Avrupa
KNDS grubunun sahipleri, hisselerinin %40’unu Alman hükümetine satacak

Tank üreticisi KNDS hisselerinin yarısına sahip olan aileler, yeni bir anlaşma kapsamında, Alman hükümetine %40’luk bir hisse satmayı kabul etti.
“Leopard 2” ve “Leclerc” tanklarını üreten KNDS, halka arz hazırlıkları yürütüyor. Şirket, Frankfurt ve Paris borsalarında çift kotasyon hedefliyor ve bu hamle ile ailelerin Fransız-Alman şirketinden çıkması bekleniyor.
Reuters’a konuşan kaynak, anlaşma kapsamında KNDS’nin değerinin, halka arz sonrası hisse fiyatının nasıl seyredeceğine bağlı olarak 15 milyar ile 18 milyar avro arasında olacağını belirtti. Bu, Alman hükümetinin elindeki hisseler için yaklaşık 6 milyar ila 7 milyar avro ödeyeceği anlamına geliyor.
Ailelerin sözcüsü ve hükümet adına görüşmeleri yürüten Alman Ekonomi Bakanlığı sözcüsü yorum yapmaktan kaçındı.
KNDS, yaz öncesinde halka arzı gerçekleştirmeyi planlıyor. Kesin zamanlama ise Alman hükümetine yapılacak hisse satışına bağlı olacak.
Kaynak, halka arz planına ilişkin resmi duyurunun, yani halka arz niyet beyanının çarşamba gününe (24 Haziran) kadar yapılması beklendiğini de ekledi.
KNDS şu anda Fransız hükümeti ile eski Krauss-Maffei Wegmann (KMW) şirketinin Alman aile sahipleri tarafından ortaklaşa sahipleniliyor. KMW, Fransa’nın Nexter şirketiyle birleşerek KNDS’yi oluşturmuştu.
Aileler, halka arz yoluyla sahip oldukları %50’lik hisselerin tamamını elden çıkarmayı hedefliyor.
Alman hükümeti, KNDS’nin sahiplik yapısını, şirketin diğer yarısına sahip olan Fransız hükümeti ile dengelemek istiyor.
Halka arz sırasında, ailelerin elindeki kalan hisselerin %10’u ve Fransa’nın elindeki hisselerin %10’u satılacak.
Halka arz için son tarih, Fransa’nın ulusal Bastille Günü kutlamalarının bir gün öncesi olan 13 Temmuz.
Bu tarih, Fransız sermaye piyasaları için yaz tatilinin başlangıcını işaret ediyor.
Avrupa
AB’de Rusya ile temas krizi: Macron ve Merz, Costa’ya tepki gösterdi

Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın ekibinin Rusya ile doğrudan temas kurma girişimi, Avrupa Birliği liderleri arasında derin görüş ayrılıklarına yol açtı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in girişime kapalı kapılar ardında karşı çıktığı belirtilirken, bazı üye ülkeler Costa’nın diplomatik hamlesini savundu.
Avrupa Birliği (AB) liderleri arasında, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın ekibinin Rusya ile doğrudan temas kurma girişimi nedeniyle derin görüş ayrılıkları yaşanıyor.
Politico’nun kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bazı Avrupalı liderler bu adımı kamuoyu önünde desteklerken, diğer hükümetler girişime karşı çıkarak birlik içindeki çatlakları gün yüzüne çıkardı.
Edinilen bilgilere göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Costa’ya özel görüşmelerde bu adımlardan duydukları memnuniyetsizliği doğrudan iletti. Kaynaklar, ismi açıklanmayan bir diğer liderin ise Avrupa Konseyinin Moskova ile diyalog geliştirme çabalarına büyük öfke duyduğunu aktardı.
Estonya Başbakanı Kristen Michal, daha önce Politico’ya verdiği demeçte Costa’nın bu adımını “hatalı” olarak nitelendirmiş ve AB’nin aynı anda hem çatışmada arabulucu hem de Ukrayna’nın destekçisi olamayacağını ifade etmişti.
Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda ise Bloomberg’e yaptığı açıklamada, mevcut dönemin Rusya ile müzakereler için uygun zaman olmadığını düşündüğünü dile getirdi.
Bazı ülkeler Costa’ya destek veriyor
Diğer yandan Slovakya Başbakanı Robert Fico, Avrupa Konseyi Başkanına destek veren liderler arasında yer aldı. Politico’nun aktardığına göre Fico, “Avrupa Konseyi Başkanını destekliyorum ve ekibinin bu yönde hareket etmesini memnuniyetle karşılıyorum” ifadesini kullandı. Gazete, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve Belçika Başbakanı Bart De Wever’in de Costa’ya kamuoyu önünde destek verdiğini hatırlattı.
Finlandiya basınından Helsingin Sanomat gazetesi de Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo’nun, Rusya ile temas kurulması nedeniyle Costa’yı eleştirmekten kaçındığını yazdı.
Politico, yaşanan bu durumun, göreve başladığı Aralık 2024’ten bu yana Avrupa liderlerinin mutlak çoğunluğu tarafından hiç eleştirilmeyen Avrupa Konseyi Başkanının konumunu zorlaştırdığını belirtti. Gazeteye konuşan kaynaklar, Rusya ile temas konusundaki görüş ayrılıklarının Costa’ya olan güvenin tamamen kaybedildiği anlamına gelmediğini, ancak 2 trilyon avro değerindeki yeni yedi yıllık AB bütçesinin onaylanması gibi önemli dosyalardaki çalışmalarını zorlaştırabileceğini kaydetti.
António Costa, 19 Haziran’daki AB zirvesinin ardından düzenlenen basın toplantısında adımlarını savunarak, AB’nin Ukrayna’yı diplomatik alanda da desteklemesi gerektiğini söyledi. Costa, “Rusya’nın mesajlarını yorumlama konusunda başkalarına bağımlı olamayız, kendi mesajlarımızı doğrudan Rusya’ya iletebilmeliyiz” dedi.
Avrupa Konseyi Başkanı, bu telefon görüşmesini AB üyeleriyle neden önceden koordine etmediğine yönelik soruyu ise yanıtsız bıraktı.
Costa’nın ekibinin Kremlin temsilcileriyle kısa bir telefon görüşmesi gerçekleştirmesi zirvede bazı Avrupalı liderlerin tepkisini çekti. Costa’nın ekibinin görüşme öncesinde yalnızca Almanya, Fransa, İngiltere ve Avrupa Komisyonunu bilgilendirdiği iddia edildi. Ancak iki diplomat, Berlin’in bu konuda önceden uyarılmadığını öne sürdü.
Zirvede liderler ayrıca olası barış müzakerelerinde Avrupa’yı kimin temsil edebileceğini de tartıştı ancak bir uzlaşıya varamadı. Finlandiya Başbakanı Orpo ve bazı liderler, bu konunun kamuoyu önünde tartışılmasının AB’ye olan güvene zarar verdiği görüşünü savundu.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise zirve sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında, AB’nin Rusya ile Ukrayna konusunda yapılacak müzakerelere hazırlanması gerektiğini ifade etti.
Avrupa
Keir Starmer istifa etti

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, başbakanlıktan ve İşçi Partisi liderliğinden istifa ettiğini duyurdu.
Başbakanlık önünde düzenlediği basın toplantısında konuşan Starmer, “ayrılması gerektiği kararını olgunlukla kabul ettiğini” söyledi.
Starmer şöyle konuştu:
“Partimin şu anda sorduğu soru, bir sonraki genel seçime bizi götürmek için en uygun kişinin ben olup olmadığımdır. Parlamento grubumuzun bu soruya verdiği cevabı dinledim ve bu cevabı olgunlukla kabul ediyorum. Aldığım her karar, sevdiğim ülkeyi ön planda tutmak amacıyla verildi. İşte bu nedenle İşçi Partisi liderliğinden istifa edeceğim. Bu sabah Majesteleri Kral ile görüşerek kararımı kendisine bildirdim.”
Starmer görevden ayrılışının zaman çizelgesini de açıkladı. İşçi Partisi Ulusal Yürütme Komitesi’nden, adaylık başvurularının 9 Temmuz’da başlayıp yaz tatili öncesinde tamamlanacağı bir zaman çizelgesi hazırlamasını isteyeceğini söyleyen Başbakan, “Bir yarış olması durumunda, bu sayede eylül ayında Parlamento yeniden toplanmadan önce yeni liderin göreve başlaması sağlanacaktır. Yarışma sona erene kadar başbakanlık görevimde kalacağım ve iktidarın düzenli bir şekilde devredilmesini sağlamak için elimden gelen her şeyi yapacağım,” dedi.
Avam Kamarası’nın yaz tatili 16 Temmuz’da başlayacak. Dolayısıyla, Greater Manchester Belediye Başkanı iken geçen hafta sonu yapılan ara seçimlerde milletvekili seçilen Andy Burnham’ın önümüzdeki ayın ortasında başbakan olması bekleniyor.
Öte yandan Burnham’ın karşısına Wes Streeting’in çıktığı bir İşçi Partisi liderlik yarışması olması durumunda, yeni başbakan ağustos ayı sonuna kadar göreve başlayacak.
Avam Kamarası, yaz tatilinin ardından 1 Eylül’de yeniden toplanacak.
Starmer, konuşmasını, “ülkedeki en büyük işi” bırakıp bir baba ve eş olarak “en önemli işe” daha fazla zaman ayıracağını söyleyerek sonlandırdı.
Halefine “tam ve kesin desteğini” vereceğini söyleyen Starmer’ın konuşmanın sonunda ağlamak üzere olduğu görüldü.
Avrupa
İtalya, Almanya’nın savaş uçağı projesine katılmasına açık

Leonardo’nun yeni CEO’su, Almanya’nın Birleşik Krallık ve Japonya ile birlikte yeni nesil savaş uçağı programına katılmasına İtalyan yönetiminin açık olacağını belirtti.
Geçen ay devlet kontrolündeki İtalyan savunma grubunun başına geçen Lorenzo Mariani, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, Almanya’nın Küresel Muharebe Hava Programı’na (GCAP) katılımının projeyi geciktireceğini ama uzun vadede faydalar sağlayacağını söyledi.
Mariani, “Şu anda diğer üç ülkeyle aynı haklara sahip yeni bir ülkeyi programa dahil etmek isterseniz, bu biraz aksaklığa yol açabilir [ama] uzun vadeli faydalar ortada,” dedi.
Mariani, mevcut GCAP ortaklarının zorlu müzakerelerin ardından iş dağılımı konusunda zaten anlaşmaya vardıklarını fakat Leonardo ve İngiltere’nin BAE Systems şirketinin daha önce Eurofighter Typhoon projesinde Airbus’ın Almanya merkezli savunma bölümüyle başarılı bir şekilde çalıştıklarını belirtti:
“Alman sanayi kompleksinden bazılarının faaliyetlerimize katılması beni memnun eder. Bu programlar yatırım açısından her zaman çok zorlayıcıdır. Normalde başlangıçta öngördüğünüzden daha fazla kaynak gerektirirler. Dolayısıyla hem finansal imkânlara hem de endüstriyel yetkinliğe sahip başka bir ortağın olması iyi olur.”
Mariani, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in Airbus ve Dassault’u anlaşmazlıklarını çözmeye zorlamak için yaptıkları birkaç denemenin ardından Berlin’in projeden çekilmesiyle 100 milyar avroluk Geleceğin Muharebe Hava Sistemi (FCAS) projesinin çöküşü karşısında şaşırmadığını belirtti.
CEO, siyasi liderlerin projenin arkasındaki itici güç olduğunu fakat FCAS’ın endüstriyel düzeyde zorluklar yaşadığını da sözlerine ekledi.
Mariani, “Siyasi olarak başlayabilirsiniz ama endüstri doğru ortak noktaları, doğru hedefleri ve iş paylaşımını bulamazsa, bu gerçekten zor olur,” dedi.
Alman hükümeti ve Airbus, Almanya’nın ya yeni bir projeye liderlik etmeyi ya da rolü “önemli” ve “Almanya’nın mali katkısına” uygun olması halinde mevcut bir projeye katılmayı hedeflediğini belirtti.
Japonya, gecikmeleri önlemek ve GCAP’ın 2035 yılına kadar bir savaş uçağını hizmete sokma hedefini gerçekleştirmek istediği için yeni ortakları kabul etmekte isteksiz davranıyor.
Almanya’nın potansiyel ilgisi, John Healey’in bu ay savunma bakanlığından istifa etmesinin ardından, projenin finansal taahhüdüne ilişkin belirsizliğin ortasında ortaya çıktı.
Healey, hükümeti “tehditlerin arttığı bu dönemde ülkenin savunması için gerekli kaynakları ayırmaya isteksiz” olmakla eleştirmişti.
Mariani, Birleşik Krallık’ın projeye katılımının devam edeceğinden emin olduğunu belirtti:
“Savaş uçakları, Birleşik Krallık için o kadar önemli bir alandır ki, bu önceliği asla terk etmeyeceklerdir. Bu, ülke için, ülkenin coğrafi konumu açısından ve endüstriyel yetkinliği açısından önemlidir.”
Mariani, bu aşamada Almanya’yı projeye dahil etmenin yoğun müzakereler gerektireceğini belirtti.
İtalyan savunma sanayisinin deneyimli isimlerinden biri olan Mariani, geçen ay Başbakan Giorgia Meloni’nin hükümeti tarafından eski Leonardo CEO’su Roberto Cingolani’nin yerine atanmıştı.
Cingolani’nin yeni nesil askeri teknolojiye odaklanması yatırımcıları etkilemişti ama tanklar gibi konvansiyonel silahların üretimini hızla artırma ihtiyacına yeterince önem vermediğini düşünen silahlı kuvvetler yetkilileri tarafından şüpheyle karşılandı.
Mariani, Leonardo’nun üretim kapasitesini artırdığını, binlerce yeni çalışan işe aldığını, üretim tesislerini genişlettiğini ve tedarik zincirindeki darboğazları aşmak için çalıştığını söyledi.
Amerika5 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya6 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceKuzey Kore, yaptırımlara rağmen özel tüketim, inşaat ve teknoloji hamlesi yapıyor
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı











