Avrupa
Saksonya-Anhalt anketlerinde AfD açık ara birinci parti

11 gün sonra, Saksonya-Anhalt’taki seçmenler sandık başına gidecek ve Almanya için Alternatif (AfD) ilk kez, eyalet başbakanını belirleyebilir.
Son anketler, partinin oy oranını %43’e kadar çıkardığını gösteriyor. Bu da, anketlerde %20’nin biraz üzerinde bir oy oranı elde eden iktidardaki CDU’nun açık ara önünde yer alması demek.
Saksonya-Anhalt’taki AfD şubesi, eyaletin iç istihbarat teşkilatı tarafından “doğrulanmış aşırı sağcı” olarak sınıflandırılmıştı.
Fakat bu durum, seçim mitinglerinde bazen bir pop yıldızı gibi karşılanan partinin baş adayı Ulrich Siegmund’un popülaritesini pek sarsmadı.
Göç ve iltica konularına odaklanan Siegmund, yakın tarihli bir röportajda Almanya’nın “tüm dünyaya para dağıttığını” iddia etti ve 20 milyar avronun üzerinde Bürgergeld (vatandaşlık geliri) ödemesinin Alman vatandaşı olmayanlara gittiğini söyledi.
AfD’nin adayı ile eyalet yetkilileri arasında “sosyal yardım” polemiği
MDR Aktuel’e konuşan AfD’li, “Her dakika 20.000 avro Ukrayna’ya gidiyor. Bunların hepsi bizim eksikliğimiz olan paradır; federal hükümet bu parayı eyaletlere de aktarabilirdi,” dedi.
Magdeburg’daki İçişleri Bakanlığı ve Sosyal İşler Bakanlığı, Siegmund’un iddialarını reddetti.
İçişleri Bakanlığı sözcüsü, konuyla ilgili soruya yanıt olarak, “Sadece Saksonya-Anhalt’ta son on yılda sığınma ve entegrasyon için milyarlarca avro harcandığı iddiası yanlıştır,” dedi.
Fakat bakanlık, talep üzerine harcamalara ilişkin ayrıntılı bir liste yayınlamadı. Bu harcamaların tutarını belirlemek de zor çünkü bunların bir kısmı federal hükümet, bir kısmı da eyaletler tarafından karşılanıyor.
Ayrıca sözcü, makroiktisadi bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, maliyetlerin yanı sıra, örneğin yabancı çalışanların ödediği vergi ve harçlar gibi olumlu ekonomik etkilerin de hesaba katılması gerektiğini belirtti.
Eyalet ekonomisi alarm veriyor
Saksonya-Anhalt’ın işsizlik oranı Temmuz 2026’da %8,1 oldu. Bu oran, %6,4 olan Almanya ortalamasının oldukça üzerinde.
Eyaletin reel GSYİH’si 2025 yılında %0,2 daralırken, Almanya ekonomisi genel olarak düşük bir seviyeden de olsa %0,2 büyüdü.
Beklendiği üzere, seçmenler en önemli endişeleri olarak iş güvenliğini, ücretleri ve genel ekonomik durumu belirttiler.
Fakat analistler, AfD’nin açıkladığı daha kısıtlayıcı göç politikasının iktisadi durumun iyileşmesine yol açacağına şüpheyle yaklaşıyor.
Alman Ekonomi Enstitüsü’ne bağlı bir düşünce kuruluşu olan Yeni Sosyal Piyasa Ekonomisi Girişimi’nin (INSM) genel müdürü Thorsten Alsleben, Euractiv’e yaptığı açıklamada, “AfD’nin kısıtlayıcı göç politikası, Saksonya-Anhalt’ın işgücü talebiyle çelişiyor,” dedi.
Alsleben, AfD’nin defalarca dile getirdiği iddiaların aksine, Almanya’nın en büyük iktisadi sorununun aşırı göç değil, vasıflı işgücü eksikliği olduğunu da sözlerine ekledi.
Alsleben, AfD’nin “kültürel olarak yabancı vasıflı işçilerin” sayısının azaltılmasını da içeren, önemli ölçüde daha kısıtlayıcı bir göç politikası talep ettiğini ve ekonominin Alman işçilere daha fazla dayanmasını istediğini belirtti.
Vasıflı işgücü meselesi kampanyaların merkezinde
Siegmund Almanya’dan göç etmiş vasıflı işgücünü Saksonya-Anhalt’a çekmek istiyor.
Eyalet Başbakanı ve CDU’nun baş adayı Sven Schulze ise bu planı gerçekçi bulmuyor:
“Baden-Württemberg’den İsviçre’ye göç eden bir diş hekiminin, AfD burada iktidara gelirse Saksonya-Anhalt’ta bir muayenehane açıp açmayacağını merak ediyorum. Bundan şüpheliyim.”
Nüfus yaş ortalaması 50’ye yaklaşan ve Almanya’nın en yaşlı nüfusuna sahip Saksonya-Anhalt eyaleti için bu durum, önümüzdeki yıllarda vasıflı işgücü sıkıntısını daha da şiddetlendirebilir.
Alsleben, demografik değişim göz önüne alındığında, eyaletin göçe bağımlı olduğunu da sözlerine ekledi.
Müdür, aynı zamanda partinin kapsamlı yeni sosyal yardımlar getirmeyi, vergileri düşürmeyi ve yeni borçlanmaktan kaçınmayı vaat ettiğini fakat bu kombinasyonun finansmanının zor olacağını belirtti.
Halle Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü (IWH) tarafından yapılan yakın tarihli bir çalışma, partinin seçim programından elde edilen hesaplamalara göre, mutlak çoğunluğa sahip bir AfD hükümetinin Saksonya-Anhalt’ı yıllık en az 2,2 milyar avroluk bütçe açığıyla karşı karşıya bırakacağını ortaya koydu.
Eyaletin halihazırda yaklaşık 25 milyar avroluk borcu bulunuyor; bu, Almanya’daki kişi başına en yüksek borç seviyelerinden biri.
Araştırmanın yazarları, bu nedenle AfD liderliğindeki bir hükümetin, fon yetersizliği nedeniyle seçim programını tam olarak uygulaması pek olası olmadığı sonucuna vardı.
Partinin iktisat politikasına ilişkin sorular
Federal düzeyde de, başlangıçta avro karşıtı bir hareket olarak kurulan parti, iktisat politikasının tutarlılığı konusunda soru işaretleri yaratmaya devam ediyor.
AfD eşbaşkanı Alice Weidel, kısa süre önce partinin 2016 seçim bildirgesinde belirtildiği gibi hâlâ eurodan çıkmayı planlayıp planlamadığı sorusuna net bir yanıt vermekten kaçındı.
unun yerine, tek para birimini birçok Alman için dezavantaj oluşturan bir “zayıf para birimi” olarak nitelendirdi.
Alsleben ise, “Avro, ihracat odaklı bir ekonomi olarak Almanya’nın en önemli konumsal avantajı,” dedi ve AB üyeliğinin iktisadi faydası ile Almanya’da kişi başına yıllık ortalama 2.500 avroya ulaştığını da sözlerine ekledi.
Alsleben, “Weidel’in bu faydaları açıkça kabul etmemesi ciddi bir hata. AB’yi daha rekabetçi hale getirmeliyiz ama bunu sorgulamamalıyız,” dedi.
Avro konusunda partide kafalar karışık
Weidel’in ZDF’ye yaptığı açıklamalarda Avro bölgesinden çıkmak konusunda ihtiyatlı davranması, partide bu konuya ilişkin görüş ayrılıkları olduğuna işaret ediyor olabilir.
Şu anda AfD yeni bir temel program hazırlıyor. ZDF’nin edindiği bilgilere göre, yetkili program komisyonunda, gerçekçi olmasa da avro sisteminden çıkma talebinde ısrar edilip edilmeyeceği tartışıldı.
ZDF’nin elde ettiği taslakta, “Almanya, Avro sisteminden çıkmalıdır” başlığı altında şunlar yer alıyor: “Euro bugün her gün borçlar veya milyarlarca avroluk transferler yoluyla ‘kurtarılmaktadır’.”
Anlaşmaya aykırı ortak sorumluluk, AB düzeyinde yasaklanmış borçlanma, yasaklanmış devlet finansmanı ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından yetki sınırlarını aşan ekonomi politikası gibi sorumlulukların “büyük ölçüde Almanya’nın sırtına yüklendiğini” savunan taslak şöyle devam ediyor:
“[Almanya] ‘transfer birliğini’ feshetmeli ve ulusal bir para birimini yeniden getirerek sürekli kurtarma sürecinin yanlış yoluna son vermelidir; gerekirse, avroyu veya esnek bir ECU [Avrupa Para Birimi] benzeri hesap birimini paralel olarak muhafaza ederek.”
ECU, avronun öncül para birimiydi ve AB tarafından 1999 yılına kadar hesap birimi olarak kullanıldı.
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor











