Diplomasi
‘Tayvanlı siyasetçinin ziyareti ABD’nin Çin’i çevreleme stratejisinin bir parçası’

Çin Dışişleri Bakanlığı pazar günü Tayvan Başkan Yardımcısı William Lai’nin ABD’ye yaptığı ziyareti kınayarak Pekin’in egemenliğini korumak için güçlü adımlar atacağını söyledi. Uzmanlar, ziyareti ABD’nin Çin’i “çevreleme” stratejisi kapsamında değerlendirdi.
Ocak ayındaki seçimlerde Tayvan’ın bir sonraki başkanı olmaya aday Lai, yeni seçilen Devlet Başkanı Santiago Pena’nın yemin töreni için Paraguay’a giderken transit geçiş güzergahı olan New York’a indi.
Cumartesi günü geç saatlerde New York’a varan Lai’yi, ABD’nin Tayvan’daki “defakto temsilciliği” niteliğindeki Amerikan Enstitüsünün Washington Ofisi Direktörü Ingrid Larson ile New York’taki Taipei Ekonomi ve Kültür Ofisi temsilcisi Hsiao Bi-khim karşıladı.
Lai, ABD’de yaşayan Tayvanlılarla özel yemekte bir araya geldi ve orada Tayvan’ın bağımsızlığını savunan bir konuşma yaptı.
Lai’nin ayrıca çarşamba günü Taipei’ye dönerken San Francisco’da bir “mola” daha vermesi bekleniyor.
Pekin: Tek Çin ilkesini ve Çin’in egemenliğini ihlal ediyor
Lai’nin Taipei’den tarifeli bir uçakla New York’a inmesinden kısa bir süre sonra Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Tayvan bağımsızlık yanlılarının ABD’ye yapacakları her türlü ziyarete karşı çıkıldığı” belirtildi.
Lai’nin “Tayvan’ın bağımsızlığı fikrine inatla bağlı bir ayrılıkçı” olarak nitelendirildiği açıklamada, “Çin, Tayvan’ın bağımsızlığını savunan ayrılıkçıların her ne ad altında ve her ne gerekçeyle olursa olsun ABD’yi ziyaret etmesine karşıdır” ifadesine yer verildi.
Açıklamada, ABD ve Tayvan otoritelerinin Lai’nin siyasi faaliyetleri için “geçiş ziyareti” adı altında yaptıkları düzenlemenin “tek Çin” ilkesini ihlal ettiği, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verdiği kaydedildi.
Tayvan sorununun Çin’in temel çıkarlarının merkezi ve aşılmaması gereken “kırmızı çizgisi” olduğu vurgulanan açıklamada, “ABD’yi tek Çin ilkesine bağlı kalmaya ve liderlerini ‘Tayvan’ın bağımsızlığını desteklememe’ taahhüdünü uygulamaya çağırıyoruz” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada olayın, “Tayvan Boğazı’nda süregelen gerilimlerin Tayvan otoritelerinin bağımsızlık için ABD’nin desteğini sağlama çabalarından ve Washington’ın Tayvan sorununu Çin’i çevrelemek amacıyla kullanma eğiliminde olmasından kaynaklandığını bir kez daha ortaya koyduğu” görüşü paylaşıldı. Çin’in gelişmeleri yakından takip ettiği ve ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmak için “kararlı ve güçlü tedbirler alacağı” ifade edildi.
Seçim kampanyası
Tayvan’daki Amerikan Enstitüsü’nün Başkanı Laura Rosenberger, X’te (Twitter) yaptığı açıklamada Lai’yi çarşamba günü eve dönüş yolunda San Francisco’da karşılayacağını söyledi.
Aynı zamanda ayrılıkçı Demokratik İlerleme Partisi’nin (DPP) 2024 Tayvan bölge lideri seçimleri için aday olan Lai adadaki seçmenlerini ve ABD’deki destekçilerini “Çin’in Yeniden Birleşmesi”ne karşı “Tayvan’ın bağımsızlığı”, “demokrasiye karşı otoriterlik” anlatıları üzerinden ikna etmeye çalışıyor.
Öte yandan Lai’nin ziyaretleri Pekin ve Washington’un ilişkileri geliştirmeye çalıştığı bir döneme denk geldi.
Buna Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin ABD’ye yapacağı ve bu yıl içinde ABD Başkanı Joe Biden ile Çin Devlet Başjanı Xi Jinping arasında bir görüşmenin önünü açabilecek bir ziyaret ihtimali de dahil.
Tayvan Dışişleri Bakanlığı, bu ayın başında Lai’nin Tayvan lideri Tsai Ing-wen’in temsilcisi olarak Güney Amerika ülkesi Paraguay’ın yeni seçilen Devlet Başkanı Santiago Pena’nın 15 Ağustos’taki yemin törenine katılacağı, seyahati öncesi ve sonrasında ABD’nin New York ve San Francisco şehirlerine “geçiş ziyaretlerinde” bulunacağını açıklamıştı.
Paraguay, Tayvan’ı resmi olarak tanıyan az sayıdaki ülke arasında yer alıyor.
Tayvan lideri Tsai Ing-wen de nisan ayı başında Orta Amerika ülkeleri Guatemala ve Belize ziyaretleri öncesi ve sonrasında ABD’ye “transit ziyaretlerde” bulunmuş, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy ile görüşmüştü.
Çin ordusu, ziyarete tepki olarak Ada çevresinde 3 gün süren askeri tatbikat düzenlemişti.
Pekin, “Tek Çin” ilkesi bağlamında Tayvan’ın dünya ülkeleriyle müstakil diplomatik ilişkiler kurmasına karşı çıkıyor ve bu görüşmeleri “iç işlerine müdahale” olarak değerlendiriyor.
Prof. Dr. Hasan Ünal: Tayvan üzerinden Çin’e karşı vekalet savaşı
Tayvanlı liderin ziyaretini ve ABD’nin Tayvan politikasını değerlendiren Prof. Dr. Hasan Ünal, Washington yönetiminin Çin’e karşı Tayvan üzerinden bir vekalet savaşı yürüttüğünü söyledi.
Özellikle Biden yeniden seçilirse Tayvan üzerinden ABD’nin Çin’e karşı konumunu güçlendirmeye ve vekalet savaşını hızlandırmaya çalışacağını kaydeden Ünal, Amerikan dış politikasında radikal bir değişiklik olmazsa gidişatı böyle gördüğünü ifade etti.
‘Amerikan silah sanayisi açısından ideal senaryo’
“Amerikan silah sanayisi açısından baktığımızda da ideal senaryo bu” yorumunu yapan Prof. Ünal, “Ukrayna’da silah sanayine yapılan yatırımı düşünün, aynı şekilde Çin’e karşı bir mücadeleye girişildiğinde bunun boyutlarını düşünün. Ek olarak ABD, Asya-Pasifik’teki müttefiklerini de böyle bir durumda silahlandıracaktır, ki silahlandırmaya başladı da. Dolayısıyla Pentagon bütçesi de böyle bir durumda artırılacaktır” diye devam etti.
‘Amerikan ekonomisini ve toplumunu olumsuz etkiler’
Bunun ABD derin devleti için harika bir senaryo olduğunu kaydeden Ünal, diğer yandan bu senaryoda ısrarcı olurlarsa bunun Amerika’nın elinde patlayacağını da vurguladı: “Belli kesimler bundan nemalansa da, bu senaryo Amerikan ekonomisini temelde kötü etkileyecektir. Ülkenin temel giderleri için bütçe yok, ancak silah için bütçe var. Bu durum tabii ki ülkedeki sorunları daha da derinleştirecektir, toplumsal, sosyal ve ekonomik çözülmeyi hızlandıracaktır.”
Ancak Ukrayna’da ABD’nin beklentileri çökerse, o zaman Çin’le böyle bir mücadeleye girişmenin Amerika açısından zor olacağını da sözlerine ekledi.
Prof. Ünal diğer yandan Tayvan’daki bağımsızlık yanlısı gruplara da dikkat çekti ve bu grupların da “yeniden birleşmeye” karşı ellerindeki son kozu onamak için ABD’yi bu ziyaretlere zorlamış olabileceği yorumunu yaptı.
Prof. Dr. Barış Doster: Washington’ın Çin’i çevreleme stratejisinin bir parçası
Lai’nin ziyaretinin daha geniş kapsamlı ABD politikaları çerçevesinde okunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Barış Doster şunları söyledi:
“Öncelikle Tayvan’daki siyasetçinin bu ziyareti, ABD’nin Çin’i kışkırtma ve Çin’i yakın çevresinden çevreleme-kuşatma stratejisinden, bu kapsamda AUKUS ve QUAD gibi örgütlenmelerle Çin’in yakın çevresindeki ülkeleri bu stratejiye dahil etme planlarından bağımsız ele alınamaz. Eski ABD Temsilciler Başkanı Pelosi’nin Tayvan ziyareti de bunun öncü adımlarından biriydi. Belli ki ABD’nin bu tarz hamleleri devam edecek.”
İkinci olarak iktisadi unsurlara vurgu yapan Doster, ABD’nin Çin’le giriştiği ekonomik yarışta geri kaldığını, dolayısıyla Pekin’i ekonomik olarak engelleyemeyeceğinin farkında olan Washington’ın elinde geriye bu tarz gerilimleri artırmaktan ve Çin’i kuşatacak şekilde askeri yığınağını tahkim etmekten başka koz kalmadığını ifade etti.
‘ABD’nin Çin’e verdiği sözlere ve ikili anlaşmalara aykırı’
Bu eylemlerin ABD’nin Çin ile yaptığı anlaşmalara ve verdiği sözlere de aykırı olduğunu belirten Doster, bu kışkırtmaların devam edeceğini ancak ABD’nin bunun üstünde Çin’le doğrudan bir çatışmayı ve askeri gerilimi göze alma niyeti olmadığını söyledi.
ABD yönetimi Çin’i diplomatik olarak tanıma sürecinde ‘Tek Çin’ ilkesini benimsemişti. 1979’da bunu yazılı olarak da beyan etti. 1972’de Çin ile ABD arasında ilk görüşmede ABD, “Tayvan ve Çin’i tek parça olarak kabul ediyorum” demişti. 1979 yılına geldiğimizde ise taraflar birbirlerini karşılıklı olarak tanıdılar. 1979’da ABD, ‘Artık Çin’in temsilcisi olarak Tayvan’daki hükümeti değil aksine Çin Komünist Partisi’nin kurduğu Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıyorum” dedi. Tayvan’ın Çin anakarasına dahil olduğunu yani tek Çin ilkesini kabul etti. 1979’da bunu yazılı olarak da beyan eden ABD, “Tek Çin ilkesine saygı duyuyoruz ve Tayvan ile ilişkilerimizi ekonomik, kültürel ve resmi olmayan düzeyde devam ettireceğiz” dedi.
Ancak o zamandan beri, bu ilkeyi delen pek çok eylemde bulunan ABD, Tayvan’a sistematik olarak silah gönderdi, adadaki birliklerinin sayısını 4 katına çıkardı, Pentagon Tayvan’a destek için özel bütçe ayırdı ve Washington Tayvan ile bir ticaret anlaşması imzaladı. Diplomatik olarak da ihlalleri devam ettiren ABD, eski Temsilciler Meclisi Pelosi’nin adaya yaptığı ziyaretin yanı sıra, Tayvan liderini de ülkede ağırladı.
Diplomasi
ABD ve Avrupa’dan Ukrayna için dört maddelik barış planı

The Washington Post yazarı David Ignatius, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna savaşını sona erdirmek için dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı. Plan, Ukrayna’ya NATO’nun 5. maddesine denk güvenlik garantisi sağlanmasını, savaş sonrası imar fonunu, cephe hattının dondurulmasını ve Rus enerjisine dayalı ortak gelir modelini kapsıyor.
The Washington Post köşe yazarı David Ignatius, ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek amacıyla dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı.
Müzakerelerin seyrine hakim bir Amerikalı yetkiliye dayandırılan makalede, Washington ile Avrupalı müttefiklerin iki tarafın savaş hedeflerinin gerisinde kalan ancak her iki ülkeye de güvenlik ve mali kazanımlar sunan bir çerçeve üzerinde çalıştığı kaydedildi.
Hazırlanan teklifin temel mantığını aktaran Amerikalı yetkili, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da savaş sonrası durumu görmelerine ve ardından taviz vermelerine yardımcı olmak için sorunu da çözümü de büyütmemiz gerekiyor” dedi.
Görüşmelerin geçen cuma günü ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un ev sahipliğinde, Florida’daki Hallandale Beach’te yer alan Shell Bay Golf Kulübü’nde altı saat süren bir toplantıda ele alındığı belirtildi.
Toplantıya Ukraynalı yetkililerin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Almanya temsilcileri katıldı.
Ignatius, diplomatik girişimlerin merkezinde yer alan dört temel başlığı ayrıntılandırdı. Planın ilk ayağını Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik restorasyonu oluşturuyor.
Makalede, Dünya Bankası ile yatırım şirketi BlackRock’ın Ukrayna’nın yıkıma uğrayan bölgelerini yeniden imara açmak, ölen ve yaralanan askerlerin ailelerine yardım sağlamak ve çöken ekonomiyi canlandırmak üzere bir finansman çerçevesi kurmayı amaçladığı bildirildi.
Müzakerecilerin Kiev’den maliyet tahminleri ile sağlanan fonların “savaş sonrası rantçılar tarafından yağmalanmayacağına” dair güvence istediği, Ukrayna tarafının ise rakamları birkaç gün içinde iletmesinin beklendiği aktarıldı.
İkinci ayağı ise güvenlik garantileri kapsıyor. Tasarıya göre ABD ve Avrupalı ülkeler, Rusya’nın saldırılarını yeniden başlatması durumunda Ukrayna’ya askeri karşılık verme taahhüdünde bulunacak.
Amerikalı yetkili bu yapıyı, NATO kurucu anlaşmasının kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine denk olarak nitelendirdi.
Düzenlemenin Moskova’nın Avrupa ile kendi güvenlik kaygılarını ele alacağı bir anlaşma müzakere etmesini de içerdiği ifade edildi.
Rusya ile kârın paylaşılacağı enerji anlaşması
Planın üçüncü ayağı, enerji işbirliği yoluyla Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu hedefliyor.
Değerlendirilen seçenekler arasında, Rus petrol ve doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak, gelirinin ise Rusya ile Ukrayna arasında paylaşıldığı bir boru hattı projesi yer alıyor.
Amerikalı yetkili, bu hattın Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi oranda düşüreceğini ve Moskova’ya Avrupa pazarında uzun vadeli erişim imkanı tanıyacağını dile getirdi. Çerçevenin ayrıca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağını belirlemesi öngörülüyor.
Teklifin en zor kabul edilebilir dördüncü ayağı ise cephe hattında çatışmaların dondurulması olarak kayda geçti.
Planda Rusya’nın mevcut kontrol hattı boyunca ateşkese razı olması, Ukrayna’nın ise Donbass dahil Rusya ordusunun kontrolü altındaki toprakların Moskova’nın denetiminde kalmasına izin vermesi tasarlanıyor.
Ignatius, cephe hattında neredeyse her gün yaşanan küçük çaplı kaymalar sebebiyle sınırın belirsiz olmasını önemli bir engel olarak tanımladı.
Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş
“Rafineri saldırılarını durdurursa Moskova’ya gideriz”
Makalede, barış girişiminin ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilimin gölgesinde kaldığı belirtildi.
Trump’ın her iki ülkeden de karşılıklı rafineri bombardımanlarını durdurmasını istediğini aktaran Ignatius, Ukrayna’nın en büyük rafinerisinin zaten vurulmuş olması sebebiyle bu şartın Rusya için kolay, ancak rafineri saldırılarını ekonomik koz olarak kullanan Zelenskiy için ağır bir taviz olduğunu yazdı.
Yetkilinin aktardığına göre Kushner ve Witkoff cuma günkü toplantıda Ukrayna heyetinden rafineri saldırılarını durdurmasını istedi ve aksi halde Trump’ın Moskova ile dizel anlaşması yapacağı uyarısında bulundu.
Zelenskiy’nin geri adım atmaması üzerine Trump, ara seçimler öncesinde fiyatları düşürme amacıyla Rusya ile dizel ticaretine onay verdi. Zelenskiy kararı “zayıflık” olarak niteledi; Beyaz Saray ise Kiev’e sağlanan kritik istihbarat desteğini kesme tehdidinde bulundu.
Amerikalı yetkili, “Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse yeniden masaya döneriz ve Moskova’ya gideriz” dedi.
Makalede değerlendirmelerine yer verilen bir Avrupalı diplomat ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tutumuna dikkat çekerek, “Putin barış konusunda ciddi görünmüyor” ifadesini kullandı.
Diplomasi
Meksikalı kartel mensupları Ukrayna’da: Hükümet soruşturma başlattı

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda savaştığını gösteren görüntüler üzerine resmi inceleme başlattı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, videonun gerçekliği ile kişilerin bölgeye nasıl ulaştığının araştırıldığını duyurdu.
Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda paralı asker olarak savaştığı yönündeki iddialar ve sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine inceleme başlattı.
Sosyal medyada yayımlanan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan videoda, Ukrayna askeri teçhizatı giymiş silahlı kişilerin çatışma bölgesinde Meksika’daki suç örgütlerine ait sloganlar attığı görülüyor.
Kayıttaki bir kişi, gruptaki diğer savaşçıların Sinaloa Karteli’nin bir kolu olan La Chapiza ile Jalisco Yeni Nesil Karteli mensubu olduğunu ima ediyor. Sigara içen gruptakilerin görüntülerde “Ukrayna’ya zafer. Çok yaşa Meksika, çok yaşa Kolombiya, çok yaşa Panama” dediği duyuluyor.
Sinaloa cartel sicarios just filmed themselves on the Ukrainian front, shouting greetings home while wearing full AFU kit. Mexican officials keep insisting “it’s only Colombians.”
Watch the video.
These aren’t idealistic volunteers but actual cartel foot soldiers using someone… pic.twitter.com/6kDtGUGFCO
— THE ISLANDER (@IslanderWORLD) October 12, 2026
Görüntülerin ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, hükümetin olayı iki aşamalı olarak ele aldığını açıkladı.
Sheinbaum, “Öncelikle videonun gerçek olup olmadığını, ikinci olarak da bu kişilerin o bölgeye nasıl ulaştığını belirlemek üzere inceleme yürütüyoruz” dedi.
İnceleme sonucunda videonun doğrulanması halinde yetkililerin, suç örgütlerine mensup olabilecek Meksikalıların Avrupa’daki bir silahlı çatışmaya nasıl dahil olduğunu tespit etmeye çalışacağını belirten Sheinbaum, bu kişilerin çatışmalarda yer alan özel bir şirket, bir ordu ya da bir hükümet tarafından silah altına alınmış olabileceğini dile getirdi.
Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda ise söz konusu kişilerin çatışma bölgesini FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar, fiber optik yönlendirme sistemleri ve modern piyade taktikleri alanında ileri düzey bir eğitim sahası olarak kullandığı, cephe deneyiminin ardından Meksika’ya ve ABD sınırına dönecek kişilerin güvenlik tehdidi oluşturacağı iddiaları dile getiriliyor.
Meksika’da ele geçirilen FPV dron sevkiyatları ve fiber optik makaraların bu yetenek aktarımının başladığını gösterdiği savunuluyor.
Ukrayna makamları ise Sheinbaum’un açıklamalarına veya söz konusu videoya ilişkin henüz kamuoyuna izahat sunmadı.
Meksikalı karteller, Ukrayna’da savaşan paralı askerleri bünyesine katıyor
Latin Amerika’da dron saldırıları artıyor
Öte yandan Fransız bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Intelligence Online, Haziran 2025’te yayımladığı haberde, Meksika Ulusal İstihbarat Merkezinin (CNI) Ukrayna’yı uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Uluslararası Lejyon’a katılma girişimleri konusunda uyardığını aktarmıştı.
Habere göre istihbarat birimi, paralı asker olmak isteyen bu kişilerin dayanışma amacıyla değil, Meksika güvenlik güçlerine ve rakip kartellere karşı kullanmak üzere FPV kamikaze dronlarını operasyonel düzeyde kullanmayı öğrenmek için cepheye gitmek istediğini bildirmişti.
Latin Amerika’daki suç örgütlerinin silahlı insansız hava araçlarını kullanımına ilişkin kaygılar, bölgedeki can kayıplarıyla da gündeme geliyor.
Foreign Policy dergisi de Kolombiya’da Temmuz 2024’te arkadaşlarıyla oynadığı sahaya dronla patlayıcı atılması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Dilan Camilo Erazo Yela’nın, Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Veri Projesi’ne (ACLED) göre ülkede dron saldırısıyla öldürüldüğü bilinen ilk kişi olduğunu aktardı.
ACLED verileri ve haber kaynakları, bu olayın ardından Kolombiya’da Ağustos 2025’te Antioquia’da 13 polisin ve Aguachica’da 7 askerin hedef alındığı benzer saldırıların düzenlendiğini kaydetti.
ACLED uzmanları, ülkedeki silahlı grupların bu savaş yöntemini Meksika’daki suç örgütlerinden öğrendiğini değerlendiriyor.
Aşırıcılık ve Teknoloji Küresel Ağı (GNET) bünyesinde çalışan Mathilde Gamba da yayımladığı analizde, silahlandırılmış dronların rakip örgütleri hedef almak, kolluk kuvvetlerine saldırmak, sivil halkı korkutmak ve toprak hakimiyeti sağlamak amacıyla rutin biçimde kullanıldığını belirtti.
Gamba, Meksikalı kartel mensuplarının Ukrayna savaşında geliştirilen taktikleri çevrim içi ortamlar üzerinden uyarlamakla kalmayıp doğrudan çatışma deneyimi kazanma arayışında olabileceğine dair kanıtların arttığını kaydetti.
Diplomasi
Newsweek Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört adayı açıkladı

Newsweek dergisi, Ukrayna’da Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıralarken eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı en güçlü rakip olarak gösterdi. Anketlerde Zalujnıy’a güven oranı yüzde 64 ile Zelenskiy’nin önünde seyrediyor.
ABD merkezli haber dergisi Newsweek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıraladı.
ABD yönetiminden Ukrayna’da yeni bir devlet başkanlığı seçimi yapılması yönünde gelen çağrının ardından hazırlanan değerlendirmede, Zelenskiy’nin karşısındaki en güçlü rakip olarak eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy öne çıkarıldı.
Derginin paylaştığı listede, şu anda Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi olarak görev yapan eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatının (GUR) eski başkanı ve mevcut Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kırilo Budanov, eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov ile ülkenin beşinci devlet başkanı ve muhalefetteki Avrupa Dayanışması partisinin lideri Petro Poroşenko yer alıyor.
Ekim ayında Reyting adlı sosyolojik araştırma grubunun yayımladığı anket verileri, olası bir başkanlık yarışında Zalujnıy’ın Zelenskiy’ye en yakın isim olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü Zelenskiy’ye, yüzde 20’den fazlası ise Zalujnıy’a oy vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.
Kamuoyu güveninde ise eski Genelkurmay Başkanı önde görünüyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü Zalujnıy’a güvendiğini belirtirken, mevcut Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yönelik güven oranı yüzde 53 düzeyinde kalıyor.
Aberystwyth Üniversitesinden uluslararası politika uzmanı Jenny Mathers, Newsweek’e yaptığı değerlendirmede, siyasetçiler ve askeri figürlerin savaş sürecinde edindikleri itibarın seçmen tercihleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi.
Mathers bununla birlikte, eski Devlet Başkanı Poroşenko’nun makam için şansı en düşük adaylardan biri olduğunu kaydetti.
Görevden ayrılışı ülke çapında kitlesel gösterilere yol açan eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, ağustos ayında çatışmalara rağmen Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması gerektiğini ifade etmişti.
Fedorov daha önceki beyanlarında aday olmayacağını vurgulamış, istifasının ardından lehine düzenlenen mitingleri de “siyasi mücadele” olarak değerlendirmediğini açıklamıştı.
Trump seçim çağrısı yaptı, Zelenskiy ateşkes şartı koştu
ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’da yeni bir seçime gidilmesi önerisinde bulunarak Zelenskiy’yi ABD’ye zarar vermek istemekle suçlamıştı.
Trump, “Anlaşmaya varabilecek yeni bir lider bulunmasını öneriyorum. Çünkü o pek çok anlaşma yapabilirdi fakat bir nedenle bunu hiçbir zaman yapmadı” ifadelerini kullanmıştı.
Milyarder Elon Musk da Trump’ın Ukrayna’da devlet başkanının değişmesi yönündeki çağrısına destek vermişti.
Zelenskiy ise ertesi gün ABC News kanalına verdiği mülakatta, Rusya’nın 60 günlük tam bir ateşkesi kabul etmesi durumunda Ukrayna’nın devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye hazır olduğunu duyurmuştu.
Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin Mart 2024 sonunda düzenlenmesi planlanıyordu ancak yürürlükteki sıkıyönetim sebebiyle sandık kurulmadı.
Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin Mayıs 2024’te dolmasının ardından Moskova yönetimi Ukrayna liderini gayrimeşru ilan etti.
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı ise görev süresinin sona ermesine rağmen Zelenskiy’yi Ukrayna Devlet Başkanı olarak tanımayı sürdürüyor.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını6 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı










