Avrupa
NATO ve Almanya, ‘2+4 Antlaşmasını’ delik deşik ediyor

NATO, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan ‘2+4 Antlaşmasını’ özellikle Doğu Almanya’da sürekli ihlal ediyor.
Alman medyasında çıkan haberlere göre, özellikle askeri hava üslerine yakıt sağlayan NATO boru hattı sistemi, eski Doğu Almanya topraklarına, Rusya ile olası bir savaşta “doğuda, potansiyel operasyon bölgesine mümkün olduğunca yakın” bir alana genişletilecek.
Bu, Doğu Almanya’da yabancı askeri varlığı yasaklayan 2+4 Anlaşması ile çelişiyor. Bu Antlaşma, 1990 yılında “Almanya’nın birleşmesi” kapsamında 2 Almanya (Batı ve Doğu) ile 4 büyük güç (ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve SSCB) arasında müzakere edilmişti.
NATO Doğu Almanya’da ‘2+4 Antlaşmasını’ ortadan kaldırmayı hedefliyor
NATO ülkelerinin silahlanma çalışmaları uzun süredir tüm hızıyla devam ederken askeri ittifak kendi altyapısını da genişletmeyi planlıyor ve bu konuda İkinci Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan “2+4 Antlaşması” ile çelişkiye düşüyor.
Burada söz konusu olan, NATO’nun silahlı kuvvetlerinin yakıt ikmalini, özellikle de uçaklara kerosen ikmalini sağlayan boru hattı sistemleri. Bunlar arasında, Almanya’daki askeri hava üslerine ikmal sağlayan Merkezi Avrupa Boru Hattı Sistemi (Central European Pipeline System – CEPS) öne çıkıyor.
Bu sisteme Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve ABD askeri tesisleri de bağlı. CEPS’e ait depoların düzenli olarak boşaltılması ve yeniden doldurulması gerektiğinden (kerosen, bozulma süreçleri nedeniyle sınırsız süreyle depolanamaz), sivil havaalanları da boru hattı sistemine bağlı.
CEPS, Soğuk Savaş döneminde inşa edilmiş ve o zamandan beri genişletilmemiş olduğundan, Doğu Almanya henüz bu sisteme bağlı değil.
Alman Savunma Bakanlığının iç bir notuna göre, NATO bu durumu değiştirmek istiyor, böylece gelecekte “yakıtın mümkün olduğunca doğuda, potansiyel kullanım alanına yakın bir yerde depolanması” mümkün olacak.
‘Yabancı silahlı kuvvetler’ Doğu Almanya’ya yerleştirilemez
Bu sadece yüksek maliyetler anlamına gelmiyor. Bakanlık verilerine göre, boru hattının her kilometresi için yaklaşık 1 milyon avro maliyet öngörülüyor.
Savunma Bakanı Boris Pistorius’un aktardığına göre, toplam maliyetin 21 milyar avro olacağı ve bunun 3,5 milyar avrosunun Berlin tarafından karşılanacağı tahmin ediliyor.
Fakat her şeyden önce, CEPS’in eski Doğu Almanya topraklarına genişletilmesi, boru hattı sisteminin buraya genişletilmemesi yönündeki 2+4 Antlaşmasına aykırı.
Bu Antlaşmada, “yabancı silahlı kuvvetler”in Almanya’nın bu bölgesinde konuşlandırılmayacağı veya buraya nakledilmeyeceği belirtiliyor.
Haberlere göre, eski Doğu Almanya toprakları üzerinden Polonya’ya bir boru hattı bağlantısı inşa etmekle kalmayıp, Berlin-Brandenburg veya Leipzig/Halle gibi havaalanlarını da bu hattın ağına dahil etmek gündemde.
Planların ne kadar somut olduğu, Savunma Bakanlığında “beklenen direnişi nasıl kırılabileceği”nin zaten düşünülmekte olduğunun bildirilmesi ile açıkça ortaya çıkıyor.
Bölgede yaşayan yurttaşların, ama aynı zamanda belediyeler veya eyaletlerin de, örneğin kamulaştırma tehdidi veya çevre kaygıları nedeniyle bu plana karşı çıkabileceği vurgulanıyor.
Fakat federal hükümet, Sol Partili milletvekili Sören Pellmann’ın Federal Meclis’te sorduğu bir soruya, CEPS’in genişletilmesi konusunda “henüz somut bir bilgi” olmadığını iddia etti.
Rostock’ta uluslararası anlaşma şimdiden ihlal edildi
Berlin ayrıca, Rostock’ta bulunan NATO’nun taktik karargahı Commander Task Force Baltic (CTF Baltic) ile 2+4 Antlaşmasını şimdiden ihlal ediyor.
Savunma Bakanlığı, CTF Baltic hakkında “çok uluslu katılımın olduğu bir ulusal karargah” olduğunu; “bir Alman amiral tarafından yönetildiğini”, fakat yardımcısının “Polonyalı bir amiral” olduğunu ve kurmay başkanının “İsveçli bir kurmay subayı” olduğunu açıkladı. Görev gücündeki alt düzey komuta pozisyonlarınun da çok uluslu olarak doldurulduğu belirtiliyor.
Bunun, eski Doğu Almanya topraklarında “yabancı silahlı kuvvetlerin konuşlandırılmaması veya buraya nakledilmemesi” ile nasıl bağdaşacağı ise bilinmiyor.
Buna rağmen, federal hükümet CTF Baltic’ın Antlaşmayı ihlal ettiği iddiasının doğru olmadığını iddia ediyor. Hatta devlet tarafından finanse edilen Deutsche Welle, hamleyi eleştirenlere karşı bir “doğruluk kontrolü” bile yapıyor.
NATO boru hattı sisteminin şu anda planlanan doğuya genişlemesi ile askeri ittifak, eski Doğu Almanya topraklarına daha da yayılıyor.
Almanya için 2+4 Antlaşması’ın önemi büyük: Antlaşma, tazminat ödemelerini önlemek amacıyla Federal Almanya Cumhuriyeti tarafından hiçbir zaman imzalanmamış olan barış anlaşmasının yerini almıştı.
Yani Almanya bu anlaşmayı ihlal ederse, diğer devletler de kendilerini anlaşmaya bağlı hissetmeyebilir.
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü







