Bizi Takip Edin

Diplomasi

İsrail, Birleşik Krallık’a ültimatom verebilir

Yayınlanma

İsrail, Başbakan Keir Starmer’ın Filistin’i tanıma kararını sürdürmesi halinde Birleşik Krallık ile savunma ve güvenlik işbirliğini sonlandırmayı değerlendiriyor.

Diplomatik kaynakların The Times’a verdiği bilgilere göre, Binyamin Netanyahu hükümetinin, Birleşik Krallık’ın önümüzdeki ay Filistin’i tanıma kararını sürdürmesi halinde, bir dizi seçenek arasından bu yanıtı değerlendirdiğini bildirdi.

Bir yetkili, Birleşik Krallık ve diplomatik tanıma kararı almayı düşünen diğer ülkelerin böyle bir adımın sonuçlarını “dikkatlice değerlendirmeleri” gerektiğini söyledi.

Başka bir diplomatik kaynak ise, “Londra dikkatli olmalı çünkü Bibi [Netanyahu] ve bakanları da kullanabilecekleri kozları var. İsrail, Birleşik Krallık ile olan ortaklığına değer veriyor ama son kararlar, İsrail’in baskı altında olduğunu gösteriyor ve İsrail hükümeti buna karşılık adımlar atmaya karar verirse Birleşik Krallık’ın kaybedecek çok şeyi var,” dedi.

İsrail, Starmer’ın kararına öfkeyle tepki göstererek, barış süreci dışında ve kalan rehineler serbest bırakılmadan tanıma sürecini başlatarak Hamas’ın “terörüne ödül” verdiğini iddia etmişti.

Starmer, İsrail’in Gazze’ye daha fazla yardım girmesine izin vermediği, Batı Şeria’daki ilhakı durdurmadığı, ateşkes kabul etmediği ve uzun vadeli bir barış sürecine imza atmadığı takdirde hükümetinin önümüzdeki ay Filistin devletini tanıyacağını söylemişti.

The Times’a konuşan uzmanlar, Birleşik Krallık ile savunma ve güvenlik işbirliğinin sonlandırılmasının her iki ülke için önemli iktisadi ve güvenlik sonuçları doğuracağı konusunda uyarıda bulundu.

Son birkaç yıldır İsrail istihbaratı, Birleşik Krallık’taki İran destekli tehditler hakkında İngiliz istihbarat teşkilatlarına önemli bilgiler sağladı. 

Mossad’ın, İran bağlantılı olduğu iddia edilen ve Londra’daki İsrail büyükelçiliğine yönelik “terörist saldırı” planını engelleyen önemli bilgileri İngiliz meslektaşlarına aktardığı ileri sürülüyor.

Bu bilgi, son yıllarda İngiltere’de gerçekleştirilen en büyük terör operasyonlarından ikisine yol açtı ve Londra’nın batısındaki Kensington’da büyükelçiliği hedef alan planla bağlantılı olduğu iddia edilen beş kişi tutuklandı.

Birleşik Krallık, Irak ve Afganistan’daki gözetleme operasyonlarında İsrail yapımı insansız hava araçlarını da kullanmış ve İsrail savunma teçhizatı, her iki ülkeyle olan askeri çatışmalarda İngiliz askerlerinin hayatlarını kurtardığı için övgü almıştı.

Savunma işbirliği de iki ülke arasında derin bir şekilde kök salmışt durumda. İsrailli şirketler, BAE Systems gibi İngiliz şirketlerine silah sistemleri, parçalar ve yazılım satıyor.

İsrailli firmalar, İngiliz savunma sanayisinin tedarik zincirlerine derin bir şekilde entegre olmuş durumda ve iki ülke arasındaki toplam ticaret ortaklığının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu ticaret ortaklığı 6 milyar sterlin değerinde ve 38.000 kişiye istihdam sağlıyor.

İsrail hükümeti üyelerinin, İngiltere ile ilişkilerin kesilip kesilmemesi konusunda bölünmüş olduğu söyleniyor. Bazıları, bunun İsrail ekonomisine zarar vereceği ve İngiliz ordusunun kayıp rehineleri bulmak için Gazze üzerinde Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) uçakları uçurma yardımının sona ereceği konusunda uyarıyor.

Bölgedeki diğer İngiliz varlıkları da İsrail ordusuna bilgi veriyor ve böylece ele geçirilen İsraillilerin hareketleri hakkında gerçek zamanlı bilgi sahibi olabiliyor.

Savunma işbirliğinin kesilmesi, İsrail ekonomisi üzerinde de önemli bir ekonomik etki yaratacak çünkü bu sektördeki ihracatı ithalatını çok aşıyor.

İngiltere, Gazze’de uluslararası hukuku ihlal etmek veya ihlalleri kolaylaştırmak için kullanılan ekipmanların bulunduğu bazı ihracat lisanslarını askıya almasına rağmen, İsrail’e F-35 savaş uçakları için yedek parça tedarikine devam ediyor.

Londra’daki İsrail büyükelçiliği, Filistin devletinin tanınmasının Hamas’ı ödüllendireceği uyarısında bulundu, fakat istihbarat ilişkilerinin değerlendirilmesi konusunda eylül ayına kadar yorum yapmayacağını açıkladı.

Bir büyükelçilik yetkilisi The Times’a verdiği demeçte, “Bu ters etki yaratan hamle, İsrail ile bu kötü niyetli gündemi ilerletenler arasındaki karşılıklı yarar ilişkilerinin derinleşmesine kesinlikle katkıda bulunmayacak,” dedi.

Bu hamle, eylül ayında İşçi Partisi hükümetinin İsrail’e bazı ihracat lisanslarını askıya alması ve haziran ayında iki aşırı sağcı İsrail bakanına yaptırım uygulaması nedeniyle önemli bir gerginlik yaşayan İngiliz-İsrail ilişkilerinin en düşük noktasına işaret edecek.

Birleşik Krallık ve İsrail, İsrail devletinin kurulmasından ve Filistin’deki manda döneminde Yahudi muhbirlerin işe alınmasından önce başlayan ve şifre kırma, isyanla mücadele ve gözetlemeyi içeren istihbarat paylaşımı konusunda onlarca yıldır işbirliği yapıyor.

Uzmanlar, karşılıklı istihbarat paylaşımının boyutu ve iktisadi etkileri göz önüne alındığında, İsrail’in savunma işbirliğini sonlandırma planlarını uygulamayacağını ve bunun daha çok Filistin devleti konusunda fikrini değiştirmek için bir tehdit olarak kullanılacağını öngörüyor.

İngiliz hükümetinden bir sözcü, “İstihbarat konularıyla ilgili isimsiz spekülasyonlar hakkında yorum yapmıyoruz,” dedi.

Diplomasi

ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.

Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.

i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.

Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.

Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.

Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.

The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.

İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.

Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.

Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.

İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Washington ile Kiev arasında Patriot teknolojisi pazarlığı sürüyor

Yayınlanma

ABD ile Ukrayna arasında Patriot hava savunma sistemlerinin üretim teknolojilerinin Kiev’e devredilmesi konusunda zorlu müzakereler yürütülüyor. ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Turner, iki ülkenin teknoloji transferi ve yerel üretim için temasları sürdürdüğünü bildirdi.

ABD ile Ukrayna, Kiev’in Patriot hava savunma sistemlerini kendi topraklarında üretmesini sağlayacak teknoloji transferi konusunda zorlu müzakereler yürütüyor.

Açıklama, ABD Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Parti Üyesi Mike Turner tarafından yapıldı.

2023-2025 yıllarında Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten Turner, CBS News kanalına verdiği mülakatta iki ülkenin istişareleri sürdürdüğünü doğruladı. Turner, “Savunma amaçlı olan Patriot füzeleriyle ilgili durum çok karmaşık” ifadelerini kullandı.

Kongre üyesi, müzakerelerin Ukrayna’ya Patriot teknolojilerine daha geniş erişim sağlanmasını kapsadığını ve bu sayede ülkede söz konusu hava savunma sistemlerinin üretiminin organize edilebileceğini kaydetti.

Turner, Trump yönetimi ile Pentagon’un müzakereleri olabildiğince hızlı bir şekilde tamamlayarak ilgili kararı almasını umduğunu dile getirdi.

Trump teknoloji hırsızlığı endişesini dile getirdi

Turner’ın çıkışı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’ya Patriot füzelerini üretme izni verme vaadinden şüphe duymaya başladığına ilişkin haberlerin ardından geldi.

The New York Times gazetesi, Trump’ın teknolojinin Washington’a karşı kullanılabileceği endişesiyle Ukrayna’nın Patriot füzelerini üretmesine izin verme sözünden vazgeçtiğini yazdı.

ABD Başkanı Trump daha önce Patriot sistemlerinin sırlarını teknoloji devi Nvidia’nın çiplerine benzetmiş ve bu teknolojilerin dışarı sızmasına izin verilemeyeceğini savunmuştu.

Trump, 31 Temmuz’da Camp David’deki başkanlık rezidansında bakanlar kurulu toplantısının ardından CNBC kanalına yaptığı açıklamada, ABD’nin Patriot üretim teknolojisini hiçbir ülkeye devretmediğini, böyle bir şeyin neredeyse imkansız olduğunu fakat bu yönde görüşmelerin yapıldığını söyledi.

Patriot füzelerinin yerel olarak üretilmesi konusu, Kiev yönetiminin hava savunma araçlarındaki yetersizlik beyanlarının gölgesinde aylardır tartışılıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, nisan ayında yaptığı açıklamada ülkesinin çatışmaların başlangıcından bu yana en büyük önleyici füze kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını duyurmuştu.

Zelenskiy, mayıs ayı sonunda Washington’a başvurarak Patriot üretimi için lisans verilmesini talep etmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayı başında ABD’nin Ukrayna’ya söz konusu lisansı vermeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Trump o dönemde Patriot füzelerinin üretiminin “çok karmaşık” olduğunu vurgulamış, ancak Kiev’in bu teknolojide uzmanlaşabileceğine inandığını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna yardım grubunda ABD dönemi bitiyor: Komuta devredilecek

Yayınlanma

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden güvenlik yardım grubunun liderliğinden çekilme kararı aldı. Almanya’nın Wiesbaden kentinde konuşlu grubun komutası başka bir NATO üyesi ülkeye devredilecek. Devir sürecinin bir yıla kadar sürebileceği açıklanırken yetkililer Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz süreceğini vurguladı.

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden Ukrayna Güvenlik Yardım Grubunun (SAG-U) liderliğini bırakma kararı aldı.

Politico gazetesi, ABD’li bir yetkiliye ve ABD Savunma Bakanlığının planlarına vakıf üç kişiye dayandırdığı haberinde, gruba başka bir NATO üyesi ülkenin liderlik edeceğini duyurdu.

Liderliği hangi ülkenin üstleneceği henüz açıklanmadı.

Yönetim değişiminin bir yıla kadar sürebileceği belirtilirken, kaynaklar Ukrayna’ya desteğin birinci öncelik olmayı sürdürdüğünü ve grubun çalışmalarının kesintiye uğramayacağını vurguladı.

Pentagon yetkilileri, SAG-U’nun en başından beri geçici bir yapı olarak tasarlandığını açıkladı. Bakanlık, liderlik devrinin ittifak içinde yükün yeniden paylaşılması hedefinin bir parçası olduğunu ve ABD’nin yeni savunma stratejisiyle uyum taşıdığını belirtti.

Bir NATO yetkilisi de konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Komutanlığın Avrupalı veya Kanadalı bir subaya devredilmesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiğinin bir başka kanıtı olacaktır” dedi.

Komuta devredildikten sonra ABD Avrupa Komutanlığı, gruptaki varlığını Amerikalı bir komutan yardımcısı üzerinden sürdürecek.

2024 yazında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kurulan SAG-U’nun karargahı Almanya’nın Wiesbaden kentinde bulunuyor.

Gruba 2024 yılının ortasından bu yana liderlik eden Korgeneral Curtis Buzzard pazartesi günü görevinden ayrılıyor.

Buzzard’ın yerine geçecek olan Korgeneral Guillaume Beaurpere, ABD’nin gruptaki doğrudan rolünü kademeli olarak küçültme sürecini yönetecek.

NATO müttefikleri komuta devrini genel olarak destekledi ve Avrupa’nın rolünün artmasının mantıklı bir adım olduğunu kaydetti.

Ukraynalı yetkililer de bu kararın “ABD’deki siyasi dalgalanmalardan kaynaklanabilecek riskleri azalttığını ve Ukrayna’nın çıkarına olacak şekilde askeri lojistiği kolaylaştırdığını” savundu.

Buna karşın Politico’ya konuşan kaynaklar, NATO’nun karmaşık bürokratik yapısı nedeniyle cephe hattına yapılan sevkiyatların yavaşlamasından endişe duyulduğunu bildirdi.

Ukraynalı bir yetkili de müttefiklerden hiçbirinin “ABD’nin uydu istihbaratı, hedef gösterme ve ağır nakliye havacılığı alanındaki lojistik kabiliyetlerinin yerini dolduramayacağını” vurguladı.

Alınan karar, Beyaz Saray’ın Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve NATO bünyesindeki liderlik makamlarını müttefiklere devretme politikasıyla örtüşüyor.

ABD, şubat ayında yaptığı açıklamayla Norfolk’taki Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığının denetimini İngiltere’ye, Napoli’deki komutanlığı İtalya’ya, Hollanda’daki Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığını ise Almanya ve Polonya’ya devredeceğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English