Rusya
Rusya’nın en büyük ekonomi forumunda dev anlaşmalar imzalandı

Rusya’nın en önemli iş etkinliği olan St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu, son yıllarda trilyonlarca ruble değerinde anlaşmalara ev sahipliği yaparak küresel iş bağlantılarının merkezi haline geldi. Bu yıl 130’dan fazla ülke ve bölgeden 20 bini aşkın katılımcıyı ağırlayacak olan forum, diplomatik ilişkilerin 100. yılı vesilesiyle Suudi Arabistan’ı konuk ülke olarak misafir edecek.
Rusya’nın en önemli iş etkinliği olan XXIX. St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF), 3 Haziran’da kapılarını açtı.
Kuzey başkentinde 1997 yılından bu yana her yıl düzenlenen (sadece 2020 yılında Kovid-19 salgını nedeniyle gerçekleştirilemeyen) ve 2006 yılından beri Rusya Devlet Başkanı’nın himayesinde ve katılımıyla yürütülen forumun son yıllardaki öne çıkan verileri ve imzalanan en büyük anlaşmalar şöyle:
Bu yılki SPIEF-2026 organizasyonuna 130’dan fazla ülke ve bölgeden 20 binden fazla kişinin katılması bekleniyor. Diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yıl dönümü vesilesiyle bu yılki forumun konuk ülkesi Suudi Arabistan olacak.
Geçen yıl bu statü Bahreyn’e, 2024 yılında ise Umman’a verilmişti. Krallık heyetine Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman başkanlık edecek.
Forumun organizatörü olan Roscongress Vakfı’nın verilerine göre, 2025 yılındaki forum 144 ülkeden 24 bin 200 katılımcı ile tarihi bir rekor kırmıştı.
Genel katılımcı sayısındaki artışla birlikte, son yıllarda forumu ziyaret eden Rus ve yabancı şirket temsilcilerinin sayısı da yükseliyor. Geçen yıl bu sayı, bir önceki yılın 8 bin 300 ve 2022 yılının 1700 olan seviyelerini geride bırakarak 8 bin 700’ün üzerine çıktı.
SPIEF, iş bağlantıları kurma noktasında her geçen gün daha aktif bir platforma dönüşüyor. Roscongress ve Rusya Kamuoyu Araştırma Merkezi (VtSIOM) tarafından ortaklaşa yapılan bir ankete göre, 2022 yılında katılımcıların yalnızca yüzde 29’u forumdaki temel amaçlarının kendileri için önemli ortaklarla ilişkiler kurmak olduğunu belirtirken, bu oran 2025 yılında yüzde 44’e yükseldi.
Bunun yanı sıra, anketin yapıldığı an itibarıyla bu tür bağlantıları halihazırda kurmayı başarmış olan katılımcıların oranı da artış gösterdi. Bu gösterge 2022 yılındaki yüzde 12 seviyesinden 2025 yılında yüzde 27’ye ulaştı.
Ticari sır niteliğinde olan ve tutarı açıklanmayan anlaşmalar hariç tutulduğunda, 2007 yılından bu yana SPIEF kapsamında toplam değeri 47,5 trilyon rubleyi aşan anlaşmalar imzalandı.
Forum tarihinde 2013 yılı, toplam 9,6 trilyon ruble değerinde 102 anlaşmanın imzalanmasıyla rekor bir dönem oldu. O yıl ve aynı zamanda SPIEF tarihindeki en büyük işlem, Rosneft ile Çin Ulusal Petrol ve Gaz Şirketi (CNPC) arasında uzun vadeli petrol sevkiyatına yönelik yapılan 270 milyar dolarlık anlaşma olarak kayıtlara geçti.
2025 yılının sonuçlarına göre ise katılımcılar, toplam 6,48 trilyon ruble değerinde 1084 anlaşmaya imza attı. 2024 yılında ise 6,49 trilyon ruble tutarında 1073 anlaşma imzalanmıştı.
Son yılların en büyük anlaşmaları
SPIEF-2021 kapsamında imzalanan en büyük proje, Leningrad Bölge Valisi Aleksandr Drozdenko ile Rusgazdobıça AŞ Genel Müdürü Konstantin Mahov tarafından imzalanan, Ust-Luga’da 868 milyar ruble değerindeki entegre gaz işleme ve petrokimya tesisi inşaatı anlaşması oldu.
İnşaat süreci Gazprom ve Rusgazdobıça (operatör Ruskhimalliance) tarafından yürütülüyor. Etan içerikli gaz işleme kompleksi her yıl 45 milyar metreküp gaz işleyecek ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) üretimi 13,1 milyon ton olacak. Ham madde olarak Nadım-Pur-Tazovskiy bölgesinden gelen gaz kullanılacak. Gaz işleme kompleksinin ilk etabının 2026 yılında, LNG tesisinin ilk etabının ise 2027 yılında işletmeye alınması planlanıyor.
Aynı forumda Russkaya Platina, VEB ve VTB, Krasnoyarsk Krayı’ndaki Çernogorskoye maden yatağının geliştirilmesine yönelik toplam yatırım tutarı 570 billion ruble olan bir iyi niyet anlaşması imzaladı.
Yıllık 7 milyon ton bakır-nikel cevheri işleme kapasitesine sahip maden zenginleştirme tesisinin ilk etap inşaat maliyeti o dönemde 190 milyar ruble olarak öngörülürken, bu tutar daha sonra 240 milyar rubleye yükseldi. Yaptırımların etkisiyle tesisin işletmeye alınma tarihi 2026 yılının ikinci yarısına ertelendi.
2022 yılında ise çok sayıda büyük ölçekli anlaşma gerçekleştirildi. Rus şirketi Novıy Suhoputnıy Zernovıy Koridor (Yeni Kara Tahıl Koridoru) ile Çin devlet kuruluşu China Chengtong International Investment, Çin’e Sibirya tahılı tedarik edilmesini ve Ural, Sibirya ile Uzak Doğu bölgelerinde silo ağının geliştirilmesini öngören bir sözleşme imzaladı. Anlaşmanın toplam değeri yaklaşık 1 trilyon ruble olarak belirlendi ve sevkiyatlar 2023 yılının mayıs ayı sonunda başladı.
Aynı yıl St. Petersburg Forumu’nda Sber ve DOM.RF, 2022-2025 döneminde 1 trilyon rubleye kadar ipotek teminatlı menkul kıymet ihraç edilmesine yönelik bir mutabakat zaptı imzalayarak Rusya menkul kıymetleştirme piyasasında rekor bir seviyeye ulaştı. Bu hedefe Aralık 2025’te ulaşıldı.
Diğer bir büyük işlem ise Rusya Demiryolları (RJD) ile VTB arasında imzalanan beş yıl vadeli ve 630 milyar rubleye kadar olan kredi anlaşması oldu. Bu anlaşma, Avrupa kaynaklı kredilerin kısmen ikame edilmesine ve ulaşım altyapısının modernizasyonunun sürdürülmesine olanak tanıdı.
SPIEF-2023’ün en büyük işlemi, Rusal bünyesindeki Russkiy Alyuminiy Menedjment AŞ ile Leningrad Bölgesi hükümeti arasında bölgede iki etaplı bir alümina fabrikası inşa edilmesine yönelik anlaşma oldu. Proje; dört teknolojik alümina üretim hattı, derin deniz limanı ve liman altyapısı, çamur depolama alanı, enerji altyapısı ve yardımcı tesislerin inşasını kapsıyor.
Projeye yapılması planlanan yatırım tutarı 400 milyar ruble olarak açıklandı. İlk etabın 2028 yılında işletmeye alınması hedefleniyor. Tesisin inşası, yerli alüminyum sanayisinin ihtiyaç duyduğu ham maddenin ülke içinden karşılanmasına katkı sağlayacak.
Ayrıca Leningrad Bölgesi, Samolet Şirketler Grubu ile 323,2 milyar rublelik bir işbirliği sözleşmesi imzaladı. Sözleşme kapsamında sonraki 11 yıl içinde bölgede 2,26 milyon metrekare konut inşa edilmesi planlanıyor. Geliştirici firma ayrıca 2034 yılına kadar 13 anaokulu ve sekiz okul inşa edecek.
2024 yılındaki forum sırasında VEB.RF ve RusHydro, Uzak Doğu’da termik santral modernizasyonu projelerinin uygulanmasında işbirliği yapmak üzere bir anlaşma imzaladı.
Toplamda altı proje finanse edilecek: Partizanskaya GRES’in genişletilmesi, Neryungrinskaya GRES’in ikinci etabının inşası, Vladivostokskaya TETs-2’nin rekonstrüksiyonu, ayrıca Artemovskaya TETs-2, Habarovskaya TETs-4 ve Yakutskaya GRES-2’nin ikinci etabının inşası. Yeni veya modernize edilen enerji tesislerinin toplam elektrik kapasitesi 2100 MW, toplam yatırım hacmi ise 650 milyar ruble olacak.
SPIEF-2024 kapsamında Tomsk Bölgesi hükümeti de on yıl vadeli 500 milyar rublelik büyük bir sözleşmeye imza attı. Anlaşmaya göre Sibagro AŞ, Tom Nehri’nin sol yakasında konut, ticari, eğitim, spor ve kültür tesislerinin yer alacağı yeni bir bölge inşa edecek.
2025 yılının en büyük anlaşması, VEB.RF ile Natsproektstroy Şirketler Grubu arasında imzalanan kamu-özel ortaklığı projelerine yönelik işbirliği mutabakat zaptı oldu. Anlaşma çerçevesinde 2030 yılına kadar yaklaşık 1 trilyon ruble tutarında yatırım yapılması öngörülüyor.
Kaynaklar; büyük köprü geçişlerinin ve şehir çevre yollarının inşasına, ana altyapının geliştirilmesine, deniz ve nehir limanlarının genişletilmesine aktarılacak. VEB.RF, SPIEF-2025 kapsamında toplamda 1,6 trilyon ruble değerinde 12 anlaşma imzaladı.
2025 yılı forumunun diğer büyük işlemleri arasında, RJD ile Alfa-Bank arasında demiryolu altyapısının geliştirilmesini finanse etmek amacıyla kurulan 400 milyar rubleye kadar limitli kredi hattı anlaşması yer aldı.
Aynı dönemde St. Petersburg hükümeti ile Birleşik Gemi İnşa Şirketi, St. Petersburg’daki Severnaya Verf tersanesinin 2030 yılına kadar 300 milyar ruble yatırımla modernize edilmesi konusunda anlaşmaya vardı.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor








