Bizi Takip Edin

Diplomasi

Kafkasya’nın makus talihinde yeni fasıl: J.D. Vance’in Bakü ve Erivan çıkarmasından notlar

Yayınlanma

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı J.D. Vance arasında imza edilen Stratejik Ortaklık Şartnamesi, iki devlet arasındaki münasebetleri kuru bir iyi niyet beyanından çıkarıp, kurumsal ve sarsılmaz bir “akid” seviyesine yaşıdı. Bu belge, sadece iki ülkenin birbirine yakınlaşmasını değil, bölgenin NATO eksenininin stratejik yörüngesine kesin bir giriş yapmasını simgeliyor. Bakü’deki Amerikan elçiliğinin de ifade ettiği üzere; Washington, Güney Kafkasya’nın uyuyan devasa potansiyelini bir “kuvveden fiile çıkarma” azmiyle hareket ediyor.

İmzalanan şartname, iki ülke arasındaki işbirliğinin sadece bugününü değil, gelecek on yıllarını da tanzim eden bir belge hükmünde. Belgenin temel sütunları arasında “egemenliğin ve toprak bütünlüğünün” karşılıklı olarak kayıtsız şartsız tanınması yer alıyor. Bu durum, bölgedeki “donmuş ihtilaflar” devrinin kapandığının en üst düzeyden tescili.

Ulaştırma hatlarının geliştirilmesi ve stratejik sektörlerde ortaklık kurulması gibi maddeler, metnin sadece kağıt üzerinde kalmayacağının, sahada devasa bir şantiye yükseleceğinin ve Amerikan sermayesinin Güney Kafkasya’ya hücumunun habercisi.

Lojistik ihtilal: Orta Koridor ve “Trump Rotası”

Şartnamenin somut maddeleri, bölgesel bağlantı yolları üzerine. Burada iki devasa proje ön plana çıkıyor: Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru (Orta Koridor) ve kısa adıyla TRIPP (Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası).

Orta Koridor; Çin’den başlayıp Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya uzanan, Rusya’yı tamamen “baypas eden” bir ticaret şah damarı. 2025 yılı verilerine göre, bu güzergâhtaki yük akışı 2024 yılına nazaran %62 oranında devasa bir artış göstererek 4,5 milyon tona ulaşmıştır. Batılı lojistik şirketleri için bu yol, Rusya üzerinden geçen “Kuzey Yolu”ndan çok daha kârlı ve güvenli bir alternatif hâline geldi. Öyle ki, Çin’den çıkan bir yükün bu güzergâhla sadece 12 günde Avrupa’ya ulaşması hedefleniyor.

Bu devasa ağın en kritik halkası ise Ermenistan topraklarından geçecek olan 44 kilometrelik Zengezur Koridoru. 8 Ağustos 2025 tarihinde Beyaz Saray’da bizzat Donald Trump’ın arabuluculuğuyla sağlanan anlaşma neticesinde, bu koridorun yönetimi 99 yıllığına ABD’ye devredilmişti. “Trump Rotası” olarak adlandırılan bu güzergâh, Nahçıvan ile Azerbaycan ana karasını birbirine bağlayarak Türk cumhuriyetlerinin coğrafi kopukluğuna son verecek veyahut da Rusya’nın güneyden kuşatılmasına neden olacak. 1991’den bu yana rayların söküldüğü bu atıl hat, şimdi bir Amerikan şirketinin kontrolünde, kârın %30’unun Ermenistan’a, %30’unun Azerbaycan’a ve %40’ının ise Amerikalı işletmeciye gideceği bir mülkiyet yapısıyla yeniden inşa ediliyor.[1]

Amerikan sermayesinin Kafkasya’ya hücumu

Şartnamenin iktisadi boyutu, alışılagelmiş ticaret anlaşmalarının çok ötesinde ya da Amerikan sermayesinin Bakü’ye hücumu olarak okunabilir. İki ülke arasında kamu ve özel sektör sermayesinin doğrudan katılımıyla “dijital dönüşüm” planlanıyor. Yapay zekâ, veri işleme merkezleri ve uzay sanayisi gibi ileri teknoloji alanlarında işbirliği öngörülürken, bu süreç ortak araştırma-geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleri ve inovasyon platformlarıyla desteklenecek. Ayrıca, nitelikli iş gücü yetiştirilmesi amacıyla başlatılacak teknik destek süreçleri, Azerbaycan’ın beşeri sermayesini de dönüştürecek.

Enerji güvenliği başlığı altında, Azerbaycan’ın arz güzergâhlarını çeşitlendirmesi ve maden kaynaklarının dünya pazarlarına transit geçişinin desteklenmesi, tek taraflı yaptırımlarla Rusya’dan aldığı petrol ve doğalgazdan büyük oranda vazgeçen Avrupa açısından da hayati. Savunma ve güvenlik alanında ise daha önce benzeri görülmemiş bir yakınlaşma söz konusu; savunma sanayisi ürünlerinin doğrudan satışı, askeri alanda ortak tatbikat ve çalışmalar, siber güvenliğin güçlendirilmesi ve insani mayın temizleme faaliyetleri, Azerbaycan ordusunun “NATO standartlarına” tam uyumunu hedefliyor.

Erivan’da nükleer kopuş: Metsamor’un sonu, Batı’ya bağımlılık

J.D. Vance’in Bakü’den bir gün önce Erivan’a yaptığı ziyaret, Rusya’nın Kafkasya’daki varlığına vurulan en ağır darbe. ABD ile Ermenistan arasında imzalanan sivil nükleer işbirliği anlaşması, Erivan’ın Rusya’yla alan bağlarını kökünden dinamitliyor. ABD, Ermenistan nükleer sektörüne 9 milyar dolara kadar yatırım yapmayı vaat etti. Bu yatırımın temel odağı, Sovyet döneminden kalan ve güvenlik tartışmalarının odağında olan Metsamor Nükleer Santrali’nin (VVER-440 reaktörleri) yerini alacak olan Amerikan tasarımı “küçük modüler reaktörler”dir (SMR).

Metsamor, Ermenistan’ın elektrik ihtiyacının %40’ını karşılıyor olsa da, Rus Rosatom şirketiyle yürütülen bu ortaklık artık Erivan için “stratejik bir yük” olarak anılmaya başlamıştı. Vance, Erivan’daki brifingde 5 milyar dolarlık başlangıç ihracatının ve 4 milyar dolarlık uzun vadeli teknik desteğin yolda olduğunu söylemişti.

Diğer taraftan Rusya’nın büyük umutlarla beslediği “Kuzey-Güney Koridoru” projesi, Zengezur’un Amerikan kontrolüne geçmesiyle adeta kadük kaldı. Moskova, başlangıçta bu koridorun kontrolünün kendi sınır muhafızlarında olmasını hayal etmiş, ancak 2025 Ağustos’unda Washington’da imzalanan o bildiriyle bu plan suya düştü.

Rusya’nın bugünkü mağlubiyetinin kökleri 2004 yılındaki Acaristan krizine ve sonrasındaki mütereddit tavırlara uzanıyor. 2004’te Saakaşvili’nin Acaristan’ı ele geçirmesine sessiz kalanlar, Batum’daki 12. Askeri Üssü’nü koruyamayanlar, bugün Karabağ ve Zengezur üzerindeki etkilerini de tamamen kaybettiler. Burası Gürcistan’ın güneybatısında, Türkiye sınırında yer alan özerk bir bölge. 1990’lardan 2004’e kadar bölgeyi yöneten Aslan Abaşidze, merkezi Tiflis hükümetinden bağımsız, Rusya yanlısı feodal bir yönetim kurmuştu. 2003’teki Batı destekli “Gül Devrimi” ile Gürcistan’da iktidara gelen Mihail Saakaşvili, 2004’te Acaristan üzerinde merkezi otoriteyi yeniden sağladı ve Abaşidze Rusya’ya iltica etmek zorunda kaldı.

Eğer Rusya o dönemde daha cevval bir diplomatik ve askeri hat izleseydi, bugün ne 2014 Meydan olayları yaşanır ne de Kafkasya bu denli Batı eksenine kayardı. 1940’ta İngiliz ve Fransızların Bakü’yü bombalama planları (Operation Pike) nasıl bir tehdit idiyse, bugün bölgeye yerleşen Amerikan özel askeri şirketleri de Rusya ve İran için aynı derecede “korkunç” bir güvenlik açığı.[2]

8 Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da atılan imzalar, 2026 yılının başında meyvelerini vermeye başladı. 224 kilometrelik Kars-Dilucu demiryolu hattının inşasına Kalyon İnşaat tarafından başlanmış, Azerbaycan ise Horadiz-Ağbend hattını tamamladı. Bölgeye yerleşecek olan 1000 kişilik Amerikan özel askeri gücü, muhtemelen çok daha büyük askeri üslerin, hava savunma sistemlerinin ve radar ağlarının öncüsü.

Moskovskiy Komsomolets‘te geçen aylarda yer alan; Rus siyasetçi ve diplomat Nikolay Platonkin’in ifadelerine başvurmak burada faydalı olabilir. Azerbaycan’ın Rusya’ya yönelik tutumunun yeni olmadığını, bunun on yıllardır süren ve Moskova’nın görmezden gelmeyi tercih ettiği bir politikanın sonucu olduğunu kaydeden Platonkin’e göre, Moskova ile Bakü arasındaki mevcut durum, “saygın bir ailenin reisinin aslında yıllardır gizli bir ikinci hayatı olan bir mafya lideri olduğunun ortaya çıktığı tipik bir Türk dizisi senaryosunu” andırıyor.

1998-2003 yılları arasında Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda Ermenistan masası şefi olarak görev yapan Platonkin, Rusya’nın Azerbaycan konusunda Gürcistan’da yaptığı hatanın aynısını yaptığını belirtti.

Platonkin, “Aşırı milliyetçi Ebulfez Elçibey’in yerine Haydar Aliyev iktidara geldiğinde Moskova’da herkes sevindi. Ancak tüm bu süre boyunca Azerbaycan’ın dış politikası değişmez bir şekilde Rusya karşıtıydı. BDT içinde en başından beri iki grup vardı: Biri entegrasyonu isteyenler (Belarus, Ermenistan, Orta Asya), diğeri ise Rusya karşıtı olup Batı ile ilişkileri güçlendirmek isteyenler. Bu ikinci grup GUAM (Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan, Moldova) adlı birliği kurdu. Azerbaycan her zaman bu gruba dâhildi” dedi.

Platonkin’e göre Azerbaycan’ın bugüne kadar NATO’ya girmemesinin sebebi isteksizliği değil, Karabağ sorunu nedeniyle kabul edilmemesiydi. Diplomat, Bakü’nün Batı yardımıyla Hazar Denizi’nin enerji kaynaklarını Rusya’yı baypas edecek şekilde ihraç etmek için altyapı kurduğunu ve Rusya için hayati önemdeki Gebele Radar İstasyonu’ndan fahiş kira bedelleri talep ederek sonunda Moskova’yı oradan çıkmaya zorladığını hatırlattı.

Ermenistan’ın ise aksine her zaman sadık bir müttefik olduğunu savunan Platonkin, şu iddialarda bulundu:

“Ermenistan ile ortak hava savunma sistemimiz var. Ermeniler, borçlarına karşılık savunma sanayii tesislerini bize devretti. Ermenistan’ın tüm enerji sektörü Rusya tarafından özelleştirildi. Sovyet döneminde inşa edilen ve ülkenin elektriğinin yarısını üreten Ermenistan Nükleer Santralini Batı’nın kapatma taleplerine rağmen biz kurtardık. Hatta bir dönem Erivan’ın, Moskova’nın ödeme yapmadığı bir zamanda üssün kalması için Rus asker ve subaylarına kendi bütçesinden maaş ödediği dahi oldu.”

Zengezur koridorunun ABD kontrolüne verilmesi planının yeni olmadığını, 2001’de Key West’te dönemin liderleri Robert Koçaryan ve Haydar Aliyev arasında benzer bir planın imzalandığını ancak Rusya’nın bunu engellediğini iddia etti.

Platonkin, “NATO zaten Hazar’da. Azerbaycan askeri olarak Türkiye’nin bir parçası, Türkiye de bir NATO ülkesi. Bizde ise hâlâ ‘İngiltere Hazar’a sızmak istiyor’ diye mırıldanıyorlar. Çoktan oradalar! Azerbaycanlı işçilerin ülkelerine gönderdiği paralara Trump’ın Meksikalılara yaptığı gibi vergi koyalım. Bakalım o zaman bize nasıl davranacaklar” diyerek ekliyor.


