Rusya
Putin: Rusya ekonomisi zorluklara rağmen büyümeye devam ediyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, VTB Yatırım Forumu’nda yaptığı konuşmada, ülkenin sabit sermaye yatırımlarının üst üste üçüncü yılda da arttığını belirtti. Katma değeri yüksek sektörlerin desteklediği ekonomik büyüme ve güçlü sermaye piyasası politikalarını vurgulayan Putin, yabancı yatırımcıları Rusya borsasına davet etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaptığı açıklamada, Rus iş dünyasının sabit sermaye yatırımlarının, ortaya çıkan ya da dışarıdan yaratılan tüm zorluklara rağmen üst üste üçüncü yılda da büyüdüğünü söyledi.
Dün ülkenin en büyük kamu bankalarından VTB’nin yatırım forumunda konuşan Putin, “Tüm zorluklar göz önüne alındığında, Rus iş dünyasının sabit sermaye yatırımları, yaşadığımız ya da dışarıdan bizim için yaratmaya çalıştıkları tüm sorunlara rağmen üst üste üçüncü yıldır artıyor,” dedi.
Putin, Rusya Federasyonu’nun sermaye piyasasını güçlendirmeye ve borsaya giren şirketleri desteklemeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Ekonomik büyüme yüksek katma değerli sektörlerle destekleniyor
Putim, Rusya’nın GSYİH’sinin bu yılın ocak-ekim döneminde yüzde 4,1 oranında büyüdüğünü ve ana büyümenin imalat sanayinde, yani katma değeri yüksek sektörlerde yoğunlaştığını söyledi:
“Geçen yıl Rusya’nın gayrisafi yurtiçi hasılası yüzde 3,6 oranında büyüdü. Bu çok iyi biliniyor. Bu yılın ocak-ekim döneminde ise yüzde 4,1 oranında arttı. Üstelik [bu] büyüme ağırlıklı olarak imalat sanayinde, yani katma değeri yüksek sektörlerde yoğunlaştı. Yani 10 ayda imalat sanayimiz yüzde 8’den fazla, daha doğrusu yüzde 8 oranında arttı”.
Ülke ekonomisinin bu yıl yaklaşık yüzde 4 oranında büyüyeceğini söyleyen Putin, “Bu yıl, Rusya ekonomisi genişleyecek, geçen yıl yüzde 3,6 idi, bu yıl yüzde 4 civarında olacak: 3,9 ya da belki yüzde 4,” değerlendirmesini yaptı.
Yabancı yatırımcılara davet
Öte yandan Devlet Başkanı Putin, Rusya’nın dost ülkelerden yatırımcıları ülkenin borsasına davet ettiğini vurguladı.
Putin, “Elbette dost ülkelerden yatırımcıları borsamıza davet ediyoruz… Rusya küresel ekonominin bir parçası ve tersine sermaye akışını memnuniyetle karşılıyoruz,” dedi.
Putin, hiç kimsenin Rusya pazarını terk etmeye zorlanmadığını ve birçok Batılı şirketin baskılara rağmen kalmaya karar verdiğini de sözlerine ekledi.
“Sanırım son forumda da söyledim ve genel olarak bunu her fırsatta söylüyorum: Biz kimseyi kovmadık, kimseyi pazarımızdan çıkmaya zorlamadık,” diyen Putin, pek çok Batılı şirketin “siyasi baskılara” rağmen Rusya’da kalmaya devam ettiğine dikkat çekti.
Dengeli ekonomi politikası
Rusya hükümeti ve Merkez Bankası’nın dengeli bir politika izlediğinin altını çizen Putin, “Bu yılın ocak ayından ekim ayına kadar, ülkenin konsolide bütçesi ve bütçe dışı fonların fazlası yaklaşık 2,5 trilyon ruble [24 milyar dolar] olurken, harcamalar GSYİH’nin yüzde 35’inden daha azını oluşturdu ki bu da 2021 seviyesine karşılık geliyor. Bu da hükümetin ve merkez bankasının son derece dengeli bir politika izlediğini gösteriyor,” diye konuştu.
Putin ayrıca Rusya’da enflasyonu kontrol altına almanın gerekli olduğunu belirterek, enflasyonu kontrol altına almak için Merkez Bankası ve hükümetin koordineli bir şekilde hareket etmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Devlet Başkanı, Rusya’nın finans sektörüne yönelik ulusal dijital altyapısının tüm unsurlarının geliştirildiğini ve başarılı bir şekilde işlediğini, bunun da Rus ekonomisi için önemli bir rekabet avantajı olduğunu kaydetti:
“Uzmanlara göre, küresel büyüme için en önemli uzun vadeli faktörlerden biri finans sektöründe Ulusal Dijital Altyapının uygulanması olacaktır. Bazı ülkelerde, örneğin AB ülkelerinde, Avustralya’da, Singapur’da, bu tür bir altyapının sadece belirli unsurlarında uzmanlaşılmıştır. Ancak Rusya’da, tüm unsurları zaten oluşturuldu ve başarıyla çalışıyor.”
Bunun yanı sıra Puitn, Rusya’da dijital ruble kullanılarak yapılan ödemelerin 1 Temmuz 2025’ten itibaren ülke çapında mümkün olması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Bu arada BRICS, birleşik bir dijital ödeme sisteminin oluşturulmasına odaklanmaya çalışıyor:
“BRICS’teki meslektaşlarımıza bu konuya gereken ilgiyi göstermeye çalışıyoruz. Tekrar ediyorum, sadece bizim için bazı sorunlar yarattığı için değil, ki bu sorunlar elbette ciddi ve bir dereceye kadar bizi engelliyor, ödemelerle ilgili sorunlar. Ama aynı zamanda, en önemlisi, dünya ekonomisi gelişiyor, ortakların sayısı artıyor ve herkes sadece güvenli ekonomik iletişim ve irtibat yolları istemiyor. Herkes modern irtibat araçları istiyor.”
‘Rusya’nın yatırım ortamı derecelendirmesinde lider’
Ayrıca Rusya Devlet Başkanı Putin, ülkesinin iş ortamının kalitesi açısından liderler arasında yer aldığını vurguladı.
Putin, “Yapılan bir araştırma Rusya’nın yatırım ortamı derecelendirmesinde küresel liderler arasında yer aldığını, düzenleyici çerçeve ve kamu hizmetlerinin kalitesi açısından ise tüm ülkelerin önünde olduğunu gösterdi. Ve iş kaydı, gayrimenkul yönetimi gibi parametreler açısından da güvenle ikinci sırada yer alıyor,” diye kaydetti.
Rusya’nın iktisadi egemenliğini ve teknolojik liderliğini güçlendirmeye çalıştığını söyleyen Putin, şöyle devam etti:
“Rusya, iktisadi egemenliğini güçlendirmek, ülkemizin teknolojik liderliğini sağlamak, ulusal odaklı istikrarlı bir bankacılık sistemi ve güçlü bir finans ve borsa geliştirmek için devlet, toplum ve iş dünyasının çabalarını birleştirmektedir.”
‘Avrupa ekonomisi zor bir dönemden geçiyor’
Bununla beraber Putin, Avrupa ekonomilerinin karşı karşıya olduğu sorunların sadece Rusya’dan gelen enerji kaynaklarının kaybıyla değil, aynı zamanda ticari bağlantıların ve lojistiğin aksamasıyla da ilgili olduğunu açıkladı:
“Avrupa ekonomisi zor bir dönemden geçiyor. Elbette Rusya ile bağların kopması sadece Almanların ve diğer Avrupalıların istikrarlı Rus enerji kaynaklarını kabul edilebilir fiyatlarla alma fırsatını kaybetmesi nedeniyle değil, başka nedenlerle de ciddi bir rol oynuyor. Örneğin, ürünlerini pazarımızda satmaları imkânsız, daha önce Avrupalı yatırımcılar tarafından ülkemizde kurulan şirketlere bileşen tedarik etmeleri imkânsız, belirli bir kar getiren lojistik rotaları kullanmaları imkânsız, ödemeler için Avrupa para birimi olan avroyu kullanmaları imkânsız.”
Washington’un Avrupa ile enerji ilişkileri konusunda gerçek bir müttefik gibi davranmadığına işaret ederek ABD’ye yüklendi:
“Amerikalılar sizin [Almanya’nın] Rusya pazarını kullanmanızı, nispeten ucuz enerji kaynaklarımızdan yararlanmanızı yasaklarken, ABD’nin kendisi Avrupalı [Alman dahil] yatırımcıların ABD ekonomisine daha elverişli bir şekilde dahil olması için koşullar yaratıyor. Açıkça söylemek gerekirse, bu tutum bir müttefikten beklenecek bir tutum değil. Ancak burada bu detaylara girmek istemiyorum. Almanya bunu çok iyi biliyor.”
Batılı şirketlerin geri dönüşü için özel muamele yok
Aynı zamanda Putin, Rusya’nın pazarına geri dönmek isteyen Batılı şirketler için özel koşullar yaratmayacağını, fakat bu arzuyu da engellemeyeceğini söyledi.
Devlet Başkanı, “Geri dönmek isteyenler için koşullar yaratacak mıyız? Özel koşullar yaratmayacağız. Kimseyi dışarı itmedik, kimseyi yasaklamadık, kapılarımız açık,” ifadelerini kullandı.
Çin ile daha güçlü ortaklık
Aynı zamanda Putin, Batılı ülkelerle ilişkilerin normalleşmesini umduğunu, zira her iki tarafın da bunda çıkarı olduğunu söyledi.
Devlet Başkanı, “Batılı ortaklarımızla ilişkilerimizin bir süre sonra normalleşeceğini umuyorum. Her şeyden önce onlar da buna ilgi duyuyor ama elbette bizim de ilgimiz var,” yorumunu yaptı.
Bu arada Moskova, Ukrayna’daki olaylardan bağımsız olarak Çin ile ilişkilerini geliştiriyor çünkü bu Asya’nın güçlü ülkesi Rusya’nın uzun süredir ticari ve ekonomik ortağı:
“Çin ile ilişkilerimiz Ukrayna’da meydana gelen olaylardan bağımsız olarak gelişiyor. Çin uzun zamandır bizim en büyük ticari ve ekonomik ortağımızdır.”
Putin ayrıca Rusya ve Almanya’nın onlarca yıldır iyi ilişkilere ve karşılıklı anlayışa sahip olduğunu hatırlattı:
“Şimdi, Doğu’dan gelen her şey Batı’dan gelenden daha iyi: Rusya’da ve geleneksel müttefikleriniz ve ortaklarınız tarafında Alman ekonomisi için yaratılan koşullara bakın, şimdi sadece iş ortamından bahsediyoruz. Ancak kapılarımız her zaman açık, Almanya ile onlarca yıldır çok iyi ilişkilerimiz oldu, birbirimizi çok iyi anladık.”
Aynı zamanda Putin, ekonomik kararların siyasi saiklerden etkilenmemesi gerektiğini vurgulayarak egemenliğin korunmasının öneminin altını çizdi ve ayrıca Alman otomobil üreticisi Volkswagen’in Rusya pazarından hiç çıkmaması gerektiğini belirterek, bu “hatanın” şirket için ciddi ölçüde kâr kaybına yol açtığını ileri sürdü.
Doların gerilemesi Biden’ın eseri
Rusya Devlet Başkanı, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin doların küresel sahnedeki etkisini zayıflatmak için çok şey yaptığını belirtti:
“[ABD’nin yeni seçilen başkanı Donald Trump] dört yıldır aynı Beyaz Saray’da bulunmuyor… Ve bu süre zarfında ekonomide, küresel düzeyde ve ABD’de bazı değişiklikler oldu… Trump’ın halefleri ve siyasi rakipleri, dünyanın rezerv para birimi olarak doların temellerini sarsmak için çok şey yaptılar. Ve her şeyden önce bunu kendi elleriyle yaptılar, doları siyasi ve hatta belki de silahlı mücadele aracı olarak kullandılar.”
Putin, Rusya’nın ABD para birimini terk etmediğini, aksine Moskova’nın dolara erişiminin engellendiğini vurguladı. Putin, ayrıca ABD ile müttefik olan ülkelerin bile dolar ve avro cinsinden tuttukları altın ve döviz rezervlerini azalttıklarını belirtti:
“ABD’nin kayıtsız şartsız müttefiki olan ülkeler bile altın rezervlerini ve bu arada hem dolar hem de avro cinsinden altın ve döviz rezervlerini azaltıyor. Son on yılda bu azalma yaklaşık yüzde 13 oranında gerçekleşmiştir. Bu önemli bir miktardır. Üstelik bu doğal olarak gerçekleşmektedir. Ve hiç kimse, özellikle de ekonomi için yıkıcı olan yaptırımlar ve zorlayıcı yöntemlerin yardımıyla bu süreçleri tersine çeviremeyecektir.”
Bu arada Putin, ABD Başkanı seçilen Donald Trump’a herhangi bir tavsiyede bulunma konusunda isteksiz: “Sayın Trump tavsiye ya da önerilere ihtiyaç duymayan türden bir kişi.”
Rusya
Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.
Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.
Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.
Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.
Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.
Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.
Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.
Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor
Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.
Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.
Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.
Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.
Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.
Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.
Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.
Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.
Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.
Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.
Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.
Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.
Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.
Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.
Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.
Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.
Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.
Rusya
Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.
Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.
Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.
Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor
Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.
20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.
The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.
Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.
Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.
Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak
Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.
Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.
ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.
Rusya
Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.
Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.
Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.
Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir
Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.
Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.
Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.
Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.
Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor
Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.
Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.
Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.
Göçmen işçiler haklarını kaybedecek
Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.
Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.
Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.
Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.
Süreç Astana’daki zirvede başladı
Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.
Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.
Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.
Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”
Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.
Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.
Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.
Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.
Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









