Bizi Takip Edin

Rusya

Rus General İgor Kirillov’un ölümü

Yayınlanma

Editörün notu: Rusya’nın nükleer, biyolojik ve kimyasal savunma birimi komutanı General İgor Kirillov, Moskova’daki evinin önünde bir patlama sonucu hayatını kaybetti. Saldırının uzaktan kumandalı bir patlayıcı ile gerçekleştirildiği ve şüphelinin Ukrayna istihbaratı ile bağlantılı olduğu açıklandı. Kirillov, Ukrayna ve ABD’yi biyolojik ve kimyasal silah kullanımıyla suçluyordu. Ukrayna ise Kirillov’u kimyasal saldırı emri vermekle itham etmişti. Saldırıdan önce Kirillov’un evi önüne yerleştirilen bir kamerayla patlama anının Ukrayna’ya aktarıldığı bildirildi. Suikast, Rusya ve Ukrayna arasındaki karşılıklı suçlamaları artırdı. Rus yetkililer, bu saldırıyı “intikamla” yanıtlayacaklarını ifade etti.


Rus General İgor Kirillov’un ani ölümü

Ulrich Heyden, NachDenkSeiten

Rusya’nın nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlara karşı savunma biriminin komutanı General İgor Kirillov, Ukrayna hükümetini iki yıl boyunca kimyasal silah kullanmakla suçlamış ve ABD’yi Ukrayna çevresinde askeri amaçlarla biyolojik laboratuvarlar kurmakla itham etmişti. 54 yaşındaki general, salı sabahı Moskova’nın güneyindeki evinin önünde bir patlayıcıyla öldürüldü. Çarşamba sabahı, olayla bağlantılı bir şüphelinin yakalandığı açıklandı.

Rusya makamları cinayet, terör ve yasa dışı silah bulundurma suçlamalarıyla soruşturma başlattı. Rusya İçişleri Bakanlığı’ndan üst düzey yetkililer, saldırının gerçekleştiği yeri ziyaret etti. Patlama, birkaç aracı ve apartmanın girişini ciddi şekilde hasara uğrattı. Patlamanın etkisiyle binanın onuncu katına kadar olan pencereler kırıldı.

Moskova’daki bu suikasttan yalnızca bir gün önce, Ukrayna istihbarat teşkilatı SBU, Kirillov’u Ukrayna’ya karşı kimyasal silah kullanılması talimatını vermekle suçlamıştı. Fakat bu suçlamaya dair ayrıntılı bir bilgi paylaşılmadı. Muhalif Ukrayna portalı Strana, bu suçlamaların suikastın kimin tarafından gerçekleştirildiğini göstermek için yapıldığını yazdı. Öte yandan, Ukrayna Devlet Başkanı danışmanı Mihail Podolyak, Ukrayna’nın cinayetle bir ilgisi olmadığını ifade etti.

Görünüşe göre Kiev, durumu tersine çevirmiş durumda. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik kimyasal silahlar ve ABD’nin biyolojik silah laboratuvarlarıyla ilgili suçlamaları, şimdi Kiev tarafından Rusya’ya yöneltiliyor. Ancak durum daha da karmaşık bir hal alabilir. Kiev, öldürülen generalin iki yıldır uyardığı bir nükleer veya kimyasal provokasyona yönelik dikkatleri başka yöne mi çekmek istiyor?

Suikast

Şimdiye kadar bilinenler şöyle: Salı sabahı saat 06.12’de, Rusya’nın nükleer, biyolojik ve kimyasal silah savunma biriminin komutanı İgor Kirillov ve yardımcısı İlya Polikarpov, Moskova’nın güneyindeki Ryazanskiy Prospekt’te bulunan Kirillov’un yaşadığı apartmandan çıkarken uzaktan kumandalı bir patlayıcıyla öldürüldü.

Rus haber ajansı TASS’ın verdiği bilgilere göre, saldırıda bir kilogramlık patlayıcı kullanıldı. Bu patlayıcı, salı sabahı saat 04.00’te Kirillov’un evinin girişine park edilen bir elektrikli scooter’a yerleştirilmişti. Patlama anında tüm mahallenin sarsıldığını söyleyen bir görgü tanığı, RBK‘ya verdiği verdiği demeçte, olayın dehşet verici olduğunu ifade etti. Rus televizyonlarına konuşan mahalle sakinleri ise korku ve şok içinde olduklarını dile getirdi.

Salı akşamı ortaya çıkan bilgilere göre, saldırıyı düzenleyenler, patlamanın olduğu yerin hemen önüne park ettikleri kiralık araca bir kamera yerleştirmişlerdi. Bu kamera yalnızca bombanın patlama anını değil, patlama sonrası olay yerindeki incelemeleri de kaydederek görüntüleri Ukrayna’ya canlı olarak aktardı. Bu bilgi, Rus haber kanalı Rossiya 24 tarafından paylaşıldı.

Rusya Soruşturma Komitesi Sözcüsü Svetlana Petrenko, saldırıyla ilgili bir zanlının gözaltına alındığını açıkladı. Zanlının, 1995 doğumlu bir Özbek vatandaşı olduğu belirtildi. Rus televizyonu Vesti’nin çarşamba sabahı internet sitesinde verdiği habere göre zanlı, Ukrayna istihbaratı tarafından devşirilmiş ve Moskova’ya gönderilmişti. Zanlı, patlayıcıyı elektrikli scooter’a yerleştirip, scooter’ı Kirillov’un evinin önüne park etti. Kurbanı izlemek için kiralık bir araç tutan zanlı, bu araca yerleştirdiği bir kamerayla görüntüleri Ukrayna’nın Dinyeper şehrine aktardı. Kirillov ve yardımcısının binadan çıktığı sinyalini aldıktan sonra bombayı patlattı. Petrenko, saldırının gerçekleştirilmesi için şüpheliye 100 bin dolar ödül ve Avrupa’ya çıkış garantisi vaat edildiğini belirtti.

Rusya’nın sosyal medyasında, bir generalin neden elit korunaklı bölgelerde değil de sokağa doğrudan açılan bir apartmanda yaşadığı sorgulanmaya başlandı. Fakat, teröristlerin generalin adresini nasıl bulduğu Rusya’da pek şaşkınlık yaratmadı. Son 30 yıldır, devlet kurumları veya özel şirketlerin veri tabanlarının düzenli olarak sızdırıldığı biliniyor.

Kiev’den gelen suçlamalar

Ukrayna haber ajansı Unian, suikastın Ukrayna istihbaratı tarafından gerçekleştirildiğini öne sürdü. Saldırıdan bir gün önce Ukrayna istihbarat teşkilatı SBU, İgor Kirillov’un Ukrayna ordusuna karşı kimyasal silah kullanılması talimatını verdiğini iddia etti.

Ukrayna istihbaratı, Rusya’nın 2022’den bu yana Ukrayna’ya karşı 4 bin 880 kez kimyasal silah kullandığını ileri sürdü. Ancak ajans, bu saldırıların nerede gerçekleştiği konusunda detaylı bilgi vermedi. Sadece, Rusya’nın K-1 adlı bir top mermisini toksik maddelerle güçlendirdiğini öne sürdü. Ayrıca, 2022’den bu yana 2 bin Ukraynalı askerin zehirlenme nedeniyle hastaneye kaldırıldığını belirtti. Bu suçlamalarla ilgili herhangi bir kanıt, video ya da fotoğraf sunulmadı.

ABD ve Kiev’e yönelik suçlamalar

Rusya ordusunun 2022’de Ukrayna’ya girmesinden bu yana, Kirillov Washington’u Ukrayna’da biyolojik laboratuvarlar işletmekle suçladı. Bu laboratuvarlarda, sivrisinekler aracılığıyla bulaşıcı hastalıkların yayılması ve salgınların başlatılması için hazırlıklar yapıldığı iddia edildi.

Kirillov, ABD’nin Ukrayna ve Rusya sınırındaki diğer ülkelerde toplam 45 biyolojik laboratuvar işlettiğini ileri sürdü. General, bu laboratuvarlarda yapılan incelemelerin sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmış ve laboratuvarların doğrudan ABD Başkanı Joe Biden tarafından yönetildiğini iddia etmişti. Laboratuvarların, Hunter Biden’ın yönettiği Rosemont Seneca vakfı üzerinden finanse edildiğini öne sürdü.

2022 yılında Kirillov, biyolojik laboratuvarlarla ilgili soruşturma yapılması için BM’ye başvurmuştu. Ancak Rus gazetesi Komsomolskaya Pravda‘ya göre, bu talep Batılı ülkeler tarafından engellendi.

Kirillov ayrıca, Kiev’in 2022’den bu yana Ukrayna cephesinde –özellikle Donetsk, Kremenaya ve Artyomovsk bölgelerinde– 400 kez kimyasal silah kullandığını iddia etmişti. Ağustos 2024’te Ukrayna ordusunun, Kursk oblastında yer alan Sudja şehrine yönelik saldırılarında duman bombaları kisvesi altında kimyasal silahlar kullandığı ileri sürüldü.

Kirillov, Kiev’in radyoaktif ve kimyasal atıklardan oluşan bir “kirli bomba” kullanmayı planladığı konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Ukraynalı askeri uzman: ‘İsrail taktikleri’

Ukraynalı askeri uzman Mihail Şirohov, Ukrayna’nın İsrail’in stratejik yaklaşımlarından ilham aldığını ifade etti. Şirohov, “Ukrayna’nın, Arap ülkelerine karşı doğrudan savaşma imkânı olmayan ama Mossad aracılığıyla kilit figürleri ve teröristleri ortadan kaldırmayı hedefleyen İsrail’in deneyimlerinden kademeli olarak yararlandığını görüyoruz. Son yıllarda Ukrayna’da da benzer bir taktik uygulanıyor,” dedi.

General İgor Kirillov kimdi?

İgor Kirillov, 1970 yılında Moskova’nın kuzeyinde yer alan Kostroma şehrinde doğdu. Kimyasal silahlardan korunma alanında uzmanlaşmış bir askeri okulda eğitim aldı. 1987 yılından itibaren Rusya ordusunda görev yaptı. 1991-1995 yılları arasında Kirillov, Sovyet birliklerinde Doğu Almanya’da ve Moskova oblastında görev yaptı. 2017 yılından itibaren ise Rusya’nın nükleer, biyolojik ve kimyasal savunma biriminin (ABC Savunması) başkanı olarak görev yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Kirillov’un “Anglosaksonların suçlarını sistematik bir şekilde belgelerle ortaya koyduğunu” söyledi.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Dmitriy Medvedev, suikastın ardından yaptığı açıklamada, Ukrayna liderliğinin “intikamla karşı karşıya kalacağını” belirtti. Medvedev, “Halkımızı korkutma, Rus ordusunun ilerleyişini durdurma ve korku yayma girişimi başarısız olmaya mahkûmdur,” ifadelerini kullandı.

Rusya

Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.

Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.

Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.

Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.

Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.

Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.

İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.

Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.

Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.

Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.

Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.

Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.

Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.

Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.

Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.

Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.

Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.

Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Bir komplonun anatomisi

Yayınlanma

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.


Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?

Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026

Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.

Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.

Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.

Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.

Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).

İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.

Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.

Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.

2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.

Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.

Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.

Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.

İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.

Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.

İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Yayınlanma

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.

Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.

FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.

FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.

Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.

Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.

Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.

Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.

Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.

Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.

Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English