Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya’da başkanlık seçimleri: Batı’nın adayı Boris Nadejin’e bakış

Yayınlanma

Rusya’da devlet başkanlığı seçimleri yaklaşırken Moskova’nın Ukrayna’daki savaşta aldığı tutumu eleştiren eski Donetsk Halk Cumhuriyeti (DHC) Savunma Bakanı İgor Strelkov dört yıl hapis cezası aldı ve Levıy Front (Sol Cephe) lideri Sergeye Udaltsov da ‘terör propagandası’ suçlamasıyla tutuklu yargılanıyor.

Son haftalarda, Batı taraftarı siyasi faaliyetlerinin yanı sıra televizyon programlarında liberal maskotu oynamasıyla tanınan Boris Nadejin de seçimlere adaylığını açıkladı. Nadejin’in şu anda seçimleri kazanmasına dair bir beklenti olmasa da rolünün bambaşka olduğu görülebilir.

Seçimler her daim bir ülkedeki durumu sorgulamak ve izlenen politikalar üzerinde düşünmek için bir fırsat. Değişim talebinin içeriden gelmemesi, yani Ukrayna’daki savaşın ve yaptırımların bir şekilde rejim değişikliğine vesile olmaması nedeniyle Nadejin gibi bir ismin sahaya sürülmesi tesadüf olmadı. Bu bağlamda, Rusya’daki devlet başkanlığı seçimleri gerçek bir jeopolitik kavga alanına dönüşüyor.

Topraklarının tamamında savaş durumu süren, devlet kurumları hem siyasi hem de kurumsal olarak işlevsizleşen ve genel seferberlik kapsamında seçimleri süresiz olarak erteleyen Ukrayna’nın aksine Rusya, kurumsal devamlılık kartını oynamak zorunda. Bu nedenle, herkes objektif olarak halkın çoğunluğunun desteğine sahip olan Vladimir Putin’in kazanmasını beklese bile, seçimler planlandığı gibi mart ayında yapılacak.

Ancak çoğunluk bütünlük anlamına gelmez, dolayısıyla açık bir kapı mevcut. Aynı ideolojik paradigma (egemenliğin güçlendirilmesi ve ulusal çıkarların savunulması) içinde farklı bir siyasi rota önerenlerin iç siyasi tartışmanın bir parçası olması son derece normal.

Fakat bu ideolojik muhalefetin adayı daha yeni ortaya çıktı. Boris Nadejin, kampanya ekibinde eski tüfek liberalleri bir araya getiriyor. Bunlar arasında eski Yabloko ve PARNAS üyeleri de var. Kendisi de bu Atlantikçi liberal hareketten geldiği için bu zor değil. Bolotnaya protesto hareketinin ardından, yıllar boyunca çeşitli gösterileri aktif olarak destekleyen bu hareketin bir kısmını bir araya getirmek için kurulan parlamento dışı ‘Yurttaş İnisiyatifi’ partisi adına seçimlere katılıyor.

Nadejin’in liberal SPS partisi adına parlamento üyesi olduğunu ve partinin dağılmasından sonra geriye kalanların bu Yurttaş İnisiyatifi’ne katıldığı da hatırlatılmalı.

Mihail Hodorkovskiy’den Nadejin’e destek

Nadejin’in adaylığı, Londra’da ikamet eden sürgün Rus oligarklardan destek alana kadar adaylığı medyada pek yer etmemişti. Seçim kampanyası, vergi kaçırma ve dolandırıcılıktan hüküm giyen Mihail Hodorkovskiy insanları Nadejin’e oy vermeye çağırdığında resmen başlamış oldu.

Programının basit olduğunu söylemek gerekir; sadece ‘barış’ maddesi öne çıkıyor. Zafer anlamında bir barış mı ya da yenilgi anlamında da mı, bunun pek bir netliği yok. Batı propagandasının Rusya’daki sistematik baskıya ilişkin iddialarının ötesinde, toplumun Ukrayna’ya dönük askeri müdahaleyi desteklemeyen bir kesimi olduğu açık olduğundan, bu seçmen kitlesini birleştirmeye çalışmak, siyasi olarak ve medyada görünür kılmak, gelecek için potansiyel bir güç olarak pekiştirmek amaçlanıyor. Bu uzun vadeli bir oyun.

Açıkça görülüyor ki Nadejin’in zafer tarifi ikinciye uyuyor. Kısmi seferberliğin sona erdirilmesini, çatışmalara son verilmesini, Kırım’ın ve yeni toprakların Rusya’ya ait olup olmadığı sorusunun yeniden müzakere masasına yatırılmasını ve Güney Osetya ve Abhazya sorununu ‘çözerek’ başta Gürcistan olmak üzere komşularıyla ‘iyi ilişkilerin’ yeniden tesis edilmesini öneriyor.

Kısacası Nadejin, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana Batı’nın dışarıdan yapamadığını içeriden siyasi olarak başarma iddiasında. Batı medyasında da son derece popüler.

Yeltsin formulü yeniden

Şu anda Rusya’nın çeşitli federe birimlerinde resmi aday olabilmesi için gereken 100 bin imzayı toplama sürecinde ve bunu başarma şansı çok yüksek, zira makine onun için çalışıyor. Sadece muhalif örgütlenmeler ve onların seçim listeleri söz konusu değil. Örneğin Tataristan’da, Yeltsin’in büyük yerel kurumsal özerklik vaadiyle oblastı parçalama mantığını benimsiyor. Ve elbette kampanya ekibi Tataristan liderinin eşinin otelinde kalıyor ve federal düzenin yeniden tesis edilmesinin çok zor olduğu bu federe cumhuriyette Tataristan Cumhurbaşkanı unvanını geri getirmeyi vaat ediyor: “Oblastlara daha fazla özgürlük tanımamız gerekiyor. Sadece cumhuriyetlere değil, oblastlara da.”

Boris Yeltsin’in tekniğini benimseyen, Atlantikçi çıkarları aynı hararetle savunan, çatılardan ‘iliklerine kadar vatansever’ olduğunu haykıran (bugünlerde herkes gibi) Nadejin, sadece dış destekten değil, aynı zamanda Rusya’nın küreselci klanlarının halihazırda koltuklarını korumasından da istifade ediyor. Fakat seçim yöneticilerinin hafızalarının kıt olduğu da bir gerçek; siyasi vizyon geliştirmek için biraz daha fazla siyasi kültür gerekiyor.

Nadejin’in zafer kazanmasını bekleyen yok. Amaç başka; ülkenin egemenliğini sorguladığı için bugün kabul edilemez olan bir söylemi meşrulaştırmak. Hodorkovskiy’in söylediği de o: “Boris Nadejin’e imzanızı verin. Nadejin adayınız olmasa bile, savaş karşıtı duruşunuzu ifade etmek için bir haftadan az zamanınız var. 2013 yılında Aleksey Navalnıy’a oy vermek için hapishaneden aramıştım. Kazanamayacağını biliyordum ama bu, yozlaşmış hükümete karşı ve değişimden yana olduğumu yüksek sesle ve net bir şekilde ifade etmek için bir fırsattı.”

RBK ve Kommersant gibi son iki yılda hizaya gelen liberal Rus mecraları da kendi adayları gibi görünen Nadejin’in adaylığının resmen tescil edilebilmesi için imza vermek üzere bekleyen uzun kuyrukları haber yapıyor. Kısacası, Kremlin’e karşı çıkan, cesaretle başını kaldıran ve Rusya sokaklarında özgür ve güzel bir şekilde kendini dayatan bir kalabalık imajını yayıyorlar.

Örneğin Tataristan’da onu görmeye gelen 300 kişilik bir ‘kalabalık’ ya da St. Petersburg’da insanların Nadejin’e imza vermek için bir buçuk saat kuyrukta beklediğini iddia eden haberlere rastlamak mümkün.

Adaylığı eğer tescil edilmezse, her zaman olduğu gibi seçimlere hile karıştırıldığı yönünde çığlıklar yükselecektir. Aksi yaşanırsa, her halükârda özgür bir seçim kazanma şansı olmayacaktır. Liberallerin seçim potansiyeli hala çok düşük ve toplumun bir kısmı askeri müdahaleyi desteklemese bile, bu onların ülkeyi Batı’ya satmak istedikleri anlamına gelmiyor. Öte yandan, aday olması televizyonda tartışmalara katılacak. Dolayısıyla, Kırım’ın ve yeni toprakların Rusya’ya ait olup olmadığını sorguladığı, ülkenin Batı ile ilişkileri ‘normalleştirmesini’ ve yaptırımları kaldırmak için teslim olmasını teklif eden ifadeler hiç olmadığı kadar rahat dile getirilecek.

Bu durum bir azınlığı tatmin etse de geniş gibi bir kesim, Strelkov gibileri kendilerini sanık sandalyesinde bulurken, sürgündeki oligarklar tarafından desteklenen bir ismin bu söylemi nasıl bu kadar rahat dile getirmesini anlamakta zorlanacaktır. Nadejin’in adaylığı Rusya’daki siyasi durumla ilgili kafa karışıklığını özetliyor; otuz yıllık hafıza formatlamasından sonra gerçek bir ideolojik seçim yapma isteksizliği/yetersizliği böyle bir çıkmazı da beraberinde getirdi.

Seçimlerin hileli olup olmadığına kim karar veriyor?

Bu konuda 2021’deki Duma seçimlerinde yaşananlara da değinmek kötü olmaz. Çoğu bölge ülkesinde seçim süreçlerine AGİT nezaret ediyor. Nitekim bir süredir tarafsız bir mekanizma olarak varlık göstermiyor.

Batılı üye devletlerin çoğunluğunun AGİT’i kendi ajandaları uyarınca kullandığı mesnetsiz bir iddia değil, somut olaylarla ispat edilebilir.

Örneğin, AGİT veya daha doğrusu AGİT’in seçim gözleminden sorumlu kurumu Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu (ODIHR), 2020 seçimlerinde Belarus’a gözlemci göndermeyi reddetti.

Ancak yine de AGİT, geçen yılın kasım ayında seçimlerin tanınmamasını talep etti. Bunu söylerken de Batı tarafından finanse edilen Golos adlı STK’nın gözlemcilerine işaret etti.

AGİT’in ne kadar taraflı olduğunun bir başka örneği de Ukrayna’ydı. Donbass’taki çatışmalarda AGİT gözlemcileri, yine geçen yılın kasım ayında Kiev yönetiminin karşılıklı ateşkes ihlallerinde meydana gelen can kayıplarının dörtte üçünden sorumlu olduğunu belirten bir rapor yayımladı. Fakat raporun ardından, ihlallere son verilmesine dönük bir çağrı ya da kınama mesajı gelmedi.

ODIHR, tıpkı Belarus’ta olduğu gibi Rusya’daki Duma seçimlerine de gözlemci göndermeme yönündeki kararının gerekçesini sudan sebeplere dayandırdı.

Daha önce Golos örgütü, Belarus seçimlerinin hileli olduğunu iddia eden bir rapor hazırlamıştı. Batılı politikacılar ve medya, Devlet Başkanı Aleksandr Lulaşenko’nun galibiyetini bu nedenle tanımamıştı ve o zamandan beri Svetlana Tihanovskaya’nın mağlup olduğuna dayanak olarak Golos’un raporu gösteriliyor. Golos’un raporunda sadece, Lukaşenko’nun yüzde 80 değil, yaklaşık yüzde 60’lık bir oy oranına eriştiği bilgisi yer alıyor.

Golos ve ODIHR arasında bir eşgüdüm olduğuna dair kanıtlar da var. İnternette gerçekliği tartışılmayan ve çokça paylaşılan bir video dolaşıma girdi. Şuradaki video, Golos’un düzenlediği bir seminerde gizlice çekilmişti.

Videoda konuşmacının arkasında, ODIHR logosunun bulunduğu bir powepoint sunusu göze çarpıyor ve konuşmacı şunu ifade ediyor: “Bu seçimin gayrimeşru olduğunu göstermenin görevimiz olduğunu hatırlatmak istiyorum.”

Son derece dürüst. Golos’a, seçim gözlemi ile ilgili değil, seçimleri itibarsızlaştırma görevi verildi, bunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Bunu nasıl yapacağız? Analistlerimiz, önceki seçimlerde olduğu kadar çok ihlal kaydedemeyeceğimizi söylüyor. Fakat bir planımız var: Bu eğitimin sonunda her birinize talimatlar içeren birer broşür verilecek. Her birinizin sandıklardan atılması için gerekli koşulları yaratacağız.”

Burada göz çarpan, Rusya seçimlerinin tahrif edilmeyeceğinden Batı’nın da emin olması. Muhtemelen daha fazlası da gelecekti ama kadın, bir süre sonra kayda alındığını fark ediyor ve çekimi yapan şahıstan kamerayı kapatmasını istiyor. ODIHR, açıklamada Golos’un, kendi logolarını bilgileri dışında kullandığını iddia ediyor. Söz konusu olan bir aile şirketi değil, uluslararası bir kurum; böyle bir durumda kınama mesajı beklenirdi ama gelmedi.

Rusya

Rusya parlamentosu, Merkez Bankası ve Sberbank’a İHA yetkisi verdi

Yayınlanma

Rusya parlamentosunun üst kanadı; Merkez Bankası, bağlı kuruluşu Rosinkas, Sberbank ve Özel Posta İletişim Kuruluşu’na insansız araç saldırılarını engelleme yetkisi veren yasayı onayladı. Düzenleme, bu kurumların tesislerini insansız hava, su üstü ve su altı araçlarından gelebilecek saldırı veya saldırı tehdidine karşı korumayı amaçlıyor. Yasa tasarısı Ağustos 2025’te Devlet Duması’na sunulmuştu.

Rusya parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi, Rusya Merkez Bankası’na, Merkez Bankası’nın bağlı kuruluşu Rosinkas’a, Sberbank’a ve Özel Posta İletişim Kuruluşu’na (Spetssvyaz) insansız araçların faaliyetlerini durdurma ve saldırıları engelleme yetkisi veren yasayı onayladı.

Düzenleme, söz konusu kurumların insansız araçlarla gerçekleştirilen saldırılara karşı koyabilmesini öngörüyor.

Federasyon Konseyi Hukuk Dairesi’nin değerlendirme metninde, “Federal yasa, Rusya Merkez Bankası ve Rus Tahsilat Birliği’nin tesislerinin yanı sıra özel posta iletişim kuruluşunun ve Sberbank Rossii Halka Açık Anonim Şirketi’nin tesislerinin, insansız araçlarla gerçekleştirilen saldırılara veya saldırı tehdidine karşı korunmasını sağlamayı amaçlamaktadır” ifadelerine yer verildi.

Yasa, bu kuruluşlara insansız araçların kontrol sinyallerini bastırma yetkisi tanıyor.

Düzenleme ayrıca insansız hava araçlarının yanı sıra su üstü ve su altı dronlarının hasara uğratılmasına veya tamamen imha edilmesine de izin veriyor.

Rusya’da halen kurumsal güvenlik birimleri, Rusya Ulusal Muhafızları (Rosgvardiya), İçişleri Bakanlığı, Federal Güvenlik Servisi (FSB), Federal Koruma Servisi (FSO), Dış İstihbarat Servisi (SVR), Federal Ceza İnfaz Servisi (FSIN) ve Acil Durumlar Bakanlığı’na bağlı kurtarma askeri birliklerinin personeli insansız hava araçlarının faaliyetlerini durdurma yetkisine sahip bulunuyor.

Söz konusu yasa tasarısı Ağustos 2025’te Devlet Duması’na sunuldu.

Yasa tasarısının gerekçesinde, askeri operasyon sürecinde Rusya Merkez Bankası’na ait tesislerin korunmasının öncelik olarak değerlendirildiği belirtildi.

Gerekçede, yeni federal bölgelerde bulunan Merkez Bankası tesislerinin de bu kapsamda yer aldığı kaydedildi.

Belgede, “Yasa tasarısının kabul edilmesi, Rusya Federasyonu’na karşı insansız araçlar kullanılarak gerçekleştirilen sabotaj ve terör eylemlerindeki artışın arka planında, ilgili tesislerin korunması gerekliliğinden kaynaklanmaktadır” denildi.

Rusya’da St. Petersburg Ekonomi Forumu gününde İHA saldırısı

Yasa girişiminin yazarlarından biri olan Devlet Duması Finansal Piyasalar Komisyonu Başkanı Anatoliy Aksakov, yaptığı açıklamada, korunacak tesislerin yakınında İHA karşıtı savunma sistemlerinin konuşlandırılacağını söyledi.

Aksakov, personele silah da verileceğini belirtti.

Aksakov, koruma sisteminin nasıl işleyeceğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Öncelikle ilgili tesislere yöneltilmesini ve saldırı düzenlenmesini zorlaştırmak için elektronik karıştırma uygulanacak. Yani çeşitli sinyaller bastırılacak. Bunun yanı sıra bu insansız araçları düşürmeye imkân veren sistemler de kullanılacak ve böylece ilgili tesisler korunacak.”

Aksakov, yasa tasarısının insansız araçlara karşı korunma faaliyetlerinin ilgili kuruluşların kendi bütçelerinden finanse edilmesini öngördüğünü de ifade etti.

Aksakov, “Ödemeyi kendileri yapacak. Eğer konu Merkez Bankası ise Merkez Bankası ödeme yapacak. Eğer konu Sber ise ödemeyi Sber yapacak” dedi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya ile Ukrayna arasında insansız hava aracı yarışı

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Denis Manturov, ülkedeki işletmelerin günde 15 binden fazla FPV dronu tedarik edecek kapasiteye ulaştığını açıkladı. Ukrayna tarafının üretim potansiyeli ise yıllık bazda Rusya için telaffuz edilen bu miktarın yaklaşık 1,5 katı düzeyinde bulunuyor.

Rusya’da savunma sanayisinden sorumlu Birinci Başbakan Yardımcısı Denis Manturov, ülkedeki yerli işletmelerin sadece FPV (First Person View/Birinci Şahıs Bakış Açılı) dron kategorisinde günde 15 binden fazla cihazı tedarik edebilecek kapasiteye ulaştığını açıkladı.

Kommersant gazetesine mülakat veren Manturov, üretim hacmindeki artışa dikkat çekerek, “Yerli işletmeler bugün sadece FPV dronlarında günde 15 bin adetten fazla teslimat sağlayabilecek durumdadır. Oysa 2023 yılında bu miktar ancak bir ayda üretilebiliyordu” ifadelerini kullandı.

Manturov, insansız hava araçlarının geliştirilmesi sürecinde yeni teknolojilerin devreye alındığını belirtti. Geliştiricilerin yapay zeka unsurları içeren teknolojileri ve parazit korumalı iletişim çözümlerini aktif olarak sistemlere entegre ettiğini kaydeden Manturov; kamikaze dronlar ile dolanan mühimmat alanlarının da şekillendiğini ifade etti.

Rusya Birinci Başbakan Yardımcısı, insansız sistemlerin üretimini ölçeklendirme, kalite seviyesini yükseltme ve nihai maliyetleri düşürme yönündeki çalışmaların kesintisiz sürdüğünü de sözlerine ekledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce yaptığı bir açıklamada askeri tedarik verilerine değinmişti. Putin, Nisan ayında yaptığı açıklamada, Rus birliklerinin 2024 yılında farklı tiplerde toplam 1,5 milyondan fazla insansız hava aracı teslim aldığını ve cephe hattına her gün yaklaşık 4 bin FPV dronu gönderildiğini beyan etmişti.

Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi tarafından paylaşılan veriler, iki ülkenin üretim kapasiteleri arasındaki farkı ortaya koyuyor.

Ukrayna savunma sanayisinin mevcut kapasitesi, 2026 yılı itibarıyla yılda 8 milyondan fazla FPV dronu üretilmesine imkan tanıyor. Ukrayna’da bu sınıftaki insansız hava araçlarının üretimiyle uğraşan 160’tan fazla şirket faaliyet gösteriyor.

Denis Manturov tarafından açıklanan günlük 15 bin adetlik kapasite referans alındığında, Rus işletmelerinin yıllık üretim potansiyeli yaklaşık 5,5 milyon cihaza tekabül ediyor.

Bu veriler ışığında, Ukrayna’nın beyan edilen yıllık üretim kapasitesi, Rusya Başbakan Yardımcısı Manturov’un işaret ettiği üretim seviyesini yaklaşık 1,5 kat geride bırakıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya Merkez Bankası döviz alımlarını haziranda dört kat artıracak

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası’nın iç piyasadaki net döviz alımları haziranda günlük 1,18 milyar rubleden 5,28 milyar rubleye yükselecek. Artış, Rusya Maliye Bakanlığı’nın bütçe kuralı kapsamında döviz ve altın alımlarını günlük 9,9 milyar rubleye çıkarmasından kaynaklanıyor.

Rusya Maliye Bakanlığı’nın bütçe kuralı kapsamında döviz ve altın alımlarını artırmasıyla birlikte, Rusya Merkez Bankası’nın iç piyasadaki net döviz alımları haziran ayında dört kattan fazla yükselecek.

Bakanlığın açıklamasına göre haziran ayında bütçe kuralı çerçevesinde her gün 9,9 milyar ruble tutarında döviz ve altın alımı yapılacak.

Buna karşılık düzenleyici kurum günlük 4,62 milyar ruble tutarında döviz satışı gerçekleştirecek. Bu nedenle Merkez Bankası’nın iç piyasadaki net döviz alımları günlük 5,28 milyar ruble karşılığına ulaşacak. Bu rakam bir önceki ayda günlük 1,18 milyar ruble düzeyindeydi.

Maliye Bakanlığı, haziran ayında federal bütçenin ek petrol ve doğalgaz gelirlerinin 220,2 milyar ruble olacağını öngörüyor.

Bakanlığın açıklamasında, “Mayıs 2026 sonuçlarına göre fiilen elde edilen petrol ve doğalgaz gelirlerinin beklenen aylık hacimden sapması ile baz aylık petrol ve doğalgaz gelir hacmine ilişkin değerlendirmenin baz düzeyden sapmasının toplamı eksi 12,0 milyar ruble oldu” ifadelerine yer verildi.

Bakanlık gelecekteki işlemlere ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Bu çerçevede yabancı para ve altın alımına yönlendirilecek toplam kaynak hacmi 208,2 milyar ruble olacak. İşlemler 5 Haziran 2026 ile 6 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Buna göre günlük yabancı para ve altın alımı hacmi 9,9 milyar ruble karşılığına ulaşacak.”

Haziran ayında Maliye Bakanlığı’nın döviz ve altın alımlarının hacmi mayıs ayına kıyasla yaklaşık 1,7 kat artacak. Günlük alım tutarı 5,8 milyar rubleden 9,9 milyar rubleye çıkacak.

Rusya Merkez Bankası, bu işlemleri aynalarken aynı zamanda döviz satışı da yapacak. Bu satışlar, Ulusal Refah Fonu’ndan geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen yatırımların piyasaya yansıtılmasını ifade ediyor.

Günlük satış hacmi 4,62 milyar ruble seviyesinde kalacak. Bu nedenle iç piyasadaki net döviz alımları günlük 1,18 milyar rubleden 5,28 milyar rubleye yükselecek.

Maliye Bakanlığı iki aylık aranın ardından alımlara dönmüştü

Rusya Maliye Bakanlığı mayıs ayında, iki aylık aradan sonra bütçe kuralı kapsamındaki döviz ve altın işlemlerine yeniden başlamıştı. Aynı dönemde bakanlık yaklaşık bir yıl aradan sonra ilk kez döviz ve altın alıcısı konumuna geçmişti.

Temmuz 2025 ile Şubat 2026 arasında bakanlık döviz ve altın satışı yapıyordu. Mart ve nisan aylarında ise işlemler tamamen durdurulmuştu.

Piyasa katılımcıları, Maliye Bakanlığı’nın döviz ve altın alımlarını artırabileceğini bekliyordu. Bununla birlikte tahminlerde daha güçlü bir artış öngörülüyordu.

T-Investments Başekonomisti Sofya Donets ile Sinara yatırım bankasının kıdemli ekonomisti Sergey Konıgin, bakanlığın günlük işlem hacminin 5,8 milyar rubleden 16 milyar rubleye çıkmasını bekliyordu.

Bu beklentilerin etkisiyle rublede değer kaybı başlamıştı. BKS Mir Investitsiy piyasa uzmanı Dmitriy Babin’in dikkat çektiği üzere, 2 Haziran’da Rus para birimi mayıs ortasından bu yana ilk kez yuan karşısında 10,8 ruble seviyesinin üzerine çıktı.

3 Haziran sabahındaki işlemlerde eğilim devam etti. Saat 10.30 itibarıyla yuan kuru, mayıs başından bu yana ilk kez 10,9 ruble seviyesine yaklaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English