Diplomasi
Tokayev, Rusya ile işbirliğinin ana hatlarını değerlendirdi

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 2024 yılında Kazakistan ile Rusya arasındaki işbirliğinin önemli projelerle güçlendiğini ve geleceğe yönelik planların sürdüğünü vurguladı. Ulaşım, enerji ve ekonomik alanlarda yapılan çalışmaların detaylarını paylaştı.
Rusya ile Kazakistan, farklı alanlarda ilişkilerini sistematik olarak güçlendiriyor. 2024 yılı, pek çok projenin dönüm noktası oldu. Bu konuda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 3 Ocak’ta Ana tılı gazetesine verdiği röportajda önemli açıklamalarda bulundu.
Tokayev, röportajında Kazakistan’ın gelişimine ilişkin temel görüşlerini belirtti. Örneğin, sistematik ve hatta sancılı ekonomik reformlara başlayan Astana’nın, ülkenin beş yıllık gelişimi için sağlam bir temel attığını söyledi. Bireysel adımları ve sel mücadeleleri gibi belirli sorunları sıraladı. Bu sorun, Kazakistan’ı “su ile ilgili doğal afetlere karşı dayanıklılığın artırılması gerekliliği” düşüncesine itti.
Diğer uluslararası olayları da gündeme getirdi. Özellikle, Kazakistan batısındaki Azerbaycan uçağı kazasının soruşturulması için 17 uluslararası uzmanın davet edilmesi, soruşturmanın objektifliğinin garantisi olarak vurgulandı.
Tokayev, faaliyetlerinin dış politikaya eğilimi olduğu yönündeki iddiaları yanlış buldu. Bu açıklama, Tokayev’in 2026 yılında BM Genel Sekreteri olma ihtimali hakkındaki söylentiler ışığında geldi
Finansal alanda işbirliği
Tokayev, hükümetin mali bloğunun çalışmalarını değerlendirdi ve parlamento seçimlerinin erken yapılma olasılığını reddetti. Ayrıca, iktidarın gerçekleştirdiği veya henüz tartışılan çeşitli girişimleri tanımladı.
2024 yılında Rusya ve Kazakistan, ulaşım ve lojistik alanında aktif bir işbirliği yürüttü. Tokayev, bu konuların Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapılan müzakerelerde ele alındığını belirtti.
Aralık 2024’te Kazakistan Ulaştırma Bakanı Marat Karabaev, ülke toprakları üzerinden Çin ve Rusya arasında yeni bir çok modlu transit koridorun oluşturulacağını açıkladı. Proje, Doğu Kazakistan’da 120 km demiryolu ve nehir limanı inşasını içeriyor.
Nihai çalışma alanı, Mayıs 2025’te Çin, Kazakistan ve Rusya Ulaştırma Bakanları düzeyinde gerçekleştirilecek üç taraflı toplantıda belirlenecek. Ayrıca, 2025 yılı için Kazakistan’ın Rusya ve Türkmenistan ile birlikte tek bir taşıma operatörü oluşturmayı planladığı belirtildi.
Bakan, bu önlemlerin rotanın taşıma kapasitesini iki katına çıkarmayı ve taşıma hacmini yıllık 20 milyon tona yükseltmeyi hedeflediğini vurguladı.
2022 yılında ülkede iktidarın değiştiği dönemde, Kazakistan’ın “hukuk ve düzen” ilkesine uyması gerektiğini ve devletin “adil” olması gerektiğini belirtti.
Tokayev, “hukukun üstünlüğü ilkesine dayanan bir devlet, tüm vatandaşların kanun önünde eşit olduğu, eşit fırsatların kanunların, kuralların ve normların sıkı bir şekilde uygulanmasına dayandığı” şeklinde açıkladı.
Cumhurbaşkanı, “2022 yılından bu yana devletin mülkiyetine yasa dışı edinilen finansal ve diğer varlıkların geri alınması çalışmaları neticesinde 2 trilyon tengeden fazla (4,1 milyar dolar) iade edildiğini” ifade etti.
Uluslararası işbirliği ve gelecek perspektifleri
Tokayev, 2022 yılından sonra Nazarbayev liderliğindeki Elbası kurumunun varlığının sürdürülememesinin nedenini açıkladı.
O dönemde, Nazarbayev’in istifasının ardından yükselip cumhurbaşkanının altında çalışmaya başlamasıyla “çifte yönetim” söylentileri ortaya çıktı.
Tokayev, Nazarbayev ile şu anda ayda bir kez iletişimde olduklarını ve aynı zamanda Rusya Devlet Başkanı Putin ile de görüşmelerinin olduğunu belirtti. “Nazarbayev’in aralık ayındaki Putin ziyareti, geçen yılın ikinci ziyareti gibi görünüyor. Görünüşe göre, eski dostlar ve meslektaşlar olarak bir araya geliyorlar; hatırlayacakları çok şey var. Bu tür toplantıların inisiyatifi Nazarbayev [Nursultan Nazarbayev] tarafından yapılıyor ve onlar için son derece önemli,” dedi.
2024 yılı, Kazakistan ve Rusya arasında 21. yüzyılda Dostluk ve İttifak Anlaşmasının imzalanmasının 11. yılıydı. Putin, 2024 yılında iki kez Astana’yı ziyaret etti. Temmuz başında Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde, Kasım sonunda ise devlet ziyareti kapsamında Kazakistan’ı ziyaret etti. Kremlin, “devlet ziyaretinin gerçekleşmesi, ikili ilişkilerimizin başarılı gelişimini vurguluyor” şeklinde değerlendirdi.
Tokayev, Putin’in kasım ziyaretini “Görüş gündemimiz oldukça yoğun oldu,” şeklinde değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı “Ticari-ekonomik, ulaşım-lojistik, enerji, kültürel-eğitim alanlarında işbirliğini kapsayan tüm konuları detaylı bir şekilde ele aldık. Rus hükümetinin neredeyse yarısı Astana’ya geldi, bu da modern Kazakistan’ın Rusya için stratejik önemini gösteriyor,” dedi.
Astana’da Tokayev ile Putin arasında dört saat süren gayri resmi bir görüşme gerçekleşti. Cumhurbaşkanı, bu tür iletişimin “iki taraflı işbirliğinin ve uluslararası gündemin güncel sorunlarına ilişkin karşılıklı anlayışı güçlendirdiğini” belirtti.
Tokayev, “Kazakistan’ın çok yönlü dış politikasına, stratejik ortaklığımızın ve Rusya ile ittifak ilişkilerimize olan kesin bağlılığımızı açıkladım,” diye ekledi.
Görüşmede sadece ekonomi ve küresel politika değil, aynı zamanda 80. Zafer Yılı kutlamaları da ele alındı. Putin, Tokayev’i 2025 Mayıs ayında Büyük Anayurt Savaşı’nın 80. yıldönümüne ilişkin kutlamalara davet etti. Cumhurbaşkanı, bu yıldönümü ve hazırlıklarla ilgili ayrı bir röportajda, “Kazakistanlılar Nazizmin yenilgiye uğratılmasına önemli katkılarda bulundu,” diyerek savaş yıllarında ülkenin “güvenilir bir cephe gerisi” olduğunu belirtti.
Ticari ilişkiler ve ihracat
Tokayev, Putin’in Kazakistan’a yaptığı en çok ziyaret sayısının 33 olduğunu belirtti. “Ayrıca telefon görüşmeleri yapıyor, uluslararası forumlar kapsamında görüşüyoruz, kısacası sürekli iletişim halindeyiz,” dedi.
Tokayev, “Rusya, Kazakistan ile en aktif ticari-ekonomik ve yatırım işbirliğini geliştiriyor. Aksi olamaz, çünkü ülkelerimizi birbirine bağlayan dünyanın en uzun kesintisiz kara sınırıdır,” diye ekledi.
Kazakistan Stratejik Planlama ve Reformlar Ajansı’nın ulusal istatistik bürosuna göre, sadece 2024 yılının ilk 10 ayında Rusya’dan ithalat, aynı döneme göre yüzde 5,2 artarak 14,3 milyar dolar oldu. Bu arada, Rusya’nın Kazakistan’dan ithalatı biraz azaldı. Bu rakam, aynı dönemde yüzde 10,8 azalarak 7,55 milyar dolara düştü.
Putin’in Kazpravda gazetesine yayımlanan makalesinde, 2023 yılında mal ticaret hacminin 28 milyar doların üzerine çıktığı (Karşılaştırma için Çin ve Kazakistan’da 31,5 milyar dolar) ve ilk dokuz ayda 20 milyar dolara ulaşıldığı belirtildi.
Şu anda Kazakistan ile Rusya’nın özerk bölgeleri arasında yaklaşık 300 anlaşma mevcut ve iki taraflı ticaret hacminin yüzde 70’i bölgesel işbirliğine dayanıyor (sınır bölgelerinde ise yaklaşık yüzde 40).
Örneğin, Astrahan Oblastı, 2024 yılının ilk 10 ayında Kazakistan’a 15 bin ton tarım ürünü ihraç etti. Tokayev, Putin ziyareti öncesinde İzvestiya gazetesine yazdığı yanıt niteliğindeki makalede, 2023 yılında Rus şirketlerinin Kazakistan’a 3 milyar doların üzerinde yatırım yaptığını ve ülkesinin de Rus ekonomisine aynı miktarda yatırım yaptığını bildirdi. Ayrıca, Kazakistan ve Rusya, 18 milyar doların üzerinde 90 proje gerçekleştirdi ve 49 potansiyel proje halen uygulanma aşamasında.
Tokayev, Ulaan Köyü’ndeki Balhaş Gölü kıyısında bulunan nükleer santralin inşası konusunda kimin dahil edileceği sorusunu da yanıtladı. Kazakistan’da sonbaharda, ülkede nükleer enerji üretiminin gerekliliğine dair bir referandum yapıldı ve oyların üçte ikisi bu projeyi destekledi. Projenin karşıtları, 1949-1989 yılları arasında Semipalatinsk’ta gerçekleştirilen Sovyet nükleer testlerinin olumsuz sonuçlarına atıfta bulunarak çevresel riskleri vurguladılar.
Tokayev, bu konunun Putin’in Astana ziyareti sırasında ele alındığını belirtti. “Konsorsiyumda genel operatör olarak Kazak tarafının proje sahibi olarak yer alacağı konusunda anlaştık. ‘Rosatom’un, yurt dışında nükleer santraller inşa etme konusunda yüksek yetkinlikleri ve zengin deneyimi olan bir şirket olarak katılımı söz konusu,” diye konuştu.
Ayrıca, “Çin’in sivil nükleer tesisler inşa etmedeki büyük başarıları göz önüne alınarak Çin şirketiyle de görüşmeler sürüyor.” Tokayev, “Rosatom dışında, Çin Ulusal Nükleer Kurumu (CNNC), Güney Kore’nin Korea Hydro & Nuclear Power (KHNP) ve Électricité de France (EdF, Fransa) gibi diğer yabancı şirketlere de ilgi duyulduğunu” ekledi.
2025 yılında yarışma prosedürlerinin yapılacağı ve ardından hükümetin nihai kararı vereceği bildirildi. Tokayev, “Büyük ölçekli bir nükleer santralin Kazakistan için gerekli olduğuna inanıyorum. Ayrıca, yakın gelecekte ikinci ve belki de üçüncü bir nükleer santral inşa etmeye başlayacağımızı eklemiyorum,” ifadelerini kullandı. Nükleer endüstri, enerji açığını telafi edecek.
Tokayev, röportajında Rosatom projelerinden bahsetmedi. Öte yandan, Rus devlet şirketi Stepanogorsk Madencilik ve Kimya Kompleksi ile büyük uranyum yatağı Budyonovskoye’ye aktif olarak yatırım yapıyor.
Kazatomprom ile Uranium One (Rosatom’un iştiraki) ülkede birkaç ortak girişime sahip. Bunlar, Turkistan Bölgesi’ndeki Budyonovskoye yatağının 2 numaralı sahasında yüzde 50 ortaklığa sahip Karatau ve aynı yatağın 1, 3 ve 4 numaralı sahalarını geliştiren Akbastau (her biri yüzde 50) dahil.
Ayrıca, Güney Madencilik Kimya Şirketi’nde yüzde 30 Kazatomprom, yüzde 70 Uranium One ortaklığı bulunuyor. Rosatom ortak girişimlerinden biri, Çinli ortaklara devredildi.
Diplomasi
Washington ile Kiev arasında Patriot teknolojisi pazarlığı sürüyor

ABD ile Ukrayna arasında Patriot hava savunma sistemlerinin üretim teknolojilerinin Kiev’e devredilmesi konusunda zorlu müzakereler yürütülüyor. ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Turner, iki ülkenin teknoloji transferi ve yerel üretim için temasları sürdürdüğünü bildirdi.
ABD ile Ukrayna, Kiev’in Patriot hava savunma sistemlerini kendi topraklarında üretmesini sağlayacak teknoloji transferi konusunda zorlu müzakereler yürütüyor.
Açıklama, ABD Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Parti Üyesi Mike Turner tarafından yapıldı.
2023-2025 yıllarında Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten Turner, CBS News kanalına verdiği mülakatta iki ülkenin istişareleri sürdürdüğünü doğruladı. Turner, “Savunma amaçlı olan Patriot füzeleriyle ilgili durum çok karmaşık” ifadelerini kullandı.
Kongre üyesi, müzakerelerin Ukrayna’ya Patriot teknolojilerine daha geniş erişim sağlanmasını kapsadığını ve bu sayede ülkede söz konusu hava savunma sistemlerinin üretiminin organize edilebileceğini kaydetti.
Turner, Trump yönetimi ile Pentagon’un müzakereleri olabildiğince hızlı bir şekilde tamamlayarak ilgili kararı almasını umduğunu dile getirdi.
Trump teknoloji hırsızlığı endişesini dile getirdi
Turner’ın çıkışı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’ya Patriot füzelerini üretme izni verme vaadinden şüphe duymaya başladığına ilişkin haberlerin ardından geldi.
The New York Times gazetesi, Trump’ın teknolojinin Washington’a karşı kullanılabileceği endişesiyle Ukrayna’nın Patriot füzelerini üretmesine izin verme sözünden vazgeçtiğini yazdı.
ABD Başkanı Trump daha önce Patriot sistemlerinin sırlarını teknoloji devi Nvidia’nın çiplerine benzetmiş ve bu teknolojilerin dışarı sızmasına izin verilemeyeceğini savunmuştu.
Trump, 31 Temmuz’da Camp David’deki başkanlık rezidansında bakanlar kurulu toplantısının ardından CNBC kanalına yaptığı açıklamada, ABD’nin Patriot üretim teknolojisini hiçbir ülkeye devretmediğini, böyle bir şeyin neredeyse imkansız olduğunu fakat bu yönde görüşmelerin yapıldığını söyledi.
Patriot füzelerinin yerel olarak üretilmesi konusu, Kiev yönetiminin hava savunma araçlarındaki yetersizlik beyanlarının gölgesinde aylardır tartışılıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, nisan ayında yaptığı açıklamada ülkesinin çatışmaların başlangıcından bu yana en büyük önleyici füze kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını duyurmuştu.
Zelenskiy, mayıs ayı sonunda Washington’a başvurarak Patriot üretimi için lisans verilmesini talep etmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayı başında ABD’nin Ukrayna’ya söz konusu lisansı vermeye hazır olduğunu açıklamıştı.
Trump o dönemde Patriot füzelerinin üretiminin “çok karmaşık” olduğunu vurgulamış, ancak Kiev’in bu teknolojide uzmanlaşabileceğine inandığını ifade etmişti.
Diplomasi
Ukrayna yardım grubunda ABD dönemi bitiyor: Komuta devredilecek

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden güvenlik yardım grubunun liderliğinden çekilme kararı aldı. Almanya’nın Wiesbaden kentinde konuşlu grubun komutası başka bir NATO üyesi ülkeye devredilecek. Devir sürecinin bir yıla kadar sürebileceği açıklanırken yetkililer Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz süreceğini vurguladı.
ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden Ukrayna Güvenlik Yardım Grubunun (SAG-U) liderliğini bırakma kararı aldı.
Politico gazetesi, ABD’li bir yetkiliye ve ABD Savunma Bakanlığının planlarına vakıf üç kişiye dayandırdığı haberinde, gruba başka bir NATO üyesi ülkenin liderlik edeceğini duyurdu.
Liderliği hangi ülkenin üstleneceği henüz açıklanmadı.
Yönetim değişiminin bir yıla kadar sürebileceği belirtilirken, kaynaklar Ukrayna’ya desteğin birinci öncelik olmayı sürdürdüğünü ve grubun çalışmalarının kesintiye uğramayacağını vurguladı.
Pentagon yetkilileri, SAG-U’nun en başından beri geçici bir yapı olarak tasarlandığını açıkladı. Bakanlık, liderlik devrinin ittifak içinde yükün yeniden paylaşılması hedefinin bir parçası olduğunu ve ABD’nin yeni savunma stratejisiyle uyum taşıdığını belirtti.
Bir NATO yetkilisi de konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Komutanlığın Avrupalı veya Kanadalı bir subaya devredilmesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiğinin bir başka kanıtı olacaktır” dedi.
Komuta devredildikten sonra ABD Avrupa Komutanlığı, gruptaki varlığını Amerikalı bir komutan yardımcısı üzerinden sürdürecek.
2024 yazında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kurulan SAG-U’nun karargahı Almanya’nın Wiesbaden kentinde bulunuyor.
Gruba 2024 yılının ortasından bu yana liderlik eden Korgeneral Curtis Buzzard pazartesi günü görevinden ayrılıyor.
Buzzard’ın yerine geçecek olan Korgeneral Guillaume Beaurpere, ABD’nin gruptaki doğrudan rolünü kademeli olarak küçültme sürecini yönetecek.
NATO müttefikleri komuta devrini genel olarak destekledi ve Avrupa’nın rolünün artmasının mantıklı bir adım olduğunu kaydetti.
Ukraynalı yetkililer de bu kararın “ABD’deki siyasi dalgalanmalardan kaynaklanabilecek riskleri azalttığını ve Ukrayna’nın çıkarına olacak şekilde askeri lojistiği kolaylaştırdığını” savundu.
Buna karşın Politico’ya konuşan kaynaklar, NATO’nun karmaşık bürokratik yapısı nedeniyle cephe hattına yapılan sevkiyatların yavaşlamasından endişe duyulduğunu bildirdi.
Ukraynalı bir yetkili de müttefiklerden hiçbirinin “ABD’nin uydu istihbaratı, hedef gösterme ve ağır nakliye havacılığı alanındaki lojistik kabiliyetlerinin yerini dolduramayacağını” vurguladı.
Alınan karar, Beyaz Saray’ın Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve NATO bünyesindeki liderlik makamlarını müttefiklere devretme politikasıyla örtüşüyor.
ABD, şubat ayında yaptığı açıklamayla Norfolk’taki Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığının denetimini İngiltere’ye, Napoli’deki komutanlığı İtalya’ya, Hollanda’daki Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığını ise Almanya ve Polonya’ya devredeceğini duyurmuştu.
Diplomasi
Financial Times: İran, ABD karşısında inisiyatifi ele geçirdi

İngiliz Financial Times gazetesinde yer alan analizde İran’ın, ABD hedeflerine yönelik önleyici saldırılar düzenleyerek ve çatışmayı Mısır dahil yeni bölgelere yayarak savaştaki inisiyatifi ele geçirdiği belirtildi. Analistler, altı aydır süren gerilimin ardından Washington’ın artık Tahran’ın belirlediği tempoda savaşmak zorunda kaldığını vurguluyor.
ABD ile Donald Trump yönetimi altında altı aydır süren savaşın ardından İran sahada üstünlüğü ele geçirdi. Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre göre Washington, giderek daha fazla oranda Tahran’ın dikte ettiği tempoda savaşmak zorunda kalıyor.
İran ve bölgedeki müttefikleri, Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını aksatarak, Suriye’ye darbeler indirerek ve Mısır’a insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediği şüphesiyle çatışma alanını genişletti.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi analisti Ellie Geranmayeh, Tahran’ın bu saldırıları Amerikalılara bir mesaj olarak kullandığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu savaşı ABD ve İsrail başlatmış olsa da, nasıl biteceğine karar veren taraf onlar olmayacak.”
Geranmayeh, İran’ın İsrail ve ABD ile tam ölçekli çatışmalara dönülmesini giderek daha kaçınılmaz gördüğünü söyledi.
Eski İsrail askeri istihbarat analisti Danny Citrinowicz de bu görüşe katılarak şunları kaydetti: “İran’da Amerikalılarla müzakerelerin faydasız olduğuna dair bir uzlaşı var. Teslim olmaya niyetleri yok ve kendilerine saldırılması halinde herkesin ödeyeceği bedeli gösteriyorlar.”
Johns Hopkins Üniversitesi’nden İran stratejik düşünce uzmanı Vali Nasr, Tahran’ın gerilimi tırmandırmadaki nihai amacının “Amerika’nın davranışlarını kontrol etmek ve ABD’yi seçeneklerini yeniden hesaplamaya zorlamak” olduğunu ekledi.
Nasr, “Bu bölgesel bir savaş olacak ve ABD’nin savaş alanlarını seçme lüksü bulunmayacak” dedi.
Eski üst düzey Pentagon görevlisi Dana Stroul da benzer bir düşünceyi dile getirerek, “İranlılar, bölgeyi ya boyun eğip ABD ile bağlarını koparmaya ya da Washington’a baskı yapmaya zorlamak amacıyla çatışmayı seçici bir şekilde büyütüyor” diye konuştu.
İran, savaşın devam etmesinin ABD ve tüm Ortadoğu için maliyetli olacağını vurgulamak amacıyla taarruza geçme kararı aldı.
Saldırılarını Kuveyt ve Bahreyn’e kadar genişleten İran, ABD’yi Basra Körfezi’ndeki savunmasız üslerden Ürdün, İsrail ve diğer ülkelere asker kaydırmaya mecbur bıraktı. Ürdün’de yüzlerce aktivist, Amerikan birliklerinin çekilmesini talep eden açık bir mektuba imza attı.
Analistler, Tahran’ın, rakiplerinin uzun bir mücadele için yeterli siyasi iradeye sahip olmadığını düşünerek uzun süreli bir savaşa oynadığına dikkat çekiyor. Ancak uzmanlara göre, ülkedeki ekonomik durumun kötüleşmesiyle birlikte Tahran’ın bu özgüveni zayıflayabilir.
Haziran ayında ABD, İran ve İsrail bir ateşkes memorandumu imzaladı ancak sadece birkaç hafta sonra çatışmalar yeniden başladı.
ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, anlaşmanın ana parametreleri üzerinde uzlaşmaya varılması ve diğer Ortadoğu ülkelerinin talebi üzerine İran’a yönelik yeni saldırılardan kaçınma kararı aldığını duyurdu.
Trump, ABD ile İran arasındaki barış anlaşmasının Hürmüz Boğazı ve nükleer programı kapsayacağını ifade etti. Daha önce CBS News kanalı, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji altyapısına yönelik geniş çaplı saldırılar planladığını bildirmişti.
Axios’un kaynakları da bu bilgiyi doğrulayarak, bu saldırılarda haftalar sonra ilk kez İsrail ordusunun görev alabileceğini detaylandırdı.
Ayrıca The Wall Street Journal gazetesi de daha önce Trump’ın devasa bir saldırı hazırlanması yönünde emir verdiğini yazmıştı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü










