Asya
Japonya Başbakanı Ishiba Trump’la zirvede nasıl hareket edecek?

Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba, ertesi gün ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı ilk görüşme için perşembe günü Washington’a gidiyor.
ABD tarafı, resmi konuk konutu Blair House’da konaklamayı içeren kırmızı halılı bir karşılama hazırladı. Cuma günü Trump’la olan plan ise, Oval Ofis toplantısı, genişletilmiş ikili görüşme, öğle yemeği ve ortak bir basın toplantısını içeriyor.
Ancak ABD’nin Gazze’ye sahip olma önerisi, Panama Kanalı’nın kontrolünün ele geçirilmesi gibi Trump tarafından yaratılan günlük haberlerin çığ gibi büyüdüğü bir ortamda Ishiba ziyaretinin basında ne kadar yer bulacağı tartışmalı.
Nikkei Asia, Washington merkezli Japonya uzmanlarının inceleyecekleri beş başlığı derledi:
Trump-Ishiba kimyası
Avrasya Grubu Japonya ve Asya ticareti direktörü David Boling salı günü Washington’da düzenlenen Asya Toplumu Politika Enstitüsü seminerinde “Çok farklı insanlar gibi görünüyorlar” dedi.
Ishiba trenlere, plastik minyatür modellere ve ramen noodle’a meraklı. Muhalefetin yardımı olmadan hiçbir yasayı geçiremeyen bir azınlık hükümetine liderlik ediyor.
Trump ile ilk etkileşimi kaçınılmaz olarak, Trump’ın telefonda golften diğer yabancı liderlerin dedikodularına kadar her şeyi tartışarak saatler geçirdiği merhum Başbakan Shinzo Abe’ninkiyle karşılaştırılacak.
Boling, “Açıkçası Abe ve Trump’ın sahip olduğu kişisel kimyaya sahip olmalarını beklemiyorum, ancak Ishiba’nın kendi ülkesindeki siyasi konumu için Trump’la olumlu bir ilişki kurması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Ancak Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde kıdemli bir ortak olan Christopher Johnstone, Nikkei Asia’ya Ishiba’nın Trump ile “sıcak” bir ilişki kurmaya çalışmasına gerek olmadığını söyledi.
“Bu daha çok bir muhatap olarak güç ve güvenilirlik tesis etmekle ilgili, çünkü ABD lideri ilişkiyi duygusal olmayan terimlerle görecektir” dedi.
“Japon liderin de aynı şekilde yaklaşmasını, Japonya için neyin iyi olduğunu, ABD için neyin iyi olduğunu ve bu konularda nasıl ortak bir zemine ulaşabileceğimizi düşünmesini umuyorum” diye ekledi.
Stimson Center Japonya Programı Direktörü Yuki Tatsumi de bu görüşe katılarak şunları söyledi: “Ishiba’nın her zamanki karmaşık dilini bir kenara bırakıp Trump’a ‘önce Japonya’ demesi ve ABD ile birlikte çalışmak istediği konuları ortaya koyması gerekiyor.”
Çin konusu
Görüşmenin ardından yayımlanacak ortak açıklamada iki tarafın Doğu ve Güney Çin denizlerindeki statükonun değiştirilmesine yönelik girişimlere karşı çıkması bekleniyor. ABD tarafı, ABD-Japonya güvenlik anlaşmasının 5. Maddesinin Çin’in hak iddia ettiği ve Diaoyu olarak adlandırdığı Japonya yönetimindeki Senkaku Adaları için geçerli olduğunu kabul edecek ve Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın önemini vurgulayacak.
Ancak bu söylemlerin ötesinde Trump’ın Çin’e yönelik oyun planının ne olduğu belirsiz.
Brookings Enstitüsü’nde Japonya çalışmaları alanında Philip Knight kürsüsü olan Mireya Solis, seminerde “başkomutan ideolojik değil, Çin söz konusu olduğunda şahin değil ve aslında müzakere için biraz alan aramak isteyebilir” dedi.
Johnstone, ABD-Çin ilişkilerinin gidişatında iki olasılık olduğunu söyledi: “Birincisi, ABD’nin Çin’e karşı ticaretle ilgili daha sert önlemler alması ve Japonya ve diğerlerinden ihracat kontrolleri, gümrük tarifeleri ya da münferit kuruluşlara yaptırımlar konusunda buna katılmalarını istemesi; diğer olasılık ise bir anlaşmayı içeren bir olasılık.”
Amerikan üsleri
Asya Toplumu Politika Enstitüsü’nün Washington ofisi müdür yardımcısı Emma Chanlett-Avery seminerde yaptığı konuşmada, Japonya’daki ABD birliklerinin idamesi için gereken maliyet yükünün paylaşılmasının erken bir tartışma konusu olabileceğini söyledi.
ABD hükümetinin Japonya’nın ev sahibi ülkeye vereceği desteğin ölçeğini belirleyen beş yıllık anlaşmanın Trump döneminde sona ereceğine dikkat çeken Chanlett-Avery, “Bu Trump yönetiminin hedeflerinden biri olabilir” dedi.
Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton, Başkan’ın ilk döneminde Japonya’nın 54,000 Amerikan askerine ev sahipliği yapmak için dört kat artışla yılda 8 milyar dolar ödemesini istediğini açıkladı.
Nippon Steel
Birçok analist Ishiba’nın Nippon Steel konusunu gündeme getirmekten kaçınması gerektiğini söylüyor. Trump, Japon çelik üreticisinin U.S. Steel’i satın almasına karşı olduğunu dile getirmişti ancak anlaşmanın destekçileri, Trump’ın Çin’e ait video paylaşım uygulaması TikTok’ta yaptığı gibi bir geri dönüş yapabileceğini ve eski Başkan Joe Biden’ın anlaşmayı engelleme kararını tersine çevirebileceğini umuyor.
“Bu noktada, Ishiba’nın bahsetmemesi gereken tek konu bu” diyen Tatsumi, Trump’ın satın alma için tabuta çivi çakacak açıklamalar yapmasına yol açabileceğinden korkuyor.
Dış İlişkiler Konseyi’nde Asya-Pasifik çalışmaları alanında kıdemli bir araştırmacı olan Sheila Smith ise şunları söyledi: “Japonya’nın ABD’deki doğrudan yabancı yatırımlarının önemini yineler ve bu konuyu burada bırakırdım. Ben olsam Nippon Steel kelimesini kullanmazdım.”
‘Kurallara dayalı uluslararası düzen’
Ishiba’nın mücadele etmesi gereken en temel konulardan biri “kurallara dayalı uluslararası düzen” teriminin kullanımıdır. Başbakanlar Abe, Yoshihide Suga ve Fumio Kishida yönetimindeki Japonya, kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmayı dış politikasının bir ayağı haline getirmiştir. Bu stratejiye göre Japonya, ancak Pekin’in mevcut uluslararası kurallara uyması halinde Çin ile işbirliğine açık olacaktı.
Ancak Trump yetkilileri, güç dengesine dayalı realist bir yaklaşımı tercih ederek bu tür değerlere dayalı bir dış politikaya şüpheyle yaklaştıklarını ifade ettiler.
“Sırf Trump’ın hoşuna gitmeyeceğini düşündüğünüz için bunu kullanmamalı mısınız?” diye soran Smith şöyle konuştu: “Kurallara dayalı düzen, ister G7 Hiroşima bildirisi olsun, ister diğer liderlerle görüşüyor olun, ister Küresel Güney ile konuşuyor olun, Japonya’nın diplomatik senaryosunda yazılıdır. Japonya, diplomatik hedeflerinde yerleşik olan değerleri temsil etmek zorundadır.”
ABD ve Japonya, Doğu Çin Denizi’ndeki ortak askeri varlıklarını genişletme konusunda anlaştı
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Asya
Çin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi

Pekin, Japonya ve Filipinler’in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik görüşmeleri başlatma kararına misilleme olarak Tayvan’ın doğusundaki sularda kolluk devriyeleri düzenlediğini duyurdu.
Çin Sahil Güvenliği’nden yapılan açıklamaya göre, Daishan gemisinin öncülük ettiği bir filo pazartesi günü “hukuka uygun olarak” kolluk devriyeleri gerçekleştirdi.
Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue açıklamada, “Bu, Japonya ve Filipinler’in Çin’in Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını tek taraflı olarak ilan etmesine karşı alınmış gerekli bir eylemdir. Söz konusu ilan, Çin’in toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını ciddi biçimde ihlal etmektedir,” dedi.
Jiang, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya çağırıyoruz,” diye ekledi.
Sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeyi sürdüreceğini de belirten Jiang, Çin’in “toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını söyledi.
ABD ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dahil olmak üzere çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler kararı da var. Ancak Washington, Çin’i çevreleme çabaları doğrultusunda Tayvan’a silah sağlamaya devam ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. arasında Tokyo’da yapılan zirvenin ardından iki ülke, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, aralarındaki münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) ve kıta sahanlığını belirlemek üzere “resmi müzakerelere başlama” konusunda mutabık kaldı.
Pekin, açıklanan görüşmeleri “tamamen yasa dışı ve hükümsüz” olarak kınayarak hem Tokyo hem de Manila nezdinde hızla resmi protesto girişiminde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü, “Sözde sınırlandırma görüşmeleri tamamen yasa dışıdır, geçersiz ve hükümsüzdür; Tayvan adasının doğusundaki bölgede Çin’in hak iddiaları ya da Çin’in meşru haklarını kullanması üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır,” dedi.
Tırmanan bu gerilim, Pekin ile hem Tokyo hem de Manila arasındaki ilişkilerin hâlihazırda gergin seyrettiği bir döneme denk geliyor. Tokyo ve Manila’nın her biri ABD’nin anlaşmalı müttefiki. Çin’in ayrıca Doğu Çin Denizi’nde Japonya ile, Güney Çin Denizi’nde ise Filipinler ile ayrı toprak anlaşmazlıkları bulunuyor.
Washington’ın kaynakları ve dikkati İran’daki savaşa yönelmiş, Beyaz Saray da Batı Yarımküre’yi stratejik önceliği haline getirmişken, Japonya ve Filipinler “Hint-Pasifik” olarak adlandırılan bölgede diplomatik temaslarını artırdı.
Bu süreç, diğer ülkelerle daha yakın güvenlik ve savunma bağları örmeyi de içerdi; bu da Pekin’in onları bölgede bloklar arası cepheleşmeyi teşvik etmekle suçlamasına yol açtı.
Japonya ve Filipinler ortak deniz sınırına sahip değil, ancak her iki ülke de yasal kıta sahanlıklarını 200 deniz milinin, yani 370 kilometre veya 230 milin ötesine genişletmeyi hedeflediğinden deniz tabanı iddiaları çakışabilir.
Japonya’nın Ryukyu Adaları’nın güneybatısında ve Filipinler’in Batanes Adaları’nın kuzeyinde yer alan bu örtüşen bölge, Tayvan’ın doğusunda bulunuyor.
Pekin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Tayvan adasının MEB’i ve kıta sahanlığı da bu bölgenin içinde yer alıyor. Bunlar Çin’in haklarıdır ve iki tarafın kendi aralarında müzakere edebileceği bir şey değildir,” dedi.
Yang, Çin devlet yayın kuruluşu CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’da pazar günü — Çin Sahil Güvenliği’nin devriyeyi duyurmasından önce — yayımlanan röportajında, Pekin’in Tokyo ve Manila’ya karşı “tarihi ve benzeri görülmemiş” karşı önlemler alacağını söyledi.
Yang, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı bir örtüşme bölgesinde müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın [doğusundaki sularda] yargı yetkimizi ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz,” dedi.
“Karşı taraf pervasız ve yıkıcı eylemlerde bulunacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Yang, Tayvan’ın doğusundaki suları, ada sakinlerinin ekonomik faaliyetleri için asli bir deniz alanı olarak tanımladı.
“Eğer bu sular Japonya ve Filipinler arasında paylaştırılırsa, bu açıkça Tayvan adasındaki halkın çıkarlarına zarar verir,” diye ekledi.
Filipinler ve Vietnam ilişkilerini ‘geliştirilmiş stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltti
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı









