Bizi Takip Edin

Avrupa

Polonya’nın Belarus duvarı genişliyor: 4 metrelik yeni çit inşaatı başladı

Yayınlanma

Polonya, Belarus sınırındaki güvenlik altyapısını genişleterek Podlasya Voyvodalığı’nda 4 metre yüksekliğinde yeni çit inşasına başladı. 2022’de kurulan 5 metrelik çelik bariyerin ardından gelen ikinci hat, göç dalgasına karşı Varşova’nın savunma katmanlarını kalınlaştırma stratejisinin son halkası.

Polonya, Belarus sınırında güvenlik altyapısını bir kademe daha yukarı taşıyor. RMF FM’in haberine göre Podlasya Voyvodalığı’nda teknik yol kenarına 4 metre yüksekliğinde yeni çit inşası başladı.

Direkler üzerine monte edilen çelik ağ, gerdirmelerle desteklenecek; yapının üst kısmına iki sıra, hemen arkasına da iki sıra daha dikenli tel çekilecek.

Podlasya Sınır Muhafızları Komutanı Sławomir Klekotka, “Bu dört metreyi aşmak çok zaman alacak; bizim de olay yerine yetişmek için daha fazla imkanımız olacak” dedi.

İnşaat kışın gecikmesini telafi edecek

Yapım işlerini istihkam birlikleri üstleniyor. Çit ilk planda bahar aylarına yetiştirilecekti; ancak sert kış koşulları takvimi geriye itti. Yeni bariyerin hemen arkasına, ormandaki yaban hayvanların yaralanmasını önlemek amacıyla 2 metre yüksekliğinde ek koruma perdesi de kurulacak.

Polonya, haziran 2022’de sınırın yaklaşık 190 kilometrelik kesimini 5 metrelik çelik bariyer, dikenli tel, hareket sensörleri ve her türlü hava koşulunda çalışan kameralarla donatmıştı.

Amaç, Belarus üzerinden gelen “yasa dışı göçü durdurmak” şeklinde gerekçelendirilmişti. Şimdi inşa edilen ikinci hat, mevcut altyapının kapsam dışında kalan bölgeleri kapatmayı hedefliyor.

Baharla birlikte yeni dalga bekleniyor

Sınır muhafızları, bu bahar Ortadoğu ve Afrika kökenli göçmenlerin sınırı geçme girişimlerinin yeniden yoğunlaşacağını öngörüyor. 2026 başından bu yana onlarca girişim kaydedildi; yalnızca mart ayında bu sayı 13’e ulaştı.

Voyvodalıkta 2 bin 300 sınır muhafızı aktif görevde. Bunlara destek veren 5 binden fazla asker yalnızca hudut güvenliğiyle değil, aynı zamanda bölgedeki askeri eğitim faaliyetleriyle de ilgileniyor.

Belarus sınırında bariyer inşa eden tek ülke Polonya değil. Litvanya kendi çitini ağustos 2022’de, Letonya ise aralık 2025’te tamamladı.

Üç NATO müttefikinin art arda tamamladığı bariyerlerle Belarus’un batı sınırı boyunca fiziksel engel hattı büyük ölçüde kapanmış oldu.

Avrupa

İngiltere, Ukrayna için ABD bileşeni içermeyen füzeler üretiyor

Yayınlanma

İngiltere, Ukrayna için ABD üretimi bileşen barındırmayan ve kullanımında Washington’ın onayına ihtiyaç duyulmayan yeni uzun menzilli karadan fırlatılan füzeler geliştiriyor. Brakestop adı verilen proje kapsamında geliştirilen prototiplerin testleri başarıyla tamamlanırken, teslimatların 2026 sonuna kadar başlaması öngörülüyor.

İngiltere, Ukrayna için üretiminde ABD menşeli bileşenlerin kullanılmayacağı, karadan fırlatılan yeni uzun menzilli füzeler geliştiriyor.

Financial Times gazetesinin haberine göre Brakestop adı verilen proje kapsamında İngiltere Savunma Bakanlığı, MBDA UK, MGI Engineering ve Rotron Aerospace firmaları tarafından geliştirilen üç prototipi tanıttı.

İlkbahar döneminde başarıyla test edilen prototiplerin, yapılacak ek kontrollerin ardından en geç 2026 yılı sonuna kadar Kiev’e teslim edilmeye başlanması bekleniyor.

Konuya aşina kaynakların gazeteye aktardığı bilgilere göre, füzelerde ABD bileşenlerinin kullanılmaması kararı, Washington’ın bu silahların ihracatı ve kullanımı üzerindeki veto yetkisini ortadan kaldırmak amacıyla bilinçli olarak alındı.

İngiliz bir yetkili süreci, “Silahların kullanımına yönelik iznin, müzakerelerin gidişatına bağımlı olmasını istemiyoruz” sözleriyle açıkladı.

Geliştirme çalışmalarının, ABD’nin gerilimi tırmandırma endişesiyle Ukrayna’ya uzun menzilli ATACMS ve Storm Shadow füzelerinin tedarikini durdurduğu ve bu füzelerin Rusya topraklarının derinliklerinde kullanılmasını yasakladığı Kasım 2024 döneminde başladığı kaydedildi.

ATACMS füzelerinin doğrudan ABD üretimi olduğu, Storm Shadow füzelerinin ise yönlendirme sistemleri ve haritalama verileri gibi ABD menşeli bileşenleri barındırması sebebiyle Washington’ın veto yetkisine tabi olduğu belirtildi.

Geliştirilen yeni füzelerin, Storm Shadow füzelerine kıyasla daha ucuz ve seri üretime daha uygun olacağı ifade edildi.

Harp başlığı hariç adet maliyetinin yaklaşık 400 bin sterlin (yaklaşık 530 bin dolar) olacağı belirtilen füzelerden ayda en az 20 adet üretilmesi planlanıyor.

Yeni füzelerin menzilinin 500 kilometreye kadar ulaşacağı, harp başlığı ağırlığının ise 225 kilogram olacağı kaydedildi. Storm Shadow füzeleri ise 250 kilometre menzile ve 450 kilogramlık harp başlığına sahip bulunuyor.

Projeyi üstlenen üç firmanın süreçte farklı tasarım yaklaşımları izlediği aktarıldı. BAE Systems, Airbus ve Leonardo ortaklığındaki büyük savunma konsorsiyumu MBDA bünyesindeki MBDA UK, modüler mimariye ve kendi görsel navigasyon sistemine sahip Crossbow adlı bir füze üzerinde çalışıyor.

Savunma sektöründeki ilk sözleşmesini imzalayan MGI Engineering firması, Tiger Shark projesinde Formula 1 teknolojilerinden ve gelişmiş kompozit malzemelerden yararlanıyor.

İngiltere Savunma Bakanlığı ile daha önce de çalışan Rotron Aerospace firması ise hızı daha düşük ancak çok daha uzun menzil sağlayan pervane motorlu bir alternatif geliştiriyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya, Ukrayna’ya askeri yardımda eski Doğu-Batı sınırına göre ayrıştı

Yayınlanma

Forschungsgruppe Wahlen şirketinin Almanya genelinde yaptığı yeni kamuoyu araştırması, Ukrayna’ya yönelik askeri yardımlara destek konusunda ülkenin doğusu ile batısı arasındaki tarihi bölünmenin sürdüğünü ortaya koydu. Araştırma sonuçları, eski Doğu ve Batı Almanya sınırlarının silah teslimatına yönelik yaklaşımlarda hala belirgin olduğunu gösteriyor.

Almanya’da yapılan bir kamuoyu araştırması, halkın Ukrayna’ya yönelik destek konusunda ülkeyi geçmişte Federal Almanya Cumhuriyeti (FRG) ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti (GDR) olarak ikiye bölen eski iç sınır hattı boyunca ayrıştığını ortaya koydu.

Spiegel dergisinin Forschungsgruppe Wahlen araştırma grubunun anketine dayandırdığı habere göre, eski Doğu ve Batı eyaletlerindeki vatandaşların yaklaşımları belirgin farklılıklar gösteriyor.

Anket sonuçlarına göre, 2025 yılında Doğu Almanya’daki katılımcıların yüzde 41’i Ukrayna’ya yapılan askeri yardımların azaltılması yönünde görüş bildirirken, Batı Almanya’da bu görüşü paylaşanların oranı yüzde 24’te kaldı.

Haberde, iki bölge arasındaki yaklaşım farkının geçmiş yıllardaki verilere de yansıdığı kaydedildi.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonunun başladığı 2022 yılında yapılan araştırmada, Doğu Almanya’da yaşayanların yüzde 25’i kendisini kültürel olarak ABD’den ziyade Rusya’ya daha yakın hissettiğini belirtirken, Batı Almanya’da bu oran yüzde 7 olarak kaydedilmişti.

Spiegel’in analizinde, “Doğu ve Batı’nın tarihindeki farklılıklar, Ukrayna’ya silah teslimatı konusundaki tartışmalarda bugün de açıkça kendini gösteriyor” değerlendirmesine yer verildi.

Almanya, 1949 yılından 1989 yılına kadar Federal Almanya Cumhuriyeti ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti olarak iki ayrı devlet halinde varlığını sürdürdü.

Genç uzmanların ve iş gücünün batıya yönelmesi üzerine, 1961 yılında Demokratik Almanya Cumhuriyeti lideri Walter Ulbricht’in girişimiyle Berlin’de 155 kilometre uzunluğunda bir duvar inşa edildi.

Soğuk Savaş’ın sembollerinden biri haline gelen Berlin Duvarı, 1991 yılına kadar tamamen yıkıldı.

Diğer taraftan, Almanya Federal Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Ukrayna çatışmasına ilişkin Rusya ile gelecekte yapılması muhtemel müzakerelerin formatını ve katılımcı yapısını tartışmak için henüz erken olduğunu açıkladı.

Sözcü Cornelius’un bu açıklaması, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski’nin verdiği bir mülakatın ardından geldi.

Sikorski, Polonya’nın Ukrayna konusundaki kararlarda daha aktif rol alması gerektiğini savunarak, modern Avrupa Birliği’ni yönetmek için Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan üçlü format ile “Alman-Fransız motorunun” tek başına yeterli olmadığını öne sürmüştü.

Rusya, Ukrayna ve Avrupa Birliği arasında olası müzakere süreçleri tartışılmaya devam ederken, Almanya Kara Kuvvetleri Komutanı Christian Freuding ise haziran ayında Politico’ya verdiği demeçte, Almanya’nın en geç 2029 yılına kadar ya da daha erken bir tarihte olası bir Rusya saldırısına karşı hazırlıklı olması gerektiğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa’da yeniden silahlanma temposu ayrışmaya başladı

Yayınlanma

Avrupa’nın yeniden silahlanma çabalarında, Rusya’ya yakın ülkelerdeki savunma şirketleri ile Batı Avrupa’daki emsalleri birbirinden ayrışıyor.

ING’nin küresel savunma sektöründen sorumlu Olivier Pellisson’a göre, bu zıtlık kıtadaki farklı tehdit algılarını yansıtıyor.

Pellisson, Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:

“Rusya sınırına ne kadar yaklaşırsak, Orta ve Doğu Avrupa’daki tüm ülkeler savunma stratejilerini gerçekten hayata geçiriyor. Sözden eyleme geçtiler.”

Örneğin, Polonya’daki şirketler ve Romanya’daki şirketler, hükümetlerin ordularını güçlendirmek için acele etmesiyle birlikte büyük hacimli ithalat ve tedarik siparişleri oluşturuyor.

Buna karşılık Pellisson, “Batı Avrupa’da stratejik tartışmaların yürütüldüğünü görürken, Doğu Avrupa’da ise gerçekten acil uygulama modunda olduklarını görüyoruz,” dedi.

ING, sektördeki artan finansman talebini karşılamak için bir savunma uzmanlık merkezi kurdu ve Ukrayna dahil 24 Avrupa ülkesinde faaliyet gösteren 40’tan fazla uzmanı bir araya getirdi.

Ayrıca, yatırım taleplerini değerlendirmek üzere üst düzey yöneticileri etik, uyum ve ESG temsilcileriyle haftalık olarak bir araya getiren bir Savunma Katılım Komitesi kurdu.

Yaklaşık bir buçuk yıl önce kurulduğundan bu yana 150’den fazla işlem incelendi.

Pellison’a göre, bu fark savunma sanayisinin finansman ihtiyaçlarında da göze çarpıyor.

Ana yükleniciler genellikle finansmana erişebiliyor olsa da, Pellison, “Gördüğümüz şey şu ki, ana yüklenicilerin tedarik zincirinde aşağıya doğru indikçe finansman ihtiyaçları çok daha yüksek oluyor ve belki de daha az karşılanıyor. İhtiyacın gerçekten hissedileceği yer de burası olacak,” diyor.

Pellison, üreticilerin genellikle sermaye taahhüdünde bulunmadan önce siparişlerini garantilemeyi bekledikleri için, AB’nin 150 milyar avroluk “Avrupa için Güvenlik Eylemi” (SAFE) aracının işlemleri canlandıracağını belirtti:

“SAFE, daha çok sipariş alımını ve sözleşme yürütülmesini kolaylaştıracak bir araç olarak görülüyor.”

Ne var ki Pellisson, kamu kurumlarının desteğinin de özel kredi kuruluşlarının sektöre olan ilgisini şekillendirmede önemli bir rol oynadığını ekledi. Özellikle, Avrupa Yatırım Bankası’nın savunma projelerine yönelik desteğini genişletme yönündeki adımları, ticari bankaların gözünde sektörün normalleşmesine yardımcı oldu.

Pellisson, “Resmi Avrupa çok taraflı kurumları savunma faaliyetlerine yönelik ne kadar yapıcı ve destekleyici bir politika izlerse, özel finans kurumlarını da o kadar yanlarına çekeceklerdir,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English