Avrupa
Mélenchon’dan ‘savaş çığırtkanlarına’ karşı mücadele sözü

Fransa’da solcu La France Insoumise (Boyun Eğmeyen Fransa – LFI) cumartesi günü düzenlediği ilk AB seçim mitinginde ‘savaş çığırtkanları’ Avrupa’sında ‘barışı’ inandırıcı bir şekilde güvence altına alabilecek tek parti olma sözü verdi.
Ukrayna ve Gazze’de devam eden savaşlar, cumartesi günkü mitingde neredeyse her konuşmada ve yuvarlak masa toplantısında gündeme geldi.
LFI’nin kurucusu olan fakat resmi olarak şu anki lideri olmayan Jean-Luc Mélenchon mitingde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Ukrayna’ya asker göndermenin artık ‘ihtimal dışı’ olmadığı yönündeki son yorumlarına atıfta bulunarak, “Ukrayna’daki savaştan askeri bir çıkış yolu yok,” dedi.
Kapanış konuşmasında, “Savaş istemiyorsanız bize oy verin,” diyen Mélenchon, ‘iklim krizini büyüten’, dünya sahnesinde güvenilirliği olmayan ve ‘kalıcı bir ekonomik kriz’ yaratmaktan sorumlu olduğunu söylediği ‘aciz bir Avrupa’ya karşı da eleştirilerde bulundu.
Mélenchon ayrıca Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin, ülkenin 2027’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bir ara oylamadan başka bir şey olmadığını ve akıllarında net bir hedef olduğunu açıkladı: “Evrensel barışa faydalı olmak istiyorsak Fransa barışın hizmetinde olmalıdır.”
Eski parlamento üyesi, kıtada savaş sürerken Avrupa’nın silah ve mühimmat üretme kapasitesini artırma arzusu için de sert sözler sarf etti ve Ukrayna ile Rusya’yı da hedef aldı.
Her iki tarafa da karşılıklı garantiler veren bir barış çağrısında bulunan Fransız siyasetçi, kalıcı barış için ‘acil ve kalıcı bir ateşkes’, barış müzakereleri sona erdiğinde Ukrayna ve Rusya’da bir referandum ve nükleer santrallerin etrafında askerden arındırılmış bölgeler olmak üzere üç koşul öne sürdü.
LFI, Filistin için de ‘ateşkes’ çağrısı yaptı: Katliamı durdurun
Mélenchon’un mesajı, partinin AP seçimlerindeki baş adayı Manon Aubry tarafından da geniş bir şekilde tekrarlandı.
“Tiranlara ve savaş çığırtkanlarına karşı, barışın ve uluslararası hukukun kampı olmaya devam edeceğiz,” diyen Aubry, Macron’un Ukrayna’ya asker göndermekle ilgili yorumlarını üstü kapalı bir şekilde eleştirdi.
Parti stratejistleri, geçen hafta yayınlanan geniş çaplı bir Ipsos anketine göre LFI %7 civarında oy alıyor görünürken, ‘barış’ söyleminin oylarını artıracağını umuyor.
Tam da bu nedenle, jeopolitik konuların kilit kampanya konuları haline geldiği bir dönemde, LFI kendisini Filistin davasının tek gerçek savunucusu olarak konumlandırmaya çalışıyor.
Filistin’in bombalanması konusunda, “Katliamı durdurun, ateşi kesin,” diyen Aubry, Batının Binyamin Netanyahu hükümetine silah sevkiyatına son vermesi çağrısında bulundu.
Hukuk uzmanı ve tanınmış bir Filistinli aktivist olan Rima Hassan’ın bu ayın başlarında partinin seçim listesine dahil edilmesi, bir başka güçlü sinyal göndermeyi amaçlıyordu.
Filistin’de ölenler için bir dakikalık saygı duruşunun ardından bir yuvarlak masa toplantısında konuşan Hassan, Avrupa’yı 2000 yılından beri yürürlükte olan AB-İsrail anlaşmasına son vermeye ve ‘Filistin Devleti’nin kurulmasının önündeki tek engel olan İsrail’in sömürgeci politikasına’ yaptırım uygulamaya çağırdı.
‘Haksız rekabet’ vurgusu: Gıda tekellerinin kârlarına son verme çağrısı
Bu arada Aubry ekonomik ve sosyal meseleler hakkında da konuşarak, AP’de alınacak önlemler arasında ‘tıka basa doyan tarımsal gıda şirketlerinin kâr marjlarının iptal edilmesi ve hayat pahalılığı krizine son verilmesi’ gerektiğini savundu.
Bu yılın başlarında AB genelinde patlak veren çiftçi protestolarını hatırlatarak, haksız rekabete ve ‘her şey rekabet’ söylemine karşı mücadele etmeye devam edeceklerine işaret eden Aubry, ayrıca partisinin, Haziran 2022’den bu yana AB üyeliği için resmi bir aday olan Ukrayna’nın ‘mali, sosyal ve çevresel uyum olmadan’ AB’ye entegre edilmesini kesinlikle reddettiğini yineledi.
Macron, Olimpiyatlarda Rusya’ya ateşkes teklif edecek
Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 16 Mart Cumartesi günü Paris’ten Ukrayna televizyonuna verdiği bir mülakatta, Rusya’dan Paris Olimpiyatları sırasında Ukrayna’da ateşkese uymasının isteneceğini söyledi.
Muhabirin, “Olimpiyatlar sırasında ateşkes talebi. Onlar (Ruslar) bunu yapmalı. Bu her zaman olan bir şey,” demesi üzerine Fransız lider, bunu talep edeceklerini söyledi.
Macron, “Ev sahibi ülkenin kuralı Olimpiyat hareketine uygun hareket etmektir. Bu bir barış mesajıdır. Biz de Olimpiyat Komitesinin kararına uyacağız,” dedi.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), Rusya’yı ‘işgal’ nedeniyle kınayarak, Rus hükümetinin ‘barış ve diyaloğu teşvik etmek için sporun gücünü kullanmayı amaçlayan’ Olimpik Ateşkesi ihlal ettiğini ileri sürmüştü.
Perşembe günü Rusya Olimpiyat Komitesi (ROC) Başkanı, IOC’nin ceza olarak sporculara getirdiği kısıtlamalara rağmen ROC’nin bu yılki Paris Olimpiyatlarını boykot etmeyeceğini söyledi.
Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo çarşamba günü Reuters’a verdiği bir röportajda Rusların ve Belarusluların ‘gelmemesini’ tercih ettiğini söyledi.
Almanya’da koalisyon Ukrayna nedeniyle çatırdıyor
Öte yandan Almanya’da iktidar koalisyonu ülkenin Ukrayna politikası konusunda giderek bölünürken, Şansölye Olaf Scholz’un Sosyal Demokrat Partisi (SPD), Ukrayna’ya destek konusundaki tutumunu ‘yumuşattığı’ gerekçesiyle koalisyon ortakları tarafından çapraz ateşe alındı.
SPD meclis başkanı Rolf Mützenich’in geçen hafta yaptığı konuşmada retorik olarak ‘bir savaşı nasıl donduracağımızı ve daha sonra nasıl bitireceğimizi düşünmenin’ zamanının gelip gelmediğini sorması, iktidar koalisyonu içinde tartışmalara yol açtı.
Cumartesi günü yaptığı yorumdan geri adım atmaya çalışsa da koalisyon ortakları bu açıklamanın SPD’nin Ukrayna politikasını değiştirebileceğinden endişe ediyor.
FDP ve Yeşiller’den Şansölyenin partisine yaylım ateşi
Hür Demokrat Parti (FDP) meclis grup başkanvekili Michael Georg Link pazar günü Tagesspiegel’e verdiği demeçte, “Mützenich’in koalisyonda farklı düşünenler hakkındaki aşağılayıcı sözleri ve Şansölye’nin hükümet açıklamasıyla birlikte çatışmayı dondurma konusundaki sönük sözleri dış politikada bir dönüm noktasını temsil ediyor,” dedi.
Scholz geçtiğimiz hafta Ukrayna’ya Taurus füzeleri göndermeme kararını güçlü bir şekilde savunmuş ve koalisyon ortaklarının eleştirilerine maruz kalmıştı.
Link, Scholz’u eleştirerek, “Scholz ve Mützenich Ukrayna’ya sadece şu anda batmasını önleyecek kadar yardım ediyorsa ’Zeitenwende’nin hâlâ ne değeri var?” diye sordu.
Zeitenwende veya ‘dönüm noktası’, Scholz’un Ukrayna’da savaşın patlak vermesinin ardından Alman dış politikasının ve ordusunun tamamen yeniden düzenlenmesini ilan ettiği konuşmasında geçen sözcüktü.
Mützenich’in Ukrayna’daki savaşın dondurulması çağrısı diğer koalisyon ortağının da büyük tepkisine neden oldu.
Yeşiller Partisi lideri Ricarda Lang Die Welt’e yaptığı açıklamada Mützenich’in konuşmasının ‘Sosyal Demokratların eski Rusya politikasına geri dönüş’ anlamına geldiğini söyledi.
Muhalefetteki CDU da tartışmaya katılarak SPD’nin şu anda çatışmayı dondurma fikriyle ‘suları test ettiği’ uyarısında bulundu.
CDU dış politika sözcüsü Roderich Kiesewetter’e göre SPD’nin hâlâ ‘Almanya’da bizi korkunç bir şekilde yakalayan Rusya’nın romantikleştirilmesi’ ile ilgili bir sorunu var.
SPD bocalıyor
Cumartesi günü, SPD liderleri bir parti toplantısı için bir araya geldi ve grup liderlerinin görüşlerini savundu.
SPD lideri Saskia Esken, partisinin Ukrayna’ya olan ‘sarsılmaz desteğini’ vurgularken, SPD’nin ‘özellikle Ukraynalılar tarafından hissedilen barış özlemini doğal olarak paylaşacağını’ söyledi.
Esken, SPD’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ‘müzakere masasına dönme’ çağrısında bulunduğunu da sözlerine ekledi.
Gizli Bundestag toplantısı sızdırıldı
Alman hükümetine bir başka darbe de, Federal Meclis’teki (Bundestag) gizli bir komite toplantısının bilgilerinin medyaya sızdırılması oldu.
t-online tarafından yayınlanan habere göre, Bundestag Savunma Komitesindeki gizli toplantıda, Scholz’un Taurus füzelerinin Kiev’e verilmesinde tereddüt etmesinin nedenlerini meşrulaştıran bilgiler verildi.
Buna göre, Taurus’u tüm avantajlarıyla kullanabilmek için, sadece belirli teknik sistemler tarafından işlenebilen muazzam ve karmaşık miktarda veri gerekiyor.
Fakat t-online’ın aktardığına göre bu teknik sistemler Almanya’da sadece sınırlı ölçüde mevcut. Taurus’un teslimatı durumunda bunlar da Ukrayna’ya transfer edilirse, artık Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) için kullanılabilir olmayacaklar.
Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kişi t-online’a yaptığı açıklamada, ‘Alman silahlı kuvvetlerinin operasyonel kabiliyetine’ ciddi zarar verecek bir kabiliyet boşluğunun ortaya çıkacağını söyledi ve “Bu kabiliyeti tedarik edersek, artık bizim için mevcut olmayacaktır,” iddiasında bulundu.
FDP ve Yeşiller medyaya bilgi sızdırılmasına tepki gösterirken, Komitenin FDP’li başkanı Marie-Agnes Strack Zimmermann, gizli bilgilerin sızdırılmasına yönelik yasal işlem başlatmakla tehdit etti.
Avrupa
Polonya kendi uydu ağını kurarak Musk’a bağımlılığı bitirmeyi hedefliyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin Starlink benzeri yerli bir uydu iletişim ağı kuracağını açıkladı. 34. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (MSPO) kapsamında konuşan Tusk, Polonya ve Avrupa’nın güvenliğinin “tek bir kişinin hevesine bağlı kalamayacağını” vurguladı.
Tusk, Polonya haber platformu Wiadomosci’nin aktardığı konuşmasında projenin ciddiyetine dikkat çekti: “Evet, bu bir meydan okuma, bir hayal; ancak kesinlikle boş bir heves değil. Bugün başlattığımız bu sürecin nihai hedefinin Polonya’nın kendi Starlink sistemi olabileceğini ve olacağını ifade ettik.”
Polonya’nın uzay alanında sahiden kayda değer bir ortak olduğunu belirten Tusk, bu girişimin yalnızca milli bir tatmin meselesi taşımadığını dile getirdi. Başbakan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Açık konuşayım: Polonya’nın ve Avrupa’nın güvenliği tek bir kişinin hevesine bırakılamaz. Kendi uydu iletişim sistemimiz olmadan tam bir güvenlikten söz edemeyiz.”
Donald Tusk, yıl sonuna kadar Polonya’nın uzaydan birkaç dakika içinde görüntü aktarabilen dokuz uyduya sahip olacağını kaydetti.
Tusk, savunma fuarında uydu projesinin yanı sıra yeni ağır piyade muharebe aracının adını da duyurdu. “Ayı” (Niedźwiedź) ismi verilen araç, mevcut Borsuk modelinden 12 ton daha ağır bir yapıyla üretildi. Aracın yüksek hareket kabiliyetini koruduğu ve mürettebat korumasını önceliklendirdiği bildirildi.
Polonya basınından Rzeczpospolita gazetesi, ağustos ayında Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin uydu interneti hizmet koşullarını değiştirdiğini yazmıştı.
Yeni kuralların Polonya’yı Avrupa mobil kapsama bölgesinden çıkarması, Polonyalı kullanıcılar açısından maliyet artışı riskini beraberinde getirdi.
Gelişmeler üzerine Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, sosyal medya üzerinden SpaceX’in sahibi Elon Musk’a yönelik bir uyarıda bulundu. Sikorski mesajında şu ifadelere yer verdi: “Bak Elon Musk, Polonyalı Starlink kullanıcılarına yönelik ayrımcılığı durdur; aksi takdirde hizmetlerin karşılığında sana ödediğimiz yıllık 50 milyon doları yeniden değerlendirebiliriz.”
Ukrayna ordusu, Şubat 2022’de çatışmaların başlamasından bu yana cephede Starlink uydu terminallerini yoğun biçimde kullanıyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için sağlanan Starlink hizmetinin faturasını Polonya Dijitalleşme Bakanlığı karşılıyor.
Geçen yılın mart ayında Musk, Starlink erişiminin kesilmesi halinde Ukrayna’nın cephe hattının çökeceğini ileri sürmüştü. Musk yaptığı paylaşımda, “Benim Starlink sistemim Ukrayna ordusunun omurgasını oluşturuyor. Sistemi kapatırsam tüm cephe hatları çöker” demişti.
Polonya Dışişleri Bakanı Sikorski ise Musk’ın bu sözlerine karşılık, Ukrayna’daki Starlink bağlantısının masraflarını karşıladıklarını, böyle bir senaryoda yıllık 50 milyon dolar harcayan Polonya’nın farklı hizmet sağlayıcılarına yönelmek zorunda kalacağını belirtmişti.
Avrupa
Leipzig’deki İHA olayında tanık ifadeleri resmi iddialarla çelişiyor

Leipzig/Halle Havalimanı’nda geçen ay düşürülen insansız hava aracına ilişkin çalışan ifadeleri, Almanya’nın Rusya’yı suçlayan resmi anlatımıyla ve basına yansıyan patlayıcı görüntüleriyle uyuşmuyor. Görgü tanığı personel, kargo alanına inen sıradan bir tüketici cihazının elle yakalandığını, patlayıcı taşımadığını ve hemen peşinden özel ekiplerin olağandışı bir hızla sahaya ulaştığını savunuyor.
Almanya basını ile NATO müttefiklerinin yayın organlarında yer alan ve Leipzig Havalimanı sahasına geçen ay Rus ajanları tarafından yerleştirildiği iddia edilen patlayıcı düzeneğe ait fotoğrafların gerçek olmadığına dair ikna edici kanıtlar ortaya çıktı.
Ukraynalı araştırmacı gazeteci Anatoliy Şariy, havalimanı çalışanlarının tanıklıklarına dayandırdığı anlatımında, yayımlanan görsellerin olay yerindeki ilk manzarayla örtüşmediğini, söz konusu hava aracının ise fotoğraf ve video çekimi amacıyla üretilmiş, piyasada kolayca erişilebilen küçük ve ucuz bir tüketici cihazı olduğunu kaydetti.
Şariy’nin 6 Eylül tarihinde X platformunda paylaştığı ayrıntılı aktarım, insansız hava aracının ele geçirilişine ve sonrasındaki resmi müdahaleye bizzat tanıklık eden havalimanı personeline dayanıyor.
The source also draws attention to the situation around the airport following the incident. According to him, police officers are now stationed around the clock near the emergency gate by the S8a, where spotters previously gathered at night and from where drones had periodically…
— Anatolij Sharij (@anatoliisharii) September 6, 2026
Anlatılanlara göre çalışanlardan biri, böylesi bir cihazın kayda değer ilave bir yük taşıyabileceğinden dahi şüphe duyuyor.
Berlin yönetimi ise Leipzig’deki hadiseden doğrudan Moskova’yı sorumlu tutuyor. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, 1 Eylül günü yaptığı açıklamada Rusya’yı işaret ederek şunları söyledi:
“Leipzig’deki saldırı girişimiyle Rus yönetimi, zaten ağır baskı altındaki ikili ilişkilerimize bilinçli şekilde daha büyük zararlar verme kararı almıştır. Federal İçişleri Bakanı’nın az önce dile getirdiği hükümet çizgisi geçerlidir. Almanya güvenliğini koruyor; güvensizlik yaymak isteyen karşı güçlere karşı kendini savunuyor. Federal Hükümet bu nedenle Leipzig’deki hibrit saldırının faili olarak Rusya’ya karşı gerekli adımları atıyor.”
Wadephul, Rusya’nın sergilediği tutumu Avrupa genelindeki eylemlerin bir halkası olarak niteledi:
“Rusya Federasyonu’nun az önce tarif edilen tehlikeli adımları; Avrupa’ya dönük istikrarsızlaştırma, dezenformasyon yayma, tehdit, sabotaj ve saldırganlık girişimlerinin uzun bir zincirini oluşturuyor. Ne yazık ki Almanya da bunun dışında kalmadı. Rus liderliği ülkemize açık bir husumetle yaklaşıyor.”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise aynı gün Rus basınına verdiği demeçte suçlamaları reddederek hadisenin bir kurgu olduğunu savundu. Putin, meselenin iç siyasetle ilişkili olduğunu öne sürdü:
“Bunun büyük ölçüde iç siyasi durumla ilgili olduğuna inanıyorum. Şansölye’nin siyasi pozisyonu karmaşık. Vatandaşları kendisine güvenmiyor. Bunun sebebi de açık; ulusal çıkarları savunmak yerine bunları heba ediyor. Belirgin ekonomik hatalar ortada: İşletmeler kapanıyor, insanlar işlerini kaybediyor, hayat standartları hızla geriliyor. Bu adımı neden attıkları meçhul. Sadece tek bir açıklamaları var: ‘Saldırgan Rusya’ya’ karşı durmak zorundalar. Kanıt mı istiyorsunuz? İşte oraya kendileri yerleştirdi.”
Kuzey Akım boru hattına yönelik sabotaja da değinen Putin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birkaç ay ya da bir yıl önce Alman makamlarının Kuzey Akım boru hattını patlatmakla Rusya’yı suçladığını herkese hatırlatmak isterim. Böylesine tuhaf bir fikir ortaya atmalarına gerçekten şaşırmıştım; zira biz Avrupa’ya gaz satmak istiyorduk. Bugün de gaz sağlamaya hazırız. Yapmaları gereken tek şey düğmeye basmak, bu kararı almak. Ancak ABD yaptırımları ve diğer her şey yüzünden buna cesaret edemiyorlar. Güzel, ama şimdi attıkları adımların ardındaki sebepleri açıklamak zorundalar. Düşen oy oranları ve Saksonya dahil yaklaşan seçimler göz önüne alındığında, Alman iktidar çevrelerinin siyasi geleceği tartışmalı hale geliyor. Bence açıklama tam olarak budur. Bunun yeni bir hata olduğunu ve Alman halkının menfaatleriyle çeliştiğini düşünüyorum.”
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da 6 Eylül’de yaptığı değerlendirmede, Berlin yönetiminin suçlamalarını fiili bir savaş ilanı olarak gördüklerini dile getirdi. Vesti internet sitesinin aktardığına göre Lavrov şu ifadeleri kullandı:
“Leipzig, havalimanı. Orada bir insansız hava aracı buldular. Rus yapımı olduğunu söylediler, kimse araştırmaya dahi gerek duymadı. Bu durum, özünde gerçek bir savaşın başlangıcıdır. Başkonsolosluğu Bonn’dan çıkardılar, anlaşmayı feshettiklerini ilan ettiler. Berlin’deki Rus Evi kapatılıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın, daha doğrusu Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın başlamasından önce de Almanların diplomatik temsilciliklerini kapattığını hatırlıyorum. Merz’in Almanya’yı yeniden Avrupa’nın lider askeri gücü yapma yönündeki tüm açıklamaları hayata geçiriliyor. Aslında bize savaş açıyor. Tarihin dersleri hiç alınmamış. Nazizmin metastazlarının yeniden yüzeye çıktığı görülüyor. Bu tehlikeli bir gelişme. Rus liderliğinin gereken sonuçları çıkaracağına inanıyorum.”
Moskova’dan yazan deneyimli gazeteci John Helmer’ın aktardığı kulis bilgilerine göre bazı Alman kaynaklar, Alman polis ve istihbaratınca izlenen, içine sızılmış yerel muhalif grupların ve aşırı sol yapıların bu olayda kullanılmış olabileceğine işaret ediyor.
Güvenlik birimlerinin hadiseden önceden haberdar olabileceğini öne süren kaynaklar, Kızıl Ordu Fraksiyonu çizgisindeki aşırı sol unsurların askeri üretime müdahale tatbikatları yaptığını savunuyor.
Aynı kaynaklar, Ukrayna tarafının sahip olduğu insansız hava aracı tecrübesiyle Rus parçalarından cihazlar üretip sahte bayrak operasyonu yürütebilecek yetenekte olduğunu ve Kuzey Akım soruşturmasında Almanya’da tutuklanan dalgıçların intikamını alma saikine sahip olabileceğini iddia ediyor.
Hadiseye ilişkin yeni tanıklıkları kamuoyuna taşıyan Ukraynalı gazeteci Anatoliy Şariy, 2012 yılından bu yana sürgünde yaşıyor ve uzun yıllardır çeşitli fiziki saldırıların hedefi durumunda.
Şariy’nin İngilizce kaleme aldığı ve havalimanı tanıklıklarına dayanan haberi şu detayları aktarıyor:
Leipzig/Halle Havalimanı sahası daha önce güvenlik ihlallerine sahne olmuştu. 1 Ağustos 2024 tarihinde “Letzte Generation” (Son Nesil) adlı çevre hareketine mensup yedi eylemci, dış güvenlik çitlerini üç ayrı noktadan keserek havalimanının kısıtlı bölgesine girmişti. Eylemcilerden beşi kendilerini taksi yollarına yapıştırmış, diğer iki kişi ise eylemi gerçekleştiremeden yakalanmıştı. Yaşanan bu olay, yabancı kişilerin gece vakti güvenlik çemberini aşarak uçuş operasyon sahasına erişebildiğini belgelemişti.
Şariy’ye konuşan çalışan, insansız hava aracı hadisesinin kamuoyuna yansıtılandan çok farklı bir seyir izlediğini aktarıyor. Olay, gece saatlerinde DHL uçaklarının bakımının yapıldığı ve Antonov uçaklarının konuşlandığı “Vorfeld 2” bölgesinde, bir kargo uçağının yükleme aşamasında meydana geldi. Havalimanı personeli daha önce de tesis çevresinde uçan cihazlara rastlıyordu. Havalimanı sınırından geçen S8a karayolunun yakınında bir acil çıkış kapısı ile pisti rahat gören bir nokta bulunuyor. Gece saatlerinde havacılık meraklıları iniş ve kalkış yapan uçakları fotoğraflamak için bu alanda toplanıyor. Kaynak, geçmişte bu bölgede çok sayıda insansız hava aracının görüldüğünü, ancak bu araçların insanlara veya uçaklara bu denli yaklaşmadığını dile getiriyor.
Olay gecesi ise yükleme sürerken küçük bir hava aracı kargo uçağının etrafında dönmeye başladı ve bir personelin hemen yanında havada asılı kaldı. Görgü tanığı çalışanlar aygıtın nereden havalandığını göremedi. Cihaz yeterince alçaldığında personel müdahale ederek aracı eliyle yere bastırdı ve pervanelerine hasar vererek etkisiz hale getirdi. Ardından telsizle cihazın zaptedildiğini bildirdi.
Tanık çalışanın asıl dikkat çektiği nokta bundan sonraki süreç oldu. Telsiz anonsunun hemen ardından, yalnızca birkaç dakika içinde polis ekipleri, bomba imha uzmanları, itfaiye personeli, özel bomba imha robotu dahil ağır ekipmanlar ve televizyon ekipleri aprona ulaştı. Havalimanının Leipzig kent merkezine yaklaşık 20 kilometre mesafede yer alması, personelin zihninde soru işaretleri doğurdu. Zira dışarıdan gelen kişilerin doğrudan piste girmesi mümkün değil; güvenlik kontrolünden geçip “Tagesausweis” (günlük giriş kartı) almaları gerekiyor. Kaynak, yalnızca bu onay prosedürünün bile ciddi vakit aldığını, dolayısıyla tam teçhizatlı özel ekiplerin ve kameramanların anonsun hemen peşinden alana ulaşmasının olağandışı bir hız taşıdığını belirtiyor.
Tanık, cihazda patlayıcı veya fünye bulunduğu yönündeki haberleri kesin bir dille reddediyor. Aracı eliyle düşüren personelin hiçbir patlayıcı madde ya da fünye görmediğini aktaran kaynak, basında Çek yapımı Semtex patlayıcı ile servis edilen fotoğrafların sahadaki ilk durumla uyuşmadığını ifade ediyor. İlgili çalışan, haberleri izledikten sonra olayın kamuoyuna sunuluş biçimine tepki gösterse de işini kaybetme endişesiyle sessiz kalıyor.
Olayın ardından havalimanı çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı. Daha önce uçak gözlemcilerinin beklediği S8a yolu üzerindeki acil çıkış kapısı çevresinde artık polis ekipleri 24 saat nöbet tutuyor.
Mevcut tablo, hadiseye dair birbiriyle taban tabana zıt iki anlatı ortaya koyuyor: Resmi makamların sunduğu, tehlikeli bir insansız hava aracının tespit edilip acil durum protokollerinin işletildiği anlatım ile sıradan bir sivil cihazın personelce düşürüldüğü ve hemen ardından önceden hazırlanmış izlenimi veren geniş çaplı bir güvenlik ve medya operasyonunun başlatıldığını savunan çalışan anlatımı.
Havalimanı personelinin ifadeleri olayın kesin olarak provokasyon olduğunu tek başına kanıtlamasa da yanıtlanması gereken somut sorular barındırıyor: Telsiz anonsu tam olarak saat kaçta yapıldı; polis, uzmanlar ve gazeteciler hangi saatte arandı; ekipler kısıtlı alana ne zaman ayak bastı; patlayıcıyı ilk kim, hangi aşamada tespit etti; patlayıcı madde düşürüldüğü an cihaza monteli halde miydi; aygıtı ilk hangi görevli inceledi; bomba uzmanları gelmeden önce çekilmiş fotoğraflar mevcut mu ve medya çalışanları aprona nasıl giriş sağladı?
Avrupa
Almanya’da Rus gazı kesintisinin bütçeye faturası 50 milyar euroyu aştı

Rusya’nın sevkiyatı kesmesinin ardından enerji piyasasını dengelemeye çalışan Almanya federal bütçesinden 50,4 milyar euro harcandı. Maliye Bakanlığı verilerine göre kişi başına 600 euroya ulaşan bu fatura, tavan fiyat uygulamasını ve acil yardım paketlerini kapsıyor.
Rusya’nın doğalgaz sevkiyatını kesmesi, Almanya federal bütçesine 50 milyar euroyu aşkın mali yük getirdi.
Alman Bild gazetesinin haberine göre Maliye Bakanlığı, Yeşiller Partisi Federal Meclis Milletvekili Robin Wagener’in soru önergesine verdiği yanıtta krizin faturasını paylaştı.
Resmi belgedeki verilere göre krizin etkilerini sınırlamak için bütçeden 50,4 milyar euro harcandı. Enerji krizine karşı atılan acil yardım ve istikrar adımlarını kapsayan bu bütçe, gaz ve elektrik fiyatlarına tavan getirilmesini, Aralık ayı acil destek paketini ve diğer yardım ödemelerini finanse etti.
Gazete, söz konusu maliyetin kişi başına 600 euroya karşılık geldiğini aktardı.
Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW Berlin) enerji uzmanı Claudia Kemfert, harcamaların büyüklüğünü Almanya’nın Rus gazına duyduğu bağımlılıkla açıkladı.
Kemfert, “Almanya kendisini yaklaşık yüzde 55 oranında Rus gazına dayanan tehlikeli, tek taraflı bir bağımlılığa sürükledi. Rusya sevkiyatı durdurduğunda, bu fiyat şoku ülkeyi bilhassa sert vurdu” değerlendirmesinde bulundu.
Alman Ekonomi Uzmanları Konseyi Üyesi Veronika Grimm, 50 milyar euroluk rakamı “gerçekçi” olarak nitelendirdi ancak krizin fiili sonuçlarının çok daha ağır olduğunu vurguladı.
Grimm, devlet müdahalelerinin iflas dalgasını önlemek ve haneleri aşırı mali yükten korumak adına zorunlu olduğunu belirtti.
Bonn Üniversitesi uzmanı Frank Umbach da yeni sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalleri harcamaları ve yüksek enerji fiyatlarının getirdiği ek yükler hesaba katılmadığı için bütçeye yansıyan gerçek zararın çok daha yüksek olduğunu kaydetti.
Almanya için Alternatif (AfD) partisinin lideri Alice Weidel, 9 Eylül’de yaptığı açıklamada Kuzey Akım boru hatlarının onarılmasını ve Rus gazına geri dönülmesini talep etti.
Aynı gün Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, “Rus gazı olmadan Alman sanayisi var olamaz” dedi.
2022 öncesinde Rusya, Almanya’nın ithal ettiği ham petrolün üçte birinden fazlasını ve tüketilen doğalgazın yarısından fazlasını sağlıyordu. Reuters ajansı, Almanya’nın Kuzey Akım boru hattının devre dışı kalmasının ardından toparlanmakta güçlük çektiğini yazdı.
İktidar koalisyonundaki Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) eş genel başkanı Lars Klingbeil ise geçen yıl Mart ayında yaptığı açıklamada, ülkenin Rus gazı olmadan yaşamaya alıştığını ve geçmişe dönmeyi düşünmediğini ifade etti.
Klingbeil, Ukrayna’daki çatışmalar sona erse dahi Berlin’in Rusya’dan enerji ithalatına bağımlı kalmaktan kaçınması gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği Konseyi açıklamasına göre AB, Rusya’dan boru hattı yoluyla gaz ithalatını 30 Eylül 2027, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatını ise Ocak 2027 itibarıyla tamamen yasaklayacak; mevcut sözleşmeler için tanınan geçiş süreci de bu tarihlerde sona erecek.
Yasağa karşı çıkan Macaristan ve Slovakya, Rus yakıtını ithal etmeyi sürdürüyor ve her iki ülke kısıtlamaları iptal ettirmek üzere Avrupa Adalet Divanı’nda dava açtı.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek









