Bizi Takip Edin

ORTADOĞU

Netanyahu’nun normalleşme planına “Ben-Gvir” darbesi

Yayınlanma

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskın sonrası Netanyahu’nun BAE ziyareti ileri bir tarihe ertelendi. Netanyahu, Arap ülkeleri ile imzaladığı İbrahim Anlaşmalarının genişletilmesini yeni hükümetinin öncelikli planı olduğunu duyurmuştu.

İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi. Ben-Gvir, sabahın erken saatlerinde İsrail polisinin yoğun koruması altında Harem-i Şerif’e girdi. Provokatif eylemleriyle tanınan aşırı sağcı Ben-Gvir, 5 yıl sonra Mescid-i Aksa’ya giren görevdeki ilk İsrailli Bakan oldu. İsrailli politikacı, Mescid-i Aksa’daki statükoyu ihlal eden ve Filistinlilerce baskın olarak değerlendirilen bu eylemini, İbrani takvimine göre “Tevet” ayının 10’uncu gününde (Asara BeTevet) gerçekleştirdi.

Ben-Gvir, 5 yıl sonra Mescid-i Aksa’ya giren görevdeki ilk İsrailli Bakan oldu.

Ben-Gvir’in daha önce Mescid-i Aksa’yı “ziyaret” edeceğini duyurması, işgal altındaki Filistin topraklarında tepkiyle karşılanmış ve gerilimi tırmandırmıştı. Ben-Gvir, yeni kurulan hükümette bakan olmadan önce milletvekilliği döneminde de Mescid-i Aksa baskınları, Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerini teşvik etmesi ve ırkçı söylemleri nedeniyle sıkça adından söz ettiriyordu.

Egemenlik ihlali

Mescid-i Aksa, İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994’te imzalanan barış antlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor.

Ancak Yahudiler, İsrail’in tek taraflı kararı ve bazı fanatik Yahudi örgütlerinin girişimleriyle, 2003’ten bu yana İslami Vakıflar İdaresinin izni olmadan polis eşliğinde kutsal mabede girerken, bu baskınlar özellikle 2022 yılında giderek artan bir hal aldı. Geçen yılın Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlaller açısından en belirgin sene olduğunu duyuran İslami Vakıflar İdaresinin verilerine göre, 2022 yılı boyunca 48 binden fazla Yahudi yerleşimci Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi.

“Sorumlu Netanyahu”

Filistin Dışişleri Bakanlığı, Ben-Gvir’in baskınını “benzeri görülmemiş bir provokasyon” olarak değerlendirdi. Bakanlık, bu baskının “çatışmaların tırmanmasına yol açacak ciddi bir tehdit, çatışmaları durdurma taleplerini hiçe sayma ve Mescid-i Aksa’ya yönelik Yahudi yerleşimci baskınlarının ve ihlallerinin daha da artmasının önünün açılması” olarak görüldüğü vurgulandı. Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, şu ifadelere yer verildi: “Bakanlık, Mescid-i Aksa’ya yönelik bu açık saldırıdan Netanyahu’yu sorumlu tutmaktadır ve kardeş Ürdün Haşimi Krallığı ile koordineli olarak her düzeyde olayın takipçisi olacaktır.”

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım da “Faşist siyonist bakan Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa baskını İsrail’in kutsal mekanların hüviyetine yönelik açtığı savaşı sürdürdüğünü gösteriyor” açıklamasını yaptı.

İİT ve Türkiye’den kınama

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “İsrail’in işgal gücüyle Aksa’daki mevcut tarihi ve hukuki statüyü değiştirmeyi amaçladığına” işaret etti. Açıklamada, eylem “tüm Müslümanlara yönelik bir tahrik ve ilgili uluslararası kararların apaçık ihlali” olarak nitelendirildi. Aksa baskınının şiddetle kınandığı vurgulanan İİT açıklamasında, Kudüs, Kudüs halkı ve kutsal değerlerine yönelik tüm bu ihlallerin sonuçlarından İsrail’in sorumlu olduğunun altı çizildi. Açıklamada ayrıca uluslararası topluma “İsrail’in dini çatışmayı besleyen ve bölgede istikrarı sarsan bu radikal eylemlerinin önüne geçilmesi” çağrısında bulunuldu.

Türk Dışişleri Bakanlığı ise “Ben-Gvir’in, İsrail polisinin koruması altında Mescid-i Aksa’ya yönelik gerçekleştirdiği provokatif eylemi endişeyle karşılıyor ve kınıyoruz” açıklamasını yaptı. Açıklamada, İsrail, Kudüs’teki dini mekanların statüsünü ve kudsiyetini ihlal edecek ve bölgede gerginliğin tırmanmasına neden olacak bu tür provokasyonların engellenmesi için sorumlulukla hareket etmeye davet edildi.

İlk kez ziyaret edecekti

Ben-Gvir’in kışkırtması İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “İbrahim Anlaşmalarını genişletme” politikasına da ilk darbeyi vurdu. İsrail; Netanyahu’nun bir önceki başbakanlığı döneminde bir dizi Arağ ülkesiyle ilişkilerini normalleştirmek için İbrahim Anlaşmalarını imzalamıştı. Netanyahu, İbrahim Anlaşmalarını genişletmenin yeni hükümetinin önceliği olduğunu açıklamıştı. Ancak Netanyahu’nun aşırı sağcı ve dindar siyonist müttefiklerinin eylem ve açıklamaları nedeniyle Netanyahu’nun bu hedefine ulaşmasına kuşkuyla yaklaşılıyordu. Nitekim yeni hükümet açıklanır açıklanmaz Ben-Gvir’in attığı adım, Netanyahu’nu zor durumda bıraktı. Yeni İsrail Başbakanı, ilk yurtdışı ziyaretini gelecek hafta BAE’ye yapmayı planlıyordu. Bir İsrail Başbakanı’nın BAE’ye ilk ziyareti olması nedeniyle ziyarete ayrıca önem veriliyordu. Netanyahu daha önceki iktidar döneminde 2021 yılının başında BAE’ye bir ziyaret gerçekleştirmeyi planlamış ancak İsrail’in erken seçim kararı nedeniyle ziyaret gerçekleşmemişti. Ancak Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa kışkırtmasından saatler sonra İsrail basını ziyaretin belirsiz bir tarihe ertelendiğini duyurdu.

Öte yandan Ben-Gvir’in kışkırtması sonrası BAE’den yapılan açıklamada İsrail, Ben-Gvir’in baskınına izin verdiği için kınanmış ve meydana gelen ciddi ve provokatif ihlalleri durdurmaya çağrıldı. Netanyahu’nun hükümeti kurma sürecinde BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, Netanyahu’yu “aşırı sağcı” isimleri hükümete dahil etmeme konusunda da uyarmıştı.

“Yenilerini ekleyeceğiz”

Ziyaret ertelendi ancak Netanyahu, Arap ülkeleriyle normalleşmede ısrarcı. Baskından sonra düzenlenen kabine toplantısında konuşan Netanyahu, hedefinin “barış çemberini genişletmek” olduğunu “barış” anlaşması imzaladıkları bazı Arap ülkelerine yenilerini ekleyeceklerini söyledi. Netanyahu, “Dört ayda 4 tarihi barış anlaşması imzaladıktan sonra, 6 Arap ülkesiyle mevcut barış anlaşmalarını derinleştirmeye ve bunlara bölgedeki diğer Arap ülkeleriyle tarihi atılımlar eklemeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Geçmişte Mısır ve Ürdün ile ilişkilerini normalleştiren İsrail, Netanyahu’nun liderliğinde 2020’de Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas ile de bu çerçevede anlaşmalar imzalamıştı.

ORTADOĞU

IDF istihbarat şefinden “7 Ekim” istifası

Yayınlanma

IDF istihbarat şefi Aharon Haliva, 7 Ekim’deki başarısızlıklar nedeniyle istifa ettiğini açıkladı.

İsrail’in en üst düzey askeri istihbarat yetkilisi, Hamas’ın 7 Ekim baskınına yol açan başarısızlıklardaki rolü nedeniyle istifa ettiğini duyurdu. IDF’den yapılan açıklamada, İsrail Savunma Kuvvetleri Askeri İstihbarat Dairesi Başkanı Tümgeneral Aharon Haliva’nın, yerine atama yapıldıktan sonra ordudan istifa edeceği belirtildi. Ordu, bu hamlenin IDF Genelkurmay Başkanı Korgeneral Herzi Halevi ile koordine edildiğini ve Savunma Bakanı Yoav Gallant tarafından onaylandığını ekledi.

Haliva, IDF’de 7 Ekim baskını nedeniyle istifa eden ilk üst düzey subay oldu. Haliva’nın yanı sıra Şin Bet güvenlik ajansı başkanı ve IDF genelkurmay başkanı da dahil diğer üst düzey savunma yetkilileri 7 Ekim baskınının sorumluluğunu taşıdıklarını kabul etti ancak hiçbiri istifa etmeyi planladığını açıklamadı. İsrail basınına göre Gazze’deki savaş sona erdiğinde birçoğunun istifa etmesi bekleniyor.

Haliva, 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’i gafil avlamasına olanak tanıyan hataların sorumluluğunu taşıdığını ancak Gazze’de devam eden savaş nedeniyle istifa etmeyi ertelediğini söyledi. Haliva kamuoyuna açıklanan mektubunda, “Şimdi, 6 aydan fazla bir süre sonra, [iç] soruşturmaların başlatılmasıyla birlikte, istifamı sunuyorum” diye yazdı.

Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’ye hitaben yazdığı istifa mektubunda Haliva “yetki ile birlikte ağır sorumluluk da gelir” diye yazdı. “Emrim altındaki İstihbarat Müdürlüğü görevini yerine getirmedi. O kara günü o günden beri her gün, her gece içimde taşıyorum. Savaşın korkunç acısını sonsuza kadar taşıyacağım” ifadelerini kullandı. Haliva, “vahim olaylara yol açan tüm faktörlerin ve koşulların kapsamlı, derinlemesine, kapsamlı ve kesin bir şekilde araştırılması ve ortaya çıkarılması için” bir soruşturma komisyonu kurulmasını desteklediğini söyledi.

Ordudan yapılan açıklamada Halevi’nin Haliva’ya “IDF’deki 38 yıllık hizmeti boyunca hem muharip bir asker hem de komutan olarak İsrail Devleti’nin güvenliğine önemli katkılarda bulunduğu” için teşekkür ettiği belirtildi.

Haliva’nın istifasının zamanlaması, IDF’nin 7 Ekim’deki başarısızlıklarına ilişkin soruşturmalar yürüttüğü bir döneme denk geliyor. İstihbarat Müdürlüğü soruşturmalarını farklı dönemlere ayırmıştı: 2014 Gazze savaşının sonundan başlayarak saldırıdan önceki on yıl; saldırıdan önceki 36 saate vurgu yaparak 1 Ekim’den 7 Ekim’e kadar olan günler ve 7 Ekim. Müdürlükteki her birim komutanı, Genelkurmay Başkanlığı tarafından belirlenen sorular temelinde kendi eylemlerini soruşturuyordu. Soruşturmaların haziran ayı başına kadar Halevi’ye sunulması gerekiyordu.

“Netanyahu örnek alsın”

Muhalefet lideri Yair Lapid, Başbakan Binyamin Netanyahu’ya Haliva’yı örnek alması çağrısında bulunarak, 7 Ekim’deki başarısızlıklar nedeniyle istifa etmesini önerdi. Haliva’yı “haklı ve saygıdeğer” kararından ötürü öven Lapid, sosyal medya hesabından “Başbakan Netanyahu da aynısını yapmalıydı” diye yazdı. Yeş Adit Milletvekili Vladimir Beliak da benzer bir çağrıda bulunarak Netanyahu’nun “derhal istifa etmesi gerektiğini” söyledi.

Okumaya Devam Et

ORTADOĞU

Erdoğan 13 yıl sonra Bağdat’ta: 2 Anlaşma 20’den fazla mutabakat zaptı imzalanması bekleniyor

Yayınlanma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 yıl aradan sonra bugün Irak’a gitti. Erdoğan’ın ziyaretinde, iki ülke arasındaki su krizi, petrol ihracatı, Kalkınma Yolu Projesi ve güvenlik konuları ele alınacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, günübirlik ziyareti kapsamında, Bağdat’ta Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid ve Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşecek. Erdoğan ile Sudani ortak basın toplantısı düzenleyecek, iki ülke arasında anlaşmalar imzalanacak. Erdoğan, temasları çerçevesinde daha sonra Erbil’e ziyaret gerçekleştirecek.

Ziyarette Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç da eşlik ediyor.

Irak Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Irak hükümet sözcüsü Basim el-Awadi Erdoğan’ın ziyaretinde, biri su dosyasını ilgilendiren iki stratejik anlaşma ve 20’den fazla mutabakat zaptı imzalanacağını söyledi.

Awadi, ziyarette gündeme gelecek konuların önceden üzerinde çalışılarak hazırlandığını açıkladı ve “Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Bağdat’ı en son 2011 yılında ziyaret etmiş olması nedeniyle bu ziyaret tarihi bir önem taşıyor” dedi ve ekledi: “Ziyaret, Irak-Türkiye ilişkilerinde daha önce görülmemiş bir şekilde önemli bir başlangıç noktası, Irak ve Türkiye arasındaki sorunların giderilmesinin başlangıcı olacak.”

Awadi ziyarette ele alınacak konularla ilgili şöyle konuştu: “Ziyaret sırasında büyük bir sürpriz yaşanacak, çünkü su dosyasıyla ilgili stratejik bir anlaşmanın imzalanmasına tanıklık edeceğiz. Başbakan ortak basın toplantısında, Irak halkına büyük bir sürpriz ve müjde niteliği taşıyan bu anlaşmanın detaylarını açıklayacak.”

“İkinci dosya ise Kalkınma Yolu Projesi. Bu projenin temellerini atmaya başlamak üzere dörtlü bir anlaşmanın imzalanmasına hazırlık amacıyla Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri Ulaştırma Bakanlarının da katılımıyla dörtlü görüşmelerin yapılma ihtimali var.”

Awadi, “Üçüncü dosya ekonomik ve ticari ilişkiler, dördüncüsü ise Türk tarafı için büyük bir endişe kaynağı olarak görülen ve son dönemde çok büyük düzenlemelerin yapıldığı, Irak ve Türkiye arasındaki ortak güvenlik komitelerinin sürekli çalıştığı, bir strateji ve çözümlerin geliştirildiği, özellikle PKK ile ilgili güvenlik dosyası olacak” dedi.

Petrol ihracatı sorununun çözülmesi bekleniyor

Uzmanlar, Irak’tan Türkiye’ye geçen yıl durdurulan ve Erbil-Bağdat arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle yeniden başlatılamayan petrol ihracatı konusunun Erdoğan ziyaretiyle çözülebileceğini değerlendiriyor.

Paris merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesinin Türkiye ile Irak arasındaki petrol ihracatı konusunda verdiği karar sonrası 25 Mart 2023’te Irak’tan Ceyhan Limanı’na petrol akışı durdu. Erbil ve Bağdat’ın petrol ihracatı konusunda henüz anlaşmaya varamaması nedeniyle Irak ekonomisinin bir yılda yaklaşık 14 milyar dolar zarar gördüğü tahmin ediliyor.

AA’ya konuşan Iraklı enerji uzmanları, Irak’tan Türkiye’ye petrol ihracatının yeniden başlatılmasının hem iki ülke için hem de Bağdat-Erbil ilişkileri için olumlu etkileri olacağını düşünüyor.
Enerji uzmanı Mazin es-Saad, “Irak ve Türkiye arasındaki olumlu hava bu konuyu (petrol sevkiyatı) birinci gündem maddesi yapabilir. Erdoğan’ın ziyaretinden iki ülke çıkarına hizmet edecek sonuçların çıkmasını umut ediyor ve bekliyoruz” diye konuştu.

Enerji uzmanı Hamza Cevahiri de Irak’ın Kerkük’ten Fişhabur’a giden petrol boru hattının onarımını tamamladığını ifade ederek, burada test amaçlı petrol sevkiyatının yapıldığını söyledi. Cevahiri, “Petrol sevkiyatının yeniden başlaması hem Irak hem de Türkiye için iyi olacak ve iki ülke de bunu memnuniyetle karşılar. Bu konuda bir sorun görünmüyor” ifadelerini kullandı.

Irak Enerji Merkezi Başkanı Fırat Musevi de Irak’ın günlük 350 bin varil petrol transfer etme kapasitesine sahip olan boru hattını onarmayı sürdürdüğünü ifade etti. “IKBY’den üretilen petrolün merkezi yönetimin denetimine girmesi lazım” diyen Musevi, “Bu da Irak’ın petrolü Türkiye’ye sevk etmesinde elini güçlendirecektir” yorumunda bulundu.

“Bağdat-Erbil müzakerelerine kapı açar”

Musevi, “Irak petrol boru hattının yeniden çalıştırılması Bağdat ve Erbil arasında müzakerelere büyük bir kapı açar” değerlendirmesinde bulunarak, şunları söyledi: “Sonuçta IKBY petrolünün sevkiyatı merkezi yönetimin bütçesinin faydasına olacak. Nitekim Federal Mahkeme, tüm petrolün SOMO aracılığıyla sevk edilmesine karar verdi. IKBY’den yeniden petrol satışı meselesi, Erdoğan’ın Irak ziyareti sırasında yapılacak müzakerelere bağlı olacak.”

Enerji uzmanı Rubin Semed de petrol ihracatının IKBY ekonomisi üzerinde ciddi etkisi olduğunu belirterek, petrol akışının durmasının bölgede çalışan çok sayıdaki petrol şirketleri için endişeye yol açtığını vurguladı.

Petrol ihracatının önünde petrol şirketleriyle yapılan anlaşmalar ve Irak ve IKBY’de petrolün çıkarılmasına ilişkin fiyatlandırmadaki farklılıklar gibi engeller olduğunu anlatan Semed, bunların kaldırılmasıyla birlikte ihracatın kolay bir şekilde yeniden başlayabileceğine işaret etti.
Semed, petrol akışının yeniden başlamasının bölgedeki petrol şirketlerinin faaliyetlerini motive edeceğini vurgulayarak, “Petrol arzının sürmesi ile bölge ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişki daha iyi bir noktaya gider. (IKBY’deki) Pazar ve ticarette de olumlu yansır” ifadelerini kullandı.

Enerji uzman Şehriyar Şeyhler, petrol ihracatının IKBY ekonomisinin bel kemiği olduğunu belirterek, Bağdat-Erbil arasındaki en büyük siyasi sorunun da petrol sorunu olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Petrol ihracatının durması nedeniyle 13 aydır bazı şirketlerin IKBY’yi terk ettiğini belirten Şeyhler, ihracatın yeniden başlamasının hem bu şirketler hem de bölgedeki yatırımlar için olumlu yansımaları olacağını kaydetti. Şeyhler, “Petrol ihracatının durmasıyla Kürdistan Bölgesi ekonomisi gün geçtikçe sekteye uğradı. Bana göre petrol arzının devam etmesi, ekonomiyle ilgili konulan planların uygulanmaya geçmesini de kolaylaştıracak” ifadelerini kullandı.

Petrol ihracatının başlamasıyla Erbil ve Bağdat arasındaki sorunlu konulardan olan IKBY memur maaşlarına ilişkin sorunun da çözülebileceği yorumunda bulunan Şeyhler, şunları söyledi: “(Erbil ve Bağdat arasındaki) Bazı sorunların da çözümüne katkı sağlayacak olan bu (petrol akışının yeniden başlaması) durum, Erbil-Bağdat’ın yakınlaşması ile Erbil-Türkiye arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin de daha çok gelişmesine imkan sağlayacak.”

Okumaya Devam Et

ORTADOĞU

ABD “sınırlı misilleme” karşılığında Refah saldırısına onay verdi

Yayınlanma

ABD’nin, İran’a kapsamlı bir saldırıya girişmemesi karşılığında İsrail’in, “Refah’a saldırı planını kabul ettiği” iddiaları tartışılırken ABD ve İsrail’in “Refah’ta Hamas’ın yenilmesi” konusunda uzlaştıkları duyuruldu. Duyurudan saatler sonra İsrail’in İran’a sınırlı misilleme saldırısı geldi.

Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamaya göre ABD’nin ve İsrail’in ulusal güvenlik yetkilileri, çevrim içi toplantıda hem İran’ın İsrail’e son saldırılarını hem de İsrail’in 1,5 milyona yakın yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah’a yönelik olası saldırı planlarını ele aldı.

Açıklamada, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın Amerika tarafına, İsrail tarafına ise Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi’nin başkanlık ettiği kaydedildi. İran’ın İsrail’e yönelik son saldırılarının geniş şekilde ele alındığı belirtilen açıklamada ABD’nin bu konuda İsrail’e desteğinin tam olduğu vurgulandı. Açıklamada, Refah’la ilgili tarafların karşılıklı olarak görüşlerini ortaya koyduğu aktarılarak “İki taraf, Hamas’ın Refah’ta yenildiğini görme amacı konusunda uzlaştı” ifadesine yer verildi.

Öte yandan ABD tarafının, İsrail’in Refah’a yönelik olası saldırı planlarıyla ilgili endişelerini gündeme getirdiği ve İsrail tarafının da söz konusu endişeleri göz önünde bulunduracağı belirtildi. Tarafların daha kapsamlı görüşmeler için yakın zamanda yeniden toplantı yapacağı kaydedildi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ile İsrailli yetkililer arasında Gazze’deki Refah kentinin durumunun ve İsrail’in olası askeri operasyonunun tartışılmaya devam ettiğini açıklamıştı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ise Gazze’nin güneyindeki Refah kentine girmek için tarih belirlediği belirtilmişti.

Katar merkezli Al-Araby Al-Jadeed’in Mısırlı yetkililere dayandırdığı haberde, ABD’nin, İran’a kapsamlı bir saldırıya girişmemesi karşılığında İsrail’in, yaklaşık 1,5 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı “Refah’a saldırı planını kabul ettiği” öne sürülmüştü.

İki ülkenin Refah konusunda anlaştığını duyurmasından saatler sonra İsrail’in İran’a sınırlı saldırısı geldi. 3 İHA ile İsfahan’daki Hava Üssü’ne yönelik saldırı İran’ın hava savunması tarafından engellendi.

Refah’a olası kara saldırısı

Refah’a saldırı planını onayladığını defalarca kez yineleyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 8 Nisan’da yaptığı açıklamada saldırı için tarih belirlendiğini belirtmişti.

Buna karşın, İsrail devlet televizyonu KAN’ın 14 Nisan tarihli haberinde ise Netanyahu’nun, tarihinin belli olduğunu açıkladığı Refah’a saldırı planının “ertelendiği” iddiasına yer verilmişti.

Ayrıca, İsrail’in, kara işgali öncesinde bölgeye sığınanları çıkarmak için iki hafta içerisinde Refah yakınlarında 10 bin çadır kurmayı planladığı öne sürülmüştü. 30 bin ek çadırın da satın alma aşamasında olduğu, bunların da aynı bölgeye daha sonra kurulacağı kaydedilmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English