Bizi Takip Edin

Rusya

NATO’dan Rusya analizi: Toprak kazanımları yazın da sürecek

Yayınlanma

NATO yetkilileri, Rus güçlerinin Ukrayna’nın kuzeydoğusundaki Sumı oblastında istikrarlı bir şekilde ilerlediğini ve bir tampon bölge oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

NATO yetkilileri, Rus birliklerinin Ukrayna’nın kuzeydoğusundaki Sumı oblastında istikrarlı bir şekilde ilerlediğini ve Zaporijya oblastında da baskıyı artırdığını belirtti.

Defense One haber sitesine göre, üst düzey bir ittifak yetkilisi, Rusya’nın bu hamleyle bir tampon güvenlik bölgesi oluşturmayı amaçladığını değerlendiriyor.

NATO’nun genel beklentisi, Rusya’nın yaz boyunca yavaş da olsa toprak kazanımlarını sürdüreceği yönünde.

Lahey’de düzenlenen NATO zirvesinin ardından yapılan basın toplantısında ise ittifakın Rusya’ya karşı tutumunda dikkat çeken bir değişiklik yaşandığı iddia edildi.

Trump’ın tutumu zirve bildirisini etkiledi

The Telegraph gazetesinin bir taslak metne dayandırdığı haberine göre, NATO ülkeleri zirve sonuç bildirisindeki Rusya eleştirilerini ABD Başkanı Donald Trump nedeniyle yumuşattı.

Önceki yıllardaki bildirilerde Ukrayna’daki çatışmadan Rusya’nın sorumlu olduğu vurgulanır ve “Ukrayna’nın geleceği NATO’dadır” gibi ifadelere yer verilirdi. Ancak mevcut taslakta bu tür iddiaların yer almadığı belirtildi.

Bu durum, ABD Başkanı Trump’ın Ukrayna’ya yönelik tutumuyla paralellik gösteriyor.

Zirve sonrası basın toplantısında Trump, Washington’ın müttefiklerinin Kiev’e göndereceği 5 milyar dolara ek olarak ABD’nin olası katkısıyla ilgili bir soruyu doğrudan yanıtlamaktan kaçındı.

Buna rağmen ittifak, sonuç bildirisinde Rusya’yı Avrupa-Atlantik güvenliği için “uzun vadeli bir tehdit” olarak tanımladı.

Rusya’nın askeri ve ekonomik kapasitesi

İttifakın değerlendirmelerine göre, Rusya’nın savunma sanayisindeki üretim kapasitesi yüksek seviyesini koruyor. Rusya’nın yılda yaklaşık 3 milyon top mermisi ve ayda 130 civarında tank ürettiği tahmin ediliyor.

NATO uzmanları, Rus ekonomisinin mevcut askeri müdahaleyi finanse etme gücünü en az 2027 yılına kadar sürdürebileceğini öngörüyor.

Zirvede diplomatik çözüm beklentileri ise düşük seviyede kaldı. Bir NATO temsilcisi, yakın zamanda barışçıl bir çözüme ulaşma ihtimali konusunda şüphelerini dile getirirken, ittifakın durumu yakından izlemeye devam edeceğini kaydetti.

Putin, Trump’a Ukrayna ile müzakerelere hazır olduğunu bildirdi

Rusya

Rusya parlamentosu, madencilik sektörüne aşırı kazanç vergisi öngören yasayı kabul etti

Yayınlanma

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, madencilik ve metalürji şirketlerinden aşırı kazanç vergisi alınmasını öngören yasa tasarısını ilk okumada kabul etti. Maliye Bakanlığı 2027-2029 döneminde geçerli olacak yüzde 20 ila yüzde 30 oranındaki bu vergiden 683 milyar ruble gelir bekliyor.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması, madencilik ve metalürji şirketlerine yönelik aşırı kazanç vergisini içeren yasa tasarısını ilk okumada kabul etti.

Devlet Dumasının internet sitesindeki yasa tasarısı kartında yer alan bilgiye göre düzenleme, meclisin 2027 yılı federal bütçesi ile 2028 ve 2029 planlama dönemine ilişkin bütçe tasarısını ilk okumada onaylamasının hemen peşinden geldi.

Rusya Maliye Bakanlığının 2027-2029 bütçe paketiyle hükümete sunduğu tasarı, katı maden işletmecilerinden üç yıl boyunca ek gelir vergisi tahsil edilmesini öngörüyor.

Düzenlemeye göre madencilik şirketlerine uygulanacak vergi oranı katı madenlerin büyük bölümü için yüzde 30, altın üreticileri için ise yüzde 20 seviyesinde belirlendi.

Çıkarılan hammaddenin ortalama küresel piyasa fiyatının, 2025 yılı temel ağırlıklı ortalama fiyatını aşması durumunda ortaya çıkan ek değer verginin konusunu oluşturacak.

Vergi matrahının doğması için hammadde ortalama fiyatının 2026 yılında en az yüzde 10 artış kaydetmesi gerekiyor.

Sonraki dönemlerde ise temel fiyat kademeli endekslenecek; baz fiyat 2027 yılı vergi hesabında 2025 göstergesine kıyasla yüzde 10, 2028 yılı hesabında ise yüzde 21 oranında artırılacak.

Yasa tasarısı, ödenecek aşırı kazanç vergisi tutarını maden çıkarma vergisi düşüldükten sonra hesaplanan tahmini hasılatın yüzde 15’i ile sınırlandırıyor.

Maliye Bakanlığının hesaplamalarına göre bu yeni verginin bütçeye üç yılda toplam 683 milyar ruble gelir getirmesi planlanıyor.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliğinin projeksiyonları ise aynı makroekonomik varsayımlar altında toplam vergi tahsilatının yaklaşık 1,1 trilyon rubleye ulaşabileceğini ve bakanlık tahminini 1,6 kat aşacağını gösteriyor.

Maliye Bakanlığı uzlaşma açıkladı ancak iş dünyası kararı nihai görmüyor

Maliye Bakanı Anton Siluanov, 5 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamada aşırı kazanç vergisi üzerinde iş dünyasıyla ortak bir paydada buluştuklarını duyurdu.

Federasyon Konseyindeki parlamento oturumunda konuşan Siluanov, yasa tasarısını hazırlarken girişimcilerin endişelerini dikkate aldıklarını ve ani fiyat dalgalanmalarının etkisini yumuşatacak bir mekanizma kurduklarını belirtti.

Siluanov meclis kürsüsünden yaptığı değerlendirmede, “Çok iyi bir çalışma yürüttük, iş dünyasıyla bir araya geldik ve aşırı kazanç vergisi konusunda uzlaşmaya vardık. Fiyatlarında ani sıçrama yaşayanların bu dalgalanmalarını törpüleyecek bir formül geliştirdik” dedi.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı ve İş Dünyası Ombudsmanı Aleksandr Şohin ise RBK’ya yaptığı açıklamada Maliye Bakanlığının uzlaşma ilan etmesine rağmen konunun henüz nihai bir zemine oturmadığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya ve Afrika sivil gemilere el konulmasına karşı birleşti

Yayınlanma

Moskova’daki zirveyi tamamlayan Rusya ve Afrika ülkeleri, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasını deniz ticaretinin siyasi baskı aracına dönüştürülmesi olarak niteledi. Liderler 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı müdahalelere karşı ortak tutum alırken, Rusya Devlet Başkanı Putin ticaret gemilerine el konulması halinde dünyanın herhangi bir yerinde aynıyla karşılık vereceklerini kaydetti.

Rusya ile Afrika ülkeleri, Moskova’da sona eren Rusya-Afrika Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde, Afrika kıtası bayraklı olanlar dahil sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına karşı ortak tavır aldı.

Zirve belgesinde taraflar, seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin bütün şartları karşılayan sivil gemilere yönelik bu tür adımların uluslararası hukuka ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kurallarına aykırı olduğu durumlarda ortak bir duruş sergileyeceklerini kaydetti.

Belgede, “1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi dahil olmak üzere uluslararası hukuk normlarına uymayan durumlarda, Afrika Kıtası devletlerinin bayraklarını taşıyan ve seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin tüm gereklilikleri karşılayanlar da dahil olmak üzere, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına tutarlı bir şekilde karşı çıkılacaktır” hükmü yer aldı.

Taraflar ayrıca, ticari seferler yürüten gemileri hedef alan bu tür eylemlerin deniz ticaretini bir “ekonomik ve siyasi baskı aracı” haline getirdiğinin altını çizme konusunda mutabakata vardı.

Batılı ülkeler son dönemde Rusya ile bağlantılı tankerlerin alıkonulduğuna ilişkin çok sayıda adım attı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, haziran ayında uluslararası yaptırımlar altında olan Tagor adlı tankerin alıkonulduğunu duyurdu.

Fransa mart ayında da Akdeniz’de Rusya’dan yola çıkan Mozambik bayraklı Deyna tankerini durdurdu.

Fransız makamları, söz konusu tankerin Rusya’nın gölge filosuna ait olduğunu değerlendiriyor.

ABD ise yılın başında Rus bayraklı Marinera tankerini yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle alıkoydu.

Rusya Ulaştırma Bakanlığı, Marinera vakasına ilişkin değerlendirmesinde Amerikan güçlerinin karasuları dışındaki tankere yönelik adımlarının uluslararası hukuku çiğnediğini vurguladı.

Putin ticari gemilere müdahalelere aynıyla karşılık verileceğini açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ağustos ayında Yujno-Sahalinsk’te Pasifik Filosu komutanlığıyla gerçekleştirdiği toplantıda, Batılı ülkelerin Rus ticaret gemilerini ele geçirmesi halinde aynıyla karşılık vereceklerini söyledi.

Bazı ülkelerin uluslararası hukuku çiğneyerek Rus gemilerinin hareketini kısıtlamaya çalıştığını belirten Putin, bu ülkelerin “son dönemde gemilerimizi ele geçirme ve bizden yağmalanan malları satma fikrini geliştirdiklerini” ifade etti.

Putin toplantıda, “Eğer bu durum uygulamaya geçerse, aynıyla karşılık vermek zorunda kalacağız. Üstelik bu yanıtı gemilerimize baskınların planlandığı sularda vermek zorunda da değiliz. Kendi uygun ve gerekli gördüğümüz yerde, herhangi bir noktada veririz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı daha önce tankerlerin ele geçirilmesine karşı “korsanlarla mücadele eder gibi” hareket edilmesini teklif etmişti.

Putin konuya ilişkin yaklaşımını, “Deniz hukuku çerçevesinde, dikkatli ancak kararlı” hareket etmek gerektiği sözleriyle özetledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Putin’den ABD’ye Arktik teklifi: Yaptırıma karşı LNG teknolojisi

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD ile Arktik bölgesinde ortak çalışma olasılığını değerlendirdiklerini açıkladı. Uzmanlara göre Moskova, LNG projelerine ve Baker Hughes türbinlerine uygulanan yaptırımların kaldırılması karşılığında ABD’nin Alaska’daki 25 milyar dolarlık Polar LNG projesine yüzer fabrika teknolojisi verebilir.

ABD ile yapılan dizel anlaşmasının ve Rus gübre sevkiyatını genişletme ihtimalinin ardından Moskova, Washington’a Kuzey Kutbu’nda ortak çalışma teklif ediyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD’li ortaklarla Arktik bölgesinde birlikte çalışma olasılığını değerlendirdiklerini açıkladı.

Putin, Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF) zirvesinde yaptığı konuşmada bölgedeki tabloyu şöyle anlattı:

“Bahsettiğim Arktik’te dünyanın pek çok ülkesiyle aktif biçimde çalışıyoruz ve ortak çalışmayla ilgileniyoruz. Çok yakın zamana kadar sahalarımızda Avrupalı ortaklarımız, Çinli ortaklarımız bizimle birlikte çalışıyordu. Şimdi ise Amerikalı ortaklarla ortak çalışma olasılığını değerlendiriyoruz.”

Peki iki ülkenin Kuzey Kutbu’ndaki ortaklığı hangi alanları kapsayabilir ve Moskova, Rus gazına yönelik yaptırımların kaldırılması karşılığında Washington’a ne sunabilir? Meselenin merkezinde sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) projeleri yer alıyor.

Avrupalı şirketler, 2022 sonrasında Rusya’ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle Yamal LNG ve Arktik LNG-2 gibi Rus gaz projelerinden çekildi.

Vzglyad gazetesine konuşan Rusya Federasyonu Hükümetine bağlı Finans Üniversitesi ve Ulusal Enerji Güvenliği Fonu (FNEB) uzmanı İgor Yuşkov’a göre, Avrupalıların ayrılmasıyla birlikte Çinli şirketlerle işbirliği yeni bir boyuta taşındı.

Arktik LNG-2 projesinde CNPC ve CNOOC adlı iki Çinli hissedar yer alıyor. Bu iki şirket başlangıçta projeye yönelik Amerikan yaptırımlarından çekinerek katılımlarını dondurmuştu.

Yakıt ve Enerji Kompleksi Teknolojilerini Geliştirme Enstitüsü uzmanı Mihail Vakilyan, Vzglyad’a verdiği demeçte, Pekin’in kendi politikasını değiştirmediğini, yalnızca Çinli şirketler CNPC ve CNOOC’un dolara erişimlerini riske atmak istemediğini belirtiyor.

Ancak bir buçuk yıl sonra tablo tamamen değişti. Çin, 2025’in ikinci yarısında yaptırım altındaki Arktik LNG-2 tesisinden gaz satın almaya başladı ve bu proje için başlı başına bir terminal ayırdı.

Üstelik bu yıl yalnızca Rus LNG’sine hizmet veren ikinci bir terminal daha açtı.

Hatta daha önce sevkiyatı durdurmuş olmasına rağmen, Arktik LNG-2’nin üçüncü hattını tamamlamak için gereken modüllerin teslimatına da yeniden başladı.

Moskova pazar ve türbin arıyor, karşılığında Alaska’ya teknoloji öneriyor

Bütün bu gelişmelere rağmen Rusya’nın Kuzey Kutbu’nda ABD’den beklentisi çok net. Mihail Vakilyan bu ihtiyacı şu sözlerle özetliyor:

“Rusya’ya iki şey lazım: Birincisi pazar, ikincisi ise donanım. Arktik LNG-2 ve onun gaz tankerlerine yönelik yaptırımların kaldırılması; Japonya, Hindistan ve Güneydoğu Asya’daki alıcıları geri getirecek ve şu an tek müşteri olan Çin’in aldığı indirimi ortadan kaldıracaktır. Donanım kısmına gelince; Yamal LNG ve Arktik LNG-2’deki sıvılaştırma kompresörlerini çalıştıran türbinler bir Amerikan şirketi olan Baker Hughes üretimi. Bu makinelerin bakımı, yedek parçası ve modernizasyonu Amerikan ihracat yasaklarına takılıyor.”

İgor Yuşkov ise süreci siyasi ve ekonomik bir takas çerçevesinde değerlendiriyor:

“Burada da dizel anlaşmasındaki şemanın aynısı işliyor. Rusya karşıtı yaptırımların hafifletilmesi ve Ukrayna’ya baskı yapılması karşılığında ABD’ye karşılıklı fayda sağlayan projeler ve genel olarak ekonomide işbirliği öneriyoruz. Bu işbirliğinin dizel, gübre, LNG ve benzeri farklı alanlarda çok yönlü olabileceğini gösteriyoruz.”

Yaptırımların kaldırılması karşılığında Rusya’nın LNG alanında ABD’ye sunabileceği somut teklif ise Alaska’da kurulacak bir LNG tesisine teknolojik destek vermek. Burada kastedilen, 25 milyar dolar değerindeki Polar LNG projesi.

Yuşkov, Rus enerji şirketi Novatek’in elindeki kozu şöyle açıklıyor:

“Novatek, Arktik LNG-2’de uyguladığı ve Alaska’daki LNG projesine de uyacak teknolojik bir çözüme sahip. Bunlar, üzerine sıvılaştırma ekipmanlarının yerleştirildiği betonarme platformlar; yani özünde yüzer birer LNG fabrikası. Novatek ekipmanlarıyla birlikte bu tür iki platformu zaten inşa etti, Belokamenka’da ise büyük tonajlı deniz yapıları inşa merkezi kurdu. Sorun şu ki hem bu merkez hem de Arktik LNG-2 fabrikasının kendisi ABD yaptırımlarına girdi. Dolayısıyla en azından büyük tonajlı platform inşa merkezine yönelik yaptırımların kaldırılması karşılığında Alaska’da böyle bir tesis kurabiliriz.”

Uzmana göre Rusya, Belokamenka’daki bu merkezde betonarme platformu dökebilir, üzerine LNG fabrikasını kurabilir ve tesis tamamlandıktan sonra onu yüzdürerek Alaska’ya çekebilir.

Kuzey Kutbu’nun bizzat kendisinde sıfırdan inşaat yapmak hem pahalı olduğu hem de zaman ve ekipman nakliyesi açısından kısıtlamalar yarattığı için bu yöntem çok daha kolay bir çözüm sunuyor.

Yine de Yuşkov bu planın kesinleşmediği konusunda uyarıyor:

“Çok sayıda yaptırım sorunu ve projenin ekonomisine dair soru işaretleri yüzünden bu hikayenin hayata geçeceği kesin değil; ama yine de Amerikalılar Alaska için bizim teknolojilerimizle ilgileniyor, Rusya da bundan faydalanıp bunu yapabileceğini söylüyor.”

Öte yandan Yuşkov, Rusya’nın özellikle gaz alanında ABD’nin baş rakibi olduğunu ve Amerikan yönetiminin son yıllarda Rus gazını Avrupa pazarından sistemli biçimde dışladığını hatırlatıyor.

Uzmana göre, Rusya’nın kaybettiği pazar payını ABD LNG’sinin ele geçirmesine yardım etmek pek de parlak bir fikir değil.

Avrupa’nın 2027 yasağı, Çin’le fiyat pazarlığı ve nadir toprak metalleri

ABD ile olası bir işbirliğinden kazançlı çıkabilecek tek Rus projesi Arktik LNG-2 değil; ABD yaptırımlarından etkilenmeyen Yamal LNG için de yeni bir kapı aralanabilir.

Buradaki düğüm yaptırımlar değil, Avrupa Birliği’nin (AB) 1 Ocak 2027’den itibaren her türlü Rus LNG sevkiyatını yasaklayacak olması.

Vakilyan, yaklaşan tehlikeyi ve olası çözümü rakamlarla anlatıyor:

“İlk yarıyılda Avrupa, tesisin neredeyse tüm üretimini, yani 9,89 milyon tonu aldı. İki ay sonra bu hacimlerin yeni bir rotaya ve yeni bir alıcıya ihtiyacı olacak; Amerikalı bir ticaret şirketi de bu konum için gayet uygun görünüyor.”

Denklemin bir diğer kazananı ise Çin ile Baykal’ın Gücü (eski adıyla Sibirya’nın Gücü-2) boru hattı için müzakere yürüten Gazprom olabilir.

Vakilyan, “ABD ile işbirliği, fiyat pazarlığında Rusya’nın elindeki kozdur. Çin uzun zamandır Rus gazının gidecek başka yeri olmadığı hesabıyla Gazprom’la müzakere yürütüyor; Kuzey Kutbu’ndaki bir Amerikan şirketi bu hesabı bozar” diyor.

Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında, Rusya ve ABD’nin petrol projeleri ve nadir toprak metalleri olmak üzere iki ayrı temas noktası daha var.

Rosneft’e yönelik yaptırımların kaldırılmasını bekleyen Vostok Oil projesi bunlardan ilki.

Vakilyan, diğer başlıkları ise şöyle sıralıyor:

“2014’ten beri bir türlü geliştirilemeyen Pobeda kıta sahanlığında Amerikalılar olmadan ilerlemek imkansız; zira orası için denizaltı üretim kompleksleri ve Amerikan şirketlerinin en güçlü olduğu buzlu denizlerde sondaj hizmetleri gerekiyor. İlk bakışta göze çarpmayan bir diğer konu ise nadir metaller. Trump yönetimi dünyanın dört bir yanında bunları arıyor ve en büyük nadir toprak metali yataklarından biri olan Tomtor, Yakutistan’ın Arktik bölgesinde yatıyor.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English