Bizi Takip Edin

Amerika

Trump ‘kurtuluş günü’ tarifelerini açıklayacak

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, bugünü (2 Nisan) “Kurtuluş Günü” ilan etti. Bu kapsamda Başkan’ın, daha önce eşine rastlanmamış gümrük tarifelerini uygulamaya sokacağı belirtiliyor.

Çeşitli medya kuruluşları ve Trump’ın kendi yorumları, vergilerin geniş bir mal yelpazesinde %20’ye kadar çıkabileceğini ve ülkelerin misilleme yapmasının beklendiğini öne sürüyor. 

Trump, çarşamba günü öğleden sonra yapılacak (TSİ akşam saatlerinde) “Amerika’yı Yeniden Zengin Yap” töreninde, ABD’nin küresel ticaret ortaklarına yönelik, adaleti yeniden tesis edeceğini, ülkeyi yabancı mallara bağımlılıktan kurtaracağını ve ekonomiyi canlandıracağını söylediği bir dizi yeni, karşılıklı gümrük vergisini resmen açıklayacak.

Wall Street Journal’ın haberine göre, konuya aşina olan kişiler Trump’ın ABD’nin ticaret ortaklarının çoğuna %20 civarında “büyük ve basit” bir gümrük vergisi ve sektöre özel potansiyel vergiler uygulayabileceğini söyledi.

Moody’s’in baş ekonomisti Mark Zandi, Axios’a gönderdiği bir e-postada “Söylemeye gerek yok, bu ciddi bir resesyonla sonuçlanır,” dedi.

Trump’ın ne açıklayacağı konusunda aslında çok az şey biliniyor. Bu belirsizlik, şirketler ve tüketiciler arasındaki duyarlılığı azalttı; bu da harcamalarda ve büyümede bir gerilemeye işaret edebilir, fakat somut veriler henüz gelmedi.

Amerikan imalat sektörü alarm veriyor: Daralma sürüyor

Dahası bu tarifelerin yardımcı olması için tasarlandığı imalat sektörü bile zarar görmeye başladı. Comerica’nın baş ekonomisti Bill Adams dün yayınladığı bir notta son dönemdeki zayıf verilere atıfta bulunarak, “İmalatçılar yüksek gümrük vergilerine kötü tepki veriyor,” dedi.

Gümrük tarifeleri teoride ABD içindeki üretimi ve istihdamı artırmayı amaçlıyor fakat mesele göründüğünden daha karmaşık. Kısa vadede ABD’li üreticiler bu tarifelerden zarar görecek ve uzun vadede daha fazla istihdama yol açıp açmayacağı soru işareti.

ABD’li üreticiler ürünlerini yurt içinde üretiyor olabilirler, fakat üretim için pek çok şeyi de ithal ediyorlar. Bunlar arasında motorlu araç parçaları, elektrikli ve elektronik bileşenler ve demir dışı metaller (alüminyum hariç) yer alıyor. Deloitte’un bugün yayınladığı bir raporda da belirtildiği üzere bu ürünlerin önemli bir kısmı Meksika, Kanada ve Çin’den geliyor.

Trump’ın gümrük vergileri geniş tabanlı olursa, bu “ara girdi” maliyetleri artacak. İmalatçılar şimdiden bu konuda endişeli ve bekleme modundalar. Tedarik Yönetimi Enstitüsü dün imalat sektörünün mart ayında daralmaya girdiğini ve faaliyet endeksinin 50,3’ten 49’a düştüğünü açıkladı. 50’nin altındaki endeks daralmaya işaret ediyor.

İmalatta ara girdi ithalatına bağımlılık Beyaz Saray’ın başını ağrıtacak

Öte yandan ABD’deki imalat sektörü büyük oranda gelişmiş ve yüksek düzeyde otomasyona dayalı. Ekonomik Analiz Bürosunun verilerine göre, Ocak 2020’den Şubat 2025’e kadar sektördeki reel GSYİH yaklaşık %11 artarak 2025’teki dolar cinsinden 2,8 trilyon dolardan 3,1 trilyon dolara yükseldi. Başka bir deyişle, yurt içinde daha fazla şey üretildi.

Fakat sektördeki istihdam gelişmiyor. Örneğin Ocak 2020’de imalat sektöründe 12,75 milyon işçi çalışıyordu. Çalışma Bakanlığı verilerine göre, Şubat 2025’te bu sayı 12,76 milyon.

Deloitte’tan Kilpatrick, imalat sektöründeki büyümenin, bir şeyler inşa etmek için ileri teknoloji kullanan, nispeten az sayıda ancak yüksek vasıflı işçiye sahip sektörlerde gerçekleştiğini söylüyor. Otomobil, temiz enerji ve savunma sektörleri bu alanlar arasında yer alıyor.

Öte yandan ABD’ye geri dönmesi beklenen emek yoğun fabrika işleri ise hâlâ denizaşırı ülkelerde çok daha kârlı bir şekilde yapılıyor. Kilpatrick, gümrük vergilerinin her türlü ithal malı kapsamak yerine bu gelişmiş sektörlere odaklanması gerektiğini savunuyor.

Moody’s’ten Zandi, işsizliğin 2025 sonunda %5,5’e yükseleceğini ve 2027’de %7’nin üzerine çıkacağını tahmin eden verileri de paylaştı. Şu anda işsizlik oranı %4,1 seviyesinde.

Axios’a konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi gümrük vergilerinin yönetimin daha az regülasyon ve kamu harcamalarında kesinti içeren iktisadi gündeminin sadece bir parçası olduğunu söyledi.

Yetkili, “Bu konuda, gümrük vergilerinin iktisadi gündemimizin sadece bir parçası olduğunu açıkça ortaya koymayan herhangi bir haber kusurludur ve doğru bir resim sunmamaktadır,” dedi.

Dar gelirliler en çok zararı görebilir

Ayrıca gümrük tarifeleri, halihazırda yüksek enflasyonla mücadele eden düşük gelirlilere bir darbe daha vurabilir.

Yale Bütçe Laboratuarı tarafından yapılan bir analize göre, en düşük gelirli haneler, diğer ülkelerin kendi vergileriyle misilleme yaptığı %20’lik genel gümrük tarifeleri senaryosunda, harcanabilir gelirlerinin %5,5’e kadar düştüğünü görebilir.

En yüksek gelirli haneler için ise bu düşüş sadece %2,1.

Orta direkteki haneler için büyük tarifeler hane başına yılda ortalama 3.800 dolara mal olabilir. Yale Bütçe Laboratuvarı’na göre, en üst onda birlik dilimde yer alanlar için bu maliyet hane başına ortalama 9.500 dolar.

Yazarlara göre uzun vadede, varlık fiyatları düştükçe tarifelerin etkileri zenginleri de vurmaya başlıyor. Tarife eşitsizliği azalıyor, fakat bunun tek nedeni hisse senedi, tahvil ve gayrimenkul sahibi olanlar için durumun daha da kötüleşmesi.

Amerikalılar gümrük vergilerinden hoşlanmıyor

Amerikalılar da bu gümrük vergisi meselesini pek sevmiyor gibi görünüyor.

Associated Press-NORC Center for Public Affairs Research tarafından dün yayınlanan yeni bir ankete göre Trump yönetiminin ticaret politikaları hiç de popüler değil.

Ankete katılanların neredeyse yarısı yönetimin göçmenlik konusundaki çabalarını onayladıklarını belirtirken, Trump’ın diğer ülkelerle yürüttüğü ticaret müzakerelerini destekleyenlerin oranı sadece %38.

CBS News tarafından yapılan ayrı bir ankete göre Amerikalıların %72’si gümrük vergilerinin kısa vadede fiyatları artıracağına inanırken, %47’si fiyatların uzun vadede artacağını söyledi.

Gümrük tarifeleri tarihi: Büyük Buhran’da mıyız?

İthalat vergilerinin, ortalama tarifeyi yaklaşık %60’a yükselterek ABD’li çiftçileri ve üreticileri yabancı rakiplerden korumayı amaçlayan 1930 Smoot-Hawley Tarife Yasası kapsamında yürürlüğe girenlerden daha geniş olması bekleniyor.

Bu pek de rahatlatıcı bir emsal değil. Smoot-Hawley, diğer ülkelerin Amerikan ürünlerine gümrük vergileriyle misilleme yapmasına yol açarak Büyük Buhran’ı daha da kötüleştirmişti.

Bazı iktisatçılar ABD ekonomisinin 1930’da olduğundan daha fazla ithalata bağımlı olduğu konusunda uyarıda bulunuyor. O zamanlarda gelen misilleme sonucunda şeker ve yumurta fiyatları uçuşa geçmişti.

1890 McKinley Tarifesi, yerli sanayiyi yabancı sanayiden korumayı amaçlayan bir politika olarak neredeyse tüm ithalata yaklaşık %50 oranında vergi uygulamıştı.

Kanada’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler tarım ürünlerine yönelik gümrük vergileriyle misilleme yapmış ve Büyük Britanya ile daha güçlü ticari bağlar kurarak yanıt vermişti.

1900’lerin başında ithal mallara ortalama Amerikan gümrük vergisi %27,5’ti. Bu oran, 1930’lı yılların bunalım dönemi bir yana bırakılırsa, ilk Trump dönemine kadar tarihsel olarak hep aşağı yönlü bir seyir izlemişti.

AB misilleme hazırlığında

Avrupa Komisyonu’a göre AB’nin ABD ile olan mal fazlası, ihracatın artması ve ithalatın azalmasıyla 2023’ten 2024’e kadar 41 milyar Avro artarak 198,2 milyar avroya yükseldi.

AB’nin misillemeleri arasında ABD firmalarının AB’nin kamu alımları pazarına erişiminin kısıtlanması, ABD’li büyük teknoloji firmalarına ek kontroller getirilmesi ve yarı iletken ekipman ve kimyasallar gibi kritik teknolojilerin ihracatının yasaklanması yer alıyor.

Salı günü AP milletvekillerine konuşan Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen de benzer şekilde AB’nin ABD ile ticaret müzakerelerinde “birçok kartı elinde tuttuğunu” belirtti ve “Ticaretten teknolojiye ve pazarımızın büyüklüğüne kadar… tüm enstrümanlar masada,” dedi.

Bloomberg ve Goldman Sachs kısa süre önce Trump’ın korumacı politikalarının Avro Bölgesi GSYİH’sini yaklaşık yüzde 1 puan azaltacağını tahmin ederken, diğer çalışmalar genel etkinin çok daha düşük olabileceğini öne sürüyor.

Bloomberg Economics, karşılıklı gümrük vergilerinin ABD enflasyonunu %2,5 oranında artıracağını ve GSYİH’yi %4 oranında azaltacağını, yani ABD üretimine vurulacak toplam darbenin 2008 mali kriziyle kıyaslanabilir olacağını tahmin ediyor.

Bloomberg ayrıca, AB’nin toplam üretiminin “sınırlı bir kısmı” etkileneceği için bloğa “ekonomik darbenin” muhtemelen “yönetilebilir” olacağını belirtti.

Kanada, Meksika ve Güneydoğu Asya’daki ülkelerin ise önemli ölçüde daha fazla etkileneceği belirtildi.

Bu arada Deutsche Bank, karşılıklı vergilerin ABD ekonomisi üzerinde daha küçük bir etkisi olacağını, GSYİH’nin %0,25 ila %1,2 puan daralacağını ve enflasyonun yüzde 1,2 puan artacağını söyledi.

Deutsche analistleri, Beyaz Saray’ın “piyasa ve ekonomi açısından acı eşiğinin ne olduğunun hâlâ tam olarak belli olmadığını” söyleyip “Şu anda yönetimden gelen söylem [bunun] yüksek olduğunu gösteriyor gibi görünüyor, ancak olağanüstü miktarda belirsizlik var,” diye eklediler.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English