Diplomasi
Kafkasya’nın makus talihinde yeni fasıl: J.D. Vance’in Bakü ve Erivan çıkarmasından notlar

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı J.D. Vance arasında imza edilen Stratejik Ortaklık Şartnamesi, iki devlet arasındaki münasebetleri kuru bir iyi niyet beyanından çıkarıp, kurumsal ve sarsılmaz bir “akid” seviyesine yaşıdı. Bu belge, sadece iki ülkenin birbirine yakınlaşmasını değil, bölgenin NATO eksenininin stratejik yörüngesine kesin bir giriş yapmasını simgeliyor. Bakü’deki Amerikan elçiliğinin de ifade ettiği üzere; Washington, Güney Kafkasya’nın uyuyan devasa potansiyelini bir “kuvveden fiile çıkarma” azmiyle hareket ediyor.
İmzalanan şartname, iki ülke arasındaki işbirliğinin sadece bugününü değil, gelecek on yıllarını da tanzim eden bir belge hükmünde. Belgenin temel sütunları arasında “egemenliğin ve toprak bütünlüğünün” karşılıklı olarak kayıtsız şartsız tanınması yer alıyor. Bu durum, bölgedeki “donmuş ihtilaflar” devrinin kapandığının en üst düzeyden tescili.
Ulaştırma hatlarının geliştirilmesi ve stratejik sektörlerde ortaklık kurulması gibi maddeler, metnin sadece kağıt üzerinde kalmayacağının, sahada devasa bir şantiye yükseleceğinin ve Amerikan sermayesinin Güney Kafkasya’ya hücumunun habercisi.
Lojistik ihtilal: Orta Koridor ve “Trump Rotası”
Şartnamenin somut maddeleri, bölgesel bağlantı yolları üzerine. Burada iki devasa proje ön plana çıkıyor: Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru (Orta Koridor) ve kısa adıyla TRIPP (Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası).
Orta Koridor; Çin’den başlayıp Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya uzanan, Rusya’yı tamamen “baypas eden” bir ticaret şah damarı. 2025 yılı verilerine göre, bu güzergâhtaki yük akışı 2024 yılına nazaran %62 oranında devasa bir artış göstererek 4,5 milyon tona ulaşmıştır. Batılı lojistik şirketleri için bu yol, Rusya üzerinden geçen “Kuzey Yolu”ndan çok daha kârlı ve güvenli bir alternatif hâline geldi. Öyle ki, Çin’den çıkan bir yükün bu güzergâhla sadece 12 günde Avrupa’ya ulaşması hedefleniyor.
Bu devasa ağın en kritik halkası ise Ermenistan topraklarından geçecek olan 44 kilometrelik Zengezur Koridoru. 8 Ağustos 2025 tarihinde Beyaz Saray’da bizzat Donald Trump’ın arabuluculuğuyla sağlanan anlaşma neticesinde, bu koridorun yönetimi 99 yıllığına ABD’ye devredilmişti. “Trump Rotası” olarak adlandırılan bu güzergâh, Nahçıvan ile Azerbaycan ana karasını birbirine bağlayarak Türk cumhuriyetlerinin coğrafi kopukluğuna son verecek veyahut da Rusya’nın güneyden kuşatılmasına neden olacak. 1991’den bu yana rayların söküldüğü bu atıl hat, şimdi bir Amerikan şirketinin kontrolünde, kârın %30’unun Ermenistan’a, %30’unun Azerbaycan’a ve %40’ının ise Amerikalı işletmeciye gideceği bir mülkiyet yapısıyla yeniden inşa ediliyor.[1]
Amerikan sermayesinin Kafkasya’ya hücumu
Şartnamenin iktisadi boyutu, alışılagelmiş ticaret anlaşmalarının çok ötesinde ya da Amerikan sermayesinin Bakü’ye hücumu olarak okunabilir. İki ülke arasında kamu ve özel sektör sermayesinin doğrudan katılımıyla “dijital dönüşüm” planlanıyor. Yapay zekâ, veri işleme merkezleri ve uzay sanayisi gibi ileri teknoloji alanlarında işbirliği öngörülürken, bu süreç ortak araştırma-geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleri ve inovasyon platformlarıyla desteklenecek. Ayrıca, nitelikli iş gücü yetiştirilmesi amacıyla başlatılacak teknik destek süreçleri, Azerbaycan’ın beşeri sermayesini de dönüştürecek.
Enerji güvenliği başlığı altında, Azerbaycan’ın arz güzergâhlarını çeşitlendirmesi ve maden kaynaklarının dünya pazarlarına transit geçişinin desteklenmesi, tek taraflı yaptırımlarla Rusya’dan aldığı petrol ve doğalgazdan büyük oranda vazgeçen Avrupa açısından da hayati. Savunma ve güvenlik alanında ise daha önce benzeri görülmemiş bir yakınlaşma söz konusu; savunma sanayisi ürünlerinin doğrudan satışı, askeri alanda ortak tatbikat ve çalışmalar, siber güvenliğin güçlendirilmesi ve insani mayın temizleme faaliyetleri, Azerbaycan ordusunun “NATO standartlarına” tam uyumunu hedefliyor.
Erivan’da nükleer kopuş: Metsamor’un sonu, Batı’ya bağımlılık
J.D. Vance’in Bakü’den bir gün önce Erivan’a yaptığı ziyaret, Rusya’nın Kafkasya’daki varlığına vurulan en ağır darbe. ABD ile Ermenistan arasında imzalanan sivil nükleer işbirliği anlaşması, Erivan’ın Rusya’yla alan bağlarını kökünden dinamitliyor. ABD, Ermenistan nükleer sektörüne 9 milyar dolara kadar yatırım yapmayı vaat etti. Bu yatırımın temel odağı, Sovyet döneminden kalan ve güvenlik tartışmalarının odağında olan Metsamor Nükleer Santrali’nin (VVER-440 reaktörleri) yerini alacak olan Amerikan tasarımı “küçük modüler reaktörler”dir (SMR).
Metsamor, Ermenistan’ın elektrik ihtiyacının %40’ını karşılıyor olsa da, Rus Rosatom şirketiyle yürütülen bu ortaklık artık Erivan için “stratejik bir yük” olarak anılmaya başlamıştı. Vance, Erivan’daki brifingde 5 milyar dolarlık başlangıç ihracatının ve 4 milyar dolarlık uzun vadeli teknik desteğin yolda olduğunu söylemişti.
Diğer taraftan Rusya’nın büyük umutlarla beslediği “Kuzey-Güney Koridoru” projesi, Zengezur’un Amerikan kontrolüne geçmesiyle adeta kadük kaldı. Moskova, başlangıçta bu koridorun kontrolünün kendi sınır muhafızlarında olmasını hayal etmiş, ancak 2025 Ağustos’unda Washington’da imzalanan o bildiriyle bu plan suya düştü.
Rusya’nın bugünkü mağlubiyetinin kökleri 2004 yılındaki Acaristan krizine ve sonrasındaki mütereddit tavırlara uzanıyor. 2004’te Saakaşvili’nin Acaristan’ı ele geçirmesine sessiz kalanlar, Batum’daki 12. Askeri Üssü’nü koruyamayanlar, bugün Karabağ ve Zengezur üzerindeki etkilerini de tamamen kaybettiler. Burası Gürcistan’ın güneybatısında, Türkiye sınırında yer alan özerk bir bölge. 1990’lardan 2004’e kadar bölgeyi yöneten Aslan Abaşidze, merkezi Tiflis hükümetinden bağımsız, Rusya yanlısı feodal bir yönetim kurmuştu. 2003’teki Batı destekli “Gül Devrimi” ile Gürcistan’da iktidara gelen Mihail Saakaşvili, 2004’te Acaristan üzerinde merkezi otoriteyi yeniden sağladı ve Abaşidze Rusya’ya iltica etmek zorunda kaldı.
Eğer Rusya o dönemde daha cevval bir diplomatik ve askeri hat izleseydi, bugün ne 2014 Meydan olayları yaşanır ne de Kafkasya bu denli Batı eksenine kayardı. 1940’ta İngiliz ve Fransızların Bakü’yü bombalama planları (Operation Pike) nasıl bir tehdit idiyse, bugün bölgeye yerleşen Amerikan özel askeri şirketleri de Rusya ve İran için aynı derecede “korkunç” bir güvenlik açığı.[2]
8 Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da atılan imzalar, 2026 yılının başında meyvelerini vermeye başladı. 224 kilometrelik Kars-Dilucu demiryolu hattının inşasına Kalyon İnşaat tarafından başlanmış, Azerbaycan ise Horadiz-Ağbend hattını tamamladı. Bölgeye yerleşecek olan 1000 kişilik Amerikan özel askeri gücü, muhtemelen çok daha büyük askeri üslerin, hava savunma sistemlerinin ve radar ağlarının öncüsü.
Moskovskiy Komsomolets‘te geçen aylarda yer alan; Rus siyasetçi ve diplomat Nikolay Platonkin’in ifadelerine başvurmak burada faydalı olabilir. Azerbaycan’ın Rusya’ya yönelik tutumunun yeni olmadığını, bunun on yıllardır süren ve Moskova’nın görmezden gelmeyi tercih ettiği bir politikanın sonucu olduğunu kaydeden Platonkin’e göre, Moskova ile Bakü arasındaki mevcut durum, “saygın bir ailenin reisinin aslında yıllardır gizli bir ikinci hayatı olan bir mafya lideri olduğunun ortaya çıktığı tipik bir Türk dizisi senaryosunu” andırıyor.
1998-2003 yılları arasında Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda Ermenistan masası şefi olarak görev yapan Platonkin, Rusya’nın Azerbaycan konusunda Gürcistan’da yaptığı hatanın aynısını yaptığını belirtti.
Platonkin, “Aşırı milliyetçi Ebulfez Elçibey’in yerine Haydar Aliyev iktidara geldiğinde Moskova’da herkes sevindi. Ancak tüm bu süre boyunca Azerbaycan’ın dış politikası değişmez bir şekilde Rusya karşıtıydı. BDT içinde en başından beri iki grup vardı: Biri entegrasyonu isteyenler (Belarus, Ermenistan, Orta Asya), diğeri ise Rusya karşıtı olup Batı ile ilişkileri güçlendirmek isteyenler. Bu ikinci grup GUAM (Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan, Moldova) adlı birliği kurdu. Azerbaycan her zaman bu gruba dâhildi” dedi.
Platonkin’e göre Azerbaycan’ın bugüne kadar NATO’ya girmemesinin sebebi isteksizliği değil, Karabağ sorunu nedeniyle kabul edilmemesiydi. Diplomat, Bakü’nün Batı yardımıyla Hazar Denizi’nin enerji kaynaklarını Rusya’yı baypas edecek şekilde ihraç etmek için altyapı kurduğunu ve Rusya için hayati önemdeki Gebele Radar İstasyonu’ndan fahiş kira bedelleri talep ederek sonunda Moskova’yı oradan çıkmaya zorladığını hatırlattı.
Ermenistan’ın ise aksine her zaman sadık bir müttefik olduğunu savunan Platonkin, şu iddialarda bulundu:
“Ermenistan ile ortak hava savunma sistemimiz var. Ermeniler, borçlarına karşılık savunma sanayii tesislerini bize devretti. Ermenistan’ın tüm enerji sektörü Rusya tarafından özelleştirildi. Sovyet döneminde inşa edilen ve ülkenin elektriğinin yarısını üreten Ermenistan Nükleer Santralini Batı’nın kapatma taleplerine rağmen biz kurtardık. Hatta bir dönem Erivan’ın, Moskova’nın ödeme yapmadığı bir zamanda üssün kalması için Rus asker ve subaylarına kendi bütçesinden maaş ödediği dahi oldu.”
Zengezur koridorunun ABD kontrolüne verilmesi planının yeni olmadığını, 2001’de Key West’te dönemin liderleri Robert Koçaryan ve Haydar Aliyev arasında benzer bir planın imzalandığını ancak Rusya’nın bunu engellediğini iddia etti.
Platonkin, “NATO zaten Hazar’da. Azerbaycan askeri olarak Türkiye’nin bir parçası, Türkiye de bir NATO ülkesi. Bizde ise hâlâ ‘İngiltere Hazar’a sızmak istiyor’ diye mırıldanıyorlar. Çoktan oradalar! Azerbaycanlı işçilerin ülkelerine gönderdiği paralara Trump’ın Meksikalılara yaptığı gibi vergi koyalım. Bakalım o zaman bize nasıl davranacaklar” diyerek ekliyor.
Notlar:
[1] Dünyada demiryolu hatlarında raylar arasındaki mesafe standart değildir. 1435 mm (Standart Hat): Türkiye, Avrupa’nın büyük kısmı, ABD ve Çin’de kullanılır. 1520 mm (Rus Hattı): Eski Sovyetler Birliği ülkelerinde (Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan vb.) kullanılır. Bu fark, trenlerin sınırlarda beklemesine ve vagonların tekerlek takımlarının (boji) değiştirilmesine neden olduğu için lojistik bir engel (darboğaz) oluşturur.
[2] 1940 İngiliz-Fransız Bakü Bombardıman Planı (Operation Pike): II. Dünya Savaşı’nın başlarında (Almanya’nın henüz SSCB’ye saldırmadığı, aksine saldırmazlık paktı imzaladığı dönem), İngiltere ve Fransa’nın hazırladığı gizli askeri plandır. Müttefikler, Sovyet petrolünün Nazi Almanyası’na akışını kesmek için Bakü’deki petrol sahalarını bombalamayı planlamışlardır. Almanya’nın Fransa’yı işgal etmesiyle plan rafa kalkmıştı.
Diplomasi
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.
FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.
Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.
UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.
Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.
Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.
Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.
Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.
Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.
Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.
Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.
En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.
POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.
Diplomasi
ABD, BAE destekli çip üreticisi GlobalFoundries’e fon sağlayacak

GlobalFoundries, ABD hükümetinin daha verimli yapay zeka veri merkezlerini desteklemek amacıyla silikon fotonik teknolojisinin araştırma ve geliştirme çalışmalarını güçlendirmek üzere çip üreticisine 300 milyon dolarlık bir hibe vereceğini duyurdu.
Bu hibe, Washington’un Çin ile arasındaki küresel rekabette konumunu güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, ABD Başkanı Donald Trump’ın CHIPS Yasası kapsamındaki araştırma fonlarını kritik yarı iletken teknolojilerine yöneltme çabasının bir parçası.
Yönetim daha önce yarı iletken üretim ekipmanları için 150 milyon dolar ve kuantum bilişim için 2 milyar dolar tahsis etmişti.
Silikon fotonik, çipler arasında veri aktarımı için elektrik sinyalleri yerine ışığı kullanır ve bu sayede yapay zeka sistemleri için daha yüksek bant genişliği ve daha düşük güç tüketimi sağlar.
ABD Ticaret Bakanlığı’ndan sağlanan bu fon, veri aktarım hızlarını ve enerji verimliliğini daha da artırmak amacıyla silikon fotoniği yapay zeka işlemcileriyle doğrudan entegre eden bir teknoloji olan “ortak paketlenmiş optik” alanındaki gelişmeleri desteklemeyi de amaçlıyor.
Silikon fotoniği ve gelişmiş optik paketleme tedarik zincirinin büyük bir kısmı şu anda ABD dışında yoğunlaşmış durumda.
Bu alandaki başlıca üreticiler arasında Tayvanlı TSMC ve İsrailli Tower Semiconductor yer alıyor.
Çarşamba günü açıklanan 300 milyon dolarlık fon, GlobalFoundries’e 2024 yılında Malta (New York) ve Burlington’da (Vermont) fabrikalar kurması için tahsis edilen 1,5 milyar dolarlık önceki fonu tamamlayacak.
Teknoloji Direktörü Gregg Bartlett, Reuters’a verdiği demeçte yeni fonun, GlobalFoundries’in halihazırda ürettiği çiplerin yanı sıra optik bileşenlerin üretimi ve paketlenmesi için bu tesislerde kullanılacak yeni malzemeler ve teknikler üzerine yapılacak araştırmalara destek olacağını söyledi.
Bartlett, “Çıplak silikon yonga plakasından başlayarak, ABD’de kalitesi kanıtlanmış ve test edilmiş bir optik modül sevk edebilme yeteneğine sahip, uçtan uca hizmet sunan tek bir şirketin olması, bizim için benzersiz bir yetkinlik olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
GlobalFoundries, veri aktarım hızlarını saniyede 400 gigabite çıkarmayı ve mevcut nesil uygulamalara kıyasla enerji verimliliğini beş katına çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.
Abu Dabi varlık fonu Mubadala, GlobalFoundries’in yaklaşık %73’üne sahip. ABD Ticaret Bakanlığı ise ayrı bir anlaşma kapsamında bu çip üreticisinin yaklaşık %1’lik hissesini alacak.
Diplomasi
Kiev’de vurulan İHA fabrikasının ABD’li şirkete ait olduğu bildirildi

Rusya’nın Kiev’de imha ettiğini açıkladığı insansız hava aracı fabrikasının ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir şirkete ait olduğu bildirildi. The Guardian gazetesi, Terminal Autonomy adlı firmanın Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla yüksek hassasiyetli İHA’lar ürettiğini aktardı. Şirket, yapay zeka kontrollü mühimmatların cephede aktif olarak kullanıldığını belirtiyor.
Rusya ordusunun Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlediği hava saldırılarında imha edilen insansız hava aracı (İHA) fabrikasının, ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir Amerikan şirketine ait olduğu bildirildi.
The Guardian gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Terminal Autonomy adlı şirket, yönlendirme sistemleri parazit ve sinyal kesicilere karşı korumalı olan ve Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla tasarlanan yüksek hassasiyetli İHA’lar üretiyor.
ABD’de 2023 yılında tescil edilen Terminal Autonomy şirketinin internet sitesinde, firmanın yapay zeka ile kontrol edilen dolanan mühimmatlar ve yüksek hassasiyetli mühimmatlar kullandığı, bunların “ön cephede düşman kuvvetlerine karşı halihazırda aktif biçimde uygulandığı” bilgisi yer alıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı tesisin hedef alındığını duyurmuştu
Rusya Savunma Bakanlığı, 26 Temmuz’a bağlanan gece Kiev’in güneybatısında İHA montaj ve depolama alanının vurulduğunu açıklamıştı. Bakanlık, Ukraynalı ve Amerikalı uzmanların katılımıyla bu tesiste aylık bin adede kadar İHA üretimi yapıldığını bildirdi.
Bakanlığın açıklamasında, bu tesiste AQ-400 Scythe (“Kosa”) ve AQ-100 Bayonet (“Ştık”) tipi saldırı İHA’ları ile RQ-100 Scout (“Skaut”) tipi keşif İHA’larının üretildiği kaydedildi.
Aynı gece Kiev’de İHA ve yedek parça üretimi yapan “Smart Intelligent Systems” (“Smart intellidjent sistem”) işletmesinin de vurulduğu aktarıldı. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna başkenti ile Odessa bölgesindeki Çernomorsk liman altyapı tesislerine grup saldırısı düzenlendiğini duyurdu.
Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapıya yönelik gerçekleştirildiğini vurguluyor.
Öte yandan Financial Times gazetesi, Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ve Fransa’nın Rusya topraklarına yönelik İHA saldırılarının planlanmasında Ukrayna’ya istihbarat sağladığını yazmıştı.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












