Savunma Bakanı olan ve daha sonra Başbakanlık (Taoiseach) koltuğuna oturan Micheál Martin, Dublin’in Almanya tarafından başlatılan ancak tüm Avrupa’yı kapsayan bir hava savunma sistemi olan Avrupa Hava Kalkanı Girişimi’ne (ESSI) katılmayı düşündüğünü resmen kabul etti.

Bundan önce, Şubat 2024’te İrlanda hükümeti, NATO ile istihbarat dahil olmak üzere daha fazla bilgi alışverişine olanak tanıyan, Bireysel Uyarlanmış Ortaklık Programını (ITPP) imzalamıştı.

İrlanda hükümetinden bir üye, o dönemde İrlanda’nın örneğin NATO’nun siber savunma sistemlerine erişimi olduğunu doğrulamıştı.

İrlanda, Estonya’nın başkenti Tallinn’de bulunan NATO İşbirliği Siber Mükemmeliyet Merkezinde (NATO CCDCOE) “katkıda bulunan katılımcı” olarak yer alıyor.

Dublin ayrıca, NATO işbirliğinin İrlanda’nın kendi su altı altyapısını korumasına yardımcı olduğunu savunuyor.

Avrupa

Radev: Bulgaristan Ukrayna koalisyonunda yer almayacak

Yayınlanma

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna için kurulan “gönüllüler koalisyonuna” katılmayacağını açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan şahsen davet aldığını belirten Radev, Ukrayna’ya mali ve askeri yardımın sürdürülmesini savunan bir yapıda yer almayacaklarını ifade etti.

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna’ya yönelik destek kapsamında oluşturulan “gönüllüler koalisyonunda” yer almayacağını duyurdu.

Fransa’nın milli günü vesilesiyle Paris’te düzenlenen askeri geçit töreni öncesinde Bulgaristan Ulusal Radyosuna (BNR) açıklamalarda bulunan Radev, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bu yapıya katılmaları için şahsi davet aldığını aktardı.

Radev, “Ukrayna’ya yönelik mali ve askeri yardımın devam etmesi konusunda ısrarcı olan bir koalisyonda yer almıyoruz” dedi.

Ukrayna’daki çatışmanın askeri araçlarla uzatılmasını doğru bulmadığını ifade eden Radev, çözümün askeri yöntemlerle süreci uzatmak değil, tansiyonun yükselmesini nihayet nihayete erdirecek “güçlü bir diplomatik misyon” yürütmek olduğunu kaydetti.

Bulgaristan, Paris’te düzenlenen “gönüllüler koalisyonu” toplantısına katılım göstermedi.

Kararların alınacağı yerler AB ve NATO

Paris’te gündeme gelen “anti-balistik koalisyon” oluşturulması yönündeki kararı da değerlendiren Radev, “Kolektif güvenliğimizi ilgilendiren tüm kararlar farklı bir formatta ve başka yerlerde alınıyor. Çok sayıda öneri ve fikirle karşılaştık. Bulgaristan karar alma süreçlerinde aktif olarak rol alıyor. Bu kararlar, Bulgaristan’ın da ağırlığa sahip olduğu ve aktif temsil edildiği AB ve NATO çerçevesinde alınıyor” ifadelerini kullandı.

Bulgaristan Başbakanı, geçen hafta yaptığı açıklamada ise Sofya’nın Kiev’e yardımlarını kendi imkanları sınırında tutacağını belirtmişti.

Radev bu sınırın, vatandaşlara yönelik sosyal yükümlülükler ve önceki hükümetlerin geride bıraktığı yüksek bütçe açığı gözetilerek belirleneceğini vurgulamıştı. Bulgaristan Başbakanı haziran ayında da Ukrayna’ya silah sevkıyatını durduracaklarını açıklamıştı.

Dolaylı mühimmat tedariki sürüyor

Bloomberg’in verilerine göre Bulgaristan, Avrupa Birliği bünyesinde Sovyet dönemi standartlarındaki mühimmatın en büyük üreticileri arasında yer alıyor.

Ukrayna ordusunun çatışmaların ilk aşamasında bu mühimmatlara önemli ölçüde bağımlı olduğu biliniyor. Sofya yönetiminin doğrudan sevkıyat yapmayı reddetmesine rağmen, Bulgar üretimi askeri malzemelerin üçüncü ülkeler üzerinden Ukrayna’ya ulaştığı belirtiliyor.

Bulgaristan, 2022 yılından bu yana Kiev’e 13 askeri yardım paketi gönderdi ancak bu yardımların hacmi ve mali değeri hakkında resmi bir açıklama yapmadı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Paris’teki “gönüllüler koalisyonu” toplantısına tepki gösterdi.

Bu oluşumu “savaş kışkırtıcıları koalisyonu” olarak nitelendiren Peskov, “Bu yapı, barış istemeyen, savaşın sürmesini arzulayan ve ülkemizi stratejik bir yenilgiye uğratabilecekleri yönündeki derin bir yanılgıya kapılan ülkeler grubudur” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İngiliz savunma şirketlerine AB fonundan pay yolu açıldı

Yayınlanma

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz savunma şirketlerinin Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı desteklemek amacıyla oluşturduğu 90 milyar euroluk program kapsamındaki ihalelere katılabileceğini duyurdu. İngiltere hükümetinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre bu anlaşma, Londra ile Brüksel arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini geliştirmek adına önemli bir adım niteliği taşıyor.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesindeki savunma sanayisi şirketlerinin Avrupa Birliği (AB) tarafından Ukrayna’ya destek amacıyla yürütülen 90 milyar euro (yaklaşık 102,6 milyar dolar) hacimli program kapsamındaki sözleşme ihalelerine katılabileceğini açıkladı.

İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanan basın açıklamasında, bu uzlaşmanın mayıs ayında düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından Londra ile Brüksel arasında başlatılan müzakerelerin bir sonucu olduğu belirtildi.

İngiliz hükümeti, varılan anlaşmayı Londra ve Brüksel’in savunma ile güvenlik alanlarındaki işbirliğinde ileriye dönük önemli bir adım olarak nitelendirdi.

Başbakan Starmer, sağlanan mutabakatın İngiliz savunma işletmelerine yeni siparişler garanti edeceğini, istihdam olanakları yaratacağını ve ülkenin savunma sanayi kompleksini tahkim edeceğini kaydetti. İngiltere’nin bu programa yapacağı mali katkının boyutu, İngiliz şirketlerinin kazanacağı sözleşmelerin toplam değerine göre belirlenecek.

Londra yönetimi, bu yıl Ukrayna’ya hali hazırda 3,75 milyar sterlin (yaklaşık 4,8 milyar dolar) tutarında askeri yardım sağladığını hatırlattı.

Yapılan açıklamada ayrıca, Kiev’e her yıl 3 milyar sterlin (yaklaşık 3,8 milyar dolar) değerinde askeri destek sağlama taahhüdünün “gerektiği sürece” yürürlükte kalacağı vurgulandı.

Bloomberg’ün konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı daha önceki haberinde, AB’nin Ukrayna’ya İngiliz şirketlerinden silah satın alabilmesi için 60 milyar euro (yaklaşık 69 milyar dolar) tutarındaki kredi imkanını kullanma izni vermeye hazırlandığı belirtilmişti.

Habere göre anlaşma, Ukrayna tarafının İngiliz savunma üreticileriyle imzalayacağı sözleşmelerin maliyetinin İngiltere tarafından tazmin edilmesini öngörüyor.

Haberde paylaşılan diğer ayrıntılara göre bu mutabakat, tarafların İngiltere’nin Avrupa savunma fonu SAFE programına katılımı konusunda ortak bir paydada buluşamaması üzerine geliştirilen bir uzlaşı formülü niteliği taşıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Estonya, Rusya sınırına yeni askeri üs kuruyor

Yayınlanma

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde 15 milyon euro bütçeyle askeri üs inşa etmeye hazırlanıyor. Kamu yayıncısı ERR’nin aktardığına göre, İvangorod kentinin karşısında yer alacak üssün 2028 yazında tamamlanması planlanıyor. Savunma Bakanı Hanno Pevkur, projenin ulusal güvenlik için stratejik bir karar olduğunu iddia etti.

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde askeri altyapı kurma çalışmalarına başlıyor. Rusya’nın İvangorod kentinin karşısında ve St. Petersburg’a en yakın sınır noktalarından birinde yer alacak üs için Estonya Savunma Yatırımları Devlet Merkezi, 15 milyon euro değerinde tasarım ve inşaat ihalesi açtı.

Estonya kamu yayıncısı ERR’nin haberine göre proje, 7 bin 500 metrekareden geniş bir alanda 12 binanın ve mühendislik altyapısının inşasını kapsıyor.

Ana tesislerin 2028 yazında faaliyete geçmesi planlanıyor. İlk etapta 150 askerin 2027 yılının başında yerleştirileceği üs, tamamlandığında Estonya Savunma Kuvvetleri 1. Piyade Tugayı’na bağlı yaklaşık 200 askere ev sahipliği yapacak.

Ancak tesis, ihtiyaç duyulması halinde NATO müttefiklerinin askeri birimlerini de ağırlayacak şekilde 1000 kişi kapasiteli olarak tasarlanıyor.

Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, daha önce yaptığı açıklamada Narva’da bir üs kurulmasını ulusal güvenlik alanında “stratejik bir karar” olarak nitelendirmişti.

Geçen yıl onaylanan projenin hayata geçirilmesi, arazi mülkiyeti meseleleri ve yerel halkla yürütülen görüşmeler nedeniyle gecikti. Üs fikri, Estonya’da Rusça konuşan nüfusun en yoğun olduğu Narva kentinde bazı yerel sakinlerin tepkisini çekti.

Sakinlerden bazıları, olası bir çatışma durumunda askeri tesisin hedef haline gelebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.

Estonya Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Vahur Karus ise ordunun varlığının yerel halk için bir tehdit değil, aksine güvenlik garantisi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Yeni üssün inşası, Estonya ve NATO’nun doğu kanadını güçlendirme programının bir parçasını oluşturuyor. Rusya sınırı boyunca Baltık Savunma Hattı’nın yapımı devam ederken, 1. Piyade Tugayı Karargahı da Narva yakınlarındaki modernize edilmiş Jõhvi üssüne taşınıyor.

Ayrıca tanksavar hendeklerinin yapımına başlanırken, Estonya’nın sınır hattına yaklaşık 600 sığınak ve diğer mühendislik engelleri inşa etmeyi planladığı belirtiliyor.

Bu önlemler alınırken Tallinn yönetimi askeri harcamalarını artırmayı sürdürüyor. Estonya Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkenin savunma bütçesi 2026 yılında yüzde 42 artışla 1,7 milyar eurodan 2,4 milyar euroya yükselecek ve askeri harcamalar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,4’üne ulaşacak.

Yetkililer, savunma harcamalarını en az 2029 yılına kadar GSYH’nin yüzde 5’inin altında tutmamayı planlıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English