Bizi Takip Edin

Diplomasi

Oreşnik füzeleri Belarus’a ne zaman gelecek?

Yayınlanma

Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, ABD’nin Avrupa’daki orta menzilli füze planlarından vazgeçmesi karşılığında Rusya’dan Oreşnik füzelerinin Belarus’a yerleştirilmesini ertelemesini isteyebileceğini açıkladı. Lukaşenko, ABD füzelerinin nükleer kapasiteye sahip olma ihtimalinin endişe verici olduğunu belirtti.

Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, yeniden seçildiği devlet başkanlığı seçimleri sonrası düzenlediği basın toplantısında, Rusya’nın en yeni balistik orta menzilli füzesi Oreşnik’in Belarus topraklarına yerleştirilmesini erteleme koşulunu açıkladı.

Lukaşenko, ABD’nin Avrupa’ya orta menzilli füzeler yerleştirme planlarından vazgeçmesi halinde Rusya’dan bu füzelerin konuşlandırılmasını ertelemesini talep edeceğini belirtti.

Lukaşenko, “Oreşnik’i neden Belarus’a yerleştiriyoruz? Amerikalılar’ın Avrupa’ya orta menzilli füzeler yerleştirme isteği ve olasılığına karşılık. Bu nedenle, eğer bundan vazgeçerlerse, o zaman ‘ağabey’e (Rusya’ya) ‘Biraz bekleyelim’ derim. Smolensk’te mi yoksa Orşa’da mı olacağının önemi yok. Bizim için önemli değil. Bizim için önemli olan, Amerikan orta menzilli füzelerinin Avrupa topraklarına girmemesi, zira bunlar nükleer bileşenlerle de donatılabilir,” dedi.

ABD ile bu müzakere olanağının ne kadar açık kalacağı konusunda Lukaşenko net bir tarih vermedi.

Lukaşenko, Oreşnik’in Belarus topraklarına “günden güne” getirilebileceğini söylerken, aynı zamanda bunun “acil olmadığını” da belirtti.

Aralık ayında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın en yeni balistik orta menzilli füzeleri Oreşnik’in Belarus topraklarına “2025 yılının ikinci yarısında” konuşlandırılabileceğini söylemişti.

Rus yetkililer, Oreşnik füzelerinin Belarus’a yerleştirilme planlarını, ABD’nin Almanya’ya orta menzilli füze yerleştirme planlarıyla bu kadar açık bir şekilde ilişkilendirmemişti.

Geçen yılın sonunda Kommersant, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov’a Moskova’nın böyle bir takas fikrine sıcak bakıp bakmadığını sormuştu. Ryabkov “hayır” dememiş, ancak son derece temkinli bir yanıt vermişti:

“Stratejik alanda biriken sorunlu meselelerin ve endişelerin çözümüne yönelik kapsamlı bir yaklaşımı savunuyoruz. Eğer böyle -şu aşamada tamamen teorik- çok yönlü bir diyalog sırasında gelecekte taraflar (Rusya ve ABD) karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözüme ulaşırlarsa, bu elbette olumlu bir gelişme olacaktır. Ancak Amerikalılar mevcut derin düşmanca tutumlarını (Rusya’ya karşı) gözden geçirmezlerse böyle bir diyalog gerçekleşmeyecektir. Parametreler ve dahası herhangi bir takas, bugün için bir konu, hatta düşünmeye bile değmez bir konu bile değil.”

Oreşnik, Rusya’nın en yeni orta menzilli füze sistemi. Rusya, ABD’nin 2019’da Orta ve Kısa Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’ndan (INF) çekilmesinin ardından misilleme amacıyla bu füzenin geliştirilmesine başlamıştı.

Füzenin nükleer olmayan hipersonik savaş başlığıyla ilk savaş testi 21 Kasım 2024’te Ukrayna savunma şirketi Yujmaş’a düzenlenen saldırıda gerçekleştirilmişti.

INF antlaşması yürürlükteyken (1988-2019), Rusya ve ABD’nin bu tür kara tabanlı sistemleri (500 ila 5500 km menzilli) üretmesi, test etmesi ve konuşlandırması yasaktı. Antlaşmanın çöküşünden sonra, ABD bu alandaki çalışmalara ilk dönen ülke oldu ve çeşitli silahlı kuvvetler için farklı orta menzilli sistemler geliştirdi ve bunları ülke dışında da test etmeye başladı.

Örneğin, ABD tatbikatlar sırasında yeni orta menzilli füze sistemleri Typhon’u Filipinler’e konuşlandırdı ve bunların bölgedeki diğer ülkelere de yerleştirilmesini dışlamıyor.

Ayrıca, ABD tatbikatlar sırasında iki kez benzer bir füze sistemi olan Mk70’i Danimarka’nın Bornholm adasına getirdi. ABD, 2026’dan itibaren Almanya topraklarına orta ve kısa menzilli kara tabanlı füzeler (SM-6, Tomahawk ve Dark Eagle) yerleştirmeyi planlıyor.

Rus yetkililer ise, INF antlaşmasının çöküşünden sonra, ABD sistemlerini bir yere yerleştirinceye kadar daha önce yasaklanmış sistemlerin konuşlandırılmasına yönelik gönüllü bir moratoryuma bağlı kalmaya hazır olduklarını açıklamıştı.

Aralık ayı sonunda, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, RIA Novosti‘ye verdiği mülakatta, Rusya’nın orta ve kısa menzilli füzelerin yerleştirilmesine yönelik moratoryumunun “hâlâ yürürlükte” olduğunu söyledi, ancak Moskova’nın bundan vazgeçmeye hazır olduğunu da ima etti.

Lavrov, “Bugün, orta ve kısa menzilli füzelerin yerleştirilmesine yönelik moratoryumumuzun artık neredeyse uygulanamaz olduğu ve bundan vazgeçmemiz gerekeceği açık,” dedi.

Daha önce Rus yetkililer, ABD’yi de aynı yükümlülükleri üstlenmeye çağırmış ve bunların doğrulanması için önlemler üzerinde anlaşmaya varmayı teklif etmiş, ancak Washington bu konuya ilgi göstermemişti.

Rusya ve ABD’nin bu alanda herhangi bir kısıtlama konusunda anlaşmaya varıp varamayacağı henüz belli değil.

ABD’nin INF antlaşmasından, Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde çıktığını hatırlatmakta fayda var. Trump’ın danışmanları, Moskova’nın yalanladığı iddia edilen Rusya’nın antlaşmayı ihlal etmesinin yanı sıra, Çin’in hiçbir şekilde sınırlanmamış orta ve kısa menzilli füze cephaneliğinden de endişe duyuyordu.

Beyaz Saray’a dönen Donald Trump, Rusya ve Çin ile silah kontrolü konusunda görüşmeler yapmak istediğini belirtmiş, ancak yalnızca nükleer silahları ele almıştı. Oysa kara tabanlı orta ve kısa menzilli füzeler söz konusu olduğunda, Moskova moratoryumun konvansiyonel savaş başlıklı füzeleri de kapsamasını istiyor.

Yeni ABD yönetimi, henüz bu konuda kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English