Amerika
Kanada, 900 kişilik nazi savaş suçluları listesini yayınlamayacak

Ottawa, İkinci Dünya Savaşından sonra Kanada’ya yerleşen yaklaşık 900 nazi savaş suçlusunun isimlerini içeren gizli bir raporu yayınlama çağrılarını reddetti.
Globe and Mail, emekli Quebec Yüksek Mahkemesi yargıcı Jules Deschênes başkanlığındaki 1986 tarihli Kanada’daki Savaş Suçlularını Araştırma Komisyonu’nun 2. Bölümünün yayınlanması için bilgi edinme başvurusunda bulunan üç kuruluştan biriydi. Raporun savaş suçlusu olduğu iddia edilen kişilerin isimlerini içeren ikinci yarısı gizli tutuldu.
İsimleri yayınlayıp yayınlamama konusunda birkaç ay boyunca paydaşlara danışan Kanada Kütüphane ve Arşivleri, pazartesi günü The Globe’a verdiği yanıtta, “Talep ettiğiniz belgeler tespit edildi, değerlendirildi ve tamamı saklanıyor,” dedi.
Parlamentoda nazi suçluyu ayakta alkışlamışlardı
Gizli raporda yer alan 900 isim arasında Kanada’ya yerleşen Ukraynalı SS Galiçya Tümeni üyeleri de bulunuyor. Geçtiğimiz yıl, nazi liderliğindeki tümenin üyesi Yaroslav Hunka’nın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in ziyareti sırasında Avam Kamarası’nda iki kez ayakta alkışlanmasının ardından tepkiler yükselmişti.
Hunka’yı davet eden ve onu bir kahraman olarak öven Anthony Rota daha sonra Avam Kamarası Başkanlığından istifa etmişti.
Kanada’yı raporun gizliliğini kaldırmaya çağıranlar arasında Cambridge Üniversitesi’nde eski Regius tarih profesörü ve Hitler’in İnsanları da dahil olmak üzere 18 kitabın yazarı Sir Richard Evans da bulunuyor.
Ottawa: Nazilerin ismini açıklarsak Putin’in işine gelir
Hükümet tarafından görüşlerine başvurulan bazı grup ve kişiler, Ukrayna’ya karşı savaşta “Rus propagandasının”, daha sonra Kanada’ya gelen yüzlerce nazi savaş suçlusu olduğu iddia edilen kişinin adının verilmesiyle desteklenebileceği iddiasında bulundu.
İlgili kişiler, bu bilgilerin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Ukrayna’nın işgalinin Nazilerin tasfiyesi anlamına geldiği yönündeki asılsız iddiasını güçlendirebileceğine dair korkularını” dile getirdiler.
Kanada Kütüphane ve Arşivleri , “Bilgiye Erişim Yasası ve Gizlilik Yasası uyarınca -dış paydaşlar ve çeşitli Kanada Hükümeti departmanlarıyla hedeflenen istişareleri de içeren- kapsamlı bir inceleme gerçekleştirdikten sonra, Deschênes Komisyonu’nun 2. Bölüm raporunun tamamının saklanmasına karar verildiğini” açıkladı.
Sözcü Richard Provencher yaptığı açıklamada, “Bu karar, uluslararası ilişkilere ve Kanada’nın çıkarlarına potansiyel zarar verme riskine ilişkin endişelere dayanmaktadır. Bireylerin güvenliğinin yanı sıra kişisel bilgiler ve bir muhbirin ifşa edilmesiyle ilgili konular da dikkate alındı,” dedi.
Yahudi grupları öfkeli: Holokosttan kurtulanların sesinin kısılması önceden planlanmıştı
Fakat Yahudi gruplar, istişarenin çok sınırlı olduğunu söyleyerek kararı eleştirdi.
Bir Yahudi insan hakları örgütü olan Simon Wiesenthal Merkezi Dostları’nın savunuculuk ve politika kıdemli direktörü Jaime Kirzner-Roberts, “Hükümetin bir kez daha ülkemize taşınan ve cezasız kalan nazi savaş suçlularıyla ilgili gerçekleri Kanadalılardan gizleme kararı alması bizi hayal kırıklığına uğrattı ve öfkelendirdi. Tüm bu istişare süreci, bu utanç verici sonucu sağlamak amacıyla Holokost’tan kurtulanların ve kuruluşların sesini kesmek için en başından beri planlanmıştı,” dedi.
Kirzner-Roberts, nazi savaş suçlularının Kanada’ya girmesine asla izin verilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Bir başka Yahudi kuruluşu olan B’nai Brith, hükümeti raporun yayınlanmamış ikinci yarısını yayınlamaya çağırdı ve ayrıca bir bilgi edinme başvurusunda bulundu; ayrıca raporun gizli tutulması kararını kınadı.
Tüm köyü katledildikten sonra aylarca bir çukurda saklanan Polonyalı bir Holokost mağdurunun oğlu olan Bernie Farber, kararı “Kanada tarihi için utanç verici bir leke” olarak nitelendirdi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor








