Rusya
Rus General İgor Kirillov’un ölümü

Editörün notu: Rusya’nın nükleer, biyolojik ve kimyasal savunma birimi komutanı General İgor Kirillov, Moskova’daki evinin önünde bir patlama sonucu hayatını kaybetti. Saldırının uzaktan kumandalı bir patlayıcı ile gerçekleştirildiği ve şüphelinin Ukrayna istihbaratı ile bağlantılı olduğu açıklandı. Kirillov, Ukrayna ve ABD’yi biyolojik ve kimyasal silah kullanımıyla suçluyordu. Ukrayna ise Kirillov’u kimyasal saldırı emri vermekle itham etmişti. Saldırıdan önce Kirillov’un evi önüne yerleştirilen bir kamerayla patlama anının Ukrayna’ya aktarıldığı bildirildi. Suikast, Rusya ve Ukrayna arasındaki karşılıklı suçlamaları artırdı. Rus yetkililer, bu saldırıyı “intikamla” yanıtlayacaklarını ifade etti.
Rus General İgor Kirillov’un ani ölümü
Ulrich Heyden, NachDenkSeiten
Rusya’nın nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlara karşı savunma biriminin komutanı General İgor Kirillov, Ukrayna hükümetini iki yıl boyunca kimyasal silah kullanmakla suçlamış ve ABD’yi Ukrayna çevresinde askeri amaçlarla biyolojik laboratuvarlar kurmakla itham etmişti. 54 yaşındaki general, salı sabahı Moskova’nın güneyindeki evinin önünde bir patlayıcıyla öldürüldü. Çarşamba sabahı, olayla bağlantılı bir şüphelinin yakalandığı açıklandı.
Rusya makamları cinayet, terör ve yasa dışı silah bulundurma suçlamalarıyla soruşturma başlattı. Rusya İçişleri Bakanlığı’ndan üst düzey yetkililer, saldırının gerçekleştiği yeri ziyaret etti. Patlama, birkaç aracı ve apartmanın girişini ciddi şekilde hasara uğrattı. Patlamanın etkisiyle binanın onuncu katına kadar olan pencereler kırıldı.
Moskova’daki bu suikasttan yalnızca bir gün önce, Ukrayna istihbarat teşkilatı SBU, Kirillov’u Ukrayna’ya karşı kimyasal silah kullanılması talimatını vermekle suçlamıştı. Fakat bu suçlamaya dair ayrıntılı bir bilgi paylaşılmadı. Muhalif Ukrayna portalı Strana, bu suçlamaların suikastın kimin tarafından gerçekleştirildiğini göstermek için yapıldığını yazdı. Öte yandan, Ukrayna Devlet Başkanı danışmanı Mihail Podolyak, Ukrayna’nın cinayetle bir ilgisi olmadığını ifade etti.
Görünüşe göre Kiev, durumu tersine çevirmiş durumda. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik kimyasal silahlar ve ABD’nin biyolojik silah laboratuvarlarıyla ilgili suçlamaları, şimdi Kiev tarafından Rusya’ya yöneltiliyor. Ancak durum daha da karmaşık bir hal alabilir. Kiev, öldürülen generalin iki yıldır uyardığı bir nükleer veya kimyasal provokasyona yönelik dikkatleri başka yöne mi çekmek istiyor?
Suikast
Şimdiye kadar bilinenler şöyle: Salı sabahı saat 06.12’de, Rusya’nın nükleer, biyolojik ve kimyasal silah savunma biriminin komutanı İgor Kirillov ve yardımcısı İlya Polikarpov, Moskova’nın güneyindeki Ryazanskiy Prospekt’te bulunan Kirillov’un yaşadığı apartmandan çıkarken uzaktan kumandalı bir patlayıcıyla öldürüldü.
Rus haber ajansı TASS’ın verdiği bilgilere göre, saldırıda bir kilogramlık patlayıcı kullanıldı. Bu patlayıcı, salı sabahı saat 04.00’te Kirillov’un evinin girişine park edilen bir elektrikli scooter’a yerleştirilmişti. Patlama anında tüm mahallenin sarsıldığını söyleyen bir görgü tanığı, RBK‘ya verdiği verdiği demeçte, olayın dehşet verici olduğunu ifade etti. Rus televizyonlarına konuşan mahalle sakinleri ise korku ve şok içinde olduklarını dile getirdi.
Salı akşamı ortaya çıkan bilgilere göre, saldırıyı düzenleyenler, patlamanın olduğu yerin hemen önüne park ettikleri kiralık araca bir kamera yerleştirmişlerdi. Bu kamera yalnızca bombanın patlama anını değil, patlama sonrası olay yerindeki incelemeleri de kaydederek görüntüleri Ukrayna’ya canlı olarak aktardı. Bu bilgi, Rus haber kanalı Rossiya 24 tarafından paylaşıldı.
Rusya Soruşturma Komitesi Sözcüsü Svetlana Petrenko, saldırıyla ilgili bir zanlının gözaltına alındığını açıkladı. Zanlının, 1995 doğumlu bir Özbek vatandaşı olduğu belirtildi. Rus televizyonu Vesti’nin çarşamba sabahı internet sitesinde verdiği habere göre zanlı, Ukrayna istihbaratı tarafından devşirilmiş ve Moskova’ya gönderilmişti. Zanlı, patlayıcıyı elektrikli scooter’a yerleştirip, scooter’ı Kirillov’un evinin önüne park etti. Kurbanı izlemek için kiralık bir araç tutan zanlı, bu araca yerleştirdiği bir kamerayla görüntüleri Ukrayna’nın Dinyeper şehrine aktardı. Kirillov ve yardımcısının binadan çıktığı sinyalini aldıktan sonra bombayı patlattı. Petrenko, saldırının gerçekleştirilmesi için şüpheliye 100 bin dolar ödül ve Avrupa’ya çıkış garantisi vaat edildiğini belirtti.
Rusya’nın sosyal medyasında, bir generalin neden elit korunaklı bölgelerde değil de sokağa doğrudan açılan bir apartmanda yaşadığı sorgulanmaya başlandı. Fakat, teröristlerin generalin adresini nasıl bulduğu Rusya’da pek şaşkınlık yaratmadı. Son 30 yıldır, devlet kurumları veya özel şirketlerin veri tabanlarının düzenli olarak sızdırıldığı biliniyor.
Kiev’den gelen suçlamalar
Ukrayna haber ajansı Unian, suikastın Ukrayna istihbaratı tarafından gerçekleştirildiğini öne sürdü. Saldırıdan bir gün önce Ukrayna istihbarat teşkilatı SBU, İgor Kirillov’un Ukrayna ordusuna karşı kimyasal silah kullanılması talimatını verdiğini iddia etti.
Ukrayna istihbaratı, Rusya’nın 2022’den bu yana Ukrayna’ya karşı 4 bin 880 kez kimyasal silah kullandığını ileri sürdü. Ancak ajans, bu saldırıların nerede gerçekleştiği konusunda detaylı bilgi vermedi. Sadece, Rusya’nın K-1 adlı bir top mermisini toksik maddelerle güçlendirdiğini öne sürdü. Ayrıca, 2022’den bu yana 2 bin Ukraynalı askerin zehirlenme nedeniyle hastaneye kaldırıldığını belirtti. Bu suçlamalarla ilgili herhangi bir kanıt, video ya da fotoğraf sunulmadı.
ABD ve Kiev’e yönelik suçlamalar
Rusya ordusunun 2022’de Ukrayna’ya girmesinden bu yana, Kirillov Washington’u Ukrayna’da biyolojik laboratuvarlar işletmekle suçladı. Bu laboratuvarlarda, sivrisinekler aracılığıyla bulaşıcı hastalıkların yayılması ve salgınların başlatılması için hazırlıklar yapıldığı iddia edildi.
Kirillov, ABD’nin Ukrayna ve Rusya sınırındaki diğer ülkelerde toplam 45 biyolojik laboratuvar işlettiğini ileri sürdü. General, bu laboratuvarlarda yapılan incelemelerin sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmış ve laboratuvarların doğrudan ABD Başkanı Joe Biden tarafından yönetildiğini iddia etmişti. Laboratuvarların, Hunter Biden’ın yönettiği Rosemont Seneca vakfı üzerinden finanse edildiğini öne sürdü.
2022 yılında Kirillov, biyolojik laboratuvarlarla ilgili soruşturma yapılması için BM’ye başvurmuştu. Ancak Rus gazetesi Komsomolskaya Pravda‘ya göre, bu talep Batılı ülkeler tarafından engellendi.
Kirillov ayrıca, Kiev’in 2022’den bu yana Ukrayna cephesinde –özellikle Donetsk, Kremenaya ve Artyomovsk bölgelerinde– 400 kez kimyasal silah kullandığını iddia etmişti. Ağustos 2024’te Ukrayna ordusunun, Kursk oblastında yer alan Sudja şehrine yönelik saldırılarında duman bombaları kisvesi altında kimyasal silahlar kullandığı ileri sürüldü.
Kirillov, Kiev’in radyoaktif ve kimyasal atıklardan oluşan bir “kirli bomba” kullanmayı planladığı konusunda uyarılarda bulunmuştu.
Ukraynalı askeri uzman: ‘İsrail taktikleri’
Ukraynalı askeri uzman Mihail Şirohov, Ukrayna’nın İsrail’in stratejik yaklaşımlarından ilham aldığını ifade etti. Şirohov, “Ukrayna’nın, Arap ülkelerine karşı doğrudan savaşma imkânı olmayan ama Mossad aracılığıyla kilit figürleri ve teröristleri ortadan kaldırmayı hedefleyen İsrail’in deneyimlerinden kademeli olarak yararlandığını görüyoruz. Son yıllarda Ukrayna’da da benzer bir taktik uygulanıyor,” dedi.
General İgor Kirillov kimdi?
İgor Kirillov, 1970 yılında Moskova’nın kuzeyinde yer alan Kostroma şehrinde doğdu. Kimyasal silahlardan korunma alanında uzmanlaşmış bir askeri okulda eğitim aldı. 1987 yılından itibaren Rusya ordusunda görev yaptı. 1991-1995 yılları arasında Kirillov, Sovyet birliklerinde Doğu Almanya’da ve Moskova oblastında görev yaptı. 2017 yılından itibaren ise Rusya’nın nükleer, biyolojik ve kimyasal savunma biriminin (ABC Savunması) başkanı olarak görev yaptı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Kirillov’un “Anglosaksonların suçlarını sistematik bir şekilde belgelerle ortaya koyduğunu” söyledi.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Dmitriy Medvedev, suikastın ardından yaptığı açıklamada, Ukrayna liderliğinin “intikamla karşı karşıya kalacağını” belirtti. Medvedev, “Halkımızı korkutma, Rus ordusunun ilerleyişini durdurma ve korku yayma girişimi başarısız olmaya mahkûmdur,” ifadelerini kullandı.
Rusya
Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.
Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.
Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.
Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.
Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.
Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.
Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.
Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor
Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.
Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.
Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.
Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.
Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.
Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.
Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.
Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.
Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.
Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.
Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.
Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.
Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.
Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.
Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.
Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.
Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.
Rusya
Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.
Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.
Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.
Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor
Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.
20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.
The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.
Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.
Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.
Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak
Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.
Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.
ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.
Rusya
Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.
Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.
Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.
Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir
Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.
Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.
Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.
Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.
Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor
Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.
Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.
Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.
Göçmen işçiler haklarını kaybedecek
Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.
Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.
Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.
Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.
Süreç Astana’daki zirvede başladı
Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.
Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.
Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.
Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”
Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.
Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.
Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.
Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.
Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