Notlar:

[1] Dünyada demiryolu hatlarında raylar arasındaki mesafe standart değildir. 1435 mm (Standart Hat): Türkiye, Avrupa’nın büyük kısmı, ABD ve Çin’de kullanılır. 1520 mm (Rus Hattı): Eski Sovyetler Birliği ülkelerinde (Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan vb.) kullanılır. Bu fark, trenlerin sınırlarda beklemesine ve vagonların tekerlek takımlarının (boji) değiştirilmesine neden olduğu için lojistik bir engel (darboğaz) oluşturur.

[2] 1940 İngiliz-Fransız Bakü Bombardıman Planı (Operation Pike): II. Dünya Savaşı’nın başlarında (Almanya’nın henüz SSCB’ye saldırmadığı, aksine saldırmazlık paktı imzaladığı dönem), İngiltere ve Fransa’nın hazırladığı gizli askeri plandır. Müttefikler, Sovyet petrolünün Nazi Almanyası’na akışını kesmek için Bakü’deki petrol sahalarını bombalamayı planlamışlardır. Almanya’nın Fransa’yı işgal etmesiyle plan rafa kalkmıştı.

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ermenistan’da en büyük kumarhane olan Shangri La kapatıldı

Yayınlanma

Ermenistan Ekonomi Bakanlığı, muhalefet lideri Gagik Carukyan’a ait Onira Club şirketinin kumarhane işletme lisansını usulsüzlük gerekçesiyle iptal etti. Kararın, ülkede gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin ardından muhalefetin sonuçlara itiraz ettiği ve Anayasa Mahkemesinin süreci incelediği bir dönemde alınması dikkati çekti.

Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, muhalefetteki Müreffeh Ermenistan Partisi’nin lideri Gagik Carukyan’a ait Onira Club şirketinin kumarhane işletme lisansının iptal edilmesine yönelik kararı imzaladı.

Sputnik Ermenistan’ın aktardığı gelişmeye göre iptal kararı, başkent Erivan yakınlarında bulunan ve ülkenin en büyük kumarhanesi olan Shangri La’yı kapsıyor.

Bakan Papoyan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, lisans iptaline gerekçe olarak Mart 2026’da gerçekleştirilen denetimlerde tespit edilen usulsüzlükleri gösterdi.

Yapılan incelemelerde, şirketin sunduğu finansal raporlar ile oyun makinelerinin sayaçlarındaki fiili veriler arasında tutarsızlıklar belirlendi. Papoyan, kumarhane yönetimi tarafından sunulan verilerin tahrif edildiğini ve yanlış bilgiler içerdiğini kaydetti.

Tüketicilerin ve kamu yararının korunması amacıyla hemen yürürlüğe girdiği belirtilen karara karşı, Ermenistan mevzuatı uyarınca iki ay içinde idari yoldan veya Ermenistan İdari Mahkemesinde dava açılarak itiraz edilebilecek.

Onira Club şirketine kumarhane işletme lisansı, ilk olarak 1 Ocak 2014 tarihinde Ermenistan Maliye Bakanlığı tarafından verilmişti.

Şirketin lisansı daha önce 2020 yılında, üçüncü çeyreğe ait devlet harcının dörtte birinin ödenmemesi gerekçesiyle de iptal edilmiş, ancak şirket daha sonra gerekli izinleri yeniden alarak faaliyetine devam etmişti.

Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a yurt dışına çıkış yasağı

Seçim sonuçlarına yönelik itirazlar sürüyor

Söz konusu lisans iptali kararı, ülkede parlamento seçimlerinin ardından yaşanan siyasi hareketliliğin ortasında geldi. Ermenistan’da 7 Haziran’da yapılan parlamento seçimlerinin ardından, aralarında Samvel Karapetyan liderliğindeki Güçlü Ermenistan Bloku, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın Ermenistan İttifakı ve Gagik Carukyan’ın Müreffeh Ermenistan Partisi’nin de bulunduğu yedi siyasi oluşum, 19 Haziran’da seçim sonuçlarının yeniden incelenmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Ermenistan Anayasa Mahkemesi, bu başvuruları 21 Haziran’da görüşmeye başladı.

Seçimlerden Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi birinci çıkarken, muhalefet partileri oy verme sürecinde organize usulsüzlükler yapıldığını savunuyor.

Güçlü Ermenistan Bloku, Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonunun 14 Haziran tarihli kararının iptal edilmesini ve seçimlerin ikinci turunun düzenlenmesini talep ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English