Bizi Takip Edin

Diplomasi

Pakistan, İran ve ABD arasındaki ikinci tur görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif etti

Yayınlanma

Pakistan yönetimi, 13 Nisan’da İslamabad’da gerçekleştirilen ancak uzlaşı sağlanamayan temasların ardından, İran ile ABD arasında yeni bir müzakere turu düzenlenmesi için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı. İslamabad, tarafların yer konusundaki tercihlerine bağlı olarak ikinci tur görüşmelere de ev sahipliği yapmayı teklif ederken; Pakistanlı yetkililer diyaloğun yeniden canlanabileceğine dair ihtiyatlı bir iyimserlik sergiliyor.

Pakistan, 13 Nisan tarihinde İslamabad’da gerçekleştirilen ancak somut bir sonuç alınamayan ilk temasların ardından, İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında yeni bir müzakere turu düzenlenmesi amacıyla diplomatik girişimlerini sürdürüyor.

Pakistanlı yetkililer, mevcut durumda taraflar arasında henüz bir anlaşma zeminine varılmamış olmasına rağmen, durma noktasına gelen diyaloğun yeniden başlayabileceği yönünde mesajlar veriyor.

Pakistan Savunma Bakanı Havace Asif, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “ABD ile İran arasında görüşmelerin yeniden başlaması hâlâ mümkün” değerlendirmesinde bulundu. Sürecin devam ettiğine işaret eden Asif, ayrıca İran ile ABD arasındaki yeni bir görüşme turunun yakın zamanda başlayacağını ifade etti.

Associated Press (AP) haber ajansına bilgi veren iki Pakistanlı yetkili, İslamabad yönetiminin, mevcut ateşkes süreci sona ermeden önceki günlerde yapılması planlanan ikinci tur görüşmelere ev sahipliği yapmayı taraflara teklif ettiğini bildirdi.

Yetkililer, söz konusu önerinin hayata geçmesinin, tarafların müzakereler için başka bir mekan talep edip etmeyeceğine bağlı olduğunu kaydetti.

Yetkililerden biri, ilk tur görüşmelerin bir anlaşmayla neticelenmemesine karşın, bu durumun tek seferlik bir girişim olarak görülmemesi gerektiğini, aksine devam eden kapsamlı diplomatik sürecin bir parçasını teşkil ettiğini belirtti.

Hafta sonu İslamabad’da gerçekleştirilen temaslar, iki ülke arasında on yıllardır düzenlenen en üst düzey doğrudan görüşme olarak kayıtlara geçti. Ancak, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş hakları ve nükleer başlıklar gibi kritik konularda somutlaşan derin anlaşmazlıklar nedeniyle müzakerelerde ilerleme kaydedilemedi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’ın beklentilerini vurgulayarak, “Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, onların nükleer silah arayışına girmeyeceklerine dair açık bir taahhüt vermeleri” dedi.

Vance, ABD’nin nükleer konuda “nihai ve en iyi teklifini” masaya sunduğunu belirterek, “İranlıların bunu kabul edip etmeyeceğini göreceğiz” ifadesini kullandı.

Görüşmelerin hemen ardından bir değerlendirme yapan ABD Başkanı Donald Trump, süreçte kısmi ilerleme sağlandığını doğruladı ancak temel uyuşmazlığın sürdüğüne dikkat çekti.

Trump, “Toplantı iyi geçti, birçok konuda anlaşmaya varıldı ama gerçekten önemli olan tek mesele, yani nükleer konu, çözülmedi” açıklamasında bulundu. Trump ayrıca, bu açıklamasının hemen ardından ABD Donanması’nın Hürmüz Boğazı’na girmeye ya da buradan çıkmaya çalışan tüm gemileri “ablukaya almaya başlayacağını” ilan etti.

Tahran: Washington’ın talepleri azamici düzeyde

İranlı yetkililer ise görüşmelerin tıkanmasından doğrudan Washington yönetiminin sergilediği “aşırı talepleri” sorumlu tuttu.

Tahran kanadı; nükleer faaliyetler ve Hürmüz Boğazı’na erişim protokolleri de dahil olmak üzere, en az iki veya üç temel başlıkta taraflar arasındaki ciddi görüş ayrılıklarının devam ettiğini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın müzakere masasına “iyi niyetle” oturduğunu, ancak muhataplarından “azamicilik, sürekli değişen şartlar ve abluka tehdidi” ile karşılık bulduğunu savundu.

Arakçi, “İyi niyet, iyi niyet doğurur. Düşmanlık ise düşmanlık üretir” diyerek tepkisini dile getirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da Tahran’ın süreçte “ileriye dönük girişimler” önerdiğini vurgularken, buna karşın karşı tarafa güvenmediklerini ifade etti.

Müzakerelerin olumsuz sonuçlanmasının ardından ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukası fiilen yürürlüğe girmiş olsa da her iki başkentten de görüşmelerin yeniden başlayabileceğine dair sinyaller gelmeye devam ediyor.

Pakistan Başbakan Yardımcısı İshak Dar, İslamabad’ın taraflar arasındaki temasları kolaylaştırmak adına üstlendiği rolü sürdüreceğini ifade etti.

Analist İştiyak Ahmet, El Cezire’ye yaptığı değerlendirmede, İslamabad’daki sürecin tamamen çökmediğini, yalnızca bir uzlaşıya varılamadan sona erdiğini belirtti.

Ahmet, “Görüşmeler çökmedi; anlaşma olmadan sona erdi ama masada tanımlı bir ABD teklifi kaldı” dedi. Pakistan’ın iletişim kanalını açık tutma başarısına vurgu yapan Ahmet, tarafları yüz yüze getirebilmiş olmanın başlı başına önemli bir diplomatik kazanım olduğunu ve diplomasinin henüz tükenmediğini kaydetti.

Öte yandan, ateşkesin süresinin dolmasına sayılı günler kala sahadaki askeri hareketlilik diplomatik çabaları baskılıyor. ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukası ve İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının devam etmesi, müzakerelerde yakalanan kısıtlı ivmeyi risk altına sokuyor.

Gazeteci Seher Beluç ise mevcut ateşkesin kapsamlı bir düzenlemeden ziyade sembolik bir yapıya dönüşme tehlikesi taşıdığına dikkat çekerek; artan gerilimin görüşmeleri tamamen durdurabileceği ya da tarafları çok daha ağır şartlar altında masaya dönmeye zorlayabileceği uyarısında bulundu.

Diplomasi

Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Yayınlanma

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.

Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.

İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.

Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.

Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.

Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English