Bizi Takip Edin

Diplomasi

NBA, Avrupa basketboluna kancayı attı

Yayınlanma

ABD’nin en üst düzey basketbol ligi NBA, Avrupa pazarını ele geçirmek için milyonlarca dolarlık bir plan hazırladı.

LeBron James ve Steph Curry gibi dünya çapında süperstarların oynadığı Ulusal Basketbol Birliğini Avrupa’da yaygınlaştırma hedefi bazı önemli başkentleri kapsayacak bir model etrafında şekilleniyor.

Öte yandan Avrupalı yetkililer ve büyük spor ligleri, NBA’in planı 2027 yılında kıtanın önemli şehirlerinde faaliyete geçmeden önce engellemeye çalışıyor.

NBA destekli Avrupa yarışmasının savunucuları, Avrupa’da yerel turnuvalarda, örneğin Euroleague’de büyük kârlar elde edemeyen, fakat geniş kitlelerce sevilen bir spor dalı için bu yarışmanın önemli bir yatırım olacağını düşünüyor.

Karşıt görüştekiler ise, bu küresel devin kıtaya girişinin ulusal basketbol liglerini boğacağını ve bunun yerine Amerikan şirketlerine para akışını artıracağını savunuyor.

NBA, takımların kapalı liglerde kalıcı yerlerini korudukları, takım sahiplerine önemli gelirler sağlayan ve sadece Avrupa’nın en iyi futbol kulüpleriyle boy ölçüşebilecek yüksek ücretli süperstarlar yaratan Amerikan spor modeli altında faaliyet gösteriyor.

Avrupa basketbolu ise ligler arası yükselme ve düşme sistemine ve piramit yapılı bir yapı içindeki dayanışma ödemelerine dayanıyor.

Bu kapsamda NBA ve FIBA pazartesi günü, önümüzdeki ay Avrupa’da planladıkları yeni lige katılmak üzere takımlar ve sahiplerle görüşme sürecini başlatacaklarını açıkladı.

Beklenildiği gibi, lig hem kalıcı yerler hem de FIBA Basketbol Şampiyonlar Ligi veya sezon sonu turnuvası aracılığıyla yıllık bazda “liyakat temelli bir yol” sunacak ve FIBA’ya bağlı Avrupa ligindeki her takımın katılma şansı olacak.

FIBA genel sekreteri Andreas Zagklis, “Ligin formatı, kıtadaki tüm hırslı kulüplere zirveye ulaşmak için adil bir yol sunarak Avrupa spor modeli ilkelerine saygı gösteriyor,” dedi.

Yeni ligin birçok detayı henüz resmi olarak kesinleşmedi. Bunlar arasında ligin ne zaman başlayacağı (hedef Ekim 2027) ve ilk sezonda kaç takımın yer alacağı da bulunuyor.

NBA ve FIBA’nın incelediği modeller arasında 16 takımlı bir lig bulunuyor. Bu ligde 12 takım “kalıcı” yer alırken, diğer dört takım eleme maçları ile lige katılma hakkı kazanacak.

ESPN’e göre yeni ligin kurulması yönündeki çabalar, 2024 Paris Olimpiyatları öncesinde yoğunlaşmaya başladı. Bu yılın başlarında Zagklis ve mevcut NBA komisyoneri Adam Silver, New York’ta düzenlenen bir basın toplantısında NBA ve FIBA’nın bu projeyi hayata geçireceğini duyurdu.

O günden bu yana işler hızla ilerledi ve bu yaz JPMorgan ve Raine Group, belirli finansal konularda danışmanlık yapmak üzere projeye dahil oldu.

Silver, “Avrupa’daki çeşitli paydaşlarla yaptığımız görüşmeler, kıtada yeni bir lig kurulmasının büyük bir fırsat olduğunu düşünmemizi pekiştirdi,” dedi.

NBA-FIBA girişiminin şu anki hedef ülkeleri arasında İngiltere (potansiyel ev sahibi şehirler Londra ve Manchester), Fransa (Paris ve Lyon), İspanya (Madrid ve Barselona), İtalya (Roma ve Milano), Almanya (Münih ve Berlin), Yunanistan (Atina) ve Türkiye (İstanbul) bulunuyor.

NBA, ocak ortasında Avrupa’da iki normal sezon maçı düzenleyecek. Memphis Grizzlies ve Orlando Magic, Berlin ve Londra’da karşılaşacak.

NBA-Avrupa işbirliğini Londra ve Manchester gibi basketboldan ziyade güçlü futbol kulüpleri ile tanınan şehirlere taşıma girişimi, Körfez ve Amerikan sermayesiyle büyüyen buradaki önemli Premier Lig kulüplerini (Chelsea, Manchester City, Manchester United) yeni modele çekme girişimi olarak görülüyor.

POLITICO’nun aktardığına göre NBA yöneticileri, projenin desteklenmesi konusunda Avrupa’nın en büyük çoklu spor kulübü sahipleri ve takım yetkilileriyle görüşmeler yapmaya başladı bile.

Bu durum kıtanın spor camiasının diğer kesimlerinde tedirginlik yarattı. Üst düzey bir Avrupalı hükümet yetkilisi, “NBA Avrupa’yı desteklemememizin ana nedeni, kapalı liglerin ve müsabakaların sadece ticari açıdan başarılı kulüplerin en üst yüzde birine fayda sağlaması, fakat ulusal düzeyde spora önemli zarar vermesi,” dedi.

AB, Avrupa’da spor faaliyetlerini yönetmese de, sporun faaliyet gösterdiği pazarı denetliyor.

AB Spor Komiseri Glenn Micallef, POLITICO’ya verdiği demeçte, AB düzeyinde de dahil olmak üzere, politika yapıcılar olarak rekabet müktesebatını korumakla yükümlü olduklarını, fakat aynı zamanda “mahkeme kararlarında defalarca vurgulanan dayanışma, açıklık ve adalet gibi daha geniş AB değerlerine de tam anlamıyla önem vermekle yükümlü olduklarını” kaydetti ve şunları ekledi:

“Mevcut tartışma, bu dengenin yeniden ayarlanması gerektiğini ve Avrupa sporunun bütünlüğünü ve piramit modelini korumak için bu değerlere daha fazla önem verilmesi gerektiğini gösteriyor.”

Avrupa’da yarı kapalı Amerikan tarzı bir futbol ligi kurma yönündeki önceki girişim  2021 yılında 12 önde gelen kulübün yaptığı bir “Süper Lig” teklifiydi ve siyaset dünyası ile kamuoyunun direnişiyle karşılaşmıştı.

Basketbol ise biraz farklı bir durumda, çünkü kıtanın en önemli basketbol ligi Euroleague zaten yarı kapalı bir yarışma ki bu tasarım, yüzyılın başında başlatıldığından beri önemli tepkilerle karşılaşmıştı.

Fakat NBA’in pozisyonunu eleştirenler Roma, Berlin ve Madrid dahil olmak üzere 12 şehirde potansiyel lansmanla ilgili yoğun görüşmelerin yoğunlaşmasıyla birlikte alarm zillerini çalıyor.

Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) üst düzey yetkilileri, bu ayın başında Brüksel’de Micallef ve AB’nin önemli spor figürleriyle bir araya geldi. Toplantıda, yarı kapalı bir yapıya sahip fakat ulusal liglerinde iyi performans gösteren kulüplere Avrupa’ya açılan bir yol sunan yeni ligin Avrupa’da bir başarı öyküsü olacağına dair ısrarcı bir tavır sergilediler.

Toplantı sonrasında Micallef, “Avrupa basketbolundaki güncel gelişmeler, kapalı lig modelleriyle ilgili uzun süredir devam eden endişeleri ortaya koyuyor,” dedi ve bu sözleri, Amerikan spor modeline yönelik ince bir uyarı olarak yorumlandı:

“Ayrıca, bu tür yatırımların, sağlam yönetişim ilkelerine saygı gösterdiği ve Avrupa’nın spor değerleri, gelenekleri ve yapılarıyla uyumlu olduğu sürece hoş karşılanabileceği ve faydalı olabileceği kabul edilerek, sporda yatırımın artan rolü üzerine düşünmeye davet ediyorlar. Ayrılıkçı yarışmalar genellikle büyüme ve istikrar vaat ederken, açık rekabeti kısıtlamak ulusal liglerin ve daha geniş spor piramidinin aleyhine olur: diğer spor dallarının dikkatle dikkate alması gereken bir ders.”

İki sektör yetkilisinin POLITICO’ya verdiği demece göre, İspanya futbol ligi La Liga, NBA ile bir toplantı düzenleyerek, sunulan formatın Avrupa spor modeline aykırı olduğunu ve uygulanması halinde AB kurumları ve Avrupa’daki diğer spor kuruluşlarının şiddetli muhalefetiyle karşılaşacağını vurguladığını söyledi.

Müzakereler hakkında doğrudan bilgi sahibi olan bir yöneticiye göre, NBA yetkilileri geçtiğimiz yıl boyunca büyük Avrupa futbol ve çoklu spor kulübü sahiplerine basketbol projesine katılmaları konusunda yaklaşımlarda bulundu.

NBA Komiseri Adam Silver ve yardımcısı Mark Tatum, PSG spor kulüpleri grubunun bir parçası olarak Katar Spor Yatırımlarını Paris’te yeni bir franchise sahibi olmaya ikna etmek için Doha’nın güçlü spor liderlerinden Paris Saint-Germain sahibi Nasser al-Khelaifi ile düzenli olarak görüşüyorlar.

Yönetici, Amerikalı spor patronlarının Barcelona ve Real Madrid ile de görüşmeler yaptığını söyledi.

Silver yaptığı açıklamada, “Avrupa’daki çeşitli paydaşlarla yaptığımız görüşmeler, kıtada yeni bir lig kurulmasının büyük bir fırsat olduğunu düşünmemizi pekiştirdi. FIBA ile birlikte, Avrupa’da bu sporun potansiyeli konusunda bizimle aynı vizyonu paylaşan potansiyel kulüpler ve sahiplik gruplarıyla işbirliği yapmayı sabırsızlıkla bekliyoruz,” dedi.

Pazartesi günü iki tarafın Avrupa’daki genişlemeyi sürdürdüğünü duyuran FIBA Genel Sekreteri Andreas Zagklis şunları söyledi:

“Ligin formatı, kıtadaki tüm hırslı kulüplere zirveye ulaşmak için adil bir yol sunarak Avrupa spor modeli ilkelerine saygı gösteriyor. Proje, Avrupa’daki basketbol severlere büyük fayda sağlayacak bir domino etkisi yaratarak, oyuncular, kulüpler, ligler ve ulusal federasyonlar dahil olmak üzere tüm Avrupa basketbol ekosisteminin sürdürülebilirliğini artıracak şekilde tasarlanmıştır.”

AB’nin düzenleyici endişelerini gidermek isteyen NBA ve FIBA, Avrupa’daki basketbol ekosisteminin gelişimine finansal destek ve kaynak ayırmayı planladıklarını da ekledi.

NBA ve FIBA’nın ligde bazı “kalıcı yerler” olacağını duyurması, Avrupa için iktisadi faydalar konusunda da şüpheci olan Brüksel’de yaklaşan direnişin merkezinde yer alıyor.

Örneğin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) merkez sağ çoğunluk Avrupa Halk Partisi (EPP) grubundan milletvekili Bogdan Zdrojewski, “Yönetim ve ekonomik değer ne olacak? NBA Avrupa ile birlikte, bu risklerin Avrupa’dan süzülerek, yönetişimde hesap verebilirliğin eksikliğine ve Avrupa’da elde edilen iktisadi getirinin (televizyon hakları, sponsorluklar) sistematik olarak ABD merkezli holding kuruluşlarına aktarılmasına bağlı olarak şaşırtıcı derecede yüksek bir iktisadi değer kaybına yol açacağı görülüyor,” dedi.

Zdrojewski şöyle devam etti:

“İktisadi modelin, geleneksel kulüplerin dışlanarak küresel yatırım fonları ve devlet destekli kulüplerin lehine bir kurumsal değişime yol açma olasılığını dikkatle incelememiz gerekiyor. Bu kulüpler, tahmini 500 milyon ila 1 milyar dolarlık franchise kurulum ücretleri gibi çok yüksek maliyetleri karşılayabilecek tek kulüpler olacak.”

Geçen ay Brüksel’de düzenlenen AB spor bakanları toplantısında, İtalya, Fransa ve Slovenya dahil olmak üzere birçok ülke NBA’in planlarına karşı çıktı.

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda da kısa süre önce, “Atlantik’in her iki yakasındaki basketbol organizasyonlarını, rekabet etmek yerine işbirliği yapmaya, Avrupa basketbolunun köklü geleneklerini dikkate almaya ve takdir etmeye, ticari çıkarların öncesinde değerlerin geldiğini unutmamaya” çağırmıştı.

Avrupa basketbolunu bugünkü haline getirenler de bu görüşe katılıyor. Mevcut en üst düzey yarışma Euroleague Basketball’un CEO’su Paulius Motiejunas, “Avrupa basketbolu tarih, kimlik ve topluluk üzerine kuruludur. Buradaki taraftarlar fethedilecek bir pazar değil, nesiller boyunca kulüpleri ayakta tutan insanlardır. Herhangi bir yeni proje, bunu saygı göstererek ve tüm piramidi güçlendirerek başlamalıdır: elit yarışmalar, yerel ligler ve taban organizasyonlar,” diye konuştu.

Motiejunas, hedefin gerçekten Avrupa’da basketbolu büyütmek olması halinde işbirliğinin mümkün olduğunu da ekledi.

Dahası, yeni Avrupa liginin, NBA için bir tür oyuncu havuzu, ABD’deki sistemle “G-League” olmasından da endişe ediliyor. Halihazırda NBA’de oynayan neredeyse her 6 oyuncudan 1’i Avrupalı ve şu anda ligin en değerli oyuncuları listesinde Nikola Jokic (Sırbistan), Luka Doncic (Slovenya), Giannis Antetokounmpo (Yunanistan) gibi Avrupalılar en tepede yer alıyor.

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

Yayınlanma

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.

Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.

Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.

Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.

Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.

Çin’de bir hafta

Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.

Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.

Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.

İstihdam, enerji ve teknoloji

Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.

Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:

“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”

Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.

Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.

Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.

Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.

“Zamanlama her şeyi anlatıyor”

Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.

Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.

Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.

Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.

Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.

Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.

Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

Yayınlanma

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.

İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.

Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.

En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.

Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.

Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.

The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.

FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.

Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.

Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English