Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya, Belarus’tan ithalata kasım ayına kadar süre tanıdı

Yayınlanma

Rusya hükümeti, Avrasya Ekonomik Birliği ülkelerinden yapılan ithalatta KDV ve özel tüketim vergisi tutarındaki güvence ödemelerinin zorunlu hale getirilmesini kademeli olarak erteleme kararı aldı. Ürün Teslimatı Beklenti Onay Sistemi 1 Haziran itibarıyla hayata geçirilecek olsa da ödeme yükümlülüğü diğer birlik üyeleri için temmuz, Belarus için ise kasım ayında başlayacak.

Ermenistan, Kazakistan ve Kırgızistan’dan Rusya’ya yapılan ithalatta, katma değer vergisi (KDV) ve özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarındaki güvence ödemelerinin yatırılması 1 Temmuz tarihinden itibaren zorunlu hale gelecek.

Belarus üzerinden gerçekleştirilen ithalatta ise bu yükümlülük 1 Kasım tarihine kadar ertelenecek. Dolaylı vergilerin avans olarak tahsil edilmesini öngören Ürün Teslimatı Beklenti Onay Sistemi (SPOT), ödemeler dışındaki diğer tüm teknik unsurlarıyla planlandığı gibi 1 Haziran tarihinde faaliyete geçecek.

Rusya Federasyonu Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Ofisi Başkanı Dmitriy Grigorenko’nun ofisinden RBK’ya yapılan açıklamada yeni takvimin ayrıntıları paylaşıldı.

İlk planlamalara göre güvence ödemesinin 1 Haziran tarihinden itibaren tüm ithalatçılar için istisnasız olarak zorunlu kılınması öngörülüyordu.

Grigorenko’nun ofisi tarafından yapılan açıklamada, “Yeni prosedürün ithalatçılar için en konforlu koşullarda devreye girmesini sağlamak amacıyla hükümet, güvence ödemesinin gerçekleştirilmesi için bir geçiş dönemi belirleme kararı almıştır. Ödeme sürelerindeki erteleme bir ay olarak uygulanacaktır” ifadelerine yer verildi.

Bu doğrultuda, güvence ödemesinin yapılması yükümlülüğü, Rusya sınırını 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçmeye başlayacak sevkiyatlar için geçerlilik kazanacak.

Başbakan Yardımcısının ofisinden yetkililer, Rusya ile Belarus arasındaki sınır hattından taşınarak ülkeye giriş yapan ithal ürünlerde ise ödeme ertelemesinin 31 Ekim 2026 tarihine kadar devam edeceğini netleştirdi.

Ödemeler ertelenmiş olsa da ithalatçıların yaklaşmakta olan sevkiyata dair resmi belgeyi düzenleme ve sınır kapısında taşımacı tarafından ibraz edilecek QR kodu alma zorunluluğu 1 Haziran tarihinden itibaren tamamen yürürlüğe girecek.

SPOT mekanizması nisan ve mayıs ayları boyunca gönüllülük esasına dayalı olarak test modunda denendi. Bu süreçte iş dünyası temsilcileri, planlanan ürün sevkiyatlarına ilişkin belgelerin sistem üzerinden nasıl düzenleneceğini uygulamalı olarak test etti.

Sistem kapsamında her sevkiyata özel bir QR kod tanımlanıyor. İthalatçı firma bu kodu taşımacı şirkete iletiyor, gümrük görevlileri ise sınırda kodu taratarak taşınan yükün belgelerle uyumunu kontrol ediyor.

Sınırdaki denetimde ürünlerin beyan edilen belgelerle uyuşmadığının tespit edilmesi durumunda araçların Rusya’ya girişine izin verilmiyor.

Rus sivil toplum kuruluşu Opora Rossii Başkanı Aleksandr Kalinin, test süreci boyunca sistem üzerinden 6,5 binden fazla belgenin işlem gördüğünü açıklamıştı.

Grigorenko’nun ofisinden yapılan bilgilendirmede, iş dünyasından gelen geri bildirimler doğrultusunda sistemde teknik geliştirmelerin yapıldığı vurgulandı.

Bu kapsamda, muhasebe kayıt sistemlerinden verilerin otomatik olarak yüklenmesi özelliği devreye alındı. Ayrıca sistemler arasında doğrudan veri alışverişini sağlayacak bir API (uygulama programlama arayüzü) altyapısının kurulması yönündeki çalışmalar da devam ediyor.

SPOT sisteminin temel işleyişine göre ithalatçı firmalar, ürünlerin ülkeye girişinden en geç iki takvim günü öncesine kadar, ileride tahakkuk edecek KDV ve ÖTV ödemelerinde kullanılmak üzere güvence bedelini sisteme yatırmakla yükümlü kılınıyor.

Rusya Maliye Bakanlığı, bu sistemin devreye alınmasıyla dolaylı vergilerden elde edilecek ek federal bütçe gelirlerinin 2026 yılında 50 milyar ruble, 2027 yılında 100 milyar ruble ve 2028 yılından itibaren yıllık bazda 150 milyar ruble seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

Sistemde bazı ithalatçı grupları için muafiyetler de tanımlandı. En büyük vergi mükellefleri kategorisinde yer alan şirketler, vergi izleme sistemine dahil olan katılımcılar (2026 yılı için bu sayı 870 olarak açıklandı) ve basitleştirilmiş gümrük kontrolü yetkisine sahip yetkilendirilmiş ekonomik operatörler vergileri avans olarak ödemek zorunda kalmayacak.

Dijital pazar yerleri için ülkeye getirilen ürünlerde de güvence ödemesi alınmayacak, ancak bu tedarikçilerin de sevkiyat belgesini düzenlemesi ve sınır geçişi için QR kod alması gerekecek.

İş dünyası işletme sermayesinin bloke edilmesinden endişe ediyor

Sektör temsilcileri ve uzmanlar, vergi ödemelerinin avans olarak talep edilmesinin şirketlerin işletme sermayesini bloke edeceğini ve bu durumun nakit akışında ciddi sıkışmalara yol açacağını belirtiyor.

Girişimciler ve lojistik uzmanları ayrıca, gümrüklerde yaşanabilecek olası gecikmeler, belgelerin yeniden düzenlenmesi süreçleri ve ek denetimlerin maliyetleri artıracağını, taşımacıların bu riskleri doğrudan navlun tarifelerine yansıtacağını ifade ediyor.

Taxology hukuk firmasının SPOT sistemine ilişkin hazırladığı inceleme raporunda, güvence ödemesinin iş dünyası açısından sürecin en karmaşık ve sorunlu başlıklarından biri olduğuna dikkat çekildi.

Raporda, “Soru işaretlerinin büyük kısmı, güvence ödemesinin yatırılması, muhasebeleştirilmesi, iade mekanizmaları ve bu ödemenin tek vergi hesabı ile olan ilişkisine odaklanıyor. Ayrıca takip sistemine tabi etiketli ürünlerdeki ödeme mekanizmasının yeni sistemle nasıl entegre edileceği konusu da netlik bekliyor” tespitine yer verildi. Hukukçular, şirketlerin güvence ödemesinden muaf tutulma kriterleri konusunda daha net ve somut tanımlamalara ihtiyaç duyduğunu aktarıyor.

Rusya Federal Vergi Servisi (FNS) tarafından yapılan açıklamada, yatırılan güvence ödemesi miktarının, ithalatçının beyan ettiği sevkiyat belgelerindeki nihai tutarı aşması durumunda, şirketin fazla ödenen kısmın iadesi için başvuru yapabileceği belirtildi. Vergi idaresi, iade edilen bu tutarların mükellefin tek vergi hesabı bakiyesine aktarılacağını açıkladı.

Taxology raporunda öne çıkan bir diğer endişe kaynağı ise sevkiyat belgesinin ürünün ülkeye girişinden iki gün önce düzenlenmesi zorunluluğu oldu.

Şirketler, özellikle sınır bölgelerindeki tedarik zincirlerinde bu sürenin fiilen uygulanmasının imkansız olduğunu savunuyor.

Hukuk firmasının raporunda, konuya dair şu örneğe yer verildi:

“Belarus’tan yapılan sevkiyatlar bu durumun en somut örneğidir. Nakliye aracının sipariş edilmesinden yüklenmesine, sınırı geçmesinden boşaltılmasına kadar geçen süre çoğunlukla 24 saatin altındadır. Bu lojistik modelde, taşınacak yüke ve araca ilişkin kesin bilgiler ancak sevkiyatın gerçekleştiği gün netleşebilmektedir. İş dünyası, yasal düzenlemelerin teorik bir belge akışı modeline göre değil, sınır ötesi lojistiğin gerçek hızına göre uyarlanmasını talep etmektedir.”

Rusya

Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.

Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.

Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.

Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.

Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.

Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.

İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.

Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.

Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.

Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.

Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.

Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.

Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.

Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.

Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.

Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.

Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.

Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Bir komplonun anatomisi

Yayınlanma

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.


Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?

Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026

Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.

Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.

Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.

Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.

Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).

İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.

Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.

Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.

2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.

Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.

Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.

Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.

İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.

Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.

İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Yayınlanma

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.

Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.

FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.

FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.

Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.

Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.

Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.

Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.

Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.

Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.

Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English