Bizi Takip Edin

Diplomasi

Merz’den yeni Macar hükümetine destek

Yayınlanma

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, salı günü yeni Macaristan Başbakanı Péter Magyar’ın Berlin’e yaptığı ilk ziyaret sırasında kendisine desteğini taahhüt etti.

German Foreign Policy’de yer alan analize göre Magyar, Almanya ve AB’nin istediği doğrultusunda, selefi Viktor Orbán’ın kurduğu ağları ve siyasi-iktisadi güç tabanını ortadan kaldırma sürecini başlattı.

Magyar, Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok’u görevden almayı planlıyor; fakat bunu mevcut prosedürler yoluyla değil, bir anayasa değişikliği yoluyla gerçekleştirecek.

Anayasa Mahkemesi Başkanı, medya düzenleme kurumu başkanı ve diğer kurumların başkanları da değiştirilecek. Orbán ile yakın bağları olan Macar sermaye grupları, bunun olumsuz sonuçlarından endişe duyuyor.

Avrupa Komisyonu, bir teşvik olarak Macaristan’a toplam 16,4 milyar avroluk AB fonu serbest bıraktı. Ne var ki Magyar, karşılığında Brüksel’in talep ettiği reformları uygulamak zorunda.

Başbakan Magyar: Macaristan hiçbir yasa dışı göçmeni kabul etmeyecek

Péter Magyar için AB fonları

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yeni Macar hükümetiyle yapılan görüşmelerin ardından geçen cuma, Komisyonun Başbakan Viktor Orbán’ın görev süresi boyunca dondurulmuş olan toplam 16,4 milyar avroluk fonu serbest bırakacağını duyurdu.

9 Mayıs’ta göreve başlayan Orbán’ın halefi Péter Magyar, bunu “Macaristan için tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. 

Fakat von der Leyen, fonların fiilen aktarılmasının tek bir koşula bağlı olduğunu açıkça belirtti: “Tüm reformlar tamamlanmalı. Hiçbir kestirme yola izin vermeyeceğiz.”

Leyen, bunu söylerken, Polonya ile ilgili çok benzer bir vakada, Komisyonun 2023’teki hükümet değişikliğinin ardından Polonya’nın yeni Başbakanı Donald Tusk’a güven oyu verdiğini ve önceki hükümetle yaşanan anlaşmazlık nedeniyle dondurulmuş olan tüm AB fonlarını serbest bıraktığını kabul etti. 

Fakat Brüksel’in talep ettiği hukukun üstünlüğü reformları, önce Cumhurbaşkanı Andrzej Duda’nın, ardından da halefi Karol Nawrocki’nin veto etmesiyle Polonya’da henüz uygulanmadı. 

Bununla birlikte Tusk’tan farklı olarak Magyar, parlamentoda üçte iki çoğunluğa sahip ve tüm reformları fiilen geçirebilir.

Yeni hükümet “reform” baskısı altında

Magyar’ın AB fonlarının akabilmesi için gerekli reformları uygulamak üzere çok az zamanı kaldı. Reformların Ağustos sonuna kadar Parlamento’dan geçmesi gerekiyor; bu nedenle bu yıl milletvekillerinin yaz tatili iptal edildi.

Brüksel’in siyasi desteğini kazanmak için Magyar, cuma günü von der Leyen’e, şartlar arasında yer almamasına rağmen Macaristan’ın AB Savcılığı’na katılımı için bir talepte bulundu.

AB Savcılığı, AB fonlarının kararlaştırıldığı şekilde kullanılmadığına dair şüphe olması durumunda bağımsız soruşturmalar yürütme yetkisine sahip olduğu için Brüksel’de önemli bir siyasi denetim organı olarak görülüyor.

Magyar ayrıca ulusal yolsuzlukla mücadele kurumunu güçlendireceğini de duyurdu. Buna ek olarak, bakanların gelecekte mal varlıklarını ve şirketlerdeki hisselerini açıklamaları gerekecek. Yanlış bilgi vermek, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.

Altyapı ve sanayiye milyarlarca avro akacak

Dondurulmuş 10 milyar avroluk COVID-19 yardımına ek olarak, Macaristan AB Uyum Fonundan 6,4 milyar avro alacak.

Geçen hafta yapılan müzakereler sırasında, Macaristan hükümeti ve Avrupa Komisyonu fonların kullanımı için belirli projelerden oluşan bir liste üzerinde anlaştı.

Örneğin, 1,5 milyar avro Macaristan enerji şebekesinin modernizasyonu ve rüzgar türbinlerinin bağlanması için ayrılacak.

1,8 milyar avroya yeni tren vagonları satın alınacak. 500 milyon avro bir yapay zeka gigafabrikasının inşasına ayrılacak ve 500 milyon avro da AB uydu ağı Iris2’ye yatırılacak.

Bu, özellikle Alman şirketleri için milyarlarca avro değerinde sözleşmelerin önünü açıyor.

Devlet aygıtının yeniden yapılandırılması

Magyar, o zamandan beri devletin kapsamlı bir yeniden yapılandırmasına başladı.

Göreve başladıktan kısa bir süre sonra, en yüksek devlet makamlarının sahiplerine 31 Mayıs’a kadar gönüllü olarak istifa etmeleri için bir ültimatom vermişti.

Etkilenenler arasında Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok’un yanı sıra Yüksek Mahkeme, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay ve Medya Otoritesi başkanları ile Başsavcı da bulunuyordu.

Pazartesi günü Magyar, Cumhurbaşkanını mevcut kurallar uyarınca değil, bir anayasa değişikliği yoluyla görevden alma niyetini açıkladı. Sulyok ile yaptığı görüşmenin ardından, “Gerekli kararları zamanında alacağız” dedi.

Başbakanın görev süresini sekiz yılla sınırlamak için de bir anayasa değişikliği planlanıyor; bu, Magyar’ın seçim kampanyası sırasında verdiği bir sözdü. 

Fakat yasa metni artık geriye dönük olarak da geçerli olacak şekilde kaleme alınmış durumda. Bu, Orbán’ın yeniden hükümetin başına geçmesini engelleyecek.

Üçüncü bir anayasa değişikliğiyle Magyar, Fidesz’in milyarlarca forint ile finanse ettiği ve kendi siyasi gündemine uydurduğu Mathias Corvinus Collegium (MCC) gibi bir dizi vakfı devletleştirmeyi planlıyor.

Yeni hükümet Fidesz şebekesine bağlı patronlara karşı harekete geçiyor

Magyar göreve geldiğinden beri, Orbán’ın siyasi ağının bir parçası olan Macar oligarklar da kaybedenler arasında yer aldı.

Bu durum, örneğin Orbán’ın uzun süredir yakın dostu olan Lőrinc Mészáros için de geçerli; onun holdingi Opus Global, seçimlerden bu yana değerinin üçte birini kaybetti.

Mészáros, Macaristan’ın en büyük ikinci bankası olan MBH Bank’ı da kontrol ediyor; bu bankanın hisse senedi fiyatı ise çift haneli bir düşüş yaşadı.

Orbán döneminde Mészáros, bir tesisatçıdan Macaristan’ın en zengin adamlarından biri haline geldi. Kamu ihalelerine ve AB tarafından finanse edilen altyapı projelerine ayrıcalıklı erişimden yararlandı.

Orbán’ın damadı István Tiborcz de kayıplarla karşı karşıya. Tiborcz, bankaların yanı sıra lojistik ve gayrimenkul şirketlerini de içeren BDPST holdingini kurdu. Başarısı, Fidesz ağıyla yakından bağlantılı.

Özel vergilerle ilgili anlaşmazlık

Orbán, ihracat sektörünü yoğun bir şekilde sübvanse eden bir ekonomi politikası izledi. Bu politikanın başlıca yararlanıcıları arasında Alman otomotiv şirketleri yer alıyor. 

Fakat 2008 krizinden sonra, stratejik olarak tanımlanan sektörler, Orbán yönetiminde yerli girişimcileri –özellikle de sıklıkla Orbán’a yakın olan yukarıda bahsedilen oligarkları– kayıran kısıtlayıcı bir sanayi politikasına tabi tutuldu.

Telekomünikasyon, bankacılık, lojistik, inşaat ve perakende sektörlerindeki yabancı yatırımcılar o zamandan beri, diğer konuların yanı sıra, özel vergilerden şikayetçi.

Seçim kampanyası sırasında Magyar, bunun sonucunda Alman şirketlerinin “zulüm gördüğünü” iddia etti ve bunu değiştireceğini söyleyerek, “Herkese eşit şartlar sunmak istiyoruz,” dedi.

Fakat şimdi, yeni Maliye Bakanı András Kármán bir parlamento oturumunda, özel vergilerin önemli bir gelir kaynağı olduğunu; bu nedenle kısa vadede bunları kaldırmaya “hiçbir niyetin” olmadığını belirtti.

Kármán, belirli sektörlere uygulanan özel vergileri diğer sektörlere sağlanan vergi indirimleriyle ilişkilendirdi. Bunu, ekonominin farklı sektörleri arasında bir yeniden dağıtım olarak tanımladı. 

Özel vergiler kademeli olarak kaldırılacak olursa, vergi indirimlerinin de gözden geçirilmesi gerekecek, bu da Alman otomobil üreticilerini oldukça rahatsız edecekti. Magyar, görünüşe göre bu riski almak istemiyor.

Brüksel ile yakınlaşmanın sınırları

Magyar, Orbán’ın siyaset ve iş dünyasındaki ağlarını olabildiğince kapsamlı bir şekilde ortadan kaldırmak için elinden geleni yapsa da, örneğin göç politikası gibi konularda AB ile çatışma potansiyeli devam ediyor.

Magyar bu konuda Orbán’ın siyasi çizgisine sadık kalacak; örneğin, AB Göç Paktını reddediyor.

Magyar, von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı António Costa arasındaki görüşmelerde Ukrayna’nın AB üyeliği de defalarca gündeme geldi. Magyar, Orbán’ın yaptığı gibi, Ukrayna’daki Macar azınlığın haklarının eksikliğini gerekçe göstererek bu girişimi engelliyor.

Eski başbakanla akrabalık bağı bulunmayan yeni dışişleri bakanı Anita Orbán, Macar azınlığın haklarını “Kiev ile çözmemiz gereken en önemli mesele” olarak nitelendirdi.

Magyar ayrıca, Ukrayna’dan geçen Drujba boru hattı üzerinden ham petrol gibi Rus hammaddelerini ithal etmeye devam etmeyi planlıyor.

Merz ile görüşme: “Budapeşte Avrupa’ya geri dönüyor”

Péter Magyar, salı günü Berlin’de Friedrich Merz ile düzenledikleri ortak basın toplantısında, Macaristan’ın kıtanın temel sorunlarının çözümüne katkıda bulunmaya kararlı, egemen ve yapıcı bir ortak olarak Avrupa masasına geri döneceğini söyledi.

Magyar, Macaristan’ın Avrupa Birliği’nin bir sonraki Çok Yıllı Mali Çerçevesi müzakereleri, yasadışı göçle mücadele çabaları, rekabet gücünü artırmaya yönelik girişimler ve daha geniş kapsamlı dış politika sorunları dahil olmak üzere, Avrupa’nın önemli meselelerinin çözümünde aktif bir rol oynamayı amaçladığını belirtti.

Hükümetinin seçim zaferini değerlendiren başbakan, yönetimin Macar seçmenlerden benzeri görülmemiş bir yetki aldığını söyledi. Başbakan, bu kadar güçlü bir halk desteğinin hem yurtiçinde hem de Avrupa genelinde önemli bir sorumluluk ve artan beklentiler getirdiğini vurguladı.

Magyar, Macaristan’ın “Demir Perde’nin yıkılmasına” ve Almanya’nın yeniden birleşmesine yaptığı katkının anılarının Almanya’da hâlâ güçlü olduğunu kaydetti.

Macaristan’ın bu tarihi gelişmelere katkıda bulunabilmesinden memnun olduğunu belirten Magyar, Almanya’yı Macaristan’ın doğal müttefiklerinden biri olarak nitelendirdi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Magyar, Şansölye Merz ile yolsuzluk konusundaki endişelerin giderilmesi halinde daha fazla Alman şirketinin Macaristan’a yatırım yapmaya ilgi duyacağı konusunda mutabık kaldıklarını söyledi.

Yolsuzlukla mücadele tedbirlerini ve yargı ile soruşturma makamlarının bağımsızlığının güçlendirilmesini hükümetinin en önemli öncelikleri olarak belirledi.

Alman liderden “yeni bir başlangıç” vurgusu

Merz ise, yeni Başbakan Peter Magyar’ın Macaristan’ı yeniden AB ana akımına yöneltme çabalarına tam destek vereceğini taahhüt etti.

Merz, Macaristan Başbakanı’nın Berlin’e yaptığı göreve başlama ziyareti sırasında Magyar’ı övdü; Viktor Orban’a karşı kazandığı seçim zaferini Avrupa için ilham verici olarak nitelendirdi ve başarılı bir yeni başlangıcın sağlanmasına yardımcı olacağına söz verdi.

Yeni Macar lideri karşılayan Merz, Magyar’ın birçok Macar için “zamanımızın büyük umut ışığı” olduğunu ileri sürdü:

“Ona net bir yetki verdiler. Macaristan’da demokrasi ve hukukun üstünlüğü yeniden güçlendi. Macaristan’ı Avrupa’nın kalbine geri götürmesi için ona güveniyoruz.”

Merz, “Budapeşte’nin öncelikle Ukrayna’daki Macar azınlığın hakları gibi ikili meseleleri çözmek istediğini anlıyoruz. Fakat bu, Avrupa’nın desteğinden ödün verilmesi anlamına gelmemeli ve ilk bölümden başlayarak Ukrayna ile üyelik müzakerelerini şu anda resmen başlatma hedefimizden bizi alıkoymamalıdır,” diye konuştu.

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English