Bizi Takip Edin

Rusya

Lavrov’dan NATO’ya Kuzey Kutbu uyarısı: Çatışma riski artıyor

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, NATO’nun Kuzey Kutbu’ndaki yoğun askeri hazırlıklarının doğrudan güvenlik tehdidi yarattığını ve silahlı çatışma riskini tırmandırdığını açıkladı. Lavrov, Batı bloku dışındaki ülkelerin çoğunluğunun Moskova ile eşit şartlarda işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Arctic.ru platformunda “Arktik’te Uluslararası İşbirliği: Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı bir makale kaleme aldı.

Lavrov, 19 Ağustos’ta Çin’den yola çıkan bir konteyner gemisinin Trans-Arktik Ulaştırma Koridoru’nun hayati bir parçası olan Kuzey Denizi Rotası üzerinden ilk kez Murmansk Limanı’na ulaştığını hatırlatarak makalesine başladı. Rusya Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın en az yüzde 10’unu oluşturan ve 2,5 milyondan fazla Rusya vatandaşının yaşadığı bölgenin kalkınmasında yeni bir aşamaya geçildiğini belirten Lavrov, “Uluslararası ortaklarımızla yürütülen bu işbirliği, Rusya’nın Arktik bölgesinin gelişiminde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor” ifadelerini kullandı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından onaylanan 2035’e Kadar Rusya’nın Arktik’teki Devlet Politikasının Temelleri belgesine atıfta bulunan Lavrov, hedeflerinin bölge halkının yaşam kalitesini yükseltmek, ekonomik büyümeyi hızlandırmak, çevreyi korumak ve karşılıklı faydaya dayalı uluslararası ortaklıkları güçlendirmek olduğunu aktardı. Dışişleri Bakanlığının bu süreçteki koordinasyon rolüne ve Rusya Federasyonu Denizcilik Kurulunun faaliyetlerine işaret eden Lavrov, “31 Mart 2023 tarihli Dış Politika Konsepti uyarınca Rusya, Arktik’te barış ve istikrarı korumayı, ulusal güvenliğe yönelik tehdit seviyesini azaltmayı ve sosyoekonomik kalkınma için elverişli dış koşullar oluşturmayı amaçlamaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

“Çin ve Hindistan ile stratejik işbirliği derinleşiyor”

Kuzey Kutbu’nda yakın işbirliği yürüttükleri aktörlerin başında Çin ve Hindistan’ın geldiğini vurgulayan Lavrov, Pekin ile hükümet başkanları düzeyinde düzenli görüşmeler yapıldığını, Kuzey Denizi Rotası üzerine ikili alt komisyonun faaliyette olduğunu ve kutup araştırmalarında somut kazanımlar elde edildiğini belirtti. Lavrov, “Sonuçlar her şeyi ortaya koyuyor: Rusya’nın kuzey denizleri üzerinden düzenli konteyner sevkiyatları başladı ve bu seferlerin sıklığının artırılması planlanıyor” dedi.

Hindistan ile ağustos ayı sonunda gerçekleştirilen Hükümetlerarası Ticari, Ekonomik, Bilimsel, Teknik ve Kültürel İşbirliği Komisyonu toplantısına değinen Lavrov, “Hint şirketleri Rusya’nın Arktik bölgesinin kaynak potansiyelinin geliştirilmesinde yer alıyor. Uzmanlara göre Arktik, önümüzdeki 20 yıl boyunca Rusya ile Hindistan arasında ana işbirliği alanlarından biri haline gelebilir” ifadesine yer verdi.

Lavrov; Brezilya, Endonezya, İran ve diğer BRICS ülkeleri ile Bağımsız Devletler Topluluğu ve Belarus’la da temasların sürdüğünü ifade etti. Güney Kore ve Singapur’un Batı’nın yaptırım kampanyasına katılmasına rağmen bazı projelerle ilgilendiğini aktaran Rus Bakan, 1 Eylül’de Vladivostok’ta başlayacak 11. Doğu Ekonomik Forumu ve mart ayında Murmansk’ta düzenlenecek “Arktik: Diyalog Bölgesi” forumuna yabancı heyetleri beklediklerini kaydetti.

“NATO bölgeyi askerileştiriyor ve çatışma riskini artırıyor”

Kuzey Kutbu’nda güvenlik ortamının bozulmasından Batılı aktörleri sorumlu tutan Lavrov, şu ifadeleri kullandı: “NATO ülkeleri ve bir bütün olarak İttifak, bölgeyi askerileşmeye sürüklemekte ve uluslararası gerilim odakları oluşturmaktadır.”

NATO’nun Şubat 2026’da başlattığı Kuzey Kutbu Nöbetçisi (Arctic Sentry) operasyonunu anımsatan Lavrov, “Kuzey sınırlarımızın hemen yakınında yoğun askeri hazırlıklar yürütülüyor. NATO, bölge dışı ülkelerin de katıldığı geniş çaplı tatbikatlar düzenliyor ve komuta-kontrol sistemine yeni unsurlar ekliyor. Uzak Kuzey’deki bu tür askeri faaliyetler Rusya’nın güvenliğine doğrudan tehdit oluşturuyor; ayrıca potansiyel olarak felaket getirebilecek bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek olay riskini artırıyor” uyarısında bulundu.

Lavrov, Batı’nın Arktik projelerine dahil olan Küresel Çoğunluk ülkelerinin tüzel ve gerçek kişilerine gayrimeşru yaptırımlar uyguladığını savunarak, “NATO üyeleri ve diğer Batılı ülkeler, Arktik’i Rusya’nın ve benzer düşünen ortaklarının gelişimine karşı koyacak yeni bir cepheye dönüştürme niyetlerini açıkça ortaya koyuyor” dedi.

“Arktik Konseyi kriz içinde”

19 Eylül 1996’da kurulan Arktik Konseyinin 30. yılına ağır bir kriz içinde yaklaştığını kaydeden Lavrov, Batılı üyelerin tutumu nedeniyle Mart 2022’den bu yana çalışmaların dondurulduğunu belirtti. Bakanlar düzeyindeki toplantıların ve Kıdemli Arktik Yetkilileri oturumlarının askıya alındığını bildiren Lavrov, “Rusya, tüm tarafların iyi niyetle hareket etmesi ve her katılımcının meşru çıkarlarını gözetmesi koşuluyla Arktik Konseyinin tam teşekküllü çalışmalarına yeniden başlamaya hazırdır” açıklamasını yaptı.

NATO ülkelerinin konseyi Rusya’sız işletme girişimlerine de değinen Lavrov, “Bu senaryo gerçekleşse bile Rusya; karşılıklı fayda sağlayan projeleri yürütmek ve hedeflerini güvenle hayata geçirmek için gereken topraklara, lojistiğe, teknolojiye ve güvenilir ortaklara sahiptir” ifadelerini kullandı.

“Rusya lider bir Arktik devleti olmayı sürdürecek”

İklim değişikliği ve eriyen buzullarla birlikte bölgenin küresel ticaret ve kaynak erişiminde stratejik öneminin artacağını vurgulayan Lavrov, “Dünya haritasına bir bakış, Rusya’nın lider bir Arktik devleti olduğunu, öyle kaldığını ve öyle kalacağını açıkça gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Lavrov, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerinin ve 2008 Ilulissat Bildirisi’nin geçerliliğini koruduğunu, bu aşamada yeni bir uluslararası hukuki araca ihtiyaç olmadığını kaydetti.

Batılı ülkelere uyarılarda bulunan Lavrov, “Mevcut muhataplarımız tarihin derslerinden ders çıkarmalı ve Rusya ile yaptırım ve tehdit diliyle konuşma çabalarının nafile olduğunu anlamalıdır. Dostane olmayan ve düşmanca eylemlere asimetrik önlemler de dahil olmak üzere gereken yanıt verilmiştir ve verilecektir. Rusya yapıcı diyalogdan yanadır; ancak gerektiğinde ulusal çıkarlarını elindeki tüm araçlarla savunacaktır” dedi.

Rusya

Hindistan’da el konulan tankerdeki Rus denizciler ülkelerine dönüyor

Yayınlanma

Hindistan’da mali anlaşmazlıklar nedeniyle alıkonulan Unity tankerinde aylardır mahsur kalan yedi denizci, bir Rus diplomatın gözetiminde karaya çıkarıldı. Odişa Yüksek Mahkemesi, armatörün maaşlarını ödemediği ve erzak temin etmediği 23 kişilik mürettebatı resmi olarak terk edilmiş denizciler kabul etti.

Hindistan’da el konulan Unity isimli tankerde aylardır mahsur kalan mürettebatın ilk grubu ülkelerine dönüyor.

Rusya’nın Kalküta Başkonsolosluğu, gemi sahibine yönelik mali talepler sebebiyle aylardır evlerine gidemeyen denizcilerden yedisinin 31 Ekim’de Rusya’ya uçacağını duyurdu.

Başkonsolosluk, RBK haber kuruluşuna yaptığı açıklamada, “Gemi personelinin 31 Ekim’de ülkelerine uçuşu planlandı” bilgisini verdi.

Diplomatik misyonun verdiği bilgilere göre denizciler, bir Rus diplomatın gözetiminde 29 Ekim’de gemiden ayrıldı. Aralarında altı Rusya ve bir Mısır vatandaşının yer aldığı yedi kişilik grup, şu anda Orissa eyaletinin başkenti Bhubaneşvar’da kalıyor ve her iki ülke vatandaşı da kendi evlerine dönmek üzere yola çıkıyor.

Paradip Limanı İdaresine atıfta bulunan konsolosluk, gemide kalan diğer 16 mürettebat üyesinin tahliyesinin, gemiye yeni bir ekip temin edilmesinin ardından kasım ayının ilk yarısında gerçekleşeceğini bildirdi.

Mürettebattan bir denizcinin yakını ise RBK’ya yaptığı açıklamada, ilk grubun karaya ayak bastığını, dönüş güzergahı planlamasının sürdüğünü ve Rusya’ya varışın 1 Kasım’da beklendiğini aktardı.

Denizci yakını, “Kalan personelin de gelecek hafta gönderilmesi planlanıyor” dedi.

Kamerun bayraklı Unity tankeri, 11 Mayıs’tan bu yana Hindistan’ın Paradip Limanı açıklarında adli makamların denetiminde tutuluyor.

Gemi, yük boşaltma işlemlerini tamamlamasının hemen ardından armatör şirkete yönelik mali alacaklar nedeniyle alıkonulmuştu. Rus diplomatik temsilciliği, Hindistan makamlarının personelin ayrılışını yeni bir mürettebatın getirilmesi şartına bağladığını aktarmıştı.

Odişa Yüksek Mahkemesi, 8 Ekim’de aldığı kararla 23 kişilik mürettebatın ülkelerine gönderilmesini ve tankere yedek ekip sağlanmasını hükme bağladı.

Mahkeme kararında, gemi sahibinin maaşları ödememesi, zaruri erzak tedarik etmemesi ve vardiya değişimi ile geri dönüş imkanlarını sağlamaması gerekçesiyle kaptan ve personeli “terk edilmiş denizciler” statüsünde kabul etti.

Mürettebat yakınları, yaklaşan fırtına tehdidi sebebiyle tankerin daha sonra kıyıya yakın bir noktaya çekildiğini belirtti. Gemi daha önce, 25 Eylül’deki şiddetli fırtınada demir tarayarak motorları çalışmaksızın denizde sürüklenmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya parlamentosu, madencilik sektörüne aşırı kazanç vergisi öngören yasayı kabul etti

Yayınlanma

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, madencilik ve metalürji şirketlerinden aşırı kazanç vergisi alınmasını öngören yasa tasarısını ilk okumada kabul etti. Maliye Bakanlığı 2027-2029 döneminde geçerli olacak yüzde 20 ila yüzde 30 oranındaki bu vergiden 683 milyar ruble gelir bekliyor.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması, madencilik ve metalürji şirketlerine yönelik aşırı kazanç vergisini içeren yasa tasarısını ilk okumada kabul etti.

Devlet Dumasının internet sitesindeki yasa tasarısı kartında yer alan bilgiye göre düzenleme, meclisin 2027 yılı federal bütçesi ile 2028 ve 2029 planlama dönemine ilişkin bütçe tasarısını ilk okumada onaylamasının hemen peşinden geldi.

Rusya Maliye Bakanlığının 2027-2029 bütçe paketiyle hükümete sunduğu tasarı, katı maden işletmecilerinden üç yıl boyunca ek gelir vergisi tahsil edilmesini öngörüyor.

Düzenlemeye göre madencilik şirketlerine uygulanacak vergi oranı katı madenlerin büyük bölümü için yüzde 30, altın üreticileri için ise yüzde 20 seviyesinde belirlendi.

Çıkarılan hammaddenin ortalama küresel piyasa fiyatının, 2025 yılı temel ağırlıklı ortalama fiyatını aşması durumunda ortaya çıkan ek değer verginin konusunu oluşturacak.

Vergi matrahının doğması için hammadde ortalama fiyatının 2026 yılında en az yüzde 10 artış kaydetmesi gerekiyor.

Sonraki dönemlerde ise temel fiyat kademeli endekslenecek; baz fiyat 2027 yılı vergi hesabında 2025 göstergesine kıyasla yüzde 10, 2028 yılı hesabında ise yüzde 21 oranında artırılacak.

Yasa tasarısı, ödenecek aşırı kazanç vergisi tutarını maden çıkarma vergisi düşüldükten sonra hesaplanan tahmini hasılatın yüzde 15’i ile sınırlandırıyor.

Maliye Bakanlığının hesaplamalarına göre bu yeni verginin bütçeye üç yılda toplam 683 milyar ruble gelir getirmesi planlanıyor.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliğinin projeksiyonları ise aynı makroekonomik varsayımlar altında toplam vergi tahsilatının yaklaşık 1,1 trilyon rubleye ulaşabileceğini ve bakanlık tahminini 1,6 kat aşacağını gösteriyor.

Maliye Bakanlığı uzlaşma açıkladı ancak iş dünyası kararı nihai görmüyor

Maliye Bakanı Anton Siluanov, 5 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamada aşırı kazanç vergisi üzerinde iş dünyasıyla ortak bir paydada buluştuklarını duyurdu.

Federasyon Konseyindeki parlamento oturumunda konuşan Siluanov, yasa tasarısını hazırlarken girişimcilerin endişelerini dikkate aldıklarını ve ani fiyat dalgalanmalarının etkisini yumuşatacak bir mekanizma kurduklarını belirtti.

Siluanov meclis kürsüsünden yaptığı değerlendirmede, “Çok iyi bir çalışma yürüttük, iş dünyasıyla bir araya geldik ve aşırı kazanç vergisi konusunda uzlaşmaya vardık. Fiyatlarında ani sıçrama yaşayanların bu dalgalanmalarını törpüleyecek bir formül geliştirdik” dedi.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı ve İş Dünyası Ombudsmanı Aleksandr Şohin ise RBK’ya yaptığı açıklamada Maliye Bakanlığının uzlaşma ilan etmesine rağmen konunun henüz nihai bir zemine oturmadığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya ve Afrika sivil gemilere el konulmasına karşı birleşti

Yayınlanma

Moskova’daki zirveyi tamamlayan Rusya ve Afrika ülkeleri, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasını deniz ticaretinin siyasi baskı aracına dönüştürülmesi olarak niteledi. Liderler 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı müdahalelere karşı ortak tutum alırken, Rusya Devlet Başkanı Putin ticaret gemilerine el konulması halinde dünyanın herhangi bir yerinde aynıyla karşılık vereceklerini kaydetti.

Rusya ile Afrika ülkeleri, Moskova’da sona eren Rusya-Afrika Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde, Afrika kıtası bayraklı olanlar dahil sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına karşı ortak tavır aldı.

Zirve belgesinde taraflar, seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin bütün şartları karşılayan sivil gemilere yönelik bu tür adımların uluslararası hukuka ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kurallarına aykırı olduğu durumlarda ortak bir duruş sergileyeceklerini kaydetti.

Belgede, “1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi dahil olmak üzere uluslararası hukuk normlarına uymayan durumlarda, Afrika Kıtası devletlerinin bayraklarını taşıyan ve seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin tüm gereklilikleri karşılayanlar da dahil olmak üzere, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına tutarlı bir şekilde karşı çıkılacaktır” hükmü yer aldı.

Taraflar ayrıca, ticari seferler yürüten gemileri hedef alan bu tür eylemlerin deniz ticaretini bir “ekonomik ve siyasi baskı aracı” haline getirdiğinin altını çizme konusunda mutabakata vardı.

Batılı ülkeler son dönemde Rusya ile bağlantılı tankerlerin alıkonulduğuna ilişkin çok sayıda adım attı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, haziran ayında uluslararası yaptırımlar altında olan Tagor adlı tankerin alıkonulduğunu duyurdu.

Fransa mart ayında da Akdeniz’de Rusya’dan yola çıkan Mozambik bayraklı Deyna tankerini durdurdu.

Fransız makamları, söz konusu tankerin Rusya’nın gölge filosuna ait olduğunu değerlendiriyor.

ABD ise yılın başında Rus bayraklı Marinera tankerini yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle alıkoydu.

Rusya Ulaştırma Bakanlığı, Marinera vakasına ilişkin değerlendirmesinde Amerikan güçlerinin karasuları dışındaki tankere yönelik adımlarının uluslararası hukuku çiğnediğini vurguladı.

Putin ticari gemilere müdahalelere aynıyla karşılık verileceğini açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ağustos ayında Yujno-Sahalinsk’te Pasifik Filosu komutanlığıyla gerçekleştirdiği toplantıda, Batılı ülkelerin Rus ticaret gemilerini ele geçirmesi halinde aynıyla karşılık vereceklerini söyledi.

Bazı ülkelerin uluslararası hukuku çiğneyerek Rus gemilerinin hareketini kısıtlamaya çalıştığını belirten Putin, bu ülkelerin “son dönemde gemilerimizi ele geçirme ve bizden yağmalanan malları satma fikrini geliştirdiklerini” ifade etti.

Putin toplantıda, “Eğer bu durum uygulamaya geçerse, aynıyla karşılık vermek zorunda kalacağız. Üstelik bu yanıtı gemilerimize baskınların planlandığı sularda vermek zorunda da değiliz. Kendi uygun ve gerekli gördüğümüz yerde, herhangi bir noktada veririz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı daha önce tankerlerin ele geçirilmesine karşı “korsanlarla mücadele eder gibi” hareket edilmesini teklif etmişti.

Putin konuya ilişkin yaklaşımını, “Deniz hukuku çerçevesinde, dikkatli ancak kararlı” hareket etmek gerektiği sözleriyle özetledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English