Asya
Modi hükümeti seçim sonrası bütçesini açıkladı: İstihdam ve altyapı vurgusu

Maliye Bakanı Nirmala Sitharaman salı günü ülke bütçesinin bir parçası olarak yaptığı açıklamada, Hindistan hükümetinin önümüzdeki beş yıl içinde daha fazla istihdam yaratmak için 2 trilyon rupi (24 milyar $) harcamayı planladığını ve bu harcamadan 40 milyondan fazla gencin faydalanmasının beklendiğini duyurdu.
Geçici rakamlara göre bu mali yılda toplam harcamaların bir önceki mali yıla göre %8,5 artışla 48,21 trilyon rupi olması öngörülüyor. Borçlanmalar dışındaki toplam gelirlerin ise 32.07 trilyon rupi olacağı tahmin ediliyor.
Net vergi gelirleri 25.83 trilyon rupi olarak tahmin edilirken, mali açığın gayri safi yurtiçi hasılanın %4.9’u olması bekleniyor. Sitharaman, “Önümüzdeki yıl %4.5’in altında bir açığa ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.
Ülkenin altyapısını inşa etmeye ve geliştirmeye odaklanan sermaye harcamaları için bu yıl GSYH’nin %3.4’üne denk gelen 11.11 trilyon rupilik bir harcama ayrıldı. Bu harcama bir önceki yıla göre %17 daha fazladır.
Pazartesi günü parlamentoya sunulan Ekonomik Araştırmada, bir önceki mali yıl için öngörülen %8.2’lik GSYİH büyümesinin, bu mali yıl için %6.5-%7 arasında gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
Maliye Bakanı, “Hindistan’ın ekonomik büyümesi parlayan bir istisna olmaya devam ediyor ve önümüzdeki yıllarda da böyle kalmaya devam edecek” dedi.
Bu, iktidardaki Bharatiya Janata Partisi’nin parlamentonun alt kanadında çoğunluğu kaybetmesine yol açan bir seçim sürecinin ardından üçüncü beş yıllık dönem için iktidarı devralan Başbakan Narendra Modi liderliğindeki yeni hükümetin ilk tam bütçesi.
Modi’nin 2014 yılında iktidara gelmesinden bu yana ilk kez partisi hükümet kurmak için müttefiklerine güvenmek zorunda kaldı.
Parlamentoda tarımla ilgili bir konuşma yapan Sitharaman, bu yıl kırsal kalkınma için bu alanlardaki altyapı da dahil olmak üzere 2.66 trilyon rupilik bir kaynak ayrıldığını söyledi.
Hükümetin istihdam ve tarıma odaklanması, analistlerin BJP’nin alt meclisteki tek başına çoğunluğunu kaybetmesindeki faktörler arasında çiftlik sıkıntısı ve işsizliği suçladığı bir dönemde geldi.
Sitharaman bütçe konuşmasında “Dikkatimizi yılın tamamına ve ötesine çevirdiğimizde, bu bütçede özellikle istihdam, beceri kazandırma, MSME’ler (mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeler) ve orta sınıfa odaklanıyoruz” dedi ve özellikle 1,4 milyardan fazla insanın yaşadığı ülkedeki yoksullardan, kadınlardan, gençlerden ve çiftçilerden bahsetti.
Maliye Bakanının ayrıntılı olarak bahsettiği dokuz alan vardı: tarımda verimlilik ve dayanıklılık; istihdam ve beceri kazandırma; kapsayıcı insan kaynakları gelişimi ve sosyal adalet; imalat ve hizmetler; kentsel kalkınma; enerji güvenliği; altyapı; inovasyon, araştırma ve geliştirme; ve yeni nesil reformlar.
BJP’nin önemli müttefikleri Nitish Kumar liderliğindeki Janata Dal ve N. Chandrababu Naidu liderliğindeki Telugu Desam Partisi tarafından yönetilen Bihar ve Andhra Pradesh eyaletleri için de özel teşvikler açıklandı. Modi hükümeti beş yıllık görev süresi boyunca bu müttefiklerinin desteğini alabilmek için onları yanında tutmak ve eyaletlerinin kalkınmasına yönelik taleplerini karşılamak zorunda.
Bihar eyaleti için Sitharaman, Modi hükümetinin toplam 260 milyar rupi maliyetinde yol bağlantı projelerinin geliştirilmesini destekleyeceğini söyledi. Eyaletin Pirpainti bölgesinde 2.400 megavatlık yeni bir santralin kurulması da dahil olmak üzere enerji projelerinin 214 milyar rupi maliyetle ele alınacağı kaydedildi.
“Bihar’da yeni havaalanları, sağlık kolejleri ve spor altyapısı inşa edilecek” diye ekledi Sitharaman.
Andhra Pradesh’e gelince, 2014 yılında Telangana adında yeni bir eyaletin ortaya çıkmasıyla ikiye bölünmesinin ardından bir başkente ihtiyaç duyduğunu kabul ederek, “çok taraflı kalkınma ajansları aracılığıyla özel mali destek sağlayacağız” dedi. Bakan, içinde bulunduğumuz mali yılda bu amaç için 150 milyar rupi ayarlanacağını ve gelecekte ek miktarlar sağlanacağını da sözlerine ekledi.
Şubat ayında Sitharaman, Nisan ayında başlayan mevcut mali yıl için geçici bir bütçe sunmuş ve hükümetin Haziran ayı başında tamamlanan genel seçimlerin ardından yeni yönetim göreve gelene kadar zorunlu harcamaları sürdürmesini sağlamıştı.
Kadınların öncülüğünde kalkınmayı teşvik etmek amacıyla son bütçe, kadınlara fayda sağlayan programlara 3 trilyon rupinin üzerinde bir tahsisat sağladı. Sitharaman, “Bu, hükümetimizin kadınların ekonomik kalkınmadaki rolünü arttırma konusundaki kararlılığına işaret ediyor” dedi.
Sitharaman ayrıca 10 milyon kentli yoksul ve orta sınıf ailenin konut ihtiyacının 10 trilyon rupilik bir yatırımla karşılanacağını söyledi.
Modi X’te Hintçe olarak yayınladığı video mesajında “Bu [bütçe] ülkenin köylerini, yoksullarını ve çiftçilerini refah yoluna götürecek” dedi ve bütçenin toplumun her kesimini güçlendireceğini sözlerine ekledi. Son on yılda kendi yönetimi altında 250 milyon insanın yoksulluktan kurtulduğuna dikkat çekti.
“Bu bütçe gençlere sayısız yeni fırsatlar sunacak” diyen Başbakan, bunun aynı zamanda eğitim ve beceri geliştirmeye yeni bir ölçek kazandıracağını belirtti.
Modi, “Hep birlikte Hindistan’ı küresel bir üretim merkezi haline getireceğiz” dedi.
Ülkenin MSME segmentinin bu tür birçok işletmeye sahip olan orta sınıfla bağlantılı olduğunu ve bu sektörün yoksullar için de maksimum istihdam sağladığını söyledi. “Bu bütçe MSME’ler için kredi kolaylığını artırmayı amaçlayan yeni bir planı duyurmaktadır” dedi.
Muhalefetten tepki: Sıradan Hintliyi etkilemiyor
Muhalefetteki Hindistan Ulusal Kongresi parti lideri Rahul Gandhi ise X’te yaptığı açıklamada bütçenin müttefikleri yatıştırarak hükümetin paçasını kurtarmayı amaçladığını ve “sıradan Hintli için hiçbir rahatlama” sunmadığını söyledi.
Kongre partisinin iletişimden sorumlu genel sekreteri Jairam Ramesh, bütçenin işsizliğin yanı sıra MSME’lerle ilgili bir başka krizi de “nihayet kabul etmesi bakımından dikkate değer” olduğunu söyledi.
Ramesh, hükümetin seçimin “kişisel, siyasi ve ahlaki yenilgisinden” sonra bazı temel sorunları kabul etmesi için “cezalandırıldığını” ancak “yetkinliğe … kamçılanmadığını” savundu.
Araştırma şirketi Capital Economics, maliye bakanlığının mali kısıtlama göstermeye devam ettiğini söyledi. Şirketin gelişmekte olan piyasalar baş ekonomist yardımcısı Shilan Shah bir notunda, Sitharaman’ın “[Salı günkü] bütçe açıklamasında BJP’nin koalisyon ortaklarını büyük ölçüde yatıştırırken mali konsolidasyona bağlılık gösterdiğini” yazdı.
Moody’s Ratings Genel Müdür Yardımcısı Gene Fang yaptığı açıklamada, Hindistan bütçesinin mali açığı GSYH’nin %4,9’u civarında tutarak geçici bütçede açıklanan %5,1’den daha düşük tutması beklendiği için kredi açısından olumlu olduğunu söyledi.
Fang, “Bu da hükümetin 2025-26 mali yılında GSYH’nin %4,5’i oranında bir bütçe açığına ulaşma hedefini ulaşılabilir kılıyor,” dedi.
Asya
Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.
Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.
Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.
Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.
Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.
Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.
Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.
Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.
Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.
Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”
Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın
Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor
Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.
Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.
Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.
Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.
Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.
Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.
Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.
Washington’ı bekleme stratejisi
Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.
Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.
Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.
Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.
Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.
Asya
Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.
Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.
Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.
The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”
Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü
Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.
Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.
Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.
Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.
Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.
Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.
Avrupa pazarında rekabet endişesi
The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.
Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.
Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.
Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.
Asya
Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.
Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.
Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.
Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.
Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.
Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.
Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti











