Asya
Nepal protestolarına dair: Yolsuzluk, Z Kuşağı, NED fonları ve jeopolitik rekabet

Nepal’de 20 kişinin öldüğü kitlesel protestolar, Başbakan KP Sharma Oli’nin Hindistan’a yapacağı planlı geziden önce ve Çin’den dönüşünden sonra gerçekleşti. Bangladeş’ten sonra Hindistan’ın bir diğer komşusunun daha şiddetli protestolarla sarsılması ise dikkat çekti. Nepal’de başbakanı deviren protestocular kendilerini “Z kuşağı” olarak tanıtırken, sokak hareketinin kendiliğinden mi olduğu yoksa ABD, Çin, Hindistan gibi büyük güçlerin bölgedeki rekabetinin yansıması mı olduğu tartışma konusu.
Nepal’de kitlesel protestolara yol açan öfke yeni ortaya çıkmadı, bu yılın başlarında gelişen cumhuriyet karşıtı, monarşi yanlısı protestoların bir devamı olarak da görülüyor. Protestolarda cumhuriyet karşıtı monarşistler de yer alıyor. Nitekim, geçiş hükümeti tartışmaları sürerken, süreci yürüten Nepal ordu sözcüsü, monarşi yanlısı aktivist Durga Prasai’nin de katıldığı yoğun görüşmelerin Katmandu’daki Ordu Karargahı’nda devam ettiğini duyurdu.
Öte yandan patlamanın zamanlaması dikkat çekiyor. Protestolar özellikle, Çin’den yeni dönen ve eylül ayı sonunda Hindistan’a seyahat etmeyi planlayan Nepal Başbakanı KP Sharma Oli’yi hedef aldı.
GENÇ İŞSİZLİK YÜZDE 20
Pazartesi günü protestolarda, üniformalı öğrenciler de dahil olmak üzere genç grupların güvenlik güçleriyle çatışması sonucu en az 20 kişi hayatını kaybetti. Katmandu dahil Nepal’in tüm şehirlerinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve Oli istifa etti.
Tetikleyici, Oli hükümetinin sosyal medya uygulamalarını yasaklama kararı olsa da, uzmanlar halkın öfkesine sebep olan asıl unsurun ekonomik zorluklar, yükselen genç işsizlik ve başta “kayırmacılık” olmak üzere iktidardaki yolsuzluk olduğunu ifade ediyor. Genç işsizlik oranı %20 civarında seyrediyor. Beyin göçü ulusal bir gerçeklik; her gün binlerce kişi yurtdışında fırsat aramak için ülkeyi terk ediyor. Yurtdışından gelen havaleler GSYİH’nın neredeyse üçte birini oluşturuyor, bu da ekonomik canlılığın yurt içi üretkenlikten çok yurt dışı fedakarlıklara bağlı olduğunu gösteriyor.
ZAMANLAMA MANİDAR
Nepal ve Güney Asya’yı yakından takip eden deneyimli gazeteci Keshav Pradhan’a göre ise, Nepal’deki uzun süredir devam eden istikrarsız durumdan “çeşitli iç ve dış güçlerin yararlanma olasılığı var.”
Pradhan ayrıca, protestoların zamanlamasının Oli’nin Çin’den dönüşü ve eylül ayında planladığı Hindistan ziyareti ile çakıştığına dikkat çekiyor.
Oli bu ayın sonunda Hindistan’ı ziyaret edecekti ve Hindistan Dışişleri Bakanı bu ziyaret öncesinde Nepal’deydi. Oli de Tianjin’deki ŞİÖ Zirvesi’ne katıldıktan sonra Çin’den döndü.
BANGLADEŞ’İN ARDINDAN NEPAL VE
BÜYÜK GÜÇ REKABETİ
Nepal, Hindistan için stratejik öneme sahip ve son bir yılda siyasi karışıklıkların yaşandığı en yakın ikinci komşu ülke. Temmuz-Ağustos 2024’te, başta öğrenci protestosu olarak başlayan eylemler, Hindistan’a yakın ancak Çin’le de dengeli ilişkiler hedefleyen bir lider olarak görülen Başbakan Şeyh Hasina’nın hükümetini devirmek için muhafazakarların ve milliyetçilerin önderlik ettiği, Batı ve özellikle ABD tarafından desteklenen bir harekete dönüşmüştü.
Bu olaylar öncesinde ise 2024’te, Bangladeş’in Hindistan’ın şebekesi aracılığıyla Nepal’den hidroelektrik ithal etmesine izin veren dönüm noktası niteliğinde bir Güney Asya enerji ticareti anlaşması imzalanmıştı. Üç ülke için de avantajlı olan bu anlaşmanın, bölgenin enerji manzarasını yeniden şekillendirmesi bekleniyordu.
Ancak Bangladeş gibi Nepal de siyasi nüfuz için çeşitli dış güçlerin rekabetine tanık oluyor.
Oli’nin liderliğinde Nepal, Aralık 2024’te Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne katılmak için çerçeve anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma, borç yükü altında olan Nepal’e 41 milyon ABD doları tutarında mali yardım sağladı. Son zamanlarda Pekin, Katmandu ile daha fazla ilgilenmeye başladı — altyapıya büyük yatırımlar yaptı, parti anlaşmazlıklarında arabuluculuk yaptı ve Kuşak ve Yol Girişimi’ni teşvik etti.
Bu, ABD’nin Millennium Challenge Corporation’ın (MCC) Nepal Compact programı aracılığıyla altyapı projelerine yaklaşık 500 milyon dolar yatırım yapmasına rağmen gerçekleşti.
Geçen ay ise, Hindistan ve Çin’in Uttarakhand’ın Lipulekh Geçidi üzerinden ticaret yolunu açmasının ardından, Başbakan Oli, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e bu bölgenin Nepal toprağı olduğunu söyledi. Ancak aynı bölge, Yeni Delhi tarafından Hindistan toprakları içinde ve Hindistan’ın ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyor. Hindistan buna tepki gösterdi.
Temmuz 2024’te Nepal Başbakanı olarak göreve başlayan Oli, “Çin yanlısı” olarak görülüyordu. Göreve gelmesinden bu yana bir yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen Oli, henüz Hindistan’ı ziyaret etmedi. Uzmanlar, Oli’nin başbakan olarak ilk yurt dışı gezisi için Çin’i seçmesinin, Nepal başbakanlarının geleneksel olarak ilk olarak Hindistan’ı ziyaret etmesinden farklı olduğunu ve Pekin’e doğru bir eğilim olduğunu ortaya koyduğunu belirtmişti.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, 17 Ağustos’ta Hindistan Dışişleri Bakanı Vikram Misri Nepal’i ziyaret etti ve Başbakan Narendra Modi’nin, karşılıklı olarak uygun bir tarihte Hindistan’ı ziyaret etmesi için Başbakan Oli’ye resmi bir davetiyeyi iletti.
Haberlere göre Oli’nin Hindistan ziyareti 16 Eylül’de planlanmıştı.
‘DIŞ GÜÇLER’ SENARYOLARI VE NED PARMAĞI
Herkesin Nepal’deki protestocuların arkasında kimin olduğu konusunda bir teorisi var.
Bazıları Oli’nin “Çin yanlısı” olduğu için Bangladeş’teki gibi Nepal’de de ABD’nin rol oynadığını söylerken, diğerleri Washington’un MCC yatırımı nedeniyle protestoları Pekin’in körüklediğini iddia ediyor. Bir de Nepal’deki Z kuşağı hareketini, aynı zamanda Hindistan yanlısı olarak görülen monarşi yanlısı hareketle ilişkilendirenler var.
Nepal, Çin’in Kuşak Yol ve ABD’nin MCC finansmanı nedeniyle uluslararası çıkarların çatıştığı bir alan haline gelmiş olsa da, deneyimli gazeteci Pradhan, Nepal’deki yaygın protestolarda Pekin’in rolünü reddediyor.
Pradhan, “Çin, Nepal genelinde, özellikle Terai bölgesinde böyle bir sorun yaratacak durumda değil. Etkisinin büyük ölçüde Katmandu Vadisi ile sınırlı olduğu düşünülüyor” diyor.
Ayrıca Pekin’in böyle bir yangını başlatmaktan çekineceğini, çünkü bunun kendisine geri tepebileceğini açıklıyor. “Bu, her an Çin’e de karşı dönebilir. 60’larda Nepal halkı Çin’e karşı çıktı ve Katmandu’daki Çinli liderlerin fotoğraflarını indirdi” diyor. Dolayısıyla Çin, Nepal’da kargaşayı değil, istikrar tercih ediyor ve daha önce siyasi partiler arasındaki anlaşmazlıkların çözülmesinde oynadığı rolle bunu kanıtladı.
Öte yandan, uzmanlara göre, Yeni Delhi de Bangladeş’ten sonra bir diğer komşusunun daha istikrarsızlığa kapılmasını istemeyecektir. Nitekim radikal eğilimlerin yüksek olduğu ülkede istikrarsızlık, sadece Çin değil, Hindistan karşıtı grupların da örgütlenmesini beraberinde getirebilir. Nepal istikrarsız kalırsa, kendi çıkarlarını korumak için belirli grupları destekleme eğiliminde olabilirler. Ayrıca, Hint firmalar Nepal’deki en büyük yatırımcılar olup, onaylanmış toplam doğrudan yabancı yatırımların %30’undan fazlasına katkıda bulunuyor. Hindistan ve Nepal arasında 1950 yılında imzalanan Barış ve Dostluk Antlaşması, Hindistan ve Nepal vatandaşlarına her iki ülkede ikamet, mülk, iş ve dolaşım konularında karşılıklı muamele yapılmasını öngörmekte. Hindistan, Nepal Ordusu’nun modernizasyonunu ekipman ve eğitim ile desteklerken, Nepal’den yaklaşık 32,000 Gurkha askeri Hint Ordusunda görev yapıyor.
Ancak protestolara yoğun olarak katılan monarşist grupların Hindistan’ı desteklediğini ve Hindu bir devletten yana olduklarını hatırlatmakta fayda var. Üstelik Hindistan, Nepal’i bir Hindu devleti haline getirme eğilimi nedeniyle geleneksel olarak muhalefetteki Nepal Kongresi ile anlaşmayı daha kolay bulmuştur.
Çin’in bölgede yükselen etkisinden rahatsız olan ABD’nin ise, ülkedeki protestoları destekleyebilecek en olası aktör olduğu düşünülüyor. Çin dostu, komünist bir hükümet yerine, ABD dostu bir monarşinin Washington’ın tercihi olacağı aşikar. Üstelik ABD ile Hindistan’ın arasının açıldığı, Hindistan Başbakanının Çin’i ziyaret ettiği bir dönemde bu gelişmeler yaşanıyor. ABD, eylemlere müdahale bakımından Nepal’e komşularına göre uzakta kalsa da, NED fonları ile ülkedeki sivil toplum örgütlerini bir süredir desteklediği biliniyor. 2024 için yayınlanan “Asia Grant Listing” belgesine göre, NED, “Gençlerin Sivil Katılımını Güçlendirme ve Demokratik Değerleri Teşvik Etme” adı altında, “aktivistleri güçlendirmek” için 35 bin dolar fon ayırmış. Yine, “Yolsuzluk ve Otoriter Etkilere Karşı Koyma” adı altında Nepal’de “Çin’in etkisini araştırmak” üzere 79 bin dolar fon ayrılmış, “Araştırmacı Gazetecilik Yoluyla Hükümet Hesap Verebilirliğini ve Demokratik Uygulamaları Güçlendirme” adı altında medyaya 50 bin dolarlık fon ayrılmış. “Ulusal kamuoyu araştırmaları” için 500 bin dolar fon ayrılmış. Nepal’daki “işçi hareketini desteklemek” için 1.131.377 dolar fon ayrılmış. Nepal’daki Hintlerin haklarını korumak için 25 bin dolar fon ayrılmış.
Üstelik protestolara önderlik eden sivil toplum kuruşulu Hami Nepal’in sitesinde örgütü fonlayanlar arasında, Coca-Cola şirketi, Çin tarafından ayrılıkçı olarak görülen ABD destekli Students for a Free Tibet (SFT) grubu, Al Jazeera, Birleşik Krallık merkezli Gurkha Welfare Trust (GWT) gibi kurum ve markalar öne çıkıyor.
Tüm bunlar, Batı medyasında “Z Kuşağı Protestoları” olarak tanıtılan Nepal’deki eylemlerde “dış unsurların” rolüne dair soru işaretleri yaratıyor.
Nepal’de devam eden protestoların nedenleri hakkında ise, eski Hindistan’ın Nepal Büyükelçisi Ranjit Rae şöyle diyor: “Nepal’de bunun neden olduğu konusunda çok derin köklü nedenler var. Yani bu, ülke içinde ortaya çıkan bir sorun. Nepal’deki siyasi sınıf tarafından daha iyi ele alınmalıydı. Ancak Nepal’de, bunu kendi amaçları için kullanmaya çalışan unsurlar da olabilir. İstikrarsızlık olduğunda, insanlar her zaman bu istikrarsızlığı kendi amaçları için kullanmaya çalışırlar.”
Asya
“Hamam böceği” protestolarının başarısı Modi hükümetine yönelik eleştirileri güçlendirdi

Hindistan’da Modi hükümeti yeni meydan okumalarla karşı karşıya. İktidardaki BJP’nin etanol katkılı yakıtı zorunlu tutmasına karşı çıkanlar, öğrencilerin öncülük ettiği hareketten esinlenerek yeni bir kampanya başlattı.
Hindistan’da gençlerin öncülük ettiği ve büyük yankı uyandıran protestoların yankısı devam ediyor.
Yeni kurulan Cockroach Janta Party (CJP-Hamam Böceği Halk Partisi), yalnızca 36 gün içinde sınav sistemindeki aksaklıklara karşı yüz binlerce öğrenciyi harekete geçirdi. Hareket, Başbakan Narendra Modi’yi nadir görülen bir geri adım atmaya zorladı ve Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını sağladı.
Hindistan’da protestoların yıllarca büyük ölçüde görmezden gelindiği veya bastırıldığı, Modi’nin ise siyasi söyleme hâkim olduğu bir dönemin ardından CJP’nin hükümeti geri adım atmaya zorlaması, şimdiden benzer bir protesto hareketine ilham verdi. Analistler, başka hareketlerin de ortaya çıkmasını bekliyor.
Modi hükümeti benzine etanol karıştırılması nedeniyle tepkiyle karşı karşıya
Adını yüzde 20 etanol içeren yeni yakıt karışımından alan E20 Janta Party, pazar günü sosyal medya platformu X’te ortaya çıkmasının ardından 24 saat içinde 34 bin takipçiye ulaştı. Hareket, daha fazla yakıt tüketimine yol açacağı ve eski motorlara zarar vereceği yönündeki endişelere rağmen hükümetin bu yakıtı ülke genelinde zorunlu tutmasına yönelik kamuoyu tepkisinden yararlanmayı hedefliyor.
CJP gibi E20 Janta Party de hükümet politikasının değiştirilmesini istiyor. Hareket, tüm akaryakıt istasyonlarında uygun fiyatla yüzde 100 benzin seçeneği sunulmasını ve ilgili bakanın istifa etmesini talep ediyor.
E20 Janta Party, X’teki profilinde kendisini “Halkın Sesi” olarak tanımlıyor ve adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik ile “halkın hakları” çağrısında bulunuyor.
Hint siyaset bilimci ve Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi Pratap Bhanu Mehta, gençlerin yürüttüğü “hamam böceği” kampanyasının, “devletten taleplerde bulunmanın yeni bir yoluna ilişkin model” sunduğunu ve başkalarına da ilham vereceğini söyledi.
Mehta, “Bu E20 Janta Party’nin ne kadar ivme kazanacağını bilmiyorum ancak bu, tam da bu tür hareketlere bir örnek. İnsanlar taleplerini resmî kurumsal kanallar üzerinden dile getirebileceklerine şüpheyle yaklaşıyor. Bu nedenle ne zaman önemli bir talep ortaya çıksa, bir kamuoyu protesto hareketi oluşturma girişimi de olacaktır” dedi.
E20 kampanyası, oğulları etanol üreten bir aile şirketi işleten Modi hükümetinin Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari’yi hedef alıyor. Gadkari herhangi bir çıkar çatışması bulunduğunu reddetti ve oğullarının Hindistan’daki etanol pazarının yüzde 0,5’inden daha azına sahip olduğunu söyledi.
Yeni etanol karışımına açıkça karşı çıkan siyasi analist Tehseen Poonawalla, cuma günü Gadkari’nin evine yönelik bir “otomobilli yürüyüş” çağrısında bulundu. Delhi’deki taksi şoförleri de geçen hafta yakıt meselesi nedeniyle 4 Ağustos’ta parlamentoya yürüyeceklerini duyurdu.
CJP liderleri, hükümeti taviz vermeye zorlayan başarılarının ardından hareketi yeniden yapılandırırken yakıt protestolarını destekleyip desteklemeyeceklerini henüz değerlendirmedi. Hükümetin verdiği tavizler arasında sınav sisteminin yeniden düzenlenmesi ve Hindistan’ın ulusal tıp fakültesi giriş sınavının iptal edilmesinin ardından intihar eden öğrencilerin ailelerine tazminat ödenmesi sözü de bulunuyor.
Ancak CJP’nin başsözcüsü ve hükümetle yürütülen görüşmelerde yer alan isimlerden Saurav Das, “Hükümet artık uyanmalı ve gerçeği görmeli” dedi.
Das, “İnsanlar artık hiçbir tartışma, görüşme veya müzakere yapılmadan politika ve yasaların kendilerine dayatılmasını kabul etmeyecek” ifadelerini kullandı.
Etanol katkılı yakıt politikasına yönelik öfke, CJP’nin hükümetle anlaşmaya varmasından bir gün sonra, pazar günü Mumbai’de de ortaya çıktı. Hindistan’ın finans merkezinde binlerce kişi Pradhan’ın istifasını kutlamak için bir araya geldi.
Mitinge katılan Hindistan Öğrenciler Federasyonu Mumbai Başkanı Aamir Kazi, protestocular arasında etanol katkılı yakıtın zorunlu tutulmasına karşı bir muhalefet bulunduğunu ve hükümetin eğitim politikasına karşı “mücadelenin devam ettiğini” söyledi.
Kazi, başka gösteriler planlanıp planlanmadığı sorusuna, “Bunun üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.
BJP, 2024’te parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesini fazla önemsememiş, art arda eyalet seçimlerini kazanmış ve muhalefet milletvekillerini saf değiştirmeye ikna etmişti.
Eleştirmenler, iktidar partisinin son on yılda gücünü artırmasıyla birlikte mahkemeler, seçim kurumu ve ana akım medya gibi kurumların giderek BJP’nin iradesine boyun eğdiğini ve muhalefet alanını daralttığını savunuyor.
Hindistan’daki gençlik hareketleri üzerine çalışan London School of Economics Profesörü Shakuntala Banaji, “Yalnızca Delhi’de değil, farklı yerlerde benzer meseleler etrafında başka hareketler de yükseliyor” dedi.
Banaji, E20 yakıt protestolarının da yayılabileceğini belirterek, “Çünkü insanlar, özellikle orta sınıf BJP seçmenlerini ve onların çocuklarını doğrudan etkileyen meselelerin kamuoyunda gerçekten karşılık bulduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.
Öğrenci protestoları, özellikle kendi çocukları da gösterilere katılan BJP üyeleri arasında huzursuzluğa yol açtı.
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayda, ülkenin kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde BJP öncülüğündeki hükümette görev yapan bir bakanın kızı, sosyal medyada yayımlanan videolarda bir CJP protestosu sırasında Modi’ye öfkesini dile getirirken görüldü.
Bazı BJP üyeleri, çoğunlukla barışçıl geçen gösterilerde öğrenci protestocuların polis tarafından dövülmesi ve göz yaşartıcı gaza maruz bırakılması karşısında yaşadıkları şaşkınlığı özel görüşmelerde dile getirdi.
Muhalefetteki Aam Aadmi Party’nin öğrenci kanadından Eeshna Gupta, CJP kampanyasının Hindistan’da “kültürü değiştirdiğini” söyledi.
Gupta, “Bu hareket, Z kuşağının siyasi olamayacağı veya sesini yükseltemeyeceği yönündeki klişeyi ortadan kaldırdı” dedi.
“Hareket başladığında bile insanlar bizi ciddi biçimde küçümsüyordu” diyen Gupta, “Benim kişisel görüşüm, bu hareketin burada sona ermeyeceği yönünde” ifadelerini kullandı.
CJP sözcüsü Das ise durumu şöyle özetledi:
“Bir sonraki genel seçime kadar önümüzdeki üç yıl boyunca Modi hükümetinin insanları dinlemeye başlaması kendi açısından daha iyi olur.”
Asya
Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı

Çin, tamamen yerli immersion DUV çip üretim makinelerinin seri üretimine başladı.
Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağın Reuters’a aktardığına göre Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik öneme sahip, tamamen yerli imkânlarla geliştirilen immersion derin ultraviyole (DUV) litografi makinelerinin seri üretimine başladı. Bu gelişme, Pekin’in yabancı teknolojilere bağımlılığını azaltma çabalarında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.
Kaynak, konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmaması koşuluyla, üretim çalışmalarına kamuoyunda pek tanınmayan Çinli devlet şirketi Shanghai Aishengna Electronic Technology Group’un öncülük ettiğini söyledi. Şirketin, Çin’in önde gelen litografi girişimlerinin ekiplerini bünyesine kattığı belirtildi.
Bu gelişme, Devlet Başkanı Xi Jinping’in en önemli önceliklerinden biri olan Çin’in ülke çapındaki yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik girişimi açısından bir başarı niteliği taşıyor.
DUV litografi sistemleri, uzun süredir ASML’nin hakim olduğu, çip üretiminin temel teknolojilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bunun Hollandalı tedarikçi ASML açısından kısa vadede ticari bir tehdit oluşturması beklenmiyor.
Teknoloji sektörüne odaklanan haber kuruluşu The Information, Çin’in bu teknolojiyi geliştirdiğini ilk kez pazartesi günü duyurmuştu. Haberde, Şanghay merkezli ve adı açıklanmayan devlet destekli bir şirketin makinelerin üretimine başladığı, bu yıl yaklaşık beş, 2027’de ise yaklaşık 20 makine üretmeyi planladığı belirtilmişti.
Kaynağa göre Aishengna’nın DUV makinesinin daha fazla teste tabi tutulması gerekiyor ve sistem, Hollandalı şirketin rakip modellerinin performansına ulaşmaktan hâlâ oldukça uzak.
Bununla birlikte makinelerin başarıyla devreye alınması, Batılı hükümetlerin yabancı litografi ekipmanlarının ihracatına veya bakım hizmetlerine yönelik kısıtlamaları daha da artırması halinde Çinli çip üreticilerine alternatif bir ekipman kaynağı sağlayacak.
The Information’ın konu hakkında bilgi sahibi iki kişiye dayandırdığı haberine göre Çin yapımı DUV makinelerinin bu yıl ülkenin önde gelen çip üreticileri Semiconductor Manufacturing International Corp (SMIC), Hua Hong Semiconductor ve bellek çipi üreticisi ChangXin Memory Technologies’e (CXMT) teslim edilmesi bekleniyor.
Immersion DUV makinelerinde, projeksiyon merceği ile silikon plaka arasına bir su tabakası yerleştiriliyor. Böylece geleneksel kuru sistemlere kıyasla daha küçük devre desenleri basılabiliyor.
Bu makineler geniş bir çip yelpazesinin üretiminde kullanılıyor. Aynı katmanın tekrar tekrar pozlanmasını gerektiren çoklu desenleme yöntemi sayesinde daha ileri düzey yarı iletkenlerin üretiminde de kullanılabiliyor.
The Information’ın pazartesi günü yayımladığı haberin ardından yüzde 8 düşen ASML hisseleri, salı günü TSİ 12.06 itibarıyla yüzde 1,6 geriledi. Hisselerin performansı Avrupa’daki diğer çip sektörü şirketleriyle paralel seyrederken, Avrupa genelindeki STOXX 600 endeksinin gerisinde kaldı.
Aishengna, Şanghay sermayesi ve teknolojisiyle destekleniyor
Kurumsal kayıtlara göre Aishengna, Ağustos 2023’te 7 milyar yuan, yani yaklaşık 1 milyar dolar kayıtlı sermayeyle kuruldu. Şirketin yalnızca iki devlet kuruluşuna ait hissedarı bulunuyor: Shanghai Electric Holding ve Shanghai International Trust’ın bir iştiraki.
İnternet sitesi bulunmayan ve faaliyetleri hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmayan şirketle ilgili çok az şey biliniyor. Kaynak, Aishengna’nın geçen yıl bir DUV prototipini test etmeye başlayan litografi girişimi Yuliangsheng ile Shanghai Micro Electronics Equipment’ın (SMEE) ekiplerini bünyesine kattığını söyledi.
Huawei destekli ekipman üreticisi SiCarrier’ın iştiraki olan Yuliangsheng ile SMEE, Pekin’in yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik çalışmalarında önemli roller üstleniyor.
ASML’ye yetişme arayışı
ABD, Çin’in ASML’nin en gelişmiş aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemlerini satın almasını engelliyor. Hollanda’nın uyguladığı ihracat kontrolleri de Çin’in bazı gelişmiş DUV makinelerine erişimini kısıtlıyor.
Pekin kendi kendine yeterlilik politikasını ilerletmeye çalışsa da Çin, ASML açısından önemli bir gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Çin, yılın ilk yarısında Hollandalı şirketin net satışlarının yaklaşık yüzde 16’sını oluşturdu. Çinli çip üreticileri, gelişmiş EUV sistemlerini satın alamamalarına rağmen daha düşük teknolojili DUV makinelerini yoğun biçimde tedarik etmeye devam ediyor.
Reuters, aralık ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in dünyanın en gelişmiş çiplerinin üretiminde kilit rol oynayan bir EUV sisteminin prototipini geliştirmeyi başardığını bildirmişti. Ancak sistemin seri üretime geçmesine hâlâ yıllar olduğu belirtilmişti.
Asya
Tayvan çip kaçakçılığı soruşturmasında Nvidia çalışanını tutukladı

Tayvan’da savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’nın ürettiği yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şirket çalışanını tutukladı. Keelung Bölge Savcılığı, zanlının evine ve iş yerine yapılan baskınların ardından Ceza Kanunu uyarınca ticari belgede sahtecilik suçlamasıyla tutuklandığını bildirdi. Soruşturmada tutuklu sayısı, Super Micro Computer ve Albatron Technology çalışanlarının da aralarında bulunduğu yedi kişiye ulaştı.
Tayvan’daki savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’ya ait yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde bir Nvidia çalışanını tutukladı.
Konuya vakıf bir kaynak salı günü AFP’ye yaptığı açıklamada, söz konusu çalışanın soruşturmanın parçası olarak gözaltına alındığını aktardı.
Keelung Bölge Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, ismi belirtilmeyen zanlının, müfettişlerin 24 Temmuz’da evine ve iş yerine gerçekleştirdiği baskınların ardından tutuklandığı bildirildi.
Açıklamada Nvidia şirketinin adına yer verilmezken, şüphelinin “Ceza Kanunu kapsamında ticari belgelerde sahtecilik” suçlamasıyla soruşturulduğu kaydedildi.
ABD, sektör lideri Nvidia tarafından tasarlanan ve yapay zeka sistemlerini çalıştırmak için kullanılan en gelişmiş silikon çiplerin Çin’e ihracatını kısıtlıyor.
Resmi yetkililer mayıs ayında yaptıkları açıklamada, Nasdaq’ta işlem gören Super Micro Computer tarafından üretilen ve gelişmiş Nvidia çipleri içeren “üst düzey” yapay zeka sunucularının ABD ihracat kontrollerini ihlal ederek Çin, Makao ve Hong Kong’a gönderilmesini incelediklerini duyurmuştu.
AFP’ye konuşan kaynak, “Bu Nvidia çalışanı, müfettişlerin Super Micro’yu hedef alan önceki arama dalgasının ardından ilgili kanıtları analiz etmesiyle olaya karışan bir kişi olarak tespit edildi” dedi.
Ajansa bir Nvidia sözcüsü de “kaçakçılığın kabul edilemez bir durum olduğunu” söyledi. Sözcü şöyle konuştu:
“Ürünlerimizi öncelikle, tüm satışların ABD ihracat kontrol kurallarına uygunluğunu sağlamamıza yardımcı olan orijinal ekipman üreticileri (OEM) de dahil olmak üzere tanınmış ortaklara satıyoruz. Nispeten küçük ihracatçılar ve sevkiyatlar bile kürenin her iki tarafında kapsamlı inceleme ve denetime tabidir; yönü değiştirilen hiçbir ürün hizmet, destek veya güncelleme alamaz.”
Çin, teknoloji şirketlerinin Nvidia’nın yapay zeka çiplerini satın almasını yasakladı
Savcılar, tutuklanan kişinin “suçları işlediğine dair güçlü şüphe bulunduğunu, kaçma, delilleri karartma, suç ortakları veya tanıklarla işbirliği yapma riski taşıdığını” belirtti.
Yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, Nvidia çalışanıyla birlikte Super Micro Computer şirketinden iki kişi ve Tayvan borsa listesindeki Albatron Technology şirketinden bir kişi dahil olmak üzere toplam yedi kişi tutuklu bulunuyor.
Zanlılar, Super Micro tarafından üretilen yaklaşık 50 sunucuyu Çin’e sevk etmek amacıyla belgelerde sahtecilik yapmakla suçlanıyor.
Daha önce AFP’ye isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir yetkili, sunucuların bir kısmının Tayvan gümrüğünden geçtiğini ve Japonya üzerinden Çin’e gönderildiğini bildirdi.
Tayvanlı savcılar, mevcut dosyanın ABD ve Singapur’daki Super Micro Computer çalışanlarını içeren başka bir Nvidia çip kaçakçılığı vakasıyla bağlantılı olup olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu ifade etti.
Soruşturmaların uluslararası ayağında Singapur polisi, yapay zeka çiplerinin yasa dışı transferi iddiasıyla bağlantılı dolandırıcılık soruşturmaları kapsamında bu ay 40 milyon dolardan fazla değere sahip lüks bir malikaneye el koydu.
Mart ayında gizliliği kaldırılan bir ABD iddianamesi ise şirket çalışanlarının, ihracat kontrollerini ihlal ederek Nvidia yapay zeka çiplerini Çin’e yönlendirmek suretiyle milyarlarca dolar haksız kazanç elde ettiklerini ortaya koymuştu.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü












