Asya
ABD Senkaku Adaları’nda nükleer kartını devreye soktu

ABD ile Japonya’nın dışişleri ve savunma bakanları iki ülke liderinin toplantısı öncesi bir araya geldi. Austin, tartışmalı Senkaku Adaları da dahil Japonya’ya yönelik her türlü saldırıya, ‘nükleer silah dahil tüm askeri güçleriyle karşılık vereceklerini’ belirtti.
Japonya Başbakanı Fumio Kishida yarın Beyaz Saray’da ABD Başkanı Joe Biden ile görüşecek. Tokyo’nun savunma harcamalarını artırmayı ve Çin topraklarını vurabilecek füzeler konuşlandırmayı da içeren radikal güvenlik politikası değişikliklerine gittiği bir dönemde gerçekleşen zirve öncesinde Çin’e karşı pozisyon almak için yeni adımları konuşmak üzere ABD ile Japonya’nın dışişleri ve savunma bakanları, Washington’da Güvenlik İstişare Komitesi Toplantısı’nda bir araya geldi. Dört bakan, Çin’e karşı “genişletilmiş caydırıcılık” konusunu ele aldıkları toplantının ardından ortak basın toplantısı düzenledi. ABD Savunma Bakanı Austin, tarihi bir karar alarak ABD’nin Japonya’daki askeri konuşlanmasını optimize edeceklerini söyledi.
Austin, ABD’nin Okinawa’daki 12. Topçu Alayının yeniden organize edilerek 12. Deniz Piyadeleri Kıyı Alayına dönüştürüleceğini söyledi. Bu dönüştürme sürecinin 2025’e kadar süreceğini anlatan Austin, bu alayın ABD ordusunun yeni kuvvet konsepti çerçevesinde oluşturulacağını ve ileri teknoloji istihbarat, gözlem, keşif ve uzun menzilli gemi savar sistemleri ile donatılacağını söyledi.
Çin’in ABD için yakın rakip ve zorlu bir sınama olduğuna işaret eden Austin, “Japonya ve ABD, Çin’in istikrarı bozan eylemleri konusunda ortak endişeler taşıyor. ABD’nin Japonya’yı nükleer de dahil olmak üzere tüm yeteneklerle savunma kararlılığını yeniden teyit etmek ve karşılıklı güvenlik anlaşmasının beşinci maddesinin Senkaku Adaları için geçerli olduğunun altını çizmek istiyorum” ifadesini kullandı.
Doğu Çin Denizi’nde Japonya’nın “Senkaku”, Çin’in de “Diaoyü” olarak adlandırdığı takımadalar, 5 ada ve 3 kayalıktan oluşuyor. Mülkiyeti Japonya’da olan, Çin’in ise iç bölge olarak hak iddia ettiği ve üzerinde kimsenin yaşamadığı adacıklar, uzun süredir egemenlik tartışmalarına neden oluyor.
Öte yandan 1955’te imzalanan ABD-Japonya Güvenlik Anlaşmasının 5. Maddesi kapsamında ABD Japonya’yı her türlü saldırı konusunda savunmayı taahhüt ediyor.
‘Tayvan’ın işgali yakın değil’
Çin’in Tayvan’ı işgalinin yakın olup olmadığına ilişkin bir soruya yanıt veren Austin, Çin ile iletişim kanallarını açık tutmaya çalıştıklarını söyledi. Bakan Austin, Çin’in Tayvan çevresinde hava ve deniz hareketliliğini arttırarak bölgede yeni bir normal oluşturmaya çalıştığını ancak Tayvan’ın işgalinin yakın olduğunu söyleyemeyeceğini dile getirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Atony Blinken da “Bugün, Ortak Müttefik Komuta ve Kontrol Merkezi, istihbarat, gözetleme ve keşif, tesislerin ortak kullanımı, ikili tatbikatlar dahil olmak üzere koordinasyonumuzu derinleştirmenin yollarını ele aldık” dedi. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), Çin ve Rusya’nın bölgedeki statükoyu değiştirmeyi hedeflediğini ileri süren Blinken, Rusya-Ukrayna savaşının da pasifik bölgesindeki statükoya yansımalarının olduğunu dile getirdi.
ABD’li bakan aynı zamanda büyük güçler arasında iletişim kanallarını açık olmasının önemine vurgu yaptı. Blinken önümüzdeki haftalarda Çin’e seyahat edeceğini ve Pekin ile yanlış hesaplamaları önlemek için iletişim kanallarını açık tutulmasını konuşacaklarını ifade etti.
‘Çin benzersiz bir stratejik sınama’
Japonya Dışişleri Bakanı Hayaşi Yoşimasa ise “Japonya ve ABD, Çin’in Doğu Çin Denizi’ndeki statükoyu değiştirme girişimlerine ve Japonya’nın Senkaku Adaları’ndaki uzun yıllara dayanan hakimiyetini baltalamaya çalışan davranışlarına karşı çıkmaya devam edecek” diye konuştu. Japon bakan, Çin’in kendileri için “benzersiz bir stratejik sınama” olduğuna işaret ederek, Pekin’in kendi menfaatlerine hizmet edecek bir uluslararası düzen kurma çabasının kendilerini derinden endişelendirdiğini kaydetti. Tayvan’a yönelik yaklaşımlarının değişmediğini anlatan Yoşimasa, Çin’in adaya müdahalesine karşı olduklarını söyledi. Yoşimasa, ayrıca ABD’nin Okinawa’daki askeri varlığını yeniden organize etme kararından memnuniyet duyduklarını belirtti.
Çin’e karşı ABD-Japon ittifakı
ABD Başkanı Biden göreve başladığından beri ABD ve Japonya, Çin’e daha güçlü mesaj vermek amacıyla savaş tatbikatları ve saldırı planları gibi Pekin tarafından kışkırtıcı olarak algılanan faaliyetlerine devam ediyor. ABD, Pekin’e karşı giderek daha şahin bir tavır alırken, Çin ordusunun Tayvan çevresindeki faaliyetlerini kendi güvenliğine tehdit olarak algılayan Japonya, yeni güvenlik ve savunma planları kapsamında, potansiyel saldırılara karşı kendini savunmak için ABD tarafından geliştirilen Tomahawk da dahil olmak üzere birçok uzun menzilli seyir füzesi satın alıyor. Ayrıca, Tayvan’la ilgili “endişeleri” nedeniyle ülkenin güneybatısındaki savunmasını güçlendiriyor. ABD ve Japonya tarafından doğrudan Çin’e karşı atılan bu adımlar Pekin’in tepkisini çekiyor.
Asya
Japon elektrik üreticisi JERA, ABD’deki veri merkezi için 3 milyar dolarlık büyük gaz yakıtlı santral kuracak

Nikkei Asia’nın pazartesi günü edindiği bilgiye göre Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, ABD’de aynı sahada yer alacak bir veri merkezi için yaklaşık 500 milyar yen, yani 3 milyar dolar değerinde büyük bir gaz yakıtlı elektrik santrali inşa edecek.
Bu adım, Japon şirketinin ABD’li teknoloji devlerinin yapay zekâya yönelik benzeri görülmemiş yatırımları karşısında hızla büyüyen enerji altyapısı talebinden pay alma hedefiyle birlikte geldi.
Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, büyük dil modellerinin eğitimi için bitişikteki veri merkezlerine elektrik sağlamak üzere ABD’de doğal gaz santrali inşa etmek amacıyla büyük Amerikan teknoloji şirketleriyle ortaklık kuruyor. 3 milyar dolarlık yatırım kapsamında kurulacak santralin 2028’de faaliyete geçmesi planlanıyor.
Bu proje, yapay zekâ eğitimi için istikrarlı elektrik arzına duyulan acil ihtiyacı yansıtıyor. Doğal gaz santralleri, veri merkezlerinin yüksek yük taleplerini karşılamak için geçiş dönemi çözümü işlevi görüyor.
Piyasa mekanizmaları açısından bakıldığında, yapay zekâ sermaye harcamaları elektrik üretimi ile veri merkezlerinin birlikte gelişimini tetikliyor. Finansman doğal gaz altyapısına ve hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerine yönelirken, elektrik ekipmanı tedarikçileri ve bulut hizmet sağlayıcıları bu süreçten fayda sağlıyor.
JERA daha önce yurt dışı enerji varlıklarına yönelik yatırımlarını aktif biçimde geliştirmişti. ABD’li teknoloji devleriyle bu santral işbirliği, Japon şirketlerinin küresel yapay zekâ tedarik zincirine katılma stratejisinin devamı niteliğinde. Bu eğilim, Microsoft gibi şirketlerin kendi veri merkezi enerji kaynaklarını inşa etmesine benzer bir yönelimi yansıtıyor.
Sermaye akışları bakımından proje, altyapı fonlarını ve enerji dönüşümü sermayesini kendine çekecek. Bu da doğal gazın yapay zekâ veri merkezleri için güvenilir bir baz yük enerji kaynağı rolünü güçlendirirken, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarını da teşvik edecek.
Google ve Amazon’un veri merkezleri için uzun vadeli elektrik alım anlaşmaları imzalamasına benzer şekilde, Japon şirketleri de doğrudan yatırımlar yoluyla yapay zekâ büyümesinden doğan kazançları güvence altına alıyor. Bu süreç, küresel enerji ve bilişim altyapısının entegrasyonunu hızlandırıyor.
Özünde bu gelişme, teknolojik ikame ve sanayi zincirinin yeniden yapılandırılması anlamına geliyor. Yapay zekâ eğitiminde kullanılan hesaplama gücündeki patlayıcı büyüme, yerel elektrik tedarikini zorunlu kılıyor. Bu durum, fiyatlama gücünü geleneksel kamu hizmeti şirketlerinden veri merkezleri ile elektrik üretiminin birleşimine doğru kaydırıyor ve küresel enerji sermayesinin tahsisini yeniden şekillendiriyor.
Japon sanayiciler ve yöneticiler, ABD’ye ‘sonu gelmez’ yatırımlar konusunda uyardı
Asya
Güney Kore, Orta Doğu’da savaş sonrası yeniden imar için görev gücü kurdu

Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun pazartesi günü yaptığı açıklamada, Güney Kore hükümetinin, Güney Koreli şirketlerin çatışma sonrası yeniden imar çalışmalarına katılımını desteklemek amacıyla Orta Doğu genelinde ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını belirlemek üzere bir görev gücü kurduğunu söyledi.
Cho, düzenlediği basın toplantısında, “Güney Koreli şirketlerin Orta Doğu’daki yeniden imar çalışmalarına katılımını kolaylaştırmak ve bölgeyle daha geniş ekonomik işbirliği geliştirmek amacıyla bakanlık özel bir görev gücü kurdu ve yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını aktif biçimde tespit etti” dedi.
Cho, “Krizlere verdiğimiz yanıtlar, Orta Doğu ülkeleri nezdinde Güney Kore’nin zor zamanlarda yanlarında duran güvenilir bir ortak olduğu algısını güçlendirdi” diye ekledi.
Geçen hafta ABD ve İran, aylar süren savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı. Söz konusu mutabakat, iki ülke arasındaki ateşkesi 60 gün uzatacak; bu süre içinde nükleer meseleler ve diğer başlıkların ele alınarak nihai bir barış anlaşmasına varılması için müzakereler yürütülecek.
Cho, anlaşmanın yalnızca kısa vadeli bir gerilimi azaltma tedbiri olarak kalmaması, aynı zamanda bölgede kalıcı barış ve istikrarın temeli haline gelmesi için ABD ve daha geniş uluslararası toplumla birlikte çalışacaklarını taahhüt etti.
Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan Güney Kore bağlantılı gemilere ilişkin olarak Cho, hükümetin ilgili koşulları ve Kore gemileri ile mürettebatının güvenliğini yakından izlemeyi sürdürdüğünü söyledi.
Cho, “Bizim gemilerimiz de dahil olmak üzere tüm gemiler için serbest ve güvenli geçişin hızla yeniden tesis edilmesini sağlamak amacıyla ilgili ülkelerle işbirliğimizi sürdüreceğiz” dedi. “Yakın gelecekte İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yapılması için Tahran ile koordinasyon halindeyiz” diye ekledi.
Okyanuslar Bakanlığı’na göre, Güney Kore tarafından işletilen iki gemi pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan çıktı. Bu gemiler, geçen haftaki ABD-İran anlaşmasıyla stratejik deniz yolunun yeniden açılmasının ardından su yolundan geçen ilk Güney Kore bağlantılı gemiler oldu.
Bu çıkışla birlikte bölgede kalan Güney Kore bağlantılı gemi sayısı 22’ye düştü.
Daha sonra bakanlıktan üst düzey bir yetkili, Güney Kore ile ABD’nin bu yıl içinde, Seul’ün nükleer denizaltı arayışı ile uranyum zenginleştirme ve kullanılmış yakıtı yeniden işleme kabiliyetleri dahil olmak üzere temel nükleer işbirliği konularında anlaşmaya varmasının beklendiğini söyledi.
Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, “Son görüşmeler Güney Kore’de yapıldı ve yakın gelecekte ABD’de yeni bir turun gerçekleştirilmesi bekleniyor” dedi.
Güney Kore’nin zenginleştirme ve yeniden işleme haklarını elde edebilmesi için ABD ile ikili nükleer işbirliği anlaşmasında, 123 Anlaşması olarak bilinen düzenlemede, kısmi ya da kapsamlı değişiklikler yapılmasını veya bir ek protokol kabul edilmesini sağlaması gerekecek.
Yetkili, “Bir anlaşmanın biçiminden çok içeriği önemlidir” dedi ve aynı ilkenin nükleer denizaltılara ilişkin görüşmeler için de geçerli olduğunu belirtti. “Mümkün olan en kısa sürede bir anlaşmaya varmak gibi net bir hedef belirledik” dedi.
Kuzey Kore konusunda ise yetkili, Çin’in Pyongyang’ın nükleer silah programına fiilen göz yumduğu yönündeki spekülasyonları reddederek, Pekin’in “bu konuyu kamuoyu önünde tartışmaktan kaçınmış göründüğünü” söyledi.
Bu açıklamalar, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in kısa süre önce Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile görüşmek üzere Pyongyang’a yaptığı ziyaretin ardından geldi. Önceki görüşmelerinin aksine, bu ziyarette Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması konusu kamuoyu önünde dile getirilmedi.
Bakanlık yetkilisi, “Çin’in bu konuyu kamuoyu önünde ele alma konusundaki isteksizliği, Kuzey Kore ile ilişkileri ve Pyongyang ile Moskova arasındaki büyüyen ilişki bağlamında daha geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir” dedi.
Yetkili ayrıca Kuzey Kore, Çin ve Rusya arasında derinleşen hizalanmanın arzu edilmeyen bir durum olacağı uyarısında bulundu ve Güney Kore, Çin ve Japonya arasındaki üçlü işbirliğinin önemini vurguladı.
Başkan Lee Jae Myung’un kısa süre önce G7 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump’a Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılmasının aşamalı olarak yürütülmesi yönünde yaptığı öneriye ilişkin olarak yetkili, Seul ile Washington’ın büyük ölçüde aynı çizgide kalmaya devam ettiğini söyledi.
“Çalışma düzeyindeki istişareler yoluyla ABD ile koordinasyonu sürdürdük; bu nedenle pozisyonlarımız arasında temel bir fark olduğunu düşünmüyorum” dedi.
Asya
Çin, Rusya’nın yaptırımlı LNG’si için ikinci terminali hazırlıyor

ABD yaptırımı altındaki Arktik LNG-2 projesinden geçen yıl sevkiyat almaya başlayan Çin, Rus sıvılaştırılmış doğalgazını kabul etmek için ikinci bir ithalat terminali hazırlıyor. Reuters’a konuşan kaynaklar, Şandong eyaletindeki yeni terminalin ekim ayına kadar hazır hale getirilmesinin planlandığını belirtiyor.
ABD yaptırımları altında bulunan ve geçen yıl Çin’deki bir limana sevkiyat gerçekleştiren Arktik LNG-2 projesinin yeni bir kabul noktasına sahip olabileceği belirtildi.
Reuters haber ajansına konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi olan üç kaynak, Çin’in yaptırımlı Rus sıvılaştırılmış doğalgazını (LNG) işlemek üzere ikinci bir ithalat terminali hazırladığını aktardı.
Söz konusu kaynaklar, bu amaçla doğu eyaleti Şandong’da yer alan ve inşası yeni tamamlanan Lungkou LNG terminalinin kullanılacağını bildirdi.
Enerji sektöründen üst düzey bir yönetici, mekanik ekipman montajı tamamlanan terminalin kış sezonu başlangıcı olan ekim ayından önce hazır hale getirilmesinin planlandığını ifade etti.
Yeni terminali, Ağustos 2025’ten bu yana Rus LNG’sini kabul eden Beyhay terminalini de işleten boru hattı şirketi PipeChina yönetecek.
Arktik LNG-2 projesini yürüten Novatek şirketi, Çin’in tek alıcı olarak kalması nedeniyle ürünlerini yüzde 35 ila yüzde 40 indirimle satmak zorunda kalıyor.
Projeden gaz ihracatının normal şartlarda 2024 yılının başında başlaması öngörülüyordu, ancak ABD 2023 yılının sonbaharında projeye yönelik yaptırımlar uygulamaya koydu.
Novatek, bu gelişmenin ardından LNG’yi yüzer depolama tesislerine taşımaya başladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in gerçekleştirdiği ziyaret döneminde, Kamçatka açıklarında bulunan bu depolama tesislerinin birinden Çin’e yönelik ilk sevkiyatlar gerçekleştirildi.
Kpler verilerine göre, 10 aydan kısa bir sürede Çin, Arktik LNG-2 projesinden toplamda 2,6 milyon ton ağırlığında 41 parti LNG teslim aldı. Projenin geliştirme planı ise yıllık 18,9 milyon ton üretim yapılmasını öngörüyordu.
Buna göre Novatek, yaptırımlar sebebiyle projenin tam kapasiteyle çalışması durumunda hedeflenen miktarın yaklaşık 6 kat daha azını satabildi. Şirket, iki üretim hattını inşa etmesine rağmen üçüncü hattın inşasını ertelemek zorunda kaldı.
Reuters, Beyhay terminalinin yaptırım listesinde yer alan bir diğer tesis olan “Gazprom LNG Portovaya” fabrikasından da üç parti gaz kabul ettiğini kaydetti.
Beyhay’daki Çin terminalinin yıllık kapasitesi 6 milyon ton düzeyinde bulunurken, Lungkou’daki yeni terminalin yılda 5 milyon ton gaz kabul etme kapasitesine sahip olacağı belirtildi.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









