Amerika
Küba’da neler oluyor?

Donald Trump yönetimi, enerji tedarikini keserek ekonomik felce uğrattığı Küba’da radikal bir iktidar değişimini zorlamak için eşi benzeri görülmemiş bir abluka stratejisi uyguluyor. Ada genelinde 10 milyon kişiyi elektriksiz bırakan kriz ve peş peşe gelen yaptırımlar, Washington’ın askeri müdahale seçeneğini de güçlü bir şekilde arka planda tuttuğu “dostane devir” planına stratejik zemin hazırlıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 16 Mart’ta dolandırıcılıkla mücadele konulu bir kararnamenin imza töreninde gazetecilere yaptığı açıklamada, Küba’yı ele geçirme niyetini açıkça dile getirdi.
Hayatının büyük bir bölümünde ABD’nin Küba meselesini ne zaman çözeceğine dair tartışmalara şahit olduğunu söyleyen Trump, “Orayı ister özgürleştiririm ister alırım; doğrusunu isterseniz, onunla ne istersem yapabileceğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Trump, Küba’nın artık “ciddi şekilde zayıflamış” durumda olduğuna dikkati çekerek, adanın ne parası ne de petrolü kaldığını, mevcut yönetimin de Washington ile aktif müzakere yürüttüğünü belirtti.
Adanın doğal güzelliklerine ve turizm potansiyeline de değinen ABD lideri, bölgenin kasırga kuşağında bulunmadığını hatırlatarak, “En azından her hafta kasırga tahribatı için bizden para dilenmeyecekler” diye konuştu.
Ayrıca, uzun süredir ABD’de yaşayan varlıklı Kübalıların, olası bir rejim değişikliği durumunda ülkelerine dönmeye ve yatırım yapmaya hazır olduklarını kaydetti.
Kapalı kapılar ardında müzakere trafiği
The Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD yönetimi 2026 yılının sonuna kadar Küba’da iktidar değişimini tamamlamayı öngörüyor.
İran’a yönelik askeri harekatın başlamasından bir gün önce, 27 Şubat’ta, adanın “dostane devri” ihtimalini kamuoyuyla paylaşan Trump, Kübalı yetkililerle en üst düzeyde görüşmeler yürütüldüğünü ilk kez duyurmuştu.
Axios’un aktardığına göre, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro’nun 41 yaşındaki torunu Raúl Guillermo Rodríguez Castro ile kapalı istişareler yürütüyor.
9 Mart’ta Rubio’nun adayı “dostane yollarla” ABD’ye entegre etmek için çabalayacağını belirten Trump, askeri güç kullanımını da dışlamadı. Trump, karşı tarafın ağır bir insani kriz içinde olduğunu ve tükenme noktasına geldiğini vurgulayarak, Havana’nın ya bir anlaşmaya varacağını ya da Washington’ın bu meseleyi onların onayı olmadan kendi yöntemleriyle çözeceğini ifade etti.
The New York Times’a konuşan konuya vakıf kaynaklara göre ise ABD, Havana’ya mevcut Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in görevden ayrılmasını arzuladığını açıkça iletti ancak ülkenin gelecekteki siyasi kaderini Kübalıların kendisinin belirleyeceğinin altını çizdi.
Enerji altyapısına yönelik topyekün kuşatma
Trump, Beyaz Saray’a döndüğü 20 Ocak 2025 tarihinden itibaren Küba üzerindeki ekonomik baskıyı sistemli olarak artırdı. İlk gün Havana’yı yeniden teröre destek veren ülkeler listesine alarak ülkenin uluslararası finans sistemine erişimini kısıtlayan yönetim, 30 Haziran’da imzaladığı 5 Numaralı Ulusal Güvenlik Muhtırası (NSPM-5) ile yaptırım çemberini daralttı.
Bu muhtıra, Küba ordusunun kontrolündeki GAESA holdingi ve iştirakleri başta olmak üzere askeri yapılarla gerçekleştirilecek her türlü doğrudan veya dolaylı finansal işlemi yasakladı.
Aynı kararla Amerikan vatandaşlarının adaya yönelik turistik seyahatleri engellenirken, ekonomik ambargonun süreceği teyit edildi.
Beyaz Saray, bu adımların Küba halkının aleyhine olacak şekilde hükümete ve güvenlik güçlerine fayda sağlayan ekonomik faaliyetleri bitirmeyi hedeflediğini duyurdu. Washington, adanın en kırılgan sinir ucu olan enerji sektöründeki ablukayı da sertleştirdi.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırıldığı operasyonun hemen ardından 11 Ocak’ta Trump, Karakas’tan Havana’ya giden petrol sevkiyatının sıfırlanacağını açıkladı.
29 Ocak’ta ise Küba’ya doğrudan veya dolaylı petrol sağlayan devletlere ve şirketlere ek gümrük vergileri getiren kararname imzalandı.
Washington bu karara temel gerekçe olarak, Havana’nın Rusya, Çin, İran’ın yanı sıra Hizbullah ve Hamas gibi düşman unsurlara verdiği sürekli desteği gösterdi.
25 Şubat’ta ise ABD hükümeti, yalnızca adadaki özel sektörü ayakta tutmak amacıyla, enerji şirketlerine Venezuela petrolünün bir kısmını özel lisanslarla yeniden satma izni verdi. Artan jeopolitik baskının ardından Meksika, Küba’ya petrol tedarikini sonlandırdı. Şubat ayında ABD Sahil Güvenliği, adaya Kolombiya petrolü taşıyan bir tankere müdahale etti.
Reuters’ın verilerine göre, fiili enerji ablukası nedeniyle Küba yılın başından bu yana yalnızca Meksika’dan yakıt ve Jamaika’dan sıvılaştırılmış doğalgaz olmak üzere iki küçük sevkiyat alabildi.
Yaşanan bu gerilim üzerine 17 Mart’ta resmi bir açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanlığı, artan baskıdan duyulan ciddi endişeyi dile getirerek, suni olarak körüklenen bu çatışma ortamında Moskova’nın Küba hükümetiyle sarsılmaz bir dayanışma içinde olduğunu vurguladı.
Ada genelinde elektrik sistemi çöktü
Kesintisiz enerji ablukası, 16 Mart’ta Küba ulusal elektrik şebekesinin tamamen devre dışı kalmasıyla sonuçlandı. Devlet elektrik şebekesi operatörü UNE’nin aktardığına göre, adadaki yaklaşık 10 milyon kişi elektriksiz kaldı. Krizden birkaç gün önce ulusa seslenen Devlet Başkanı Díaz-Canel, adaya üç aydır ithal yakıt girmediğini; sistemin yerel ham petrol ve güneş enerjisi santralleriyle ayakta tutulmaya çalışıldığını ancak bölgesel arzın istikrarsız olduğunu duyurmuştu.
ABD baskısının yoğunlaşması üzerine 31 Ocak’ta uluslararası acil durum ilan eden Havana yönetimi, günlük 110 bin varil petrol ihtiyacına karşılık üretimini ancak 30 bin varil seviyesinde tutabiliyor.
İspanyol televizyonu La Sexta, bunun adada son bir buçuk yılda yaşanan altıncı büyük elektrik kesintisi olduğunu bildirdi.
Küba Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Minem) Elektrik Genel Müdürü Lázaro Guerra, aktif jeneratörlerde henüz mekanik bir arıza tespit edilmediğini ve şebeke parametrelerinin normal olduğunu kaydetti.
UNE, 17 Mart sabahı itibarıyla hastaneler, iletişim merkezleri ve gıda işleme tesisleri gibi hayati noktalara öncelik vererek enerji tedarikini kademeli olarak onarmaya başladı. Kurumun açıklamasına göre; Pinar del Río, Havana, Matanzas, Villa Clara, Sancti Spíritus, Las Tunas, Granma ve Holguín vilayetlerinde küçük bölgelere enerji sağlayan ve sonrasında birbiriyle entegre edilen mikro sistemler devreye sokuldu.
Unión Eléctrica de Cuba başkent şubesi, 17 Mart’ta Havana’daki elektrik arzının yüzde 31 oranında geri döndüğünü duyurdu. Elektrik krizinin sürdüğü gece saatlerinde ülkenin güneydoğusunda 6,0 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Protestolar ne durumda?
Gıda ve ilaç tedarikindeki sıkıntılarla derinleşen elektrik kesintileri, adada hızla sokak hareketliliğine dönüştü.
ABC’nin haberine göre, pazartesi günü Havana sakinleri şehir merkezinde tencere ve tavalara vurarak yönetimi protesto etti. Muhalif yayın organı 51Miami, diğer vilayetlerdeki gösteri görüntülerini paylaştı.
Ülke genelindeki asıl tırmanma ise topyekün karanlıktan hemen önce yaşandı; 14 Mart gecesi Morón şehrindeki Komünist Parti genel merkezini basan eylemciler, bekleme salonundaki mobilyaları ateşe verdi.
Küba’da ekonomik tablo, 2021 yılında pandemi ve ABD yaptırımlarının yıkıcı etkisiyle hızla bozulmuş; o dönem devreye sokulan karne uygulaması, 1990’lardan bu yana görülen en şiddetli hükümet karşıtı protestoları tetiklemişti.
Díaz-Canel, olayların ardından yaptığı açıklamada yine de halkın içinde bulunduğu ağır koşullardan kaynaklanan şikayetlerin meşruiyet payı olduğunu kabul etmişti. Kayıtlara geçen protestolarda onlarca kişi yaralanmış, binlerce kişi gözaltına alınmış ve ciddi hapis cezalarına çarptırılmıştı.
Ülkenin enerji altyapısı da fiziksel çöküş yaşıyor; 2022 yazında kilit santrallerde peş peşe yaşanan kazalar ülkenin üretim kapasitesinin yüzde 40’ını kalıcı olarak silmiş, sadece 2025 yılı içinde dört büyük bölgesel kriz kaydedilmişti.
Morón’daki genel merkez baskınının, Díaz-Canel’in ABD ile diyalog arayışını ilan etmesinden sadece saatler sonra yaşanması zamanlama açısından dikkat çekti. K
üba lideri, iki halkın yararına somut adımlar atmak ve tehditlere karşı güvenlik eksenli işbirliği alanları belirlemek için müzakerelerin başladığını duyurmuştu.
Bu diplomatik açılımdan kısa süre önce Küba Dışişleri Bakanlığı, Vatikan’ın arabuluculuğuyla 51 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirmiş; bu kişilerin 2021 yılındaki gösterilerde tutuklanan isimler olduğu değerlendirilmişti.
Baskının ardından Telegram hesabı üzerinden bir uyarı yayımlayan Díaz-Canel, ABD’nin enerji ablukasının yol açtığı uzun süreli kesintilerin halkta yarattığı haklı kaygıyı anladığını ve kamu düzenine saygı çerçevesindeki şikayetlerin meşru olduğunu belirterek, şiddet ve vandalizmin asla kabul görmeyeceğini ve cezasız kalmayacağını vurguladı.
The New York Times’ın analizine göre, Trump yönetimi, ekonomik reformlara direnen ve Washington’ın Amerikan şirketleri için talep ettiği ekonomik açılımı engelleyen Díaz-Canel’in tasfiyesini ana strateji olarak konumluyor.
17 Mart’ta bir açıklama yapan Küba Başbakan Yardımcısı ile Dış Ticaret ve Yabancı Yatırım Bakanı Oscar Pérez-Oliva, Havana’nın Amerikan şirketlerinin yanı sıra ABD’de yaşayan Kübalılar ve onların soyundan gelenlerle ticari ilişkilerin sorunsuz bir şekilde yeniden tesisine açık olduğunu, bu vizyonun altyapı projeleri dahil tüm stratejik yatırımları kapsadığını dile getirdi.
Amerika
Hackerlar, Meta AI’ı “kandırarak” kullanıcı hesaplarını ele geçirdiler
Bilgisayar korsanlarının, Meta’nın yapay zeka destek ekibini (Meta AI) ünlü hesapları ele geçirmelerine yardım etmeleri için “kandırdığı” ortaya çıktı.
Henüz kaç hesabın etkilendiği belli değil ama mağdurlar arasında Barack Obama’nın Beyaz Saray hesabı, ABD Uzay Kuvvetleri’nin başçavuşu ve güvenlik araştırmacısı olan eski bir Meta çalışanı da bulunuyor gibi görünüyor.
Hackerların sosyal medya paylaşımlarının da gösterdiği gibi, Meta’nın sohbet robotunu kandırmak şaşırtıcı derecede kolaydı.
404 Media’ya göre, hackerlar ilk olarak bir VPN kullanarak kendilerini hedef hesap sahibinin bulunduğu coğrafi bölgedeymiş gibi gösterdiler ve böylece otomatik hesap korumalarını atlattılar.
Ardından, Meta AI Destek Asistanı’ndan hesaba yeni bir e-posta adresi eklemesini istediler ve botun bir kod göndermesini sağladılar.
Kodu ele geçiren hacker, şifre sıfırlama talebinde bulunabildi; bot da bunu yeni e-posta adresine göndererek hesabın kontrolünü devretti.
Fakat bot artık hackerlara kapılarını ardına kadar açmayacak. Dün bir Meta sözcüsü, sorunun “çözüldüğünü ve etkilenen hesapları güvence altına aldıklarını” söyledi.
Botun yaptığı bu hata, önemli iş fonksiyonlarını yapay zeka ajanlarına devretme gibi giderek yaygınlaşan uygulamanın risklerini ortaya koyuyor.
Instagram, birçok kullanıcının hesabının ele geçirilmesine yol açan güvenlik sorununu çözdüğünü açıkladı.
Hafta sonu boyunca, Reddit’teki birçok kullanıcı Instagram hesaplarının ele geçirildiğini iddia etti ve X’teki bir dizi kullanıcı da benzer hesap ele geçirme olaylarına karşı uyarıda bulundu.
Güvenlik araştırmacısı Jane Wong, kendi Instagram hesabının da ele geçirildiğini söyledi.
Wong, “Şifrem benden habersiz değiştirildi ve dün boyunca farklı şifre sıfırlama girişimleri aldım. Oldukça endişe verici,” dedi.
Amerika
Trump, yapay zeka kararnamesini imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump, yapay zeka şirketlerinden, modellerin tam olarak piyasaya sürülmeden önce yeteneklerini değerlendirmek üzere federal hükümete modeller sunmalarını talep eden bir başkanlık emri imzaladı.
Emirde, şirketlerden gönüllülük esasına dayalı olarak, bir modelin “gelişmiş siber yeteneklerini” değerlendirmek ve modelin “kapsam dahilindeki öncü model” olarak kabul edilip edilmeyeceğini belirlemek üzere bir karşılaştırmalı değerlendirme sürecine katılmaları isteniyor.
Ardından, şirketlerin bu modelleri daha geniş bir kitleye sunmayı planladıkları tarihten en fazla 30 gün önce bu modellere erişim talep ediyor ve hükümetin erken erişim hakkı alacak “güvenilir ortakları” seçmesine olanak tanıyor.
Kararnamede şöyle deniyor.
“Bu bölümdeki hiçbir hüküm, sınır modeli dahil olmak üzere yeni yapay zeka modellerinin geliştirilmesi, yayınlanması, piyasaya sürülmesi veya dağıtımı için zorunlu bir hükümet lisanslama, ön onay veya izin şartı oluşturulmasına yetki verdiği şeklinde yorumlanamaz.”
Trump, o dönemde gazetecilere verdiği demeçte, önde gelen teknoloji şirketlerinin CEO’larıyla imza törenini “kararnamenin bazı yönlerini beğenmediği”için ertelediğini söylemişti.
Somut ayrıntılar açısından yetersiz olan salı günkü kararname, ABD’deki yapay zeka geliştirme çalışmaları için kritik bir anda yayınlandı.
Pazartesi günü Anthropic, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonuna halka arz için gizli başvuruda bulunduğunu açıkladı. Rakip OpenAI da bu yıl içinde olası bir halka arz için hazırlıklarını sürdürüyor.
SpaceX, kendi AI laboratuvarı SpaceXAI’nin sahibi olarak, her ikisini de halka arz konusunda geride bırakmaya hazırlanıyor. Şirketin değerini 1 trilyon doların çok üzerine çıkarabilecek halka arzın önümüzdeki hafta gerçekleşmesi bekleniyor.
AI patlaması sırasında servetlerin hızla arttığı teknoloji sektörü, Beyaz Saray’ın AI konusundaki tutumunda merkezi bir rol oynadı.
Musk’ın uzun süredir müttefiki olan risk sermayedarı David Sacks, bu yılın başlarında görevine son verilene kadar ilk kripto ve yapay zeka sorumlusu olarak görev yaptı.
Fakat Sacks’ın, Musk ve Meta CEO’su Mark Zuckerberg ile birlikte geçen ay Trump yönetimini arayarak, başkanın imzalamaya hazırlandığı önceki yapay zeka başkanlık kararnamesine karşı lobi yaptığı bildirildi.
Salı günkü kararname, Anthropic’in yazılımdaki zayıflıkları ve güvenlik açıklarını tespit etmede üstün bir model olan Claude Mythos Preview’u duyurarak bu yılın başlarında hükümet yetkililerini ve Wall Street’i şaşırtmasının ardından geldi.
Şirket, Project Glasswing adlı siber güvenlik girişiminin bir parçası olarak bu modelin kullanıma sunulmasını seçkin bir grup şirketle sınırladı ve bu girişimi salı günü genişletti.
Mythos’un piyasaya sürülmesi, Anthropic ile Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ve Hazine Bakanı Scott Bessent dahil olmak üzere Trump yönetiminin üst düzey üyeleri arasında birkaç yüksek profilli toplantı düzenlenmesine yol açtı.
Trump’ın yapay zeka kararnamesi, yönergeler ve diğer kılavuzların geliştirilmesi için çeşitli zaman dilimlerini özetliyor ve özellikle Savunma Bakanlığı’ndan bilgi sistemlerinin siber savunmasına öncelik vermesini istiyor.
Savunma Bakanlığı, Mythos’u piyasaya sürmeden kısa bir süre önce bu girişimi bir tedarik zinciri riski olarak nitelendirerek, Anthropic’in öncü modellerinden aktif olarak uzaklaşmaya çalıştı.
Bu tanımlama, Anthropic’in ABD ulusal güvenliğini tehdit ettiği anlamına geliyor ve savunma müteahhitlerinin kurumla yaptıkları çalışmalarda şirketin teknolojisini kullanmalarını yasaklıyor.
Anthropic, bu tanımlamayı geri aldırmak için Trump yönetimine dava açtı ve bu dava halen devam ediyor.
Amerika
SpaceX 75 milyar dolarlık rekor halka arza hazırlanıyor

Elon Musk’ın sahibi olduğu havacılık ve uzay şirketi SpaceX, hisse başına 135 dolar sabit fiyat belirleyerek gerçekleştireceği halka arzla rekor düzeyde 75 milyar dolar toplamayı planlıyor. Reuters’ın haberine göre şirket, bu adımla piyasa değerini 1,75 trilyon dolara ulaştırmayı hedefliyor.
Milyarder Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketi, hisse başına 135 dolar sabit fiyat belirleyerek gerçekleştireceği halka arzla rekor düzeyde 75 milyar dolar toplamayı planlıyor. Reuters ajansının konuya aşina bir kaynağa dayandırdığı haberine göre şirket, bu süreçte 555,6 milyon adet hisse satmayı amaçlıyor ve toplam piyasa değerinin 1,75 trilyon dolara ulaşmasını bekliyor.
Bu halka arzın borsa tarihindeki en büyük işlem olabileceği ve ardından yapay zeka devleri OpenAI ile Anthropic’in de izlemesi beklenen büyük ölçekli yeni bir halka arz dalgasına öncülük edebileceği belirtiliyor.
Sabit fiyatlı halka arz, bir şirketin talep toplama süreci başlamadan önce hisse başına kesin değeri önceden duyurduğu bir fiyatlandırma yöntemi. Bu fiyat, şirketin analistleri ve yetkilendirilmiş aracı kurumlar tarafından finansal göstergeler, piyasa koşulları ve rakip analizleri temel alınarak hesaplanıyor. Yatırımcılar bu arza katılırken doğrudan belirlenen bu fiyat üzerinden talep iletiyor; talebin arzı aşması durumunda hisseler, genellikle bireysel küçük yatırımcılara öncelik verilerek katılımcılar arasında dağıtılıyor.
Reuters, yatırımcı sunumları yapılmadan ve talep toplama defteri oluşturulmadan önce sabit bir fiyat belirlenmesinin piyasa teamülleri açısından sıra dışı bir adım olduğunu aktardı.
Şirketler genellikle talebe göre fiyatı ayarlayabilmek amacıyla belirli bir fiyat aralığı ilan etmeyi tercih ediyor.
ABD merkezli hukuk firması Wilson Sonsini Goodrich & Rosati’nin kıdemli ortağı Weiheng Chen konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Musk, kendi takipçi kitlesinde işe yarayan ‘ister al ister bırak’ yaklaşımını uyguluyor. Piyasa koşulları ve sektörde karşılaştırılabilecek başka bir şirketin bulunmaması göz önüne alındığında bu makul bir adım” dedi.
SpaceX’in yatırımcı turları kapsamındaki tanıtım faaliyetleri (roadshow) 4 Haziran Perşembe günü başlayacak.
Halka arzın tamamen birincil piyasa halka arzı olarak yapılandırılması, yani elde edilecek tüm gelirlerin doğrudan şirkete aktarılması ve mevcut hissedarların kendi paylarını satamaması bekleniyor. Kurucu Elon Musk’ın da halka arzın ardından 366 gün boyunca SpaceX hisselerini elinde tutma zorunluluğu bulunuyor.
Şirket halka arz gelirini yapay zeka ve Starlink yatırımlarında kullanacak
Halka arzdan elde edilecek fonlar, şirketin yapay zeka bilgi işlem kaynaklarının genişletilmesinde ve Starlink uydu ağının büyütülmesinde kullanılacak.
SpaceX, bu yılın başlarında Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI ile bir ortaklık kurmuş, bu süreçte roket şirketine 1 trilyon dolar, Grok adlı sohbet robotunun geliştiricisine ise 250 milyar dolar değer biçilmişti.
Finansal tablolara göre SpaceX, bir önceki yıl elde ettiği 791 milyon dolarlık kârın ardından, 2025 yılında 4,94 milyar dolar net zarar bildirdi.
Nasdaq borsasında “SPCX” koduyla işlem görmeyi hedefleyen SpaceX’in borsaya ilk adımını 12 Haziran’da atması bekleniyor. Goldman Sachs, Morgan Stanley, BofA Securities, Citigroup ve J.P. Morgan süreçte ortak lider aracı kurumlar (joint bookrunners) olarak görev alıyor.
Bank of America’nın Asya-Pasifik bölgesindeki eski küresel sermaye piyasaları eş başkanı Craig Coben sürece ilişkin olarak, “Tarihin en çok beklenen halka arzı konumundaysanız, yatırımcılardan kendi sürecinize uyum sağlamalarını isteyebilirsiniz; tersini yapmak zorunda kalmazsınız” değerlendirmesinde bulundu.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı










