Avrupa
İspanya, AB’yi “Trump’a yaltaklanmak” ile suçladı

İspanya Başbakan Yardımcısı Yolanda Díaz, ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşında zayıf kaldığı için AB liderliğini eleştirdi.
Díaz, Brüksel’de POLITICO’ya verdiği mülakatta, “Avrupa, tarihi bir ciddiyetin yaşandığı bir anda yetim kalmış durumda. Bloğun ihtiyaç duyduğu türden bir liderlik eksikliği var,” dedi.
Díaz, AB’nin “siyasi bir Avrupa, iktisadi bir Avrupa, sosyal bir Avrupa, mali bir Avrupa, kendi dış politikası olan, kendi savunma politikası olan ve [ABD Başkanı Donald] Trump’ın esiri olmayan bir Avrupa için mücadele etmesi gerektiğini” söyledi.
Díaz, Brüksel’in, ABD ve İsrail’in geçen ayın sonunda başlattığı ve Tahran’ın bölge genelinde füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla misilleme yapmasıyla Orta Doğu’da kargaşaya yol açan “tamamen gayrimeşru” İran savaşına karşı sert bir tavır sergilemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Madrid’den von der Leyen’e İran eleştirisi
Díaz, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i İran’a yapılan saldırıyı derhal kınamamakla eleştirdi ve Birleşmiş Milletler Şartında yer alan uluslararası hukuk ilkelerini savunmak için hızlı bir şekilde sesini yükseltmesi gerektiğini söyledi:
“Avrupa, uluslararası hukuk, insan hakları ve demokrasinin yanında durmalı. Yaşadığımız zamanı göz önüne alındığında, hiçbirimiz sessiz kalmayı göze alamayız.”
Bu hafta Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i Trump’a “saygı gösterdiği” için sert bir şekilde eleştiren Díaz, AB’nin ABD başkanına karşı tutumunun iç politikada da ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu:
“Gerçek şu ki, Avrupa vatandaşları İran’daki gayrimeşru savaşa karşı. AB bu savaşı destekleyerek, genellikle aşırı sağın büyümesini besleyen Avroseptik duyguları artırabilir.”
Diaz: Trump, Avrupa’ya varoluşsal bir tehdit oluşturuyor
Díaz’a göre Trump, AB’nin farkına varmasa da Avrupa için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor.
“Geçen yılın Aralık ayında Trump, Avrupa’yı hedef alan ve bizden bıktığını açıkça belirten stratejik bir belge yayınladı,” dedi ve Trump yönetiminin Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne atıfta bulundu.
Metin, kıtaya karşı merkantilist bir avantaj elde etmeye odaklanan, Avrupa’ya yönelik “Önce Amerika” yaklaşımını ayrıntılı olarak anlatıyor ve bölgedeki sağcı örgütleri destekleyeceğini ilan ediyordu.
Díaz, “Yaptığı her şey çılgın bir hava taşıyor, fakat derinlerde bu eylemlerin ardında ABD’nin iktisadi çıkarları yatıyor. Avrupa bir kez olsun uyanmalı,” diye konuştu.
Başbakan yardımcısı, AB liderlerini ABD başkanına karşı “yaltaklandıkları” için eleştirdi ve bu yaklaşımın “aptalca” olduğunu, çünkü Trump’ın kendisine bağlı olmaya çalışanlara saygı duymadığının açık olduğunu ekledi.
Díaz, ülkesinin ABD başkanına karşı durmaktan “korkmadığını” ve Madrid ile ticari bağları koparma tehdidinden çekinmediğini söyledi:
“Trump küresel bir olağanüstü hal ilan etti ve tüm kuralları çiğnedi. Bu muğlak, acı ve mutlak kararsızlık dolu günlerde, cesurca tepki vermeliyiz.”
Meloni’den İran savaşına tepki
Díaz, İspanya’nın Washington’un askeri saldırısını desteklemeyi reddetmesini ve Madrid’in “dünya çapında insan hakları, haysiyet ve ahlakı” savunmasını da övdü.
İspanya’nın tutumunun diğer AB liderleri tarafından giderek daha fazla desteklendiğini ekleyen Díaz, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin bile savaşın “uluslararası hukuk kurallarının çiğnenmesi” anlamına geldiğini söylediğini hatırlattı.
Gerçekten Meloni, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına giderek mesafe koyuyor.
Sağcı lider, çarşamba günü (11 Mart) parlamentoda yaptığı açıklamada, Orta Doğu’da devam eden askeri harekatı “uluslararası hukukun kapsamı dışında” artan müdahale eğiliminin bir parçası olarak nitelendirerek, şimdiye kadar bu konuyla ilgili en sert eleştirisini dile getirdi.
Hafta başında Meloni, savaşı ne kınadığını ne de onayladığını söyleyerek daha belirsiz bir tavır sergilemişti.
Yaklaşan referandum Meloni’yi sıkıştırıyor
Avrupa’nın en güvenilir ABD müttefiklerinden biri olarak ün kazanan bir liderin tavrındaki bu ani değişiklik, ülkesinde artan baskının bir yansıması.
İran’a yönelik hava saldırıları, kamuoyunun başka bir Orta Doğu çatışmasına sürüklenme ihtimaline karşı son derece düşmanca bir tutum sergilediği İtalya’da büyük tepkilere neden oldu.
Meloni’nin koalisyonu için giderek bir halk oylamasına dönüşen yargı reformları konusunda siyasi açıdan hassas bir referandum yaklaşıyor. Meloni bu nedenle bir yandan transatlantik ittifaklarını sürdürürken aynı zamanda iç gerilimleri de yatıştırmak gibi hassas bir görevle karşı karşıya.
Meloni, açıkça ama temkinli bir şekilde, kendini kısıtlama tarafında yeniden konumlandırıyor gibi görünüyor.
Açıklamalarında, 168 kişinin öldüğü bir kız okuluna yapılan bombardımanı “katliam” olarak kınadı ve sorumluların bir an önce tespit edilmesini istedi.
İtalyan askeri üsleri İran’a karşı savaşta kullanılamıyor
Aynı zamanda ABD güçlerinin İran’a yönelik saldırılarda kullanmak için İtalya’daki ortak üsleri kullanıp kullanamayacağı sorusu, özellikle hassas bir iç mesele haline geldi.
Meloni, üslerin 1950’lerde imzalanan anlaşmalar kapsamında yalnızca lojistik ve teknik amaçlarla kullanıldığını, saldırı başlatmak için kullanılmadığını vurguladı.
Ayrıca İtalyan hava üslerinin askeri saldırılar için kullanılması, parlamentonun açık iznini gerektiriyor.
Meloni, kendisinin ve İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in, örneğin üslerin İran’a saldırı düzenlemek için kullanılmayacağı yönündeki tutumlarının, aynı olmasına rağmen farklı algılandığını söyledi:
“Aynı kişilerin [İtalya muhalefeti] bu kararı ülkemizde kınarken İspanya’da övmesi beni şaşırtıyor.”
Avrupa
Radev: Bulgaristan Ukrayna koalisyonunda yer almayacak

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna için kurulan “gönüllüler koalisyonuna” katılmayacağını açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan şahsen davet aldığını belirten Radev, Ukrayna’ya mali ve askeri yardımın sürdürülmesini savunan bir yapıda yer almayacaklarını ifade etti.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna’ya yönelik destek kapsamında oluşturulan “gönüllüler koalisyonunda” yer almayacağını duyurdu.
Fransa’nın milli günü vesilesiyle Paris’te düzenlenen askeri geçit töreni öncesinde Bulgaristan Ulusal Radyosuna (BNR) açıklamalarda bulunan Radev, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bu yapıya katılmaları için şahsi davet aldığını aktardı.
Radev, “Ukrayna’ya yönelik mali ve askeri yardımın devam etmesi konusunda ısrarcı olan bir koalisyonda yer almıyoruz” dedi.
Ukrayna’daki çatışmanın askeri araçlarla uzatılmasını doğru bulmadığını ifade eden Radev, çözümün askeri yöntemlerle süreci uzatmak değil, tansiyonun yükselmesini nihayet nihayete erdirecek “güçlü bir diplomatik misyon” yürütmek olduğunu kaydetti.
Bulgaristan, Paris’te düzenlenen “gönüllüler koalisyonu” toplantısına katılım göstermedi.
Kararların alınacağı yerler AB ve NATO
Paris’te gündeme gelen “anti-balistik koalisyon” oluşturulması yönündeki kararı da değerlendiren Radev, “Kolektif güvenliğimizi ilgilendiren tüm kararlar farklı bir formatta ve başka yerlerde alınıyor. Çok sayıda öneri ve fikirle karşılaştık. Bulgaristan karar alma süreçlerinde aktif olarak rol alıyor. Bu kararlar, Bulgaristan’ın da ağırlığa sahip olduğu ve aktif temsil edildiği AB ve NATO çerçevesinde alınıyor” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan Başbakanı, geçen hafta yaptığı açıklamada ise Sofya’nın Kiev’e yardımlarını kendi imkanları sınırında tutacağını belirtmişti.
Radev bu sınırın, vatandaşlara yönelik sosyal yükümlülükler ve önceki hükümetlerin geride bıraktığı yüksek bütçe açığı gözetilerek belirleneceğini vurgulamıştı. Bulgaristan Başbakanı haziran ayında da Ukrayna’ya silah sevkıyatını durduracaklarını açıklamıştı.
Dolaylı mühimmat tedariki sürüyor
Bloomberg’in verilerine göre Bulgaristan, Avrupa Birliği bünyesinde Sovyet dönemi standartlarındaki mühimmatın en büyük üreticileri arasında yer alıyor.
Ukrayna ordusunun çatışmaların ilk aşamasında bu mühimmatlara önemli ölçüde bağımlı olduğu biliniyor. Sofya yönetiminin doğrudan sevkıyat yapmayı reddetmesine rağmen, Bulgar üretimi askeri malzemelerin üçüncü ülkeler üzerinden Ukrayna’ya ulaştığı belirtiliyor.
Bulgaristan, 2022 yılından bu yana Kiev’e 13 askeri yardım paketi gönderdi ancak bu yardımların hacmi ve mali değeri hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Paris’teki “gönüllüler koalisyonu” toplantısına tepki gösterdi.
Bu oluşumu “savaş kışkırtıcıları koalisyonu” olarak nitelendiren Peskov, “Bu yapı, barış istemeyen, savaşın sürmesini arzulayan ve ülkemizi stratejik bir yenilgiye uğratabilecekleri yönündeki derin bir yanılgıya kapılan ülkeler grubudur” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa
İngiliz savunma şirketlerine AB fonundan pay yolu açıldı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz savunma şirketlerinin Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı desteklemek amacıyla oluşturduğu 90 milyar euroluk program kapsamındaki ihalelere katılabileceğini duyurdu. İngiltere hükümetinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre bu anlaşma, Londra ile Brüksel arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini geliştirmek adına önemli bir adım niteliği taşıyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesindeki savunma sanayisi şirketlerinin Avrupa Birliği (AB) tarafından Ukrayna’ya destek amacıyla yürütülen 90 milyar euro (yaklaşık 102,6 milyar dolar) hacimli program kapsamındaki sözleşme ihalelerine katılabileceğini açıkladı.
İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanan basın açıklamasında, bu uzlaşmanın mayıs ayında düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından Londra ile Brüksel arasında başlatılan müzakerelerin bir sonucu olduğu belirtildi.
İngiliz hükümeti, varılan anlaşmayı Londra ve Brüksel’in savunma ile güvenlik alanlarındaki işbirliğinde ileriye dönük önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Başbakan Starmer, sağlanan mutabakatın İngiliz savunma işletmelerine yeni siparişler garanti edeceğini, istihdam olanakları yaratacağını ve ülkenin savunma sanayi kompleksini tahkim edeceğini kaydetti. İngiltere’nin bu programa yapacağı mali katkının boyutu, İngiliz şirketlerinin kazanacağı sözleşmelerin toplam değerine göre belirlenecek.
Londra yönetimi, bu yıl Ukrayna’ya hali hazırda 3,75 milyar sterlin (yaklaşık 4,8 milyar dolar) tutarında askeri yardım sağladığını hatırlattı.
Yapılan açıklamada ayrıca, Kiev’e her yıl 3 milyar sterlin (yaklaşık 3,8 milyar dolar) değerinde askeri destek sağlama taahhüdünün “gerektiği sürece” yürürlükte kalacağı vurgulandı.
Bloomberg’ün konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı daha önceki haberinde, AB’nin Ukrayna’ya İngiliz şirketlerinden silah satın alabilmesi için 60 milyar euro (yaklaşık 69 milyar dolar) tutarındaki kredi imkanını kullanma izni vermeye hazırlandığı belirtilmişti.
Habere göre anlaşma, Ukrayna tarafının İngiliz savunma üreticileriyle imzalayacağı sözleşmelerin maliyetinin İngiltere tarafından tazmin edilmesini öngörüyor.
Haberde paylaşılan diğer ayrıntılara göre bu mutabakat, tarafların İngiltere’nin Avrupa savunma fonu SAFE programına katılımı konusunda ortak bir paydada buluşamaması üzerine geliştirilen bir uzlaşı formülü niteliği taşıyor.
Avrupa
Estonya, Rusya sınırına yeni askeri üs kuruyor

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde 15 milyon euro bütçeyle askeri üs inşa etmeye hazırlanıyor. Kamu yayıncısı ERR’nin aktardığına göre, İvangorod kentinin karşısında yer alacak üssün 2028 yazında tamamlanması planlanıyor. Savunma Bakanı Hanno Pevkur, projenin ulusal güvenlik için stratejik bir karar olduğunu iddia etti.
Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde askeri altyapı kurma çalışmalarına başlıyor. Rusya’nın İvangorod kentinin karşısında ve St. Petersburg’a en yakın sınır noktalarından birinde yer alacak üs için Estonya Savunma Yatırımları Devlet Merkezi, 15 milyon euro değerinde tasarım ve inşaat ihalesi açtı.
Estonya kamu yayıncısı ERR’nin haberine göre proje, 7 bin 500 metrekareden geniş bir alanda 12 binanın ve mühendislik altyapısının inşasını kapsıyor.
Ana tesislerin 2028 yazında faaliyete geçmesi planlanıyor. İlk etapta 150 askerin 2027 yılının başında yerleştirileceği üs, tamamlandığında Estonya Savunma Kuvvetleri 1. Piyade Tugayı’na bağlı yaklaşık 200 askere ev sahipliği yapacak.
Ancak tesis, ihtiyaç duyulması halinde NATO müttefiklerinin askeri birimlerini de ağırlayacak şekilde 1000 kişi kapasiteli olarak tasarlanıyor.
Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, daha önce yaptığı açıklamada Narva’da bir üs kurulmasını ulusal güvenlik alanında “stratejik bir karar” olarak nitelendirmişti.
Geçen yıl onaylanan projenin hayata geçirilmesi, arazi mülkiyeti meseleleri ve yerel halkla yürütülen görüşmeler nedeniyle gecikti. Üs fikri, Estonya’da Rusça konuşan nüfusun en yoğun olduğu Narva kentinde bazı yerel sakinlerin tepkisini çekti.
Sakinlerden bazıları, olası bir çatışma durumunda askeri tesisin hedef haline gelebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.
Estonya Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Vahur Karus ise ordunun varlığının yerel halk için bir tehdit değil, aksine güvenlik garantisi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni üssün inşası, Estonya ve NATO’nun doğu kanadını güçlendirme programının bir parçasını oluşturuyor. Rusya sınırı boyunca Baltık Savunma Hattı’nın yapımı devam ederken, 1. Piyade Tugayı Karargahı da Narva yakınlarındaki modernize edilmiş Jõhvi üssüne taşınıyor.
Ayrıca tanksavar hendeklerinin yapımına başlanırken, Estonya’nın sınır hattına yaklaşık 600 sığınak ve diğer mühendislik engelleri inşa etmeyi planladığı belirtiliyor.
Bu önlemler alınırken Tallinn yönetimi askeri harcamalarını artırmayı sürdürüyor. Estonya Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkenin savunma bütçesi 2026 yılında yüzde 42 artışla 1,7 milyar eurodan 2,4 milyar euroya yükselecek ve askeri harcamalar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,4’üne ulaşacak.
Yetkililer, savunma harcamalarını en az 2029 yılına kadar GSYH’nin yüzde 5’inin altında tutmamayı planlıyor.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti
Diplomasi6 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti









