Bizi Takip Edin

Rusya

Rus basını: Zengezur hamlesi, Erivan ve Bakü’yü Washington’un denetimine sokacak

Yayınlanma

Ermenistan, Azerbaycan ve ABD, Zengezur koridorunun 99 yıllığına özel Amerikan şirketine devredilmesini öngören mutabakat üzerinde anlaştı. Rus uzman Stanislav Pritçin, bu durumun Rusya’nın iktisadi çıkarlarını etkilemeyeceğini ancak Erivan ve Bakü’yü ciddi ABD kontrolü altına sokacağını belirtti.

Ermenistan, Azerbaycan ve ABD, Bakü ile Erivan arasında uzun yıllardır ihtilaf konusu olan 42 kilometre uzunluğundaki Zengezur koridorunun 99 yıllığına özel Amerikan şirketine kiralanmasını öngören mutabakat üzerinde anlaştı.

Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IMEMO) Sovyet Sonrası Araştırmalar Merkezi Orta Asya Bölgesi Başkanı Stanislav Pritçin, Ura.ru portalına verdiği mülakatta, bu durumun Rusya’nın iktisadi çıkarlarını etkilemeyeceğini ancak Erivan ve Bakü’yü ciddi ABD kontrolü altına sokacağını ifade etti.

2020 yılında Rusya, Dağlık Karabağ’daki ihtilafı durdurmaya çalıştığında Moskova, Erivan ve Bakü tarafından yapılan ortak açıklamada, Zengezur’daki kontrolün Rusya Federal Güvenlik Teşkilatı (FSB) Sınır Güvenliği Teşkilatına devredileceği belirtilmişti. Ancak taraflar o zamandan beri bu bölümün açılması konusunda anlaşmaya varamadı.

“Ermenistan için esas mesele Rusya’nın kontrol etmemesi”

Pritçin, koridorun Amerikan şirketine devredilmesinin Rusya açısından ne anlama geldiği sorusuna, “Ermenistan üzerinden koridor sağlanması meselesinin çözüm mimarisi, Rusya’nın arabuluculuğu esnasında zaten oluşturulmuştu. Şu anda uygulanan yol haritası, sadece farklı aktörlerle hayata geçirilecek,” yanıtını verdi.

Rus uzmana göre, Rusya’nın bu koridorun kurulmasında arabulucu olmasının önündeki temel engellerden biri, Ermenistan’ın Zengezur koridoru üzerindeki egemenliğini hiçbir şekilde kaybetmek istememesiydi.

Pritçin, “Şimdi anlaşılıyor ki Ermenistan, bu güzergâhı Rusya’nın kontrol etmesini istemiyormuş. Güzergâhı kimin kontrol edeceği Erivan için sorun değil; yeter ki Rusya olmasın. Anlaşılan Ermenistan, ABD için istisna yapmaya hazır,” diye konuştu.

Pritçin, “Eğer Erivan ve Bakü böyle adıma hazırsa ve özellikle Azerbaycan için iç iletişimle, yani Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki bağlantıyla ilgili bu ilkesel konuyu, bölgede çıkarı olmayan ve burada tamamen farklı amaçlar ve çıkarlar doğrultusunda çalışacak Amerikan şirketinin kontrolüne vermeye razıysa, bu durum Ermenistan ve Azerbaycan’ın milli çıkarlarına ne kadar uygundur? Bu benim için büyük soru işareti. Eğer Amerika’nın 100 yıllığına imtiyaz ve koridor üzerinde kontrol elde etmesini istiyorlarsa, bu onların seçimi,” ifadelerini kullandı.

“Rusya’nın iktisadi çıkarları etkilenmez”

Öte yandan Pritçin, Zengezur koridoru kararının Rusya’nın Kuzey-Güney ulaşım koridoru projesi için risk oluşturup oluşturmadığı ve iktisadi anlamda kayıp yaşanıp yaşanmayacağı sorusunu da yanıtladı.

Uzman, “Kuzey-Güney projesiyle ilgili herhangi açıklama yapılmadı. Dikkat ederseniz, kültürel bağlarımız zayıflıyor, siyasi temaslarımız sınırlanıyor. Ancak kimse iktisadi projeleri durdurmuyor. Kimse Kuzey-Güney’den vazgeçmiyor, kimse ticareti sınırlamıyor,” dedi.

Pritçin’e göre, taraflar son derece pragmatik yaklaşıyor ve beyan edilen ve uygulanan iktisadi kalkınma imkânlarını korumaya çalışıyor.

Zengezur koridorunun ABD kontrolünde olmasının Rusya’nın çıkarlarını ve lojistik kabiliyetlerini hiçbir şekilde azaltmayacağını vurgulayan Pritçin, “Zengezur koridoru, öncelikle Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile kara bağlantısına sahip olması için önemli. Ciddi koridor inşa etme planları iddialı, ancak nesnel olarak bunun için ön koşullar yok, zira bu çok uzun soluklu hikâye ve çok fazla sınır geçmek gerekiyor. Örneğin, koridorun nihayetinde ulaşması planlanan Türkiye’de, Türkiye’yi Nahçıvan’a bağlayan demiryolu hattı henüz mevcut değil,” diye ekledi.

Pritçin, kesintisiz fiziki altyapının ortaya çıkması için milyarlarca dolar yatırım gerektiğini ve bunun faaliyete geçmesi için daha çok zaman, kaynak ve anlaşma gerektiğini belirtti.

Barack’tan ‘Zengezur’ açıklaması: 100 yıllığına biz kiralayalım

“Rusya’yı bölgeden çıkarma senaryosu fantastik”

Pritçin, Ermenistan ve Azerbaycan’ın Rusya’yı Güney Kafkasya’dan çıkarmak için birlikte hareket etme ihtimalini “fantastik senaryo” olarak nitelendirdi.

Uzman, “Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çelişkiler o kadar kapsamlı ki, anlaşıp Rusya’ya karşı harekete geçmeleri fantastik senaryo olur. Ayrıca Rusya’yı bölgeden çıkarmanın onlar için anlamı yok. Bu, iktisadi bağları koparmak ve Rusya gibi düşman yaratmak demektir. Ermenistan ve Azerbaycan’ın buna neden ihtiyacı olsun?” dedi.

Pritçin, Rusya’nın savunma sanayii imkânlarıyla Ermenistan ve Azerbaycan’ın toplam imkânlarının kıyaslanamaz olduğunu ve böyle senaryonun muhtemelen hiç düşünülmediğini de sözlerine ekledi.

Anlaşmanın akıbeti belirsiz

Pritçin, Zengezur koridoruyla ilgili anlaşmaların ne kadar kalıcı olacağının büyük soru işareti olduğunu belirtti.

Uzman, “Özel Amerikan şirketinin dahil olduğu bu yapılandırma çok tuhaf. Burada pasaport ve gümrük kontrolünün nasıl yapılacağı önemli. Zira bu, Ermenistan topraklarında şahısların ve Azerbaycan yüklerinin hareketini kontrol edecek özel aktör. Azerbaycan’ın buna ne ölçüde razı olacağı ve Ermenistan’ın kendi topraklarında fiilen eksklav (toprakları dışında kalan bölge) oluşmasını kabul edip etmeyeceği belirsiz,” diyerek sözlerini tamamladı.

Rusya

Rusya dış kamu borcunu nisan ayında rekor düzeyde azalttı

Yayınlanma

Rusya’nın dış kamu borcu nisan ayında 4,2 milyar dolar gerileyerek son 15 yılın en hızlı aylık düşüşünü kaydetti. Maliye Bakanı Anton Siluanov federal düzeydeki dış borcu yakın zamanda tamamen kapatmayı hedeflediklerini açıklarken, uzmanlar yüksek faiz oranları nedeniyle bütçedeki borç servis maliyetlerinin arttığına dikkat çekiyor.

Rusya’nın dış kreditörlere olan kamu borcu, nisan ayında istatistik tarihinin en büyük aylık düşüşlerinden birini kaydetti.

RIA Novosti’nin Rusya Maliye Bakanlığı verilerine dayanarak yaptığı hesaplamalara göre, mart sonunda 61,1 milyar dolar olan devlet dış borcu, nisan ayında 4,2 milyar dolar azalarak 58,9 milyar dolara geriledi.

Bu azalış, son 15 yılda kaydedilen en hızlı aylık düşüş oldu. Bundan önceki rekor düşüş, Temmuz 2018’de borcun 3,6 mlyar dolar gerilemesiyle yaşanmıştı.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında yaptığı açıklamada, Rusya’nın dış kamu borcunu tamamen kapatma niyetinde olduğunu belirtti.

Siluanov, “Dış borcumuz yalnızca yüzde 10 seviyesinde, bunu da yakında ödeyeceğiz. Umuyorum ki bu tür borçlarımız kalmayacak” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamanın özel sektör ve bankaların toplam dış borcunu değil, yalnızca federal düzeydeki devlet dış borcunu kapsadığı belirtildi.

Maliye Bakanlığı verilerine göre, 1 Mayıs 2026 itibarıyla Rusya’nın yerli veya yabancı alacaklıların elinde bulunan dış tahvil borcu 33,8 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.

Rusya Merkez Bankası verileri ise 1 Nisan itibarıyla yerleşik olmayan yabancıların elindeki kamu borcunun 23 milyar dolar olduğunu gösteriyor.

Nisan ayındaki sert düşüşün nedenlerine değinen derecelendirme kuruluşu NRA’nın Yönetici Direktörü Sergey Klisenko, Vzglyad gazetesine verdiği demeçte, şu değerlendirmede bulundu:

“Rusya’nın dış borcundaki nisan ayı düşüşü, neredeyse tamamen yabancı para cinsinden verilen devlet garantilerinin vadelerinin dolması ve hacminin azalmasıyla ilgilidir. Yabancı para cinsinden olan bu borç bileşeni, devletin zaman zaman belirli sektörleri, projeleri veya şirketleri desteklemek amacıyla yeni garantiler ihraç etmesi nedeniyle sürekli bir düşüş trendi sergilemiyor. Nitekim nisan ayındaki düşüşün ardından mayıs ayında devlet garantileri yeniden 1 milyar dolar artarak 22,5 milyar dolara yükseldi.”

Rusya Merkez Bankası politika faizini yüzde 14,25’e düşürdü

Rus yetkililer, geçmişte Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Uluslararası Para Fonu’na (IMF) olan borç bağımlılığından alınan dersler doğrultusunda uzun süredir sıkı bir borçlanma politikası yürütüyor.

Rusya, vergi mevzuatının düzenlenmesi ve yüksek petrol gelirleri sayesinde 2005 yılında IMF’ye olan borcunu vaktinden önce tamamen kapatmıştı.

O tarihten bu yana Maliye Bakanlığı, kriz dönemlerinde bile dış borçlanmayı sıkı şekilde kontrol altında tutuyor.

Gelişmiş ülkelerde ise kamu borçlarının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranı yüksek seviyelerde seyrediyor. Konuya ilişkin verileri paylaşan Sergey Klisenko, ABD’nin kamu borcunun 40 trilyon dolara yaklaştığını ve GSYİH’sinin yüzde 130’una ulaştığını belirtti.

Klisenko, “Mevcut faiz oranlarıyla ABD’nin yıllık sadece faiz ödemeleri 1,2 trilyon dolara, yani yıllık bütçesinin yüzde 20’sine yaklaşıyor ki bu sürdürülebilir bir seviye değil” dedi.

Japonya’da kamu borcunun GSYİH’ye oranının yüzde 230’u aştığını ifade eden uzman, Avrupa ülkelerinde de benzer bir durumun yaşandığını, borç oranının Yunanistan’da yüzde 150, İtalya’da yüzde 138 ve Fransa’da yüzde 118 seviyesinde olduğunu aktardı.

Rusya’nın yabancı para cinsinden kamu borcunun son 15 yılda radikal bir değişim göstermediğini belirten Klisenko, 2014 yılında da bu borcun mutlak değer olarak 80 milyar doları aşmadığını ve GSYİH’ye oranının yüzde 4’ün altında kaldığını kaydetti.

Rusya hükümetinin, yaptırım risklerini öngörerek uzun süre önce ruble cinsinden borçlanmaya öncelik verdiğini ifade eden Klisenko, önümüzdeki dönemle ilgili şu öngörüleri paylaştı:

“Yabancı para cinsinden kamu borcu önümüzdeki bir ila iki yıl içinde muhtemelen azalmaya devam edecektir. Ancak daha uzun vadede Rusya hükümeti, faiz giderlerini azaltmak amacıyla Çin yuanı dahil dost ülkelerin para birimlerinde borçlanmayı artırma seçeneklerini değerlendirebilir. Çünkü yabancı para cinsinden tahvil ihraçlarının faiz oranları, ruble cinsinden ihraçlara kıyasla yarı yarıya daha düşük.”

Rusya’da Duma bütçe sınırlarını kaldırdı: Hükümet borçlanmayı artırabilecek

Rusya’nın toplam kamu borcunun GSYİH’ye oranının yüzde 16’yı aşmaması nedeniyle borçlanmayı artırma alanı bulunduğunu belirten uzmanlar, yüksek faiz oranlarının bütçe üzerinde yarattığı baskıya da dikkat çekiyor.

Klisenko, “Düşük borç oranına rağmen, yüksek politika faizi nedeniyle mevcut faiz giderleri bütçede şimdiden önemli bir harf kalemi haline gelmektedir” uyarısında bulundu.

Finansal Grup Finam’ın Makroekonomik Analiz Bölüm Başkanı Olga Belenkaya da borç servis maliyetlerindeki artışa işaret ederek şu verileri aktardı:

“Rusya’nın kamu borç servis giderlerinin toplam bütçe içindeki payı kademeli olarak artıyor ve tarihsel ortalamaların oldukça üzerine çıkmış durumda. 2021 yılında borç servisi toplam harcamaların yüzde 4,4’ünü oluşturuyordu. 2015-2021 yılları arasında bu oran ortalama yüzde 4 seviyesindeydi. Bütçe politikası belgelerine göre, 2026-2028 döneminde ise bu payın toplam bütçe harcamalarının yüzde 8 ila 9’una ulaşması öngörülüyor.”

Belenkaya, borç servis maliyetlerinin artmasında yalnızca Merkez Bankası’nın politika faizinin değil; borçlanma hacmi, piyasa talebi, uzun vadeli enflasyon beklentileri ve risk primi gibi unsurların belirlediği getiri oranlarının da etkili olduğunu açıkladı.

Buna rağmen Rusya’nın borç servis harcamalarının GSYİH’ye oranının hala dünya ortalamasının altında olduğunu belirten ekonomist, bu oranın Rusya’da bu yıl için yüzde 1,7 olarak planlandığını, buna karşın OECD ülkelerinde ortalama yüzde 3,3, ABD’de ise yüzde 3,9 seviyesinde olduğunu kaydetti.

Belenkaya, “Yine de faiz giderlerinin bütçedeki payının daha fazla artması Rusya için istenmeyen bir durumdur. Zamanla bu durum, borç servis harcamalarının diğer bütçe kalemlerini baskılamasına yol açabilir. Devlet, kaynaklarını öncelikli hedeflere yönlendirmekte zorlanabilir veya ekonomik büyüme pahasına vergi yükünü daha da artırmak zorunda kalabilir” değerlendirmesiyle sözlerini tamamladı.

Rusya’da kurumsal tahvil temerrütleri son 10 yılın zirvesine çıktı

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’dan güvenlik garantileri mesajı

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna krizinin çözümü, Batı dünyasının rolü ve müttefik Belarus’un güvenliği konularında açıklamalarda bulundu. Kiev yönetiminin müzakere şartlarını saygısızca olarak nitelendiren Lavrov, Moskova’nın tüm askeri operasyon hedeflerine ulaşacağını belirtti. Lavrov ayrıca, Avrupa’nın saldırgan bir intikam arayışında olduğunu ifade etti.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Diplomatik Akademi bünyesinde düzenlenen 12. Büyükelçilik Yuvarlak Masa Toplantısı kapsamında yaptığı konuşmada, Ukrayna krizinin çözüm süreci, Batı dünyasının üstlendiği rol ve Birlik Devleti sınırları içindeki güvenlik garantilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, diplomatlar ve yabancı misyon temsilcilerinin katıldığı oturumda konuşan Lavrov, Kiev yönetiminin yaklaşımlarını sert bir dille eleştirirken, Moskova’nın müttefiklerine yönelik taahhütlerine sadık kalacağını ilan etti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin hem Moskova’ya hem de Avrupalı destekçilerine yönelik gerçek dışı talepler öne sürdüğünü belirten Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Kiev’in bu tutumunu saygısızca olarak nitelendirdi.

Ukrayna liderinin son dönemdeki beyanatlarına değinen Lavrov, “Sayın Zelenskiy, kesinlikle gerçekçi olmayan ve hatta sadece Moskova’ya değil, kendi Avrupalı küratörlerine karşı da saygısızca koşullar öne sürerek müzakerelerde ısrar ediyor. Kendisi geçenlerde açıkça şunu söyledi: Avrupa bir müzakere formatı düşünmeli ve birkaç seçenek sunmalı, ancak Avrupa adına kimin müzakereci olacağını Kiev bizzat belirleyecek. Bu duruma yorum yapmak bile gereksiz” ifadelerini kullandı.

avrov, tüm bu olumsuz yaklaşımlara rağmen Rusya Federasyonu’nun Ukrayna ile yürütülen müzakere sürecini daha önce kesintiye uğradığı, askıya alındığı noktadan itibaren yeniden başlatmaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

“İntikam istiyorlar, Rusya’nın teslim olmasını hedefliyorlar”

Avrupa’nın mevcut siyasi yönelimini değerlendiren Lavrov, kıta ülkelerinin izlediği politikaların küresel güvenlik için ciddi bir tehdit unsuru haline geldiğini kaydetti.

Avrupa başkentlerinin, İkinci Dünya Savaşı öncesinde Hitler Almanyası’nın sergilediği tutuma benzer şekilde hareket ettiğini ifade eden Lavrov, kıtanın neo-nazi ve Rusya karşıtı söylemler altında birleştirilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Avrupa elitlerinin saldırgan bir intikam arzusu içinde olduğunu belirten Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Brüksel’in müzakerelerde eşitlik ilkesini tamamen göz ardı ettiğini kaydetti.

Konuşmasında Batılı güçlerin nihai amacına işaret eden Lavrov, “Bir kez daha vurgulamak isterim: Onlar intikam istiyorlar, Rusya’nın teslim olmasını istiyorlar” şeklinde konuştu.

Avrupalı liderlerin ateşkes yönündeki çağrılarının samimi olmadığını dile getiren Lavrov, bu girişimlerin arkasında Kiev rejimine askeri tahkimat sağlamak ve yeni bir askeri koalisyon kurmak için zaman kazanma stratejisinin yattığını ifade etti.

Moskova’nın geçmişte yaşanan Minsk ve İstanbul anlaşmalarının başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle Batı’nın niyetleri konusunda herhangi bir yanılsama içinde olmadığını vurgulayan Lavrov, buna karşın Paris yönetiminin Brüksel’den gizli şekilde Moskova ile doğrudan ve kesintili temaslar kurma arayışında olduğunu aktardı.

ABD’nin süreçteki rolüne de değinen Lavrov, Washington yönetiminin tarafsız bir ara bulucu rolünden tamamen uzaklaştığını ve yaptırım baskısını sürekli artırdığını kaydetti.

Lavrov, “Alaska’nın Kiev’i silahlandırmak üzere zaman kazanmak amacıyla tasarlandığını düşünmek bile istemiyorum ancak gerçekte her şey tam olarak böyle gelişti” değerlendirmesinde bulundu.

“Gerektiğinde müttefikimizin güvenliği için tüm önlemleri almaya hazırız”

Ukrayna yönetiminin Belarus’a yönelik tehditlerini de ele alan Lavrov, bu hamlelerin Minsk yönetimini doğrudan çatışmanın içine çekme ve askeri operasyonların coğrafi sınırlarını genişletme amacı taşıdığını belirtti.

Rusya Federasyonu’nun, müttefiki Belarus ile imzaladığı ve Mart 2025 dönemi itibarıyla yürürlüğe giren Birlik Devleti güvenlik garantileri anlaşması kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirmeye kararlı olduğunu hatırlatan Lavrov, savunma taahhütlerinin arkasında duracaklarını açıkladı.

Olası bir tehdit karşısında ortak askeri mekanizmaların devreye sokulacağını bildiren Dışişleri Bakanı, “Gerektiğinde müttefikimizin güvenliğini ve elbette Birlik Devleti’nin güvenliğini sağlamak için anlaşmada öngörülen tüm önlemleri almaya hazırız” dedi.

“Müzakereleri kesintiye uğradığı noktadan yeniden başlatmaya hazırız”

Rusya Federasyonu’nun Ukrayna sahasında yürüttüğü özel askeri operasyonun gidişatına dair de açıklamalarda bulunan Lavrov, operasyon kapsamında belirlenen tüm hedef ve görevlerin eksiksiz bir şekilde tamamlanacağını yineledi.

Krizin kalıcı olarak çözüme kavuşturulabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerektiğini vurgulayan Lavrov, Ukrayna’nın fiili olarak tarafsız, herhangi bir askeri bloka dahil olmayan ve nükleer silahtan arındırılmış bir statüye kavuşmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Bu statünün Ukrayna’nın kuruluş belgelerinde yer aldığını hatırlatan Lavrov, “İşte bu statü, Ukrayna’nın bağımsızlık deklarasyonunda kayıt altına alınmıştır ve Rusya ile diğer tüm devletler Ukrayna devletini tam olarak bu statüyle tanımıştır” ifadelerini kullandı.

Kalıcı bir uzlaşma için Ukrayna’daki yasal çerçevenin de değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Lavrov, Rusçaya ve ülkede faaliyet gösteren kanonik Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne yönelik ayrımcılık içeren tüm yasaların yürürlükten kaldırılması gerektiğini belirtti.

Lavrov, nihai çözümün sağlanabilmesi için Kırım, Donbass ve Novorossiya bölgelerinde halkın ortaya koyduğu irade neticesinde şekillenen yeni jeopolitik gerçekliklerin tüm taraflarca resmen kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Okumaya Devam Et

Rusya

RFKP aday listesinde revizyon: 6 tanınmış vekil liste dışı kaldı

Yayınlanma

Rusya Federasyonu Komünist Partisi, 20 Haziran’da düzenlediği seçim kongresinde mevcut 56 milletvekilinden 6’sını yeni dönem için aday göstermedi. Parti yönetimi bu adımı olağan bir rotasyon olarak nitelendirirken, liste dışı kalan isimlerin partiyle bağlarını sürdüreceği açıklandı.

Rusya Federasyonu Komünist Partisi (RFKP), 20 Haziran’da gerçekleştirdiği seçim kongresinde, Devlet Duması’nın dokuzuncu dönem milletvekilliği seçimleri için hazırladığı aday listesinde mevcut gruptan birçok tanınmış isme yer vermedi.

Vedomosti gazetesinin aktardığına göre, liste dışı kalan isimler arasında Petr Ammosov (Yakutistan), Nikolay Ezerskiy (Sverdlovsk Bölgesi, Hantı-Mansi ve Yamalo-Nenets Özerk Okrugları), Robert Koçiyev (Dağıstan, İnguşetya, Kuzey Osetya, Çeçenistan), Anastasiya Udaltsova (Moskova), İrina Filatova (Mari El, Mordovya ve Çuvaşistan) ve 2021 yılındaki seçimlerde listenin federal bölümünde yer alan Sergey Şargunov bulunuyor. Bu isimler, RFKP’nin parlamentonun alt kanadı olan Devlet Duması’ndaki 56 üyeli grubunun 6’sını oluşturuyor.

Yakutistan’da ön seçim yarışı

Yakutistan, RFKP’nin aday belirlemek amacıyla bu yıl ilk kez düzenlediği ve “Halkın Adayı” adını verdiği ön seçimlerde birden fazla adayın yarıştığı iki bölgeden biri oldu.

Seçimlerde Ammosov’un karşısına Yakutistan Bölge Komitesi Sekreteri ve Yakutistan Kent Komitesi Birinci Sekreteri Ayaan Vasilyev çıktı. Komünistler ön seçimin ardından Vasilyev’i Yakutistan tek isimli seçim bölgesinden aday gösterme kararı aldı.

Konuyla ilgili telefonu kapalı olan Ammosov’a ulaşılamazken, RFKP Merkez Komitesi Birinci Başkan Yardımcısı Yuriy Afonin, Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, Vasilyev’in ön seçim sürecini meslektaşlarına kıyasla çok daha aktif yürüttüğünü ve en iyi sonuçlardan birini aldığını, bu nedenle tercih edildigini belirtti.

Afonin, Ezerskiy’in ise Sverdlovsk Bölgesi Yasama Meclisi seçimlerinde, Bölge Komitesi Birinci Sekreteri Aleksandr İvaçev’in ardından listenin ikinci sırasından aday olacağını açıkladı. İvaçev aynı zamanda Devlet Duması seçimlerinde Komi Cumhuriyeti, Arhangelsk ve Sverdlovsk bölgeleri ile Hantı-Mansiysk Özerk Okrugunu kapsayan bölgesel grubun liderliğini üstlendi.

RFKP Lideri Zyuganov: Rusya’da sol dönüş kaçınılmaz

Milletvekilleri kararı partiyle uyumlu buluyor

Yeni dönemde aday olmama kararlarının parti yönetimiyle ortak bir uzlaşıya dayandığını belirten Udaltsova ve Filatova, sonraki süreçte de partiyle iş birliklerini sürdüreceklerini kaydetti.

Kendisine farklı iş teklifleri geldiğini ancak henüz bir karar vermediğini ifade eden Udaltsova, “Parti bünyesinde kalmaya devam ediyorum. Parti üyesi değilim ancak uzun yıllardır müttefikiz, vedalaşmaya niyetim yok” dedi. Filatova da gelecek planlarını daha sonra açıklayacağını belirtti.

Udaltsova, Sol Cephe Koordinatörü siyasetçi Sergey Udaltsov’un eski eşi olarak biliniyor. 10 Ocak 2024 tarihinde boşanan çiftten Sergey Udaltsov, ertesi gün terörü meşrulaştırma suçlamasıyla açılan ceza davası kapsamında gözaltına alınmıştı.

Mahkeme, Aralık 2025’te Udaltsov’u suçlu bularak 6 yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırmış, Udaltsov ise suçlamaları reddetmişti.

Anastasiya Udaltsova ise milletvekilliği makamını, kaçak geyik avlama davası nedeniyle yetkileri erken sonlandırılan Valeriy Raşkin’in yerine 2022 yılında devralmıştı. Udaltsova daha önce Raşkin’in danışmanı olarak görev yapıyordu.

Diğer liste dışı isimlerden Filatova, 2011-2018 yılları arasında Afonin’in yardımcılığını, 2018-2021 yılları arasında ise RFKP lideri Gennadiy Zyuganov’un hukuki işlerden sorumlu danışmanlığını yürütmüştü.

Minchenko Consulting Başkanı Evgeniy Minchenko, Udaltsova’nın uzun süredir aktif siyasetten uzaklaştığını ifade ederken, Ammosov ve Filatova’yı “güçlü” milletvekilleri olarak nitelendirdi.

Bazı vekiller seçilmesi zor sıralara kaydırıldı

RFKP grubunun bazı üyeleri ise bu seçimde partinin bölge listelerinde seçilmesi zor sıralarda kendilerine yer bulabildi. Örneğin Renat Suleymanov, Kemerovo ve Novosibirsk bölgelerini kapsayan grupta beşinci sırada yer alırken, aynı zamanda Novosibirsk Bölgesi Merkez Seçim Bölgesinden de aday gösterildi.

Söz konusu bölgede sekizinci dönemde Birleşik Rusya Partisinden Dmitriy Savelyev milletvekili seçilmişti. Savelyev, Birleşik Rusya’nın ön seçimlerini kazandı ve partinin kongresinde yeniden aday gösterilmesi bekleniyor.

Gruptan Sergey Panteleyev, St. Petersburg, Leningrad, Murmansk bölgeleri ve Karelya’yı kapsayan grupta üçüncü sırada yer aldı. Sıktıvkar seçim bölgesini temsil eden Oleg Mihaylov ise Komi Cumhuriyeti, Arhangelsk, Sverdlovsk bölgeleri ve Hantı-Mansiysk Özerk Okrugunu kapsayan bölgesel grupta ikinci sırada aday gösterildi.

Mihaylov ayrıca kendi bölgesinden de aday oldu. Birleşik Rusya Partisi, Mihaylov’un karşısına özel askeri operasyon katılımcısı ve Rusya Kahramanı unvanlı Stanislav Koçev’i aday çıkaracak.

Seçim bölgelerinde değişiklik yapıldı

Seçim sürecinde bazı milletvekillerinin aday gösterildiği bölgeler de değiştirildi. Moskova’dan seçilen RFKP Merkez Komitesi Seçim İşlerinden Sorumlu Sekreteri Sergey Obuhov, Belgorod ve Voronej bölgelerini kapsayan grubun başına getirildi.

Sekizinci dönemde Altay Cumhuriyeti, Tuva Cumhuriyeti ve Altay Krayı grubunu temsil eden Anjelika Glazkova ise bu kez yeni bölgeler, Kırım ve Sivastopol’den aday olacak. Altay grubuna Sahalin’i de ekleyen komünistler, bu grubun liderliğine milletvekili Mariya Prusakova’yı getirdi. Prusakova, 2025 yılında lağvedilen Altay Krayı Rubtsovsk seçim bölgesini temsil ediyordu.

Yaşanan süreci “sakin bir rotasyon” olarak tanımlayan Afonin, “Bizde her zaman aday olanlar ve aday gösterilmeyenler bulunur. Aday olmayan herkes farklı düzeylerde partiyle temasını sürdürüyor” değerlendirmesinde bulundu.

RFKP lideri Zyuganov: Rusya’da 1917 Devrimi benzeri bir toplumsal patlama yaşanabilir

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English