Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Trump yönetimi, Gazze’nin yeni liderliğini açıklamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Trump yönetimi, uzun süreli gecikmelerin ardından “ikinci aşama”ya geçerek çarşamba günü (14 Ocak) Gazze için yeni bir yönetim yapısı açıklayacak.

Kırılgan ateşkesi yönetmekle görevli ABD ve İsrail yetkilileri, aynı yetkililerin Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) ile ilgili geçmişteki sicillerine rağmen ilerleme kaydedebileceklerini ısrarla savunuyorlar.

Gazze İnsani Yardım Vakfı, erişim yolları İsrail askerleri tarafından birkaç kez ateş açılan bir yardım dağıtım planıydı ve başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Planları bilen kaynaklar Financial Times’a (FT) verdikleri demeçte, üst düzey yetkililerin açıklamalarının ardından İsrail’in desteğiyle “hızlı kazanımlar” elde etmeyi hedeflediklerini söylediler. Bu kazanımlar arasında Mısır’a açılan Refah sınır kapısının tamamen yeniden açılması, Filistinlilere daha fazla tıbbi destek sağlanması ve Gazze’ye yönelik ithalat kısıtlamalarının gevşetilmesi yer alıyor.

Durumu yakından bilen kişiler, eski Bulgaristan savunma bakanı ve BM elçisi Nikolay Mladenov’un bölünmüş bölgenin “yüksek temsilcisi” olarak açıklanacağını söyledi.

GHF ile ilgisi olmayan, saygın bir diplomat olan Mladenov, 14 üyeli Filistin teknokrat komitesinin günlük yönetişim çalışmalarını denetleyecek.

Kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump ve diğer dünya liderlerinin önderlik ettiği “barış kurulu”nun açıklanmasının şimdilik erteleneceğini belirtti. 

Fakat Beyaz Saray, ABD elçisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı ve Gazze politikasının ana mimarı Jared Kushner’ın da aralarında bulunduğu önemli uluslararası aktörlerden oluşan genel “kurul”un yürütme komitesini açıklamayı planlıyor.

Duyuruların zamanlaması, Trump’ın İran’a karşı askeri harekat başlatıp başlatmayacağına ilişkin kararından etkilenebilir.

Ateşkesin “ikinci aşaması”ndaki sonraki adımlar, iki yıllık savaşı sona erdiren ve geçen Ekim ayında ABD’nin arabuluculuğunda imzalanan ateşkes anlaşmasında belirtildiği gibi, Filistinli teknokratların Gazze’ye gönderilerek Hamas’tan sivil işleri devralmasını içeriyor. 

Bölgedeki bir diplomat, Filistinli teknokrat komiteye atıfta bulunarak, “Onların başarılı olabileceğini göstermemiz gerekiyor,” dedi fakat planları bilen birkaç kişi, daha büyük sorunların devam ettiğini söyledi.

Batılı ve Müslüman ülkeler, İsrail güçleri hâlâ bölgenin yarısını işgal ederken ve Hamas diğer yarısını sıkı kontrolü altında tutarken, Gazze’ye barış gücü veya fon sağlamaya isteksiz davranmaya devam ediyor.

Bölgesel bir diplomat, tahmini olarak on milyarlarca dolarlık bir kaynağa ihtiyaç varken, şu ana kadar sadece 1 milyar dolar toplandığını söyledi.

Bu ayki Davos ekonomi forumunu, Gazze planları için mali ve siyasi destek toplamak amacıyla kullanmayı hedefleyen ABD’li yetkililer, ilerlemenin önündeki en büyük engellerin, Hamas’ın silahsızlandırılması planı ve bunun gerçekleşme ihtimalinin belirsizliği ile İsrail hükümetinin, silahsızlandırma olmadan büyük çaplı yeniden inşa veya daha fazla asker çekilmesini kabul etmemesi olduğunu söyledi.

Mladenov, geçen hafta Binyamin Netanyahu da dahil olmak üzere üst düzey ABD ve İsrail yetkilileriyle görüşmek üzere İsrail’e gitti. Perşembe günü başbakanlık ofisinde, Mladenov’un baş yardımcısı ve Orta Doğu’da uzun yıllara dayanan deneyime sahip eski Bulgaristan ve BM diplomatı Miroslav Zafirov da dahil olmak üzere, Gazze’nin savaş sonrası geçiş sürecinden sorumlu birçok kişi bulunuyordu.

Masada “Amerikan” tarafında iki Bulgarın yanında, İsrail’de bulunan Gazze ekibini yöneten üst düzey ABD elçisi Aryeh Lightstone ve ABD ekibine gönüllü olarak danışmanlık yapan İsrailli teknoloji girişimcisi ve eski yedek asker Liran Tancman oturuyordu.

Onların karşısında, “İsrail” tarafında, Netanyahu’ya Gazze ve ABD politikası konusunda danışmanlık yapan İsrail-Amerikalı risk sermayedarı Michael Eisenberg ve bu yılın sonlarında Mossad dış istihbarat teşkilatının başına atanan başbakanın askeri sekreteri General Roman Gofman oturuyordu.

Kaynaklar, dört ABD ve İsrail yetkilisinin de, geçen yıl birkaç ay boyunca İsrail’in kontrolündeki Gazze bölgelerinde gıda dağıtım noktalarını koruyan ABD askeri şirketleri ile faaliyet gösteren Gazze İnsani Yardım Vakfı’nın planlanması ve tanıtılmasında önemli rol oynadığını söyledi.

GHF içindeki kişiler ve grupla ilişkili diğer kişilere göre, Lightstone fon ve uluslararası destek toplamak için çalıştı. Eisenberg, Tancman ve Gofman ise bu fikri İsrail sistemi içinde oluşturdu ve ilerletti.

Özel yardım dağıtım planı, Hamas’ın Gazze üzerindeki yönetimini ve ekonomik kontrolünü zayıflatma girişimleriyle bağlantılıydı, fakat bu hedef büyük ölçüde başarısız oldu.

İsrailli ve Batılı yetkililer ve analistler de dahil olmak üzere, ABD öncülüğündeki “ikinci aşama” ateşkes girişimini eleştirenler, son planların Gazze’deki siyasi ve güvenlik gerçeklerinden kopuk olduğunu söylüyor.

Bu kişiler, diplomatlar, iş adamları ve gayri resmi danışmanlardan oluşan küçük ABD ve İsrail yetkilileri ekibinin son derece hırslı ama bilgisiz olduğunu ve Netanyahu’nun sağcı yönetimine aşırı yakın olduğunu savunuyor.

Bu grup, “Project Sunrise” adı verilen, Gazze’yi on yıl içinde fütüristik bir yapay zeka destekli lüks yerleşim bölgesi olarak yeniden geliştirmek için 112 milyar dolarlık bir plan olan 32 sayfalık iddialı bir plan geliştirdi. 

Gazze meseleleriyle ilgilenen bir kişi, “Onlar ‘Sunrise’a odaklanmışlar ve geriye doğru çalışıyorlar, ama [Gazze’deki] mevcut durumdan oraya ulaşmak için ortada hiçbir şey yok,” dedi.

Bölgesel diplomat, ‘Sunrise’ planının arkasındaki grubun “uyandıkları için güneşin doğduğunu düşündüklerini” söyledi ama  “Bu, tek seçenek… Kötü bir plan ya da yetersiz bir plan olduğunu söyleyebilirsiniz, ancak daha iyi bir fikri olan biri çıkmadıkça, olacak olan budur,” diye ekledi.

İki İsrailli yetkili, Gazze ile ilgili son planlamanın, Trump’ın ikinci döneminde benimsediği alışılmadık tarzı yansıttığını söyledi. Bu tarzda, politika, teknoloji endüstrisi yöntemlerini ve “gayri resmi resmi” elçileri kullanan özel sektör işadamları tarafından yürütülüyor.

ABD ve İsrail sivil yetkililerinden oluşan grup, geçen ekim ayında yapılan ateşkesin ardından kurulan ve Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi olarak adlandırılan, İsrail’in güneyindeki ABD liderliğindeki askeri karargahın etkisini de geride bıraktı.

Öte yandan Bir Arap diplomat ve Filistinli bir yetkili, Times of Israel gazetesine verdiği demeçte, 13 Ocak günü yaklaşık bir düzine Filistinlinin, Hamas’ın yerine Gazze’nin günlük işlerini yönetmek üzere kurulacak teknokratik komitede görev almak üzere resmi davet aldığını söyledi.

Mektupları alan iki teknokrat, davetin “Barış Kurulu”nun atadığı yüksek temsilci Nikolay Mladenov tarafından imzalandığını söyledi.

Haberde ABD’nin, geçen ay muhataplarına Mısır, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, İtalya ve Almanya’nın liderlerinin Trump ile “Barış Kurulu”na katılma taahhüdünü aldığını bildirdiği söyleniyor.

Teknokratik komite, daha önce Filistin Yönetimi’nin ulaştırma bakan yardımcısı olarak görev yapan Ali Şaas tarafından yönetilecek. Şaas Gazze’den, ama şu anda Batı Şeria’da yaşıyor.

Gazze Ticaret Odası Başkanı İyad Ebu Ramazan da salı günü Mladenov’dan mektup alanlar arasındaydı. Kendisinden teknokratik komitenin Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Komiseri olarak görev yapmasının istendiğini söyledi.

Ebu Ramazan, “Gazze halkının acılarını hafifletmek için çalışmaya başlamak için sabırsızlandığını” söyledi.

Ebu Ramazan’ın, İsrail medyasına açık kimliğiyle demeç vermesi de şaşırtıcı bulunuyor.

Bir Arap diplomat, ABD’nin İsrail’i, Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması da dahil olmak üzere, teknokratik komitenin meşruiyetine ilk ivmeyi kazandıracak bir dizi adımı kabul etmeye ikna etmek için çalıştığını söyledi.

Ortadoğu

Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

Yayınlanma

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.

CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.

Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.

Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.

Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.

Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.

İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.

İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.

Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.

Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.

Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.

CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.

Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.

Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.

CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.

Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.

Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Musk, Pentagon için “savaş danışmanlığı” yapacak

Yayınlanma

Dünyanın en zengin adamı Elon Musk, savaşın geleceğine odaklanan ve “Project Meridian” olarak bilinen bir Pentagon girişiminin eş direktörlüğünü üstlendi.

Musk’ın yeni görevini ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth duyurdu.

Savaşların eninde sonunda otonom insansız hava araçlarıyla yapılacağına dair inancını uzun süredir dile getiren Musk, savunma alanında faaliyet gösteren startup Anduril’in kurucusu Palmer Luckey ve eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ile birlikte eş direktör olarak projeye danışmanlık yapacak.

Hegseth, Pentagon’da yayınladığı bir notta, grubun “geleceğin savaş alanlarını inceleyeceğini” ve “savaşçıların bu ortamlarda üstünlük sağlamak için hangi silah ve teknolojileri kullanmaları gerektiğini belirleyeceğini” belirtti.

Hegseth, Quantico Deniz Piyade Üssü’nde yaptığı “Kuvvetlerin Durumu” konuşmasında şunları söyledi:

“Gelecekteki çatışmaları en iyi öngörenler yalnızca Pentagon’da bulunmuyor. Hem soruları sormayı hem de bunlara cevap vermeyi kendimize yüklerken, bariz önyargılar ve riskler söz konusudur.”

Hegseth, bu girişimin derhal başlayacağını ve konuşmasının ardından güvenli bir mekânda Musk, Luckey ve Gingrich ile bir araya geleceğini söyledi.

Meridian Projesi, “savaşların, alanların ve teknolojilerin gidişatını acımasızca haritalandırmak” için 120 gün süreye sahip olacak ve bu süreç, bulgularının kamuoyuna duyurulması ve gizli bir ek ile sonuçlanacak.

Hegseth, “Yeryüzünün altından Ay’ın ötesine” uzanan kapsamlı bir görev tanımını açıkladı.

Grup, yeni askeri stratejiler veya politikalar geliştirmek yerine, “ele geçirmemiz gereken alanları ve ustalaşmamız gereken yetenekleri” belirlemeye çalışacak ve gelecek nesil Amerikan askerlerinin ihtiyaç duyabileceği silah ve sistemleri “keşfetmeye, geliştirmeye ve sahaya sürmeye” odaklanacak.

Grubun, Ocak ayı sonuna kadar kendisine öneriler içeren bir rapor sunması bekleniyor.

Musk, 2024 yılında “Gelecekteki savaşlar tamamen insansız hava araçları ve hipersonik füzelerle ilgili olacak,” demişti. Bu, son yıllarda yaptığı benzer açıklamalardan sadece biriydi.

Hükümet Verimliliği Departmanı’ndaki (DOGE) denetim görevi kargaşayla sona eren ve Başkan Donald Trump’ın harcama tasarısı nedeniyle Trump ile bir anlaşmazlığa dönüşen Musk için, bu paneldeki görev, herhangi bir sıfatla hükümete resmi şekilde geri dönüşünü işaret ediyor.

Musk ve Trump sonunda barıştılar ve Musk, bu hafta Beyaz Saray’da diğer teknoloji liderleriyle birlikte yapay zeka güvenliği konulu bir toplantıya katıldı.

Meridian, Hegseth’in duyurduğu, ordunun otonom savaş ve hızla gelişen teknolojiler etrafında yeniden yapılandırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı bir girişimin parçası.

Hegseth, müşterek kuvvetler genelinde otonom ve robotik yetenekleri yaygınlaştırmak üzere, kendi ifadesiyle “hizmet kolu benzeri yetkiler”e sahip yeni bir dört yıldızlı muharebe komutanlığı olan Otonom Savaş Komutanlığı’nın (AUTOWARCOM) kurulduğunu duyurdu.

Savaş Bakanlığı ayrıca, Hegseth’in “yeni nesil otonom savaşçılar” olarak adlandırdığı kişiler için özel kariyer yolları oluşturmak üzere, tüm askeri birimlerde yeni mesleki çerçeveleri aşamalı olarak uygulamaya başlayacak.

“Otonom Savaş Komutanlığı’nı on yıl önce düşünmüş olmalıydık,” diyen Hegseth, Meridian’ın, ordunun geride kalmadan bir sonraki teknolojik dönüşümü öngörebilecek kadar ileriye bakmayı amaçladığını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Reuters: Suriye hükümeti yetkilileri ile Hizbullah Türkiye’de gizli görüşmeler yaptı

Yayınlanma

Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan Hizbullahı’nın, aralarındaki gerilimi azaltmak amacıyla Türkiye’de yüz yüze görüşmeler yaptığı iddia edildi. Suriye iddiaları reddetti.

Reuters’a konuşan ve görüşme hakkında bilgi sahibi altı kaynak, bunun uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk toplantı olduğunu söyledi.

İki Suriyeli yetkili, bir ABD’li yetkili ve Hizbullah’a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağının da aralarında bulunduğu altı kaynak, Suriye yetkilileri ile Hizbullah yetkililerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini belirtti.

Esad’ın 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni hