Bizi Takip Edin

Diplomasi

Merz’den yeni Macar hükümetine destek

Yayınlanma

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, salı günü yeni Macaristan Başbakanı Péter Magyar’ın Berlin’e yaptığı ilk ziyaret sırasında kendisine desteğini taahhüt etti.

German Foreign Policy’de yer alan analize göre Magyar, Almanya ve AB’nin istediği doğrultusunda, selefi Viktor Orbán’ın kurduğu ağları ve siyasi-iktisadi güç tabanını ortadan kaldırma sürecini başlattı.

Magyar, Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok’u görevden almayı planlıyor; fakat bunu mevcut prosedürler yoluyla değil, bir anayasa değişikliği yoluyla gerçekleştirecek.

Anayasa Mahkemesi Başkanı, medya düzenleme kurumu başkanı ve diğer kurumların başkanları da değiştirilecek. Orbán ile yakın bağları olan Macar sermaye grupları, bunun olumsuz sonuçlarından endişe duyuyor.

Avrupa Komisyonu, bir teşvik olarak Macaristan’a toplam 16,4 milyar avroluk AB fonu serbest bıraktı. Ne var ki Magyar, karşılığında Brüksel’in talep ettiği reformları uygulamak zorunda.

Başbakan Magyar: Macaristan hiçbir yasa dışı göçmeni kabul etmeyecek

Péter Magyar için AB fonları

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yeni Macar hükümetiyle yapılan görüşmelerin ardından geçen cuma, Komisyonun Başbakan Viktor Orbán’ın görev süresi boyunca dondurulmuş olan toplam 16,4 milyar avroluk fonu serbest bırakacağını duyurdu.

9 Mayıs’ta göreve başlayan Orbán’ın halefi Péter Magyar, bunu “Macaristan için tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. 

Fakat von der Leyen, fonların fiilen aktarılmasının tek bir koşula bağlı olduğunu açıkça belirtti: “Tüm reformlar tamamlanmalı. Hiçbir kestirme yola izin vermeyeceğiz.”

Leyen, bunu söylerken, Polonya ile ilgili çok benzer bir vakada, Komisyonun 2023’teki hükümet değişikliğinin ardından Polonya’nın yeni Başbakanı Donald Tusk’a güven oyu verdiğini ve önceki hükümetle yaşanan anlaşmazlık nedeniyle dondurulmuş olan tüm AB fonlarını serbest bıraktığını kabul etti. 

Fakat Brüksel’in talep ettiği hukukun üstünlüğü reformları, önce Cumhurbaşkanı Andrzej Duda’nın, ardından da halefi Karol Nawrocki’nin veto etmesiyle Polonya’da henüz uygulanmadı. 

Bununla birlikte Tusk’tan farklı olarak Magyar, parlamentoda üçte iki çoğunluğa sahip ve tüm reformları fiilen geçirebilir.

Yeni hükümet “reform” baskısı altında

Magyar’ın AB fonlarının akabilmesi için gerekli reformları uygulamak üzere çok az zamanı kaldı. Reformların Ağustos sonuna kadar Parlamento’dan geçmesi gerekiyor; bu nedenle bu yıl milletvekillerinin yaz tatili iptal edildi.

Brüksel’in siyasi desteğini kazanmak için Magyar, cuma günü von der Leyen’e, şartlar arasında yer almamasına rağmen Macaristan’ın AB Savcılığı’na katılımı için bir talepte bulundu.

AB Savcılığı, AB fonlarının kararlaştırıldığı şekilde kullanılmadığına dair şüphe olması durumunda bağımsız soruşturmalar yürütme yetkisine sahip olduğu için Brüksel’de önemli bir siyasi denetim organı olarak görülüyor.

Magyar ayrıca ulusal yolsuzlukla mücadele kurumunu güçlendireceğini de duyurdu. Buna ek olarak, bakanların gelecekte mal varlıklarını ve şirketlerdeki hisselerini açıklamaları gerekecek. Yanlış bilgi vermek, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.

Altyapı ve sanayiye milyarlarca avro akacak

Dondurulmuş 10 milyar avroluk COVID-19 yardımına ek olarak, Macaristan AB Uyum Fonundan 6,4 milyar avro alacak.

Geçen hafta yapılan müzakereler sırasında, Macaristan hükümeti ve Avrupa Komisyonu fonların kullanımı için belirli projelerden oluşan bir liste üzerinde anlaştı.

Örneğin, 1,5 milyar avro Macaristan enerji şebekesinin modernizasyonu ve rüzgar türbinlerinin bağlanması için ayrılacak.

1,8 milyar avroya yeni tren vagonları satın alınacak. 500 milyon avro bir yapay zeka gigafabrikasının inşasına ayrılacak ve 500 milyon avro da AB uydu ağı Iris2’ye yatırılacak.

Bu, özellikle Alman şirketleri için milyarlarca avro değerinde sözleşmelerin önünü açıyor.

Devlet aygıtının yeniden yapılandırılması

Magyar, o zamandan beri devletin kapsamlı bir yeniden yapılandırmasına başladı.

Göreve başladıktan kısa bir süre sonra, en yüksek devlet makamlarının sahiplerine 31 Mayıs’a kadar gönüllü olarak istifa etmeleri için bir ültimatom vermişti.

Etkilenenler arasında Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok’un yanı sıra Yüksek Mahkeme, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay ve Medya Otoritesi başkanları ile Başsavcı da bulunuyordu.

Pazartesi günü Magyar, Cumhurbaşkanını mevcut kurallar uyarınca değil, bir anayasa değişikliği yoluyla görevden alma niyetini açıkladı. Sulyok ile yaptığı görüşmenin ardından, “Gerekli kararları zamanında alacağız” dedi.

Başbakanın görev süresini sekiz yılla sınırlamak için de bir anayasa değişikliği planlanıyor; bu, Magyar’ın seçim kampanyası sırasında verdiği bir sözdü. 

Fakat yasa metni artık geriye dönük olarak da geçerli olacak şekilde kaleme alınmış durumda. Bu, Orbán’ın yeniden hükümetin başına geçmesini engelleyecek.

Üçüncü bir anayasa değişikliğiyle Magyar, Fidesz’in milyarlarca forint ile finanse ettiği ve kendi siyasi gündemine uydurduğu Mathias Corvinus Collegium (MCC) gibi bir dizi vakfı devletleştirmeyi planlıyor.

Yeni hükümet Fidesz şebekesine bağlı patronlara karşı harekete geçiyor

Magyar göreve geldiğinden beri, Orbán’ın siyasi ağının bir parçası olan Macar oligarklar da kaybedenler arasında yer aldı.

Bu durum, örneğin Orbán’ın uzun süredir yakın dostu olan Lőrinc Mészáros için de geçerli; onun holdingi Opus Global, seçimlerden bu yana değerinin üçte birini kaybetti.

Mészáros, Macaristan’ın en büyük ikinci bankası olan MBH Bank’ı da kontrol ediyor; bu bankanın hisse senedi fiyatı ise çift haneli bir düşüş yaşadı.

Orbán döneminde Mészáros, bir tesisatçıdan Macaristan’ın en zengin adamlarından biri haline geldi. Kamu ihalelerine ve AB tarafından finanse edilen altyapı projelerine ayrıcalıklı erişimden yararlandı.

Orbán’ın damadı István Tiborcz de kayıplarla karşı karşıya. Tiborcz, bankaların yanı sıra lojistik ve gayrimenkul şirketlerini de içeren BDPST holdingini kurdu. Başarısı, Fidesz ağıyla yakından bağlantılı.

Özel vergilerle ilgili anlaşmazlık

Orbán, ihracat sektörünü yoğun bir şekilde sübvanse eden bir ekonomi politikası izledi. Bu politikanın başlıca yararlanıcıları arasında Alman otomotiv şirketleri yer alıyor. 

Fakat 2008 krizinden sonra, stratejik olarak tanımlanan sektörler, Orbán yönetiminde yerli girişimcileri –özellikle de sıklıkla Orbán’a yakın olan yukarıda bahsedilen oligarkları– kayıran kısıtlayıcı bir sanayi politikasına tabi tutuldu.

Telekomünikasyon, bankacılık, lojistik, inşaat ve perakende sektörlerindeki yabancı yatırımcılar o zamandan beri, diğer konuların yanı sıra, özel vergilerden şikayetçi.

Seçim kampanyası sırasında Magyar, bunun sonucunda Alman şirketlerinin “zulüm gördüğünü” iddia etti ve bunu değiştireceğini söyleyerek, “Herkese eşit şartlar sunmak istiyoruz,” dedi.

Fakat şimdi, yeni Maliye Bakanı András Kármán bir parlamento oturumunda, özel vergilerin önemli bir gelir kaynağı olduğunu; bu nedenle kısa vadede bunları kaldırmaya “hiçbir niyetin” olmadığını belirtti.

Kármán, belirli sektörlere uygulanan özel vergileri diğer sektörlere sağlanan vergi indirimleriyle ilişkilendirdi. Bunu, ekonominin farklı sektörleri arasında bir yeniden dağıtım olarak tanımladı. 

Özel vergiler kademeli olarak kaldırılacak olursa, vergi indirimlerinin de gözden geçirilmesi gerekecek, bu da Alman otomobil üreticilerini oldukça rahatsız edecekti. Magyar, görünüşe göre bu riski almak istemiyor.

Brüksel ile yakınlaşmanın sınırları

Magyar, Orbán’ın siyaset ve iş dünyasındaki ağlarını olabildiğince kapsamlı bir şekilde ortadan kaldırmak için elinden geleni yapsa da, örneğin göç politikası gibi konularda AB ile çatışma potansiyeli devam ediyor.

Magyar bu konuda Orbán’ın siyasi çizgisine sadık kalacak; örneğin, AB Göç Paktını reddediyor.

Magyar, von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı António Costa arasındaki görüşmelerde Ukrayna’nın AB üyeliği de defalarca gündeme geldi. Magyar, Orbán’ın yaptığı gibi, Ukrayna’daki Macar azınlığın haklarının eksikliğini gerekçe göstererek bu girişimi engelliyor.

Eski başbakanla akrabalık bağı bulunmayan yeni dışişleri bakanı Anita Orbán, Macar azınlığın haklarını “Kiev ile çözmemiz gereken en önemli mesele” olarak nitelendirdi.

Magyar ayrıca, Ukrayna’dan geçen Drujba boru hattı üzerinden ham petrol gibi Rus hammaddelerini ithal etmeye devam etmeyi planlıyor.

Merz ile görüşme: “Budapeşte Avrupa’ya geri dönüyor”

Péter Magyar, salı günü Berlin’de Friedrich Merz ile düzenledikleri ortak basın toplantısında, Macaristan’ın kıtanın temel sorunlarının çözümüne katkıda bulunmaya kararlı, egemen ve yapıcı bir ortak olarak Avrupa masasına geri döneceğini söyledi.

Magyar, Macaristan’ın Avrupa Birliği’nin bir sonraki Çok Yıllı Mali Çerçevesi müzakereleri, yasadışı göçle mücadele çabaları, rekabet gücünü artırmaya yönelik girişimler ve daha geniş kapsamlı dış politika sorunları dahil olmak üzere, Avrupa’nın önemli meselelerinin çözümünde aktif bir rol oynamayı amaçladığını belirtti.

Hükümetinin seçim zaferini değerlendiren başbakan, yönetimin Macar seçmenlerden benzeri görülmemiş bir yetki aldığını söyledi. Başbakan, bu kadar güçlü bir halk desteğinin hem yurtiçinde hem de Avrupa genelinde önemli bir sorumluluk ve artan beklentiler getirdiğini vurguladı.

Magyar, Macaristan’ın “Demir Perde’nin yıkılmasına” ve Almanya’nın yeniden birleşmesine yaptığı katkının anılarının Almanya’da hâlâ güçlü olduğunu kaydetti.

Macaristan’ın bu tarihi gelişmelere katkıda bulunabilmesinden memnun olduğunu belirten Magyar, Almanya’yı Macaristan’ın doğal müttefiklerinden biri olarak nitelendirdi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Magyar, Şansölye Merz ile yolsuzluk konusundaki endişelerin giderilmesi halinde daha fazla Alman şirketinin Macaristan’a yatırım yapmaya ilgi duyacağı konusunda mutabık kaldıklarını söyledi.

Yolsuzlukla mücadele tedbirlerini ve yargı ile soruşturma makamlarının bağımsızlığının güçlendirilmesini hükümetinin en önemli öncelikleri olarak belirledi.

Alman liderden “yeni bir başlangıç” vurgusu

Merz ise, yeni Başbakan Peter Magyar’ın Macaristan’ı yeniden AB ana akımına yöneltme çabalarına tam destek vereceğini taahhüt etti.

Merz, Macaristan Başbakanı’nın Berlin’e yaptığı göreve başlama ziyareti sırasında Magyar’ı övdü; Viktor Orban’a karşı kazandığı seçim zaferini Avrupa için ilham verici olarak nitelendirdi ve başarılı bir yeni başlangıcın sağlanmasına yardımcı olacağına söz verdi.

Yeni Macar lideri karşılayan Merz, Magyar’ın birçok Macar için “zamanımızın büyük umut ışığı” olduğunu ileri sürdü:

“Ona net bir yetki verdiler. Macaristan’da demokrasi ve hukukun üstünlüğü yeniden güçlendi. Macaristan’ı Avrupa’nın kalbine geri götürmesi için ona güveniyoruz.”

Merz, “Budapeşte’nin öncelikle Ukrayna’daki Macar azınlığın hakları gibi ikili meseleleri çözmek istediğini anlıyoruz. Fakat bu, Avrupa’nın desteğinden ödün verilmesi anlamına gelmemeli ve ilk bölümden başlayarak Ukrayna ile üyelik müzakerelerini şu anda resmen başlatma hedefimizden bizi alıkoymamalıdır,” diye konuştu.

Diplomasi

UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Yayınlanma

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.

FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.

Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.

UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.

Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.

Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.

Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.

Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.

Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.

Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.

Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.

En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.

POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, BAE destekli çip üreticisi GlobalFoundries’e fon sağlayacak

Yayınlanma

GlobalFoundries, ABD hükümetinin daha verimli yapay zeka veri merkezlerini desteklemek amacıyla silikon fotonik teknolojisinin araştırma ve geliştirme çalışmalarını güçlendirmek üzere çip üreticisine 300 milyon dolarlık bir hibe vereceğini duyurdu.

Bu hibe, Washington’un Çin ile arasındaki küresel rekabette konumunu güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, ABD Başkanı Donald Trump’ın CHIPS Yasası kapsamındaki araştırma fonlarını kritik yarı iletken teknolojilerine yöneltme çabasının bir parçası.

Yönetim daha önce yarı iletken üretim ekipmanları için 150 milyon dolar ve kuantum bilişim için 2 milyar dolar tahsis etmişti.

Silikon fotonik, çipler arasında veri aktarımı için elektrik sinyalleri yerine ışığı kullanır ve bu sayede yapay zeka sistemleri için daha yüksek bant genişliği ve daha düşük güç tüketimi sağlar.

ABD Ticaret Bakanlığı’ndan sağlanan bu fon, veri aktarım hızlarını ve enerji verimliliğini daha da artırmak amacıyla silikon fotoniği yapay zeka işlemcileriyle doğrudan entegre eden bir teknoloji olan “ortak paketlenmiş optik” alanındaki gelişmeleri desteklemeyi de amaçlıyor.

Silikon fotoniği ve gelişmiş optik paketleme tedarik zincirinin büyük bir kısmı şu anda ABD dışında yoğunlaşmış durumda.

Bu alandaki başlıca üreticiler arasında Tayvanlı TSMC ve İsrailli Tower Semiconductor yer alıyor.

Çarşamba günü açıklanan 300 milyon dolarlık fon, GlobalFoundries’e 2024 yılında Malta (New York) ve Burlington’da (Vermont) fabrikalar kurması için tahsis edilen 1,5 milyar dolarlık önceki fonu tamamlayacak.

Teknoloji Direktörü Gregg Bartlett, Reuters’a verdiği demeçte yeni fonun, GlobalFoundries’in halihazırda ürettiği çiplerin yanı sıra optik bileşenlerin üretimi ve paketlenmesi için bu tesislerde kullanılacak yeni malzemeler ve teknikler üzerine yapılacak araştırmalara destek olacağını söyledi.

Bartlett, “Çıplak silikon yonga plakasından başlayarak, ABD’de kalitesi kanıtlanmış ve test edilmiş bir optik modül sevk edebilme yeteneğine sahip, uçtan uca hizmet sunan tek bir şirketin olması, bizim için benzersiz bir yetkinlik olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

GlobalFoundries, veri aktarım hızlarını saniyede 400 gigabite çıkarmayı ve mevcut nesil uygulamalara kıyasla enerji verimliliğini beş katına çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.

Abu Dabi varlık fonu Mubadala, GlobalFoundries’in yaklaşık %73’üne sahip. ABD Ticaret Bakanlığı ise ayrı bir anlaşma kapsamında bu çip üreticisinin yaklaşık %1’lik hissesini alacak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kiev’de vurulan İHA fabrikasının ABD’li şirkete ait olduğu bildirildi

Yayınlanma

Rusya’nın Kiev’de imha ettiğini açıkladığı insansız hava aracı fabrikasının ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir şirkete ait olduğu bildirildi. The Guardian gazetesi, Terminal Autonomy adlı firmanın Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla yüksek hassasiyetli İHA’lar ürettiğini aktardı. Şirket, yapay zeka kontrollü mühimmatların cephede aktif olarak kullanıldığını belirtiyor.

Rusya ordusunun Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlediği hava saldırılarında imha edilen insansız hava aracı (İHA) fabrikasının, ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir Amerikan şirketine ait olduğu bildirildi.

The Guardian gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Terminal Autonomy adlı şirket, yönlendirme sistemleri parazit ve sinyal kesicilere karşı korumalı olan ve Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla tasarlanan yüksek hassasiyetli İHA’lar üretiyor.

ABD’de 2023 yılında tescil edilen Terminal Autonomy şirketinin internet sitesinde, firmanın yapay zeka ile kontrol edilen dolanan mühimmatlar ve yüksek hassasiyetli mühimmatlar kullandığı, bunların “ön cephede düşman kuvvetlerine karşı halihazırda aktif biçimde uygulandığı” bilgisi yer alıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı tesisin hedef alındığını duyurmuştu

Rusya Savunma Bakanlığı, 26 Temmuz’a bağlanan gece Kiev’in güneybatısında İHA montaj ve depolama alanının vurulduğunu açıklamıştı. Bakanlık, Ukraynalı ve Amerikalı uzmanların katılımıyla bu tesiste aylık bin adede kadar İHA üretimi yapıldığını bildirdi.

Bakanlığın açıklamasında, bu tesiste AQ-400 Scythe (“Kosa”) ve AQ-100 Bayonet (“Ştık”) tipi saldırı İHA’ları ile RQ-100 Scout (“Skaut”) tipi keşif İHA’larının üretildiği kaydedildi.

Aynı gece Kiev’de İHA ve yedek parça üretimi yapan “Smart Intelligent Systems” (“Smart intellidjent sistem”) işletmesinin de vurulduğu aktarıldı. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna başkenti ile Odessa bölgesindeki Çernomorsk liman altyapı tesislerine grup saldırısı düzenlendiğini duyurdu.

Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapıya yönelik gerçekleştirildiğini vurguluyor.

Öte yandan Financial Times gazetesi, Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ve Fransa’nın Rusya topraklarına yönelik İHA saldırılarının planlanmasında Ukrayna’ya istihbarat sağladığını yazmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English