Amerika
Pentagon bilgi sızdıranlara karşı ortak birim kurdu

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, hassas bilgilerin dışarıya sızdırılmasını engellemek amacıyla Adalet Bakanlığı ile ortak bir çalışma grubu kurulduğunu açıkladı. Yeni yapılanmaya göre Pentagon’un Hukuk Müşavirliği, medya sızıntısı soruşturmalarına dair tüm bilgi ve kayıtlara erişebilecek.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, hassas bilgilerin kamuoyuna açıklanmasını engellemeye yönelik çabalar kapsamında Pentagon ve Adalet Bakanlığının ortak bir çalışma grubu kurduğunu duyurdu.
Hegseth, Savaş Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin (OGC), medya sızıntısı soruşturmalarına ilişkin Pentagon genelindeki tüm bilgi, destek ve kayıtları talep etme ve teslim alma yetkisine sahip olacağını belirtti.
Savaş Bakanı, bakanlığın tüm birimlerinin ve personelinin bu taleplere öncelik vereceğini, OGC tarafından bu yetki çerçevesinde verilen her türlü talimata, talebin sunulmasından itibaren iki gün içinde eksiksiz ve tam bir yanıt verilmesinin zorunlu olduğunu kaydetti.
Hegseth, X sosyal medya platformunda yayımlanan yaklaşık iki buçuk dakikalık video mesajında, “Sızdırılan bilgiler hayatları riske atıyor. Bu yeni araçlar ve süreçler, ortak gücümüzü korumamıza büyük ölçüde yardımcı olacak. Ulusumuzun güvenliği, anlık manşetler peşinde koşanlar için bir pazarlık kozu olamaz” dedi.
Hegseth ayrıca, “Gizli ve mahrem bilgilere erişim kutsal bir emanettir ve bu emanete ihanet edenler yasaların tüm gücüyle karşılaşacaktır” ifadesini kullandı.
New York Times muhabirlerine mahkeme celbi
Söz konusu çalışma grubunun duyurulması, Adalet Bakanlığının dört New York Times muhabirine mahkeme celbi göndermesinden birkaç gün sonra gerçekleşti. Federal büyük jüri önünde ifade vermeye çağrılan gazeteciler, Başkan Donald Trump’ın NATO zirvesi için Türkiye’ye uçtuğu ve Katar tarafından bağışlanan uçağına ilişkin güvenlik endişelerini haberleştirmişti.
Mahkeme celpleri, New York Times gazetesi ve basın özgürlüğü savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Muhalifler, hükümetin haber kuruluşlarını gözdağı yoluyla sindirmeye çalıştığını savunuyor.
New York Times avukatı David McCraw yaptığı açıklamada, “Gazetecilerimiz gerçekleri rapor etmekte ve Amerikan kamuoyunun, hükümetlerinin nasıl çalıştığını ve vergi mükelleflerinin paralarının nasıl kullanıldığını bilme hakkını savunmaktadır. Bu küstahça eylem, gazetecileri işlerini yapmaktan alıkoyarak kamuoyunun ülkede neler olup bittiğini öğrenmesini engelleme girişiminden başka bir şey değildir” dedi.
Bakanlık bünyesindeki ihraçlar
Hegseth, Pentagon’daki görevinin başından bu yana basına sızıntı yapılmasını engellemeye yönelik adımlar atıyor. Bakanlık geçen yıl basına gizli bilgi sızdırdığı iddia edilen personele yönelik soruşturmalar başlatmış ve yalan makinesi testleri uygulama tehdidinde bulunmuştu.
Sızıntı iddiaları geçen yıl Hegseth’in bazı danışmanlarına da yöneltilmişti. Eski kıdemli danışman Dan Caldwell ve eski özel kalem müdür yardımcısı Darin Selnick bu isimler arasında yer alıyor. Caldwell, Selnick ve Savaş Bakan Yardımcısı Stephen A. Feinberg’in eski özel kalem müdürü Colin Carroll, bakanlıktaki sızıntı soruşturması kapsamında önce açığa alınmış, ardından Pentagon’dan uzaklaştırılarak işlerine son verilmişti.
Bir hükümet yetkilisi, Mart ayı ortasında The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, bu yılın başlarında Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisinde (ODNI) işe başlayan Caldwell’in Pentagon’dan bilgi sızdırdığına dair hiçbir kanıt bulunmadığını belirtti.
Savaş Bakanı Hegseth, hassas bilgileri paylaştığı gerekçesiyle daha önce kendisi de eleştirilerin hedefi olmuştu. Hegseth, geçen yıl ABD’nin Yemen’deki Husilere yönelik planlanan saldırılarını, The Atlantic dergisi editörünün de yanlışlıkla eklendiği bir Signal grup sohbetinde tartışmıştı. Pentagon Genel Müfettişliği Ofisi tarafından Aralık ayında yayımlanan raporda, Hegseth’in kişisel cep telefonunda Signal uygulamasını kullanarak askeri güvenliği tehlikeye attığı ve bakanlık politikasını ihlal ettiği saptanmıştı.
Eski Pentagon Sözcüsü John Ullyot, “Hegseth’in kendisi geçen yıl Signal üzerinden eşiyle hassas ulusal savunma bilgilerini paylaşıp hiçbir sonuçla karşılaşmamışken, şimdi bu bilgileri koruma ihtiyacından bahsetmesi oldukça ironiktir. 2012 yılında CIA Direktörü David Petraeus, benzer bir durumu kız arkadaşıyla yaşadığı için görevinden istifa etmiş, federal mahkemede iki yıl denetimli serbestlik ve 10 bin dolar para cezasına çarptırılmıştı” değerlendirmesinde bulundu.
Trump’ın ilk döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi sözcülüğü de yapan Ullyot, Pazartesi günü The Hill’e verdiği demeçte, “Başkan, ulusal güvenlik yöneticilerinden daha iyisini hak ediyor. Hegseth başkalarından hesap sormadan önce kendisinden hesap sormaya başlamalıdır” dedi.
Basın mensuplarının erişimi kısıtlandı
Hegseth’in tesislerin çoğuna erişimi iptal etmesi nedeniyle muhabirlerin Pentagon’a girişi büyük ölçüde engellenmiş durumda. Pentagon muhabirleri, yetkisiz materyalleri talep etmeyeceklerine dair taahhüt içeren yeni medya politikasını imzalamayı reddederek Ekim ayında basın kartlarını iade etmişti.
Hegseth ve destekçileri, bu politikanın gizli bilgilerin sızmasını önleyerek ulusal güvenliği koruyacağını savunuyor. Basın özgürlüğü grupları ve eleştirmenler ise bu uygulamayı gazetecilerin anayasal haklarının ihlali olarak nitelendiriyor.
Bakanlık son olarak, Pentagon binasını gizli alan ilan ederek gazetecilerin içeri girmesini yasakladı ve basının erişimini daha da daralttı.
Pazartesi günü yaptığı açıklamada tarihi referanslar veren Hegseth, “Hassas ulusal savunma bilgilerini ve sırlarını sızdırmak, ülkemizin üniformasını giyen kadın ve erkeklere ihanet etmektir. Bu, savaş tarihi kadar eski bir ilkedir ve Amerika Birleşik Devletleri’nde cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar uzanır. George Washington’ın kendisi de sızıntılarla, içerideki tehditlerle ve casuslukla mücadele etmiştir” dedi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor












