Amerika
Senatör Rand Paul, Trump’ın İran görüşmelerine destek verdi

ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Trump yönetiminin İran’la yürüttüğü ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan anlaşma girişimine yönelik parti içi eleştirilere karşı çıktı. Paul, “Savaşlar neredeyse her zaman müzakerelerle sona erer” diyerek Başkan Donald Trump’a “Önce Amerika” yaklaşımı doğrultusunda çözüm üretmesi için alan tanınması gerektiğini söyledi.
ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Trump yönetiminin İran’la yürüttüğü ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan anlaşma girişimine yönelik parti içindeki eleştirilere karşı çıktı.
Başkan Donald Trump’ın askeri yetkilerini sınırlamayı amaçlayan Savaş Yetkileri Yasası oylamalarında Demokratlarla birlikte hareket eden ve savaşı daha önce de eleştiren Paul, Trump’ı hedef alan Cumhuriyetçilerin müzakereler için alan tanıması gerektiğini söyledi.
Paul, X platformundaki paylaşımında, “Savaşlar neredeyse her zaman müzakerelerle sona erer” ifadelerini kullandı. Cumhuriyetçi senatör, “Başkan Trump’ın barış müzakerelerini eleştirenler, Başkan Trump’a Önce Amerika yaklaşımına uygun bir çözüm bulması için alan tanımalı” diye yazdı.
Trump cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’la savaşı sona erdirecek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacak bir anlaşmaya yaklaştığını söyledi.
Trump, Truth Social hesabındaki paylaşımında, “Anlaşmanın nihai unsurları ve ayrıntıları şu anda görüşülüyor ve kısa süre içinde açıklanacak” dedi. Trump ayrıca, “Anlaşmanın diğer birçok unsuruna ek olarak Hürmüz Boğazı açılacak” ifadelerini kullandı.
Ancak Trump’ın açıklamasından önce de bazı Cumhuriyetçi senatörler, anlaşmanın içeriğine dair anladıkları unsurlara tepki göstermişti.
Trump’a yakın isimlerden ve İran konusunda sert tutumuyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, cumartesi günü X platformundaki paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Eğer İran çatışmasını sona erdirmek için bir anlaşmaya varılırsa ve bunun nedeni Hürmüz Boğazı’nın İran teröründen korunamayacağına ve İran’ın Körfez’deki büyük petrol altyapısını yok etme kapasitesini hâlâ elinde bulundurduğuna inanılmasıysa, İran diplomatik çözüm gerektiren baskın güç olarak algılanacaktır.”
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker da cuma ve cumartesi günleri yaptığı ayrı açıklamalarda, yönetimi savaşın gerekçesini boşa çıkaracak bir anlaşmayı kabul etmemesi yönünde uyardı.
Beyaz Saray ise eleştirilerin bir bölümüne karşı çıktı.
Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ortaya çıkan anlaşmaya yönelik kamuoyu önündeki eleştirilerine sert tepki gösterdi. Cheung, Pompeo’ya “aptal ağzını kapatmasını” söyledi.
Paul’un savaşı sona erdirme çabalarına verdiği destek, ABD’nin dış çatışmaların dışında kalması gerektiği yönündeki önceki açıklamalarıyla da uyumlu görülüyor.
Paul, İran konusunda daha saldırgan adımlar atılması gerektiğini söyleyen Lindsey Graham ve Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz gibi bazı Cumhuriyetçi senatörlerden ayrışıyor.
Cruz da barış görüşmelerine ilişkin kamuoyu önünde kuşkular dile getirmişti.
İran ise kendi açısından, görüşmelerin ilerlediğini ancak Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinden vazgeçmeyeceğini açıkladı.
Savaş nedeniyle boğaz neredeyse tamamen kapanmış durumda bulunuyor. Bu durum dünya genelinde petrol ve doğal gaz fiyatlarının yükselmesine yol açtı.
Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış, savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya ulaşılması yönündeki baskıyı Trump üzerinde artırdı. Ancak böyle bir anlaşmaya ulaşma çabaları şu ana kadar sonuç vermedi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek











