Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, veri merkezi taahhüdünü eyaletler ve şirketlerle büyütüyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekanın yol açtığı enerji talebi artışı karşısında elektrik fiyatlarının yükselmesine yönelik endişeleri gidermek amacıyla başlattığı Tüketiciyi Koruma Taahhüdü’nü Cumhuriyetçi valiler ve büyük enerji şirketleriyle genişletiyor. Montana, Wyoming ve Missouri valilerinin imzaladığı taahhüdün, veri merkezlerinin kullandıkları enerji ve suyun yanı sıra şebeke geliştirme maliyetlerini de üstlenmesini öngördüğü belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, eyalet yetkilileri ve sektör yöneticilerinden edinilen bilgilere göre, veri merkezlerine yönelik taahhüdünü bazı Cumhuriyetçi valileri ve birkaç büyük enerji şirketini kapsayacak şekilde genişletiyor.

Montana Valisi Greg Gianforte, Wyoming Valisi Mark Gordon ve Missouri Valisi Mike Kehoe, Beyaz Saray’ın Tüketiciyi Koruma Taahhüdü adını verdiği belgeyi imzaladı.

Eyalet yetkilileri, bu taahhüdün veri merkezi geliştiricilerinin kullandıkları enerji ve suyun yanı sıra elektrik şebekesinin iyileştirilmesi ve bakımı için adil pay ödemelerini güvence altına alan bir ilkeler bütününü içerdiğini aktardı.

Politico’ya konuşan konuya vakıf yedi kaynak da elektrik dağıtım şirketlerinin de taahhüdü imzalamasının beklendiğini bildirdi.

Beyaz Saray imza atan tarafları doğrulamayı reddetti ancak taahhüdün yeni destekçiler kazandığını açıkladı. Bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, “Şu an için duyurulacak yeni bir gelişme yok ancak Başkan Trump’ın Tüketiciyi Koruma Taahhüdü o kadar etkili oldu ki diğer paydaşlar da buna imza atmak istiyor” ifadesini kullandı.

Bu adım, Trump yönetiminin yapay zeka ve artan enerji fiyatları konusundaki toplumsal endişeleri yatıştırmaya yönelik son girişimi olarak öne çıkıyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, elektrik faturalarındaki artış geçen ay yavaşlamış olsa da ortalama elektrik fiyatları son 12 ayda yüzde 4 artarak ABD’deki genel enflasyon oranını geride bıraktı. Federal tahminler de maliyetlerin önümüzdeki yıllarda daha da yükseleceğine işaret ediyor.

Cumhuriyetçi valilerin Trump ile birlikte bu sürece dahil olması, veri merkezlerinin ülke genelindeki seçilmiş yetkililer için oluşturduğu siyasi riski ortaya koyuyor.

Bazı Demokrat valilerin çalışma ekibi üyeleri, Beyaz Saray’ın taahhüdü imzalamaları için kendileriyle iletişime geçmediğini belirtti.

Eyaletteki yeni büyük ölçekli veri merkezi inşaatlarının çoğunu durdurmak amacıyla salı günü bir kararname imzalayan New York’un Demokrat Valisi Kathy Hochul’un sözcüsü Ken Lovett, Beyaz Saray’ı iki partiden seçilmiş yetkilileri de harekete geçiren bir konuyu siyasallaştırmakla suçladı.

Lovett yaptığı açıklamada, “Bu yönetimin böylesine kritik bir meselede partizan siyaset yapması maalesef şaşırtıcı değil. Washington’daki Cumhuriyetçiler siyaset yapıp tutmayacakları sözler verirken, Vali Hochul New Yorklular için elektrik kesintilerini önlemek ve maliyetleri düşürmek adına somut adımlar atıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bağlayıcılığı olmayan taahhüt, ilk olarak mart ayında Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlikte, veri merkezlerinin enerji maliyetlerini tamamen üstlenmeyi taahhüt eden yedi teknoloji şirketinin yöneticileri tarafından imzalanmıştı.

Kamuya açık olmayan planlama hakkında bilgi sahibi olan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen dört kişi, yeni imzacı taraflar için bu hafta yapılması planlanan etkinliğin ertelendiğini aktardı.

Bu kişilerle birlikte süreçten haberdar olan diğer üç kaynak, büyük elektrik şirketlerinin taahhüdü imzalamasının beklendiğini kaydetti.

Southern Co., Duke Energy ve Exelon gibi şirketler, ülkede veri merkezlerinin en yoğun olduğu ve bu durumun elektrik fiyatlarında artış endişesi yarattığı bölgesel şebekelerde faaliyet gösteriyor.

Yatırımcılara ait elektrik şirketlerini temsil eden lobi grubu Edison Elektrik Enstitüsü Sözcüsü Dani Marx, üyelerinin katılıp katılmayacağına yönelik soruları Beyaz Saray’a yönlendirdi.

Yeni imzacılardan bazıları Beyaz Saray’ın takviminden önce hareket etti. Montana Valisi Gianforte geçen hafta taahhüdü imzaladığını duyurdu. Valilik sözcülerine göre Gordon ve Kehoe de belgeye imzalarını attı.

Colorado’nun Demokrat Valisi Jared Polis’in ofisi, taahhüdün içeriğini olumlu bulmalarına rağmen Beyaz Saray’dan kendilerine herhangi bir talep gelmediğini açıkladı. Sözcü Eric Maruyama, “Bu taahhüt olsun ya da olmasın, valimizin önceliği her zaman veri merkezi yatırımlarının Coloradolular için enerji maliyetlerini düşürmesi ve tasarruf sağlaması olmuştur” dedi.

Kuzey Carolina Valisi Josh Stein’ın sözcüsü Kate Schmidt de gönderdiği e-postada, Trump yönetiminden kendilerine bir bildirim ulaşmadığını belirtti.

Schmidt, Beyaz Saray’ın taahhüdünün Stein’ın Enerji Politikası Görev Gücü ile uyumlu olduğunu ve Demokrat valinin, Kuzey Carolina sakinlerinin yüksek enerji tüketim maliyetlerini yüklenmemesi için veri merkezlerinin kendi masraflarını karşılaması gerektiğine inandığını ifade etti.

Çoğunluğu Demokrat valilerden oluşan ABD İklim İttifakı’nın sözcüsü Nikki Burnett ise koalisyon üyesi eyaletlerin, Trump’ın taahhüdünü aşan politikalar uyguladığını ve yükümlülükler üstlendiğini dile getirdi.

Burnett, Vali Hochul’un New York’taki adımının yanı sıra Arizona, Illinois, Massachusetts, New Jersey, Oregon, Pennsylvania ve Virginia’daki girişimleri örnek gösterdi.

Bazı Demokrat valiler, Trump yönetiminin maliyet sorunlarını birlikte çözme çağrılarına daha önce olumlu yanıt vermişti.

Trump ve her iki partiden valilerden oluşan bir grup, ocak ayında ABD’nin en büyük elektrik şebekesi işletmecisi PJM Interconnection’a doğrudan çağrıda bulunarak, bölgedeki aşırı fiyat artışlarını kontrol altına almak amacıyla teknoloji şirketlerine yönelik acil bir elektrik satışı ihalesi düzenlenmesini istemişti.

Mart ayında Amazon, Google, Meta ve Microsoft gibi teknoloji şirketlerinin yöneticileri, veri merkezlerinin elektrik altyapı maliyetlerinin tamamını ödemeyi taahhüt eden kendi belgelerini imzalamıştı.

Bu taahhütle şirketler, şebeke güvenilirliğine katkıda bulunmak ve kesintileri önlemek amacıyla yedek güç sağlamak için şebeke işletmecileriyle işbirliği yapmayı da kabul etmişti.

Veri merkezlerinin tetiklediği enerji talebi karşısında tüketicileri elektrik faturası artışlarından korumayı amaçlayan bu çerçevenin uygulanması, büyük ölçüde eyalet meclislerinin ve kamu hizmetleri komisyonlarının kararlarına bağlı bulunuyor.

Taahhüt kapsamındaki teknoloji şirketlerine, elektrik dağıtım şirketleri ve eyalet yönetimleriyle tarife yapıları üzerinde müzakere etme görevi de verildi.

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki milletvekilleri ise başkanın bu taahhüdünü yasalaştırmak için çalışmalar yürütüyor. Bazı Demokrat kongre üyeleri ise daha ileri giderek ülke genelinde veri merkezi inşaatlarına geçici durdurma kararı getirilmesi çağrısında bulunuyor.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English