Amerika
Küba: Kardeş Venezuela halkı için kendi kanımızı vermeye hazırız

ABD ordusunun Venezuela’yı işgal ederek Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve Cilia Flores’i kaçırmasının ardından Küba hükümeti, Caracas yönetimine tam desteğini açıkladı.
Küba Devrimci Hükümeti, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri saldırısını “en şiddetli şekilde” kınarken, Küba’nın kardeş Bolivar Cumhuriyeti ve hükümetine olan mutlak desteğini ve dayanışmasını kategorik olarak yineleyerek, Maduro ve Flores’in derhal serbest bırakılmasını istedi.
Küba Devrimci Silahlı Kuvvetleri, Amerikan işgali sırasında 32 Kübalının hayatını kaybettiğini açıklamış, Kübalılar da Devlet Başkanı Manuel Diez-Canel’in de katıldığı bir protestoda Venezuela’ya destek ilan etmişti.
Kübalılar ABD’nin Venezuela’ya saldırısına karşı sokağa çıktı
Küba Devrimci Hükümeti’nin açıklamasının tamamı şöyle:
“Devrimci Hükümet, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri saldırısını en şiddetli şekilde kınarken, Küba’nın kardeş Bolivar Cumhuriyeti ve hükümetine olan mutlak desteğini ve dayanışmasını kategorik olarak yinelemektedir. Devrimci Hükümet, Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’in açıklamasını desteklemekte ve ABD hükümetinden anayasal Başkan Nicolás Maduro Moros ve Cilia Flores’in hayatta olduklarına dair kanıt sunmasını talep etmesini, ayrıca Bolivarcı ve Chavista hükümeti ile halkının saldırıyı reddetme ve bağımsızlıklarını ve egemenliklerini savunma kararlılığını onaylamaktadır.
ABD’nin korkakça saldırısı, uluslararası hukuku ve BM Şartını ihlal eden suç teşkil eden bir eylemdir. Bu saldırı, ABD’nin yıllardır kardeş ülkeye karşı yürüttüğü savaş kampanyasının tehlikeli bir tırmanışını oluşturmaktadır. Bu kampanya, 2025 Eylülünden bu yana, hiçbir kanıtı olmayan sahte bahaneler ve asılsız suçlamalarla Karayip Denizinde agresif bir deniz gücü konuşlandırılmasıyla yoğunlaşmıştır.
Küba, ABD yetkililerinden Başkan Nicolás Maduro Moros ve eşi Cilia Flores’in derhal serbest bırakılmasını kesin bir dille talep etmektedir.
Bu, Monroe Doktrinine dayanan Amerika kıtası üzerindeki ABD’nin hegemonyacı emellerini yeniden canlandırmayı ve Venezuela ve bölgenin doğal kaynaklarına sınırsız erişim ve kontrol sahibi olmayı amaçlayan, egemenlik hedefli bariz bir emperyalist ve faşist saldırganlıktır. Aynı zamanda Latin Amerika ve Karayipler hükümetlerini sindirmek ve boyun eğdirmek de amaçlanmaktadır.
Bu sorumsuz eylemin sonuçları henüz belli değildir. ABD hükümeti, Başkan Donald Trump ve Dışişleri Bakanı, Latin Amerika ve Karayiplerde büyük siyasi nüfuz sahibi olan saldırgan unsurlar ve düşmanlar, saldırıdan kaynaklanan ve kaynaklanabilecek ölümler ile insani ve maddi zararlardan tam sorumluluk taşımaktadır.
Bölgenin hükümetleri, halklarını temsil ederek, Ocak 2014’te Havana’da, Latin Amerika ve Karayiplerin Barış Bölgesi Beyannamesi’ni oybirliğiyle imzalamışlardır. Bu hedef, şu anda ABD tarafından saldırıya uğramaktadır.
Uluslararası toplum, bir BM üye devletine karşı bu nitelikte ve ciddiyette bir saldırının ne cezasız kalmasına, ne de egemen bir ülkenin meşru ve görevdeki başkanının bir askeri operasyonda kaçırılmasına ve bunun sonuçlarına katlanmasına izin verebilir. Venezuela, ABD’ye veya başka bir ülkeye saldırmamış barışçıl bir ülkedir.
Bu kardeş ülke ve halkı için, Küba için yaptığımız gibi, kendi kanımızı bile vermeye hazırız.
Devrimci Hükümet, tüm hükümetleri, parlamentoları, sosyal hareketleri ve dünya halklarını, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri saldırısını kınamaya ve uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden ve ABD emperyalizminin dünyada ve özellikle Latin Amerika ve Karayiplerde yeni bir hakimiyet doktrini dayatmaya çalışan bu devlet terörizmi eylemine karşı çıkmaya çağırıyor.
Bölgedeki tüm uluslar uyanık olmalı, çünkü bu tehdit hepsinin üzerinde durmaktadır. Küba’da, savaşma kararlılığımız sağlam ve sarsılmazdır. Tek bir karar vardır: Vatan ya da Ölüm.
Biz kazanacağız!”
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek











