Diplomasi
Tokayev, Rusya ile işbirliğinin ana hatlarını değerlendirdi

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 2024 yılında Kazakistan ile Rusya arasındaki işbirliğinin önemli projelerle güçlendiğini ve geleceğe yönelik planların sürdüğünü vurguladı. Ulaşım, enerji ve ekonomik alanlarda yapılan çalışmaların detaylarını paylaştı.
Rusya ile Kazakistan, farklı alanlarda ilişkilerini sistematik olarak güçlendiriyor. 2024 yılı, pek çok projenin dönüm noktası oldu. Bu konuda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 3 Ocak’ta Ana tılı gazetesine verdiği röportajda önemli açıklamalarda bulundu.
Tokayev, röportajında Kazakistan’ın gelişimine ilişkin temel görüşlerini belirtti. Örneğin, sistematik ve hatta sancılı ekonomik reformlara başlayan Astana’nın, ülkenin beş yıllık gelişimi için sağlam bir temel attığını söyledi. Bireysel adımları ve sel mücadeleleri gibi belirli sorunları sıraladı. Bu sorun, Kazakistan’ı “su ile ilgili doğal afetlere karşı dayanıklılığın artırılması gerekliliği” düşüncesine itti.
Diğer uluslararası olayları da gündeme getirdi. Özellikle, Kazakistan batısındaki Azerbaycan uçağı kazasının soruşturulması için 17 uluslararası uzmanın davet edilmesi, soruşturmanın objektifliğinin garantisi olarak vurgulandı.
Tokayev, faaliyetlerinin dış politikaya eğilimi olduğu yönündeki iddiaları yanlış buldu. Bu açıklama, Tokayev’in 2026 yılında BM Genel Sekreteri olma ihtimali hakkındaki söylentiler ışığında geldi
Finansal alanda işbirliği
Tokayev, hükümetin mali bloğunun çalışmalarını değerlendirdi ve parlamento seçimlerinin erken yapılma olasılığını reddetti. Ayrıca, iktidarın gerçekleştirdiği veya henüz tartışılan çeşitli girişimleri tanımladı.
2024 yılında Rusya ve Kazakistan, ulaşım ve lojistik alanında aktif bir işbirliği yürüttü. Tokayev, bu konuların Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapılan müzakerelerde ele alındığını belirtti.
Aralık 2024’te Kazakistan Ulaştırma Bakanı Marat Karabaev, ülke toprakları üzerinden Çin ve Rusya arasında yeni bir çok modlu transit koridorun oluşturulacağını açıkladı. Proje, Doğu Kazakistan’da 120 km demiryolu ve nehir limanı inşasını içeriyor.
Nihai çalışma alanı, Mayıs 2025’te Çin, Kazakistan ve Rusya Ulaştırma Bakanları düzeyinde gerçekleştirilecek üç taraflı toplantıda belirlenecek. Ayrıca, 2025 yılı için Kazakistan’ın Rusya ve Türkmenistan ile birlikte tek bir taşıma operatörü oluşturmayı planladığı belirtildi.
Bakan, bu önlemlerin rotanın taşıma kapasitesini iki katına çıkarmayı ve taşıma hacmini yıllık 20 milyon tona yükseltmeyi hedeflediğini vurguladı.
2022 yılında ülkede iktidarın değiştiği dönemde, Kazakistan’ın “hukuk ve düzen” ilkesine uyması gerektiğini ve devletin “adil” olması gerektiğini belirtti.
Tokayev, “hukukun üstünlüğü ilkesine dayanan bir devlet, tüm vatandaşların kanun önünde eşit olduğu, eşit fırsatların kanunların, kuralların ve normların sıkı bir şekilde uygulanmasına dayandığı” şeklinde açıkladı.
Cumhurbaşkanı, “2022 yılından bu yana devletin mülkiyetine yasa dışı edinilen finansal ve diğer varlıkların geri alınması çalışmaları neticesinde 2 trilyon tengeden fazla (4,1 milyar dolar) iade edildiğini” ifade etti.
Uluslararası işbirliği ve gelecek perspektifleri
Tokayev, 2022 yılından sonra Nazarbayev liderliğindeki Elbası kurumunun varlığının sürdürülememesinin nedenini açıkladı.
O dönemde, Nazarbayev’in istifasının ardından yükselip cumhurbaşkanının altında çalışmaya başlamasıyla “çifte yönetim” söylentileri ortaya çıktı.
Tokayev, Nazarbayev ile şu anda ayda bir kez iletişimde olduklarını ve aynı zamanda Rusya Devlet Başkanı Putin ile de görüşmelerinin olduğunu belirtti. “Nazarbayev’in aralık ayındaki Putin ziyareti, geçen yılın ikinci ziyareti gibi görünüyor. Görünüşe göre, eski dostlar ve meslektaşlar olarak bir araya geliyorlar; hatırlayacakları çok şey var. Bu tür toplantıların inisiyatifi Nazarbayev [Nursultan Nazarbayev] tarafından yapılıyor ve onlar için son derece önemli,” dedi.
2024 yılı, Kazakistan ve Rusya arasında 21. yüzyılda Dostluk ve İttifak Anlaşmasının imzalanmasının 11. yılıydı. Putin, 2024 yılında iki kez Astana’yı ziyaret etti. Temmuz başında Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde, Kasım sonunda ise devlet ziyareti kapsamında Kazakistan’ı ziyaret etti. Kremlin, “devlet ziyaretinin gerçekleşmesi, ikili ilişkilerimizin başarılı gelişimini vurguluyor” şeklinde değerlendirdi.
Tokayev, Putin’in kasım ziyaretini “Görüş gündemimiz oldukça yoğun oldu,” şeklinde değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı “Ticari-ekonomik, ulaşım-lojistik, enerji, kültürel-eğitim alanlarında işbirliğini kapsayan tüm konuları detaylı bir şekilde ele aldık. Rus hükümetinin neredeyse yarısı Astana’ya geldi, bu da modern Kazakistan’ın Rusya için stratejik önemini gösteriyor,” dedi.
Astana’da Tokayev ile Putin arasında dört saat süren gayri resmi bir görüşme gerçekleşti. Cumhurbaşkanı, bu tür iletişimin “iki taraflı işbirliğinin ve uluslararası gündemin güncel sorunlarına ilişkin karşılıklı anlayışı güçlendirdiğini” belirtti.
Tokayev, “Kazakistan’ın çok yönlü dış politikasına, stratejik ortaklığımızın ve Rusya ile ittifak ilişkilerimize olan kesin bağlılığımızı açıkladım,” diye ekledi.
Görüşmede sadece ekonomi ve küresel politika değil, aynı zamanda 80. Zafer Yılı kutlamaları da ele alındı. Putin, Tokayev’i 2025 Mayıs ayında Büyük Anayurt Savaşı’nın 80. yıldönümüne ilişkin kutlamalara davet etti. Cumhurbaşkanı, bu yıldönümü ve hazırlıklarla ilgili ayrı bir röportajda, “Kazakistanlılar Nazizmin yenilgiye uğratılmasına önemli katkılarda bulundu,” diyerek savaş yıllarında ülkenin “güvenilir bir cephe gerisi” olduğunu belirtti.
Ticari ilişkiler ve ihracat
Tokayev, Putin’in Kazakistan’a yaptığı en çok ziyaret sayısının 33 olduğunu belirtti. “Ayrıca telefon görüşmeleri yapıyor, uluslararası forumlar kapsamında görüşüyoruz, kısacası sürekli iletişim halindeyiz,” dedi.
Tokayev, “Rusya, Kazakistan ile en aktif ticari-ekonomik ve yatırım işbirliğini geliştiriyor. Aksi olamaz, çünkü ülkelerimizi birbirine bağlayan dünyanın en uzun kesintisiz kara sınırıdır,” diye ekledi.
Kazakistan Stratejik Planlama ve Reformlar Ajansı’nın ulusal istatistik bürosuna göre, sadece 2024 yılının ilk 10 ayında Rusya’dan ithalat, aynı döneme göre yüzde 5,2 artarak 14,3 milyar dolar oldu. Bu arada, Rusya’nın Kazakistan’dan ithalatı biraz azaldı. Bu rakam, aynı dönemde yüzde 10,8 azalarak 7,55 milyar dolara düştü.
Putin’in Kazpravda gazetesine yayımlanan makalesinde, 2023 yılında mal ticaret hacminin 28 milyar doların üzerine çıktığı (Karşılaştırma için Çin ve Kazakistan’da 31,5 milyar dolar) ve ilk dokuz ayda 20 milyar dolara ulaşıldığı belirtildi.
Şu anda Kazakistan ile Rusya’nın özerk bölgeleri arasında yaklaşık 300 anlaşma mevcut ve iki taraflı ticaret hacminin yüzde 70’i bölgesel işbirliğine dayanıyor (sınır bölgelerinde ise yaklaşık yüzde 40).
Örneğin, Astrahan Oblastı, 2024 yılının ilk 10 ayında Kazakistan’a 15 bin ton tarım ürünü ihraç etti. Tokayev, Putin ziyareti öncesinde İzvestiya gazetesine yazdığı yanıt niteliğindeki makalede, 2023 yılında Rus şirketlerinin Kazakistan’a 3 milyar doların üzerinde yatırım yaptığını ve ülkesinin de Rus ekonomisine aynı miktarda yatırım yaptığını bildirdi. Ayrıca, Kazakistan ve Rusya, 18 milyar doların üzerinde 90 proje gerçekleştirdi ve 49 potansiyel proje halen uygulanma aşamasında.
Tokayev, Ulaan Köyü’ndeki Balhaş Gölü kıyısında bulunan nükleer santralin inşası konusunda kimin dahil edileceği sorusunu da yanıtladı. Kazakistan’da sonbaharda, ülkede nükleer enerji üretiminin gerekliliğine dair bir referandum yapıldı ve oyların üçte ikisi bu projeyi destekledi. Projenin karşıtları, 1949-1989 yılları arasında Semipalatinsk’ta gerçekleştirilen Sovyet nükleer testlerinin olumsuz sonuçlarına atıfta bulunarak çevresel riskleri vurguladılar.
Tokayev, bu konunun Putin’in Astana ziyareti sırasında ele alındığını belirtti. “Konsorsiyumda genel operatör olarak Kazak tarafının proje sahibi olarak yer alacağı konusunda anlaştık. ‘Rosatom’un, yurt dışında nükleer santraller inşa etme konusunda yüksek yetkinlikleri ve zengin deneyimi olan bir şirket olarak katılımı söz konusu,” diye konuştu.
Ayrıca, “Çin’in sivil nükleer tesisler inşa etmedeki büyük başarıları göz önüne alınarak Çin şirketiyle de görüşmeler sürüyor.” Tokayev, “Rosatom dışında, Çin Ulusal Nükleer Kurumu (CNNC), Güney Kore’nin Korea Hydro & Nuclear Power (KHNP) ve Électricité de France (EdF, Fransa) gibi diğer yabancı şirketlere de ilgi duyulduğunu” ekledi.
2025 yılında yarışma prosedürlerinin yapılacağı ve ardından hükümetin nihai kararı vereceği bildirildi. Tokayev, “Büyük ölçekli bir nükleer santralin Kazakistan için gerekli olduğuna inanıyorum. Ayrıca, yakın gelecekte ikinci ve belki de üçüncü bir nükleer santral inşa etmeye başlayacağımızı eklemiyorum,” ifadelerini kullandı. Nükleer endüstri, enerji açığını telafi edecek.
Tokayev, röportajında Rosatom projelerinden bahsetmedi. Öte yandan, Rus devlet şirketi Stepanogorsk Madencilik ve Kimya Kompleksi ile büyük uranyum yatağı Budyonovskoye’ye aktif olarak yatırım yapıyor.
Kazatomprom ile Uranium One (Rosatom’un iştiraki) ülkede birkaç ortak girişime sahip. Bunlar, Turkistan Bölgesi’ndeki Budyonovskoye yatağının 2 numaralı sahasında yüzde 50 ortaklığa sahip Karatau ve aynı yatağın 1, 3 ve 4 numaralı sahalarını geliştiren Akbastau (her biri yüzde 50) dahil.
Ayrıca, Güney Madencilik Kimya Şirketi’nde yüzde 30 Kazatomprom, yüzde 70 Uranium One ortaklığı bulunuyor. Rosatom ortak girişimlerinden biri, Çinli ortaklara devredildi.
Diplomasi
Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.
Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.
Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.
Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.
Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.
Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.
Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.
Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.
Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.
Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.
Sözcü şöyle devam etti:
“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”
Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.
Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.
Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.
Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.
Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.
Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.
JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.
Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.
“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.
Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.
Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.
Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.
Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.
Çin’de bir hafta
Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.
Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.
Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.
İstihdam, enerji ve teknoloji
Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.
Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:
“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”
Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.
Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.
Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.
Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.
“Zamanlama her şeyi anlatıyor”
Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.
Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.
Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.
Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.
Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.
Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.
İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.
Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.
En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.
Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.
Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.
The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.
FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.
Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.
Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını5 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya6 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı












