Bizi Takip Edin

Amerika

Trump: İsrail’e yaptığımız yardımı durduracağız

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir anlaşma yaptığını ve bu yılın ardından Washington’un İsrail’e sağladığı yıllık 4 milyar dolarlık finansmanı durduracağını söyledi.

Öte yandan Başkan, Orta Doğu’daki bu yakın müttefikine silah satışına devam edeceğini açıkladı.

ABD’li seçmenlerin ara seçimler için sandık başına gittiği sırada yapılan bu sürpriz açıklamada, Trump bu hamleyi kısmen, solcu Demokratların İsrail’e askeri yardım desteği konusunda Cumhuriyetçilere karşı kullandıkları “kötü bir tartışma konusu”nu ortadan kaldırmak amacıyla attığını belirtti.

Trump, Fox News’in “Fox & Friends” programında, İsrail’in artık bu fonlara ihtiyaç duymadığını ve bazı Demokratlar ile sol görüşlü politikacıların, ABD’nin İsrail’e sağladığı mali desteği Cumhuriyetçileri eleştirmek için kullandığını söyledi.

Başkan, solun ABD’nin sağladığı fonu “adaletsizliğin bir işareti” olarak kullandığını ve kendisinin “kolay bir hedef” olarak nitelendirdiği bu unsuru ortadan kaldırmak istediğini söyledi.

Washington’un fonu durdurduğunu neden söylediğini açıklarken özellikle Michigan’daki Demokrat aday Abdul El-Sayed’den bahsetti.

Trump, “Çünkü (İsrail’in) buna ihtiyacı yok ve ihtiyaçları yokken neden El-Sayed gibi delilerin saldırılarına maruz kalalım ki?. Bu kötü bir tartışma konusu,” dedi.

Kamuoyu yoklamaları, ABD halkının İsrail’e yönelik genel desteğinin, büyük ölçüde Gazze savaşı nedeniyle azaldığını gösteriyor.

Trump şöyle konuştu:

“İsrail’e yapılan ödemelere gelince, Bibi Netanyahu ile İsrail’e yılda 4 milyar dolar vereceğimiz konusunda bir anlaşma yapmıştık ve aylar önce bunu durduracağımıza dair bir anlaşma yaptık. Bu yılın sonuna kadar İsrail’e ödeme yapmayacağımız konusunda zaten anlaştık. Artık İsrail’in ihtiyacı olursa ona yardım edeceğiz.”

Trump, İsrail’e her yıl 3,8 milyar dolarlık askeri yardım sağlayan Mutabakat Zaptı’nın geçerlilik süresinin Eylül 2028’e kadar devam edeceği göz önüne alındığında, yıl sonunda bu fonun nasıl durdurulacağına dair ayrıntılara girmedi veya açıklama yapmadı.

Fakat Trump, on yıllardır iki partinin de üzerinde uzlaştığı sağlam bir konu olan İsrail’e yapılan yardımın, bazı seçmenler nezdinde kendisi için siyasi bir yük haline geldiğini kabul ediyor gibi görünüyordu.

Analistler, bu açıklamanın seçim günü stratejisi olarak zamanlandığını öne sürdü.

Washington’un İsrail’e sağladığı yardımın 2028’den sonra nasıl şekilleneceğine dair tartışmalar sürerken, Netanyahu da ABD yardımının zamanla azalmasını beklediğini daha önce belirtmişti.

Bununla birlikte Trump, her iki ülke de ortak saldırı düzenledikten sekiz aydan fazla bir süre sonra hâlâ İran ile çatışma halinde olsalar da, ABD-İsrail ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası oluşturacak konuda kararını vermiş gibi görünüyordu.

27 Ekim’de yapılan seçimlerin ardından İsrail’in gelecekteki liderliği belirsizliğe büründü. Bu seçimlerde, ABD’li Cumhuriyetçilerle sıkı bir ittifak kuran Netanyahu, iktidar çoğunluğunu kaybetmesine rağmen rakiplerinin kendisini koltuğundan indirecek net bir yol bulmasını engelledi. Seçim sonuçları, yeni hükümetin kurulması konusunda uzun sürmesi beklenen müzakerelere zemin hazırladı.

Ne var ki, rakip bloğun lideri Gadi Eisenkot, X’te şöyle yazdı:

“Güvenlik kurumlarının ve İsrail vatandaşlarının stratejik ilişki çerçevesindeki bir değişikliği medyadan öğreniyor olması, Binyamin Netanyahu’nun davranışlarının ne kadar ciddi bir tehlike oluşturduğunu ortaya koyuyor. Artık ona güvenemeyiz ve onu görevden almalıyız.”

Netanyahu, Ekim ayında bir İsrail televizyon kanalına verdiği röportajda şöyle demişti:

“Eğer benim iki kez sağladığım şeyi, yani savunma bütçesi için on milyarlarca dolarlık Amerikan yardımını almaya devam edeceğimizi düşünüyorsanız, kendinizi hazırlayın ve bunun gerçekleşmeyeceği gerçeğine alışın; çünkü Amerika değişti.”

İsrail’in Gazze’yi işgalinin ardından, ABD’de İsrail’e yönelik kamuoyu desteği, özellikle Demokratlar arasında azaldı.

Haziran ayında yapılan bir Quinnipiac Üniversitesi anketine göre, seçmenlerin %48’i ve Demokratların %66’sı ABD’nin İsrail’e fazla destek verdiğini düşünüyor.

Bu oranlar, sorunun ilk kez 2017’de sorulduğu zamanki sırasıyla %16 ve %20’lik oranlara kıyasla artış gösterdi.

Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) hareketinin bazı üyeleri de İsrail’e karşı giderek daha eleştirel bir tutum sergilemeye başladı.

Bu figürler, yabancı müdahalelerden kaçınacağına dair vaatlerle seçim kampanyası yürüten başkanı, İran’ın kolayca yenilebileceğine inandırarak yanılttığı iddiasında bulunuyorlar.

Anketler, çoğu Amerikalının bu savaşa karşı olduğunu gösteriyor; bu savaş, ABD’deki benzin fiyatlarını artırmış ve Trump’ın destek oranlarını düşürdü.

Bazı ABD’li İsrail destekçileri Trump’a kararını yeniden gözden geçirmesini ve bunun yerine yardımı kademeli olarak kesmesini tavsiye ederken, Kaliforniya’dan “ilerici” bir Demokrat olan Temsilci Ro Khanna, X platformunda, partisinin Kongre’de çoğunluğu kazanması halinde “İsrail’e sıfır yardım” politikasının gündeminde yer alacağını belirtti.

Amerika

Kaliforniya’da sandık açıldı: Yüzde 5’lik servet vergisi geride kaldı

Yayınlanma

Kaliforniya’da milyarderlerin servetinden yüzde 5 oranında tek seferlik vergi alınmasını öngören yasa teklifi, sayılan oyların yüzde 56’sının ret çıkmasıyla düşme noktasına geldi. Karşıtlarının 330 milyon dolarlık kampanya yürüttüğü düzenleme, eyaletteki Demokratları ve teknoloji dünyasını böldü.

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde milyarderlerin servetine bir defaya mahsus yüzde 5 vergi getirilmesini öngören tartışmalı yasa teklifinin sandıktan geçmesi beklenmiyor.

New York Post gazetesinin haberine göre, oyların yaklaşık yarısının sayıldığı aşamada 40 Numaralı Teklif’e seçmenlerin yüzde 44’ü destek verirken, yüzde 56’sı ret oyu kullandı.

Eyalette halk oylamasına sunulan 14 konu arasında en sert tartışmalara yol açan düzenleme, varlıkları 1 milyar doları aşan mükelleflerin ve vakıf fonlarının mal varlıklarından tek seferlik yüzde 5’e varan vergi alınmasını içeriyor.

Sendikalar ile sol Demokratları teknoloji dünyasının önde gelen isimleriyle karşı karşıya getiren teklif, eyaletteki Demokrat partilileri de böldü.

Düzenlemeye karşı 330 milyon dolar harcandı

Vergi tasarısına karşı yürütülen kampanyanın maliyeti 330 milyon doları aştı. Teklifin düşürülmesi için 100 milyon dolardan fazla kaynak aktaran Google kurucu ortaklarından Sergey Brin, muhalefetin en görünür aktörleri arasında yer aldı.

Düzenlemenin eyalet ekonomisini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunan Brin, Building a Better California adlı siyasi eylem komitesini fonladı.

Söz konusu komite, yeni vergilerin getirilmesini sınırlandıran ve seçmen onaylasa dahi milyarderler vergisini geçersiz kılabilecek iki alternatif girişimi destekledi.

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ve Demokrat Parti’den vali adayı olan Xavier Becerra da tasarıya karşı çıktı.

Newsom ve Becerra, verginin zengin girişimcileri, şirketleri ve istihdamı eyalet dışına iteceğinden endişe ettiklerini dile getirdi.

Diğer taraftan Kaliforniya Demokrat Partisi ağustos ayındaki kurultayında teklife destek kararı aldı. Vermont Senatörü Bernie Sanders da tasarı lehinde açıklamalarda bulundu.

Gelir beklentisi ve harcama hedefleri

Teklifi hazırlayanlar, düzenleme sayesinde 100 milyar dolar gelir sağlanacağını hesaplıyordu. Bu gelirin yaklaşık yüzde 90’ının sağlık hizmetlerine, geri kalan kısmının ise eğitim ve gıda yardımlarına ayrılması planlanıyordu.

Bunun yanı sıra Kaliforniya Yasama Analiz Ofisi, potansiyel gelirin birkaç yıl içinde ancak on milyarlarca dolar düzeyinde kalacağını öngördü.

Eyaletten taşınan altı girişimcinin toplam vergi yükümlülüğü yaklaşık 30 milyar doları bulabilirdi.

Vergi girişimini, sağlık çalışanları sendikası SEIU United Healthcare Workers West’in başkanı Dave Regan başlattı. Sendika, konunun halk oylamasına taşınabilmesi için 20 milyon doları aşkın harcama yaptı, ardından teklifin kabul edilmesi amacıyla yaklaşık 33 milyon dolar daha topladı.

Regan, federal düzeyde sağlık bütçesinde yapılan kesintilerin eyalet sakinleri için risk oluşturduğunu, yeni verginin bu nedenle zorunlu hale geldiğini kaydetti.

Milyarderler eyaletten ayrılma hazırlığında

Teklifin gündeme gelmesiyle birlikte bazı zengin girişimciler olası ödemelerden kaçınmak amacıyla ikametlerini değiştirmeye yöneldi.

Fortune dergisinin aktardığı verilere göre, aralarında Google kurucu ortakları Larry Page ve Sergey Brin, yatırımcı Peter Thiel, yönetmen Steven Spielberg ile Uber’in eski tepe yöneticisi Travis Kalanick’in de yer aldığı en az altı milyarder, 1 Ocak 2026 tarihine kadar eyaletten taşınacağını açıkladı.

Meta kurucusu Mark Zuckerberg de eyaletten ayrılmayı değerlendiren isimler arasında yer aldı.

Ancak Wired’ın aktardığı bilgilere göre Zuckerberg, sekiz yıl boyunca Meta genel merkezinin bulunduğu Kaliforniya’da veya ilgili bölgede ikamet etmeyi taahhüt eden bir anlaşmaya imza attı.

Zuckerberg için hesaplanan potansiyel vergi yükümlülüğünün yaklaşık 12 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Öte yandan resmi adres değişikliği vergi muafiyeti için kesin bir güvence sağlamıyor.

Financial Times gazetesi, eyalet yetkililerinin milyarderlerin Kaliforniya’yı daimi ikametgah olarak görüp görmediğini denetleyebileceğini ve taşınmanın gerçeği yansıtmadığına hükmedilmesi durumunda ödemeleri tahsil edebileceğini aktardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçiler arasında MAGA hareketinden kopma çağrıları yükseliyor

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Parti içindeki “Our Republican Legacy” grubu, ara seçimlerdeki oy kaybının ardından partiye Donald Trump ve MAGA hareketiyle bağları koparma çağrısında bulundu. Erken verilere göre Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde 228, Senato’da ise 54 sandalyeye ulaşırken ılımlı Cumhuriyetçiler 2028 hazırlıklarına başladı.

ABD’de düzenlenen ara seçimlerin ilk sonuçları Demokratların Kongre’de üstünlük sağladığına işaret ederken, Cumhuriyetçi Parti içindeki ılımlı kanattan Donald Trump ve MAGA (Make America Great Again – Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketine karşı kopuş çağrısı geldi.

Fox News’un aktardığına göre, parti içindeki geleneksel muhafazakarları temsil eden “Our Republican Legacy” (ORL) grubu, ara seçim sonuçlarının ardından partinin MAGA çizgisinden tamamen uzaklaşmasını istedi.

Eski Missouri Senatörü ve ABD’nin eski BM Daimi Temsilcisi Jack Danforth tarafından kurulan, başkanlığını ise eski Savunma Bakanı William Cohen’in yürüttüğü grup, Cumhuriyetçilerin uğradığı yenilgiye işaret ederek şu açıklamayı yaptı:

“Cumhuriyetçi Parti ezici bir yenilgiye uğradı. Amerikan halkı MAGA hareketine, ‘Önce Amerika’ sloganına, ayrıca mevcut yönetimin ve Cumhuriyetçi Kongre’nin politikalarına ilişkin kararını verdi.”

Trump yenilgiyi kabul etti

Parti içinde Trump sonrası dönem tartışması açıldı

Grup temsilcileri, Kongre’de yeniden çoğunluğu sağlamak ve 2028 yılında Beyaz Saray’ı koruyabilmek için partinin Trump ile arasına mesafe koyması gerektiğini savundu.

Açıklamada, “Donald Trump artık genel seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’ye asla liderlik etmeyecek. Trump sonrası dönemde ilkeli bir Cumhuriyetçi Parti’nin geleceğine dair tartışmayı başlatmanın zamanı geldi.” ifadelerine yer verildi.

Our Republican Legacy, temel hedeflerinin 2028 başkanlık seçimlerinde geleneksel çizgiden bir adayı öne çıkarmak ve seçilmesini sağlamak olduğunu vurguladı.

Açıklamada ayrıca, “Adaylar yarışa katıldıklarını duyurup başkanlık kampanyalarını başlattıklarında, partimizin geleneksel kurucu ilkelerini paylaşan bir ya da birkaç lideri destekleme imkanını arayacağız.” denildi.

Grup İcra Direktörü Chris Vance ise 2028 kampanyasının şimdiden başladığına dikkat çekti.

Yakın zamanda parti kontrolü için açık bir mücadelenin başlayacağını kaydeden Vance, “Amacımız, Ronald Reagan’ın mirasına bağlı bir Cumhuriyetçi başkan adayının belirlenmesine yardımcı olmak ve 2028’de seçilmesini sağlamaktır.” diye konuştu.

Sandık çıkış anketleri: Amerikalıların yüzde 75’i gidişattan hoşnutsuz

Ilımlı muhafazakarlar 2028 hedefine odaklanıyor

ORL, Donald Trump’ın popülist kanadının güçlenmesini engellemek ve partiyi geleneksel muhafazakar çizgiye döndürmek amacıyla 2024 yılında kuruldu.

Grubun üyeleri arasında eski Başkan Yardımcısı Mike Pence, Temsilciler Meclisi eski Başkanı John Boehner ve eski Kongre üyesi Adam Kinzinger gibi isimler yer alıyor.

Nisan ayı itibarıyla 25 eyalette temsilciliği ve yaklaşık 10 bin destekçisi kayıtlara geçen hareket, parti içindeki ılımlıların gücünü pekiştirmeyi amaçlıyor.

Öte yandan, 2016’da Trump etrafında şekillenen MAGA hareketi; ekonomik milliyetçilik, sıkı göç politikaları, korumacı ticaret ve dış çatışmalara müdahale etmeme prensiplerini içeren “Önce Amerika” ideolojisine dayanıyor.

Parti içinde geleneksel muhafazakarlar ile radikal popülistler arasında önemli görüş ayrılıkları yaşanıyor.

3 Kasım’da başlayan ara seçimlerde ABD’liler Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamını, Senato’daki 35 sandalyeyi ve 36 eyaletin valisini belirlemek için sandık başına gitti.

Erken oy kullananların sayısı 50 milyonu aşarak 2022’deki 45,9 milyonluk rekoru geride bıraktı.

Decision Desk HQ (DDHQ) analiz portalının ilk verilerine göre, Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde 228 sandalye ve Senato’da 54 sandalye elde ederken; Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi’nde 139, Senato’da ise 43 sandalyede kaldı.

Demokratlar Cumhuriyetçilerin kalesi Teksas’ta 30 yıl sonra valiliği kazandı

Okumaya Devam Et

Amerika

Sandık çıkış anketleri: Amerikalıların yüzde 75’i gidişattan hoşnutsuz

Yayınlanma

ABD’de ara seçim çıkış anketleri, seçmenlerin yüzde 75’inin ülkenin gidişatından memnun olmadığını ve yüzde 60’tan fazlasının Trump’ın politikalarını onaylamadığını ortaya koydu. Hayat pahalılığının temel sorun olarak görüldüğü ülkede, 50 milyonu aşkın rekor erken oyla başlayan Kongre yarışının ilk projeksiyonları Demokratların öne geçtiğini gösteriyor.

ABD’de ara seçimler kapsamında yapılan çıkış anketleri ve kamuoyu yoklamaları, seçmenlerin büyük çoğunluğunun ülke yönetiminden ve ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarından rahatsız olduğunu ortaya koyuyor.

The New York Post gazetesinin Associated Press (AP) araştırmasına ve sandık çıkış verilerine dayandırdığı habere göre, seçmenlerin yüzde 70’inden fazlası Kongre’nin Trump’ı daha etkin biçimde denetlemesi ve dizginlemesi gerektiği görüşünü taşıyor.

Katılımcıların yüzde 62’si ise yükselen fiyatlardan doğrudan Trump’ı sorumlu tutuyor.

Ön anket sonuçları, kayıtlı seçmenlerin yüzde 75’inin ABD’nin ilerlediği yöne karşı “öfkeli” veya “memnuniyetsiz” olduğunu gösteriyor.

Trump’ın başkanlık koltuğundaki icraatlarını onaylamayanların oranı yüzde 60’ı aşarken, onaylayanların oranı yüzde 38 seviyesinde kalıyor.

Seçmenlerin yüzde 61’i de Trump’ın karar alırken kamu yararını değil, kendi kişisel menfaatlerini gözettiğini savunuyor.

Trump, ara seçim öncesinde seçmenlere doğrudan seslenerek pusulada kendi adı varmış gibi oy kullanmaları çağrısı yapmıştı.

The New York Post, bu stratejinin sandıkta bumerang etkisi yaratarak aleyhe dönebileceğini vurguluyor.

Trump yenilgiyi kabul etti

AP verilerine göre halkın gözündeki en yakıcı mesele ekonomi olmayı sürdürüyor. Katılımcıların yüzde 39’u ekonomiyi ülkenin en büyük sorunu olarak tanımlarken, yüzde 32 ile “demokrasinin geleceği” ikinci sırada geliyor.

Siyasi parti tercihlerinde ise Demokrat Parti yüzde 46 ile daha yüksek sempati topluyor; Cumhuriyetçi Parti’ye destek yüzde 41 düzeyinde seyrediyor.

Gazetenin değerlendirmesinde, verilerin Cumhuriyetçiler açısından hem Temsilciler Meclisi hem de Senato çoğunluğunun kaybıyla sonuçlanabileceği belirtiliyor.

Olası yenilgi, Trump’ın yasama girişimlerini ve üst düzey bürokrat atamalarını sekteye uğratma potansiyeli taşırken, başkanlık döneminin kalan iki yılına Kongre bünyesinde açılacak kapsamlı soruşturmaların damga vurabileceği öngörülüyor.

Kongre seçimlerinde seçmenler, Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı, Senato’daki 35 üyelik, 36 eyaletin valiliği ile yerel meclis ve idari kadrolar için sandık başına gidiyor. Oy sayım işlemlerinin netleşmesi birkaç gün alabilir.

Seçim sürecinde 50 milyonu aşkın kişinin erken oy kullanmasıyla birlikte, 2022 yılındaki 45,9 milyonluk rekor da geride kaldı.

Seçim verilerini izleyen analitik portal Decision Desk HQ (DDHQ) platformunun Türkiye saatiyle 09.15’te geçtiği ilk projeksiyonlara göre Demokratlar, Temsilciler Meclisi’nde 228, Senato’da ise 54 sandalye kazanma eğilimi gösteriyor.

Cumhuriyetçilerin ise Temsilciler Meclisi’nde 139, Senato’da 43 sandalyeye ulaştığı kaydediliyor.

ABD ara seçimlerinde Demokratlar Kongrenin iki kanadında da önde

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English