Bizi Takip Edin

Diplomasi

NBA, Avrupa basketboluna kancayı attı

Yayınlanma

ABD’nin en üst düzey basketbol ligi NBA, Avrupa pazarını ele geçirmek için milyonlarca dolarlık bir plan hazırladı.

LeBron James ve Steph Curry gibi dünya çapında süperstarların oynadığı Ulusal Basketbol Birliğini Avrupa’da yaygınlaştırma hedefi bazı önemli başkentleri kapsayacak bir model etrafında şekilleniyor.

Öte yandan Avrupalı yetkililer ve büyük spor ligleri, NBA’in planı 2027 yılında kıtanın önemli şehirlerinde faaliyete geçmeden önce engellemeye çalışıyor.

NBA destekli Avrupa yarışmasının savunucuları, Avrupa’da yerel turnuvalarda, örneğin Euroleague’de büyük kârlar elde edemeyen, fakat geniş kitlelerce sevilen bir spor dalı için bu yarışmanın önemli bir yatırım olacağını düşünüyor.

Karşıt görüştekiler ise, bu küresel devin kıtaya girişinin ulusal basketbol liglerini boğacağını ve bunun yerine Amerikan şirketlerine para akışını artıracağını savunuyor.

NBA, takımların kapalı liglerde kalıcı yerlerini korudukları, takım sahiplerine önemli gelirler sağlayan ve sadece Avrupa’nın en iyi futbol kulüpleriyle boy ölçüşebilecek yüksek ücretli süperstarlar yaratan Amerikan spor modeli altında faaliyet gösteriyor.

Avrupa basketbolu ise ligler arası yükselme ve düşme sistemine ve piramit yapılı bir yapı içindeki dayanışma ödemelerine dayanıyor.

Bu kapsamda NBA ve FIBA pazartesi günü, önümüzdeki ay Avrupa’da planladıkları yeni lige katılmak üzere takımlar ve sahiplerle görüşme sürecini başlatacaklarını açıkladı.

Beklenildiği gibi, lig hem kalıcı yerler hem de FIBA Basketbol Şampiyonlar Ligi veya sezon sonu turnuvası aracılığıyla yıllık bazda “liyakat temelli bir yol” sunacak ve FIBA’ya bağlı Avrupa ligindeki her takımın katılma şansı olacak.

FIBA genel sekreteri Andreas Zagklis, “Ligin formatı, kıtadaki tüm hırslı kulüplere zirveye ulaşmak için adil bir yol sunarak Avrupa spor modeli ilkelerine saygı gösteriyor,” dedi.

Yeni ligin birçok detayı henüz resmi olarak kesinleşmedi. Bunlar arasında ligin ne zaman başlayacağı (hedef Ekim 2027) ve ilk sezonda kaç takımın yer alacağı da bulunuyor.

NBA ve FIBA’nın incelediği modeller arasında 16 takımlı bir lig bulunuyor. Bu ligde 12 takım “kalıcı” yer alırken, diğer dört takım eleme maçları ile lige katılma hakkı kazanacak.

ESPN’e göre yeni ligin kurulması yönündeki çabalar, 2024 Paris Olimpiyatları öncesinde yoğunlaşmaya başladı. Bu yılın başlarında Zagklis ve mevcut NBA komisyoneri Adam Silver, New York’ta düzenlenen bir basın toplantısında NBA ve FIBA’nın bu projeyi hayata geçireceğini duyurdu.

O günden bu yana işler hızla ilerledi ve bu yaz JPMorgan ve Raine Group, belirli finansal konularda danışmanlık yapmak üzere projeye dahil oldu.

Silver, “Avrupa’daki çeşitli paydaşlarla yaptığımız görüşmeler, kıtada yeni bir lig kurulmasının büyük bir fırsat olduğunu düşünmemizi pekiştirdi,” dedi.

NBA-FIBA girişiminin şu anki hedef ülkeleri arasında İngiltere (potansiyel ev sahibi şehirler Londra ve Manchester), Fransa (Paris ve Lyon), İspanya (Madrid ve Barselona), İtalya (Roma ve Milano), Almanya (Münih ve Berlin), Yunanistan (Atina) ve Türkiye (İstanbul) bulunuyor.

NBA, ocak ortasında Avrupa’da iki normal sezon maçı düzenleyecek. Memphis Grizzlies ve Orlando Magic, Berlin ve Londra’da karşılaşacak.

NBA-Avrupa işbirliğini Londra ve Manchester gibi basketboldan ziyade güçlü futbol kulüpleri ile tanınan şehirlere taşıma girişimi, Körfez ve Amerikan sermayesiyle büyüyen buradaki önemli Premier Lig kulüplerini (Chelsea, Manchester City, Manchester United) yeni modele çekme girişimi olarak görülüyor.

POLITICO’nun aktardığına göre NBA yöneticileri, projenin desteklenmesi konusunda Avrupa’nın en büyük çoklu spor kulübü sahipleri ve takım yetkilileriyle görüşmeler yapmaya başladı bile.

Bu durum kıtanın spor camiasının diğer kesimlerinde tedirginlik yarattı. Üst düzey bir Avrupalı hükümet yetkilisi, “NBA Avrupa’yı desteklemememizin ana nedeni, kapalı liglerin ve müsabakaların sadece ticari açıdan başarılı kulüplerin en üst yüzde birine fayda sağlaması, fakat ulusal düzeyde spora önemli zarar vermesi,” dedi.

AB, Avrupa’da spor faaliyetlerini yönetmese de, sporun faaliyet gösterdiği pazarı denetliyor.

AB Spor Komiseri Glenn Micallef, POLITICO’ya verdiği demeçte, AB düzeyinde de dahil olmak üzere, politika yapıcılar olarak rekabet müktesebatını korumakla yükümlü olduklarını, fakat aynı zamanda “mahkeme kararlarında defalarca vurgulanan dayanışma, açıklık ve adalet gibi daha geniş AB değerlerine de tam anlamıyla önem vermekle yükümlü olduklarını” kaydetti ve şunları ekledi:

“Mevcut tartışma, bu dengenin yeniden ayarlanması gerektiğini ve Avrupa sporunun bütünlüğünü ve piramit modelini korumak için bu değerlere daha fazla önem verilmesi gerektiğini gösteriyor.”

Avrupa’da yarı kapalı Amerikan tarzı bir futbol ligi kurma yönündeki önceki girişim  2021 yılında 12 önde gelen kulübün yaptığı bir “Süper Lig” teklifiydi ve siyaset dünyası ile kamuoyunun direnişiyle karşılaşmıştı.

Basketbol ise biraz farklı bir durumda, çünkü kıtanın en önemli basketbol ligi Euroleague zaten yarı kapalı bir yarışma ki bu tasarım, yüzyılın başında başlatıldığından beri önemli tepkilerle karşılaşmıştı.

Fakat NBA’in pozisyonunu eleştirenler Roma, Berlin ve Madrid dahil olmak üzere 12 şehirde potansiyel lansmanla ilgili yoğun görüşmelerin yoğunlaşmasıyla birlikte alarm zillerini çalıyor.

Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) üst düzey yetkilileri, bu ayın başında Brüksel’de Micallef ve AB’nin önemli spor figürleriyle bir araya geldi. Toplantıda, yarı kapalı bir yapıya sahip fakat ulusal liglerinde iyi performans gösteren kulüplere Avrupa’ya açılan bir yol sunan yeni ligin Avrupa’da bir başarı öyküsü olacağına dair ısrarcı bir tavır sergilediler.

Toplantı sonrasında Micallef, “Avrupa basketbolundaki güncel gelişmeler, kapalı lig modelleriyle ilgili uzun süredir devam eden endişeleri ortaya koyuyor,” dedi ve bu sözleri, Amerikan spor modeline yönelik ince bir uyarı olarak yorumlandı:

“Ayrıca, bu tür yatırımların, sağlam yönetişim ilkelerine saygı gösterdiği ve Avrupa’nın spor değerleri, gelenekleri ve yapılarıyla uyumlu olduğu sürece hoş karşılanabileceği ve faydalı olabileceği kabul edilerek, sporda yatırımın artan rolü üzerine düşünmeye davet ediyorlar. Ayrılıkçı yarışmalar genellikle büyüme ve istikrar vaat ederken, açık rekabeti kısıtlamak ulusal liglerin ve daha geniş spor piramidinin aleyhine olur: diğer spor dallarının dikkatle dikkate alması gereken bir ders.”

İki sektör yetkilisinin POLITICO’ya verdiği demece göre, İspanya futbol ligi La Liga, NBA ile bir toplantı düzenleyerek, sunulan formatın Avrupa spor modeline aykırı olduğunu ve uygulanması halinde AB kurumları ve Avrupa’daki diğer spor kuruluşlarının şiddetli muhalefetiyle karşılaşacağını vurguladığını söyledi.

Müzakereler hakkında doğrudan bilgi sahibi olan bir yöneticiye göre, NBA yetkilileri geçtiğimiz yıl boyunca büyük Avrupa futbol ve çoklu spor kulübü sahiplerine basketbol projesine katılmaları konusunda yaklaşımlarda bulundu.

NBA Komiseri Adam Silver ve yardımcısı Mark Tatum, PSG spor kulüpleri grubunun bir parçası olarak Katar Spor Yatırımlarını Paris’te yeni bir franchise sahibi olmaya ikna etmek için Doha’nın güçlü spor liderlerinden Paris Saint-Germain sahibi Nasser al-Khelaifi ile düzenli olarak görüşüyorlar.

Yönetici, Amerikalı spor patronlarının Barcelona ve Real Madrid ile de görüşmeler yaptığını söyledi.

Silver yaptığı açıklamada, “Avrupa’daki çeşitli paydaşlarla yaptığımız görüşmeler, kıtada yeni bir lig kurulmasının büyük bir fırsat olduğunu düşünmemizi pekiştirdi. FIBA ile birlikte, Avrupa’da bu sporun potansiyeli konusunda bizimle aynı vizyonu paylaşan potansiyel kulüpler ve sahiplik gruplarıyla işbirliği yapmayı sabırsızlıkla bekliyoruz,” dedi.

Pazartesi günü iki tarafın Avrupa’daki genişlemeyi sürdürdüğünü duyuran FIBA Genel Sekreteri Andreas Zagklis şunları söyledi:

“Ligin formatı, kıtadaki tüm hırslı kulüplere zirveye ulaşmak için adil bir yol sunarak Avrupa spor modeli ilkelerine saygı gösteriyor. Proje, Avrupa’daki basketbol severlere büyük fayda sağlayacak bir domino etkisi yaratarak, oyuncular, kulüpler, ligler ve ulusal federasyonlar dahil olmak üzere tüm Avrupa basketbol ekosisteminin sürdürülebilirliğini artıracak şekilde tasarlanmıştır.”

AB’nin düzenleyici endişelerini gidermek isteyen NBA ve FIBA, Avrupa’daki basketbol ekosisteminin gelişimine finansal destek ve kaynak ayırmayı planladıklarını da ekledi.

NBA ve FIBA’nın ligde bazı “kalıcı yerler” olacağını duyurması, Avrupa için iktisadi faydalar konusunda da şüpheci olan Brüksel’de yaklaşan direnişin merkezinde yer alıyor.

Örneğin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) merkez sağ çoğunluk Avrupa Halk Partisi (EPP) grubundan milletvekili Bogdan Zdrojewski, “Yönetim ve ekonomik değer ne olacak? NBA Avrupa ile birlikte, bu risklerin Avrupa’dan süzülerek, yönetişimde hesap verebilirliğin eksikliğine ve Avrupa’da elde edilen iktisadi getirinin (televizyon hakları, sponsorluklar) sistematik olarak ABD merkezli holding kuruluşlarına aktarılmasına bağlı olarak şaşırtıcı derecede yüksek bir iktisadi değer kaybına yol açacağı görülüyor,” dedi.

Zdrojewski şöyle devam etti:

“İktisadi modelin, geleneksel kulüplerin dışlanarak küresel yatırım fonları ve devlet destekli kulüplerin lehine bir kurumsal değişime yol açma olasılığını dikkatle incelememiz gerekiyor. Bu kulüpler, tahmini 500 milyon ila 1 milyar dolarlık franchise kurulum ücretleri gibi çok yüksek maliyetleri karşılayabilecek tek kulüpler olacak.”

Geçen ay Brüksel’de düzenlenen AB spor bakanları toplantısında, İtalya, Fransa ve Slovenya dahil olmak üzere birçok ülke NBA’in planlarına karşı çıktı.

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda da kısa süre önce, “Atlantik’in her iki yakasındaki basketbol organizasyonlarını, rekabet etmek yerine işbirliği yapmaya, Avrupa basketbolunun köklü geleneklerini dikkate almaya ve takdir etmeye, ticari çıkarların öncesinde değerlerin geldiğini unutmamaya” çağırmıştı.

Avrupa basketbolunu bugünkü haline getirenler de bu görüşe katılıyor. Mevcut en üst düzey yarışma Euroleague Basketball’un CEO’su Paulius Motiejunas, “Avrupa basketbolu tarih, kimlik ve topluluk üzerine kuruludur. Buradaki taraftarlar fethedilecek bir pazar değil, nesiller boyunca kulüpleri ayakta tutan insanlardır. Herhangi bir yeni proje, bunu saygı göstererek ve tüm piramidi güçlendirerek başlamalıdır: elit yarışmalar, yerel ligler ve taban organizasyonlar,” diye konuştu.

Motiejunas, hedefin gerçekten Avrupa’da basketbolu büyütmek olması halinde işbirliğinin mümkün olduğunu da ekledi.

Dahası, yeni Avrupa liginin, NBA için bir tür oyuncu havuzu, ABD’deki sistemle “G-League” olmasından da endişe ediliyor. Halihazırda NBA’de oynayan neredeyse her 6 oyuncudan 1’i Avrupalı ve şu anda ligin en değerli oyuncuları listesinde Nikola Jokic (Sırbistan), Luka Doncic (Slovenya), Giannis Antetokounmpo (Yunanistan) gibi Avrupalılar en tepede yer alıyor.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English