Diplomasi
SIPRI raporu: Avrupa’nın silah faturası üç katına çıktı, Washington hakimiyetini pekiştirdi

Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) “2025 Uluslararası Silah Transferleri Eğilimleri” raporu, 2021-2025 döneminde küresel silah ticaretinin belirleyici koordinatlarını gözler önüne serdi: Avrupa, silah ithalatını üç kattan fazla artırarak bölgesel sıralamada dünyaya fark attı; ABD ise tek başına küresel ihracatın yüzde 42’sini karşılayarak sektördeki egemenliğini bir kez daha tescilledi. Rusya’nın ihracat hacmindeki yüzde 64’lük erime ise bu dönemin en çarpıcı tablo değişikliği.
Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) “2025 Uluslararası Silah Transferleri Eğilimleri” raporu, 2021-2025 döneminde Avrupa’nın silah ithalatını üç kattan fazla artırarak bölgeler sıralamasında zirveye oturduğunu ortaya koydu.
Beş yıllık dönemde silah ihracatındaki ilk 10 ülke sıralaması şöyle:
1. ABD: Küresel silah ihracatında yüzde 42 payla tartışmasız lider konumunu sürdürdü; 35’i Avrupa’da olmak üzere toplam 99 ülkeye silah tedarik etti. Kıtalar arası dağılımda 18 ülke ile her iki Amerika, 17’şer ülkeyle Afrika ile Asya ve Okyanusya, 12 ülkeyle de Ortadoğu yer aldı. ABD silahlarının en büyük alıcıları Suudi Arabistan (ihracatın yüzde 12’si), Ukrayna (yüzde 9,4) ve Japonya (yüzde 8,9) oldu. Beş yılda ABD’nin genel silah ihracatı yüzde 27 artarken Avrupa’ya yönelik sevkiyat yüzde 217 büyüdü.
SIPRI’nin silah transferleri programından kıdemli araştırmacı Peter Vezeman, “ABD, her geçen gün daha çok çok kutuplu bir hal alan dünyada bile silah tedarikçisi olarak hakimiyetini daha da pekiştirdi” diye konuştu. Vezeman, ABD’nin silah alıcılarına ileri düzey askeri kabiliyetler kazandırdığını, Washington’ın ise silah ihracatını dış politika aracı ve ulusal savunma sanayiini güçlendirmenin bir vasıtası olarak konumlandırdığını vurguladı.
Fransa ivme kazandı, Avrupa içi ihracat patladı
2. Fransa: Küresel tedarikteki payı yüzde 9,8’e ulaşan Fransa, 63 ülkeye silah ihraç etti. Ülkenin en büyük müşterileri Hindistan (Fransız ihracatının yüzde 24’ü), Mısır (yüzde 11) ve Yunanistan (yüzde 10) oldu. Avrupa içindeki Fransız silah ihracatı ise yüzde 452 oranında büyüdü.
3. Rusya: İlk 10 içinde silah ihracatı gerileyen tek ülke oldu; beş yılda yüzde 64’lük düşüşle küresel tedarikteki payı yüzde 6,8’de kaldı. Silah aktardığı 30 ülke arasında toplam ihracatın yaklaşık yüzde 74’ünü üç ülke oluşturdu: Hindistan (yüzde 48), Çin (yüzde 13) ve Belarus (yüzde 13).
Rosteh devlet şirketinin başkanı Sergey Çemezov, SIPRI’nin savunma sektörü şirketlerine ilişkin hesaplama yöntemini eleştirdi. “Bu verileri biz de diğer ülkeler gibi, mesela Çin de yayımlamıyor; bunlar gizli. Bunları nereden alıyorlar? Sadece havadan uyduruyorlar” diye konuştu.
Almanya Çin’i geçti, Güney Kore yükseliyor
4. Almanya: Küresel tedarikteki payı yüzde 5,7’ye ulaşan Almanya, bu dönemde Çin’i geride bıraktı. Alman silah ihracatının yaklaşık dörtte biri Ukrayna’ya giderken sıralamada Mısır (yüzde 14) ve İsrail (yüzde 10) izledi.
5. Çin: Küresel tedarikteki payı yüzde 5,6 olan Çin, askeri üretiminin büyük bölümünü Pakistan’a (Çin ihracatının yüzde 61’i) aktardı; Sırbistan (yüzde 6,8) ve Tayland (yüzde 4,7) diğer başlıca alıcılar oldu.
6. İtalya: 2021-2025 döneminde silah ihracatı yüzde 157 artarak küresel tedarikten yüzde 5,1 pay aldı. İtalya’nın ihracatının yüzde 59’u Ortadoğu’ya, yüzde 16’sı Asya ve Okyanusya’ya, yüzde 13’ü ise Avrupa’ya gidiyor. En büyük alıcılar Katar (yüzde 26), Kuveyt (yüzde 17) ve Endonezya (yüzde 12).
İsrail Gazze savaşına karşın ihracat rekoru kırdı
7. İsrail: Uzun yıllar bu sırayı elinde tutan İngiltere’yi geride bırakarak küresel tedarikten yüzde 4,4 pay aldı. Hindistan (İsrail ihracatının yüzde 29’u), Almanya (yüzde 21) ve ABD (yüzde 7,8) başlıca alıcılar arasında yer alıyor.
SIPRI’nin silah transferleri programından araştırmacı Zain Hussain, “Gazze’deki savaşa ve İran, Lübnan, Katar, Suriye ile Yemen’e yönelik saldırılara karşın İsrail, küresel silah ihracatındaki payını artırmayı başardı” diye konuştu. Hussain, İsrail savunma sanayiinin öncelikli olarak hava savunma sistemlerine odaklandığını ve bu sistemlere küresel talebin yoğun olduğuna dikkat çekti.
8. İngiltere: Küresel tedarikteki payı yüzde 3,4. En büyük alıcılar Katar (İngiliz ihracatının yüzde 31’i), ABD (yüzde 14) ve Ukrayna (yüzde 13).
9. Güney Kore: Küresel silah ihracatından yüzde 3 pay aldı; üretiminin büyük bölümü Polonya’ya (Güney Kore sevkiyatının yüzde 58’i) giderken onu Filipinler (yüzde 18) ve BAE (yüzde 9,5) izliyor.
10. İspanya: Küresel tedarikteki payı yüzde 2,3. Suudi Arabistan (ihracatın yüzde 28’i), Türkiye (yüzde 16) ve Belçika (yüzde 12) İspanya’nın başlıca müşterileri.
Ukrayna, Avrupa lider konumda
Ukrayna bu sıralamada küresel ihracattan yüzde 0,3’lük payla 21. sıraya yerleşti. Silahlarının büyük bölümünü Çin (Ukrayna ihracatının yüzde 64’ü), Hindistan (yüzde 23) ve Katar (yüzde 5,8) satın aldı.
İthalat cephesinde ise tablo son derece netti: Avrupa, 2021-2025 döneminde küresel silah alımlarının yüzde 33’ünü gerçekleştirerek ithalatını yüzde 210 artırdı ve bölgeler sıralamasında liderliği ele geçirdi. Ukrayna’nın ardından en fazla silah ithal eden ülkeler Polonya ve İngiltere oldu. İthal edilen silahların neredeyse yarısı (yüzde 48) ABD menşeli; bunu Almanya (yüzde 7,1) ve Fransa (yüzde 6,2) izliyor.
SIPRI’nin silah transferleri programından araştırmacı Katarina Cokiç, şu tespiti aktardı: “Avrupalı şirketler silah üretimini artırırken Avrupa Birliği’nin savunma sanayiine sunduğu yeni yatırım destek programı da Avrupa içi bazı siparişleri beraberinde getirdi; ancak Avrupalı devletler 2021-2025 döneminde, özellikle savaş uçakları ve uzun menzilli hava savunma sistemleri konusunda Amerikan silahlarını ithal etmeyi sürdürdü.” Diğer bölgeler olan Asya ve Okyanusya, Ortadoğu ile Afrika’da ise silah alımları son beş yılda geriledi.
Diplomasi
Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.
Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.
Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.
İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.
Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.
Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.
Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.
Diplomasi
OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.
Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.
Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.
Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.
OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.
Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.
Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.
Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.
Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.
Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.
ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.
Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.
Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.
Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.
Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.
Diplomasi
İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.
İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.
Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.
Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.
Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.
Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.
Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.
Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.
Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.
Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu








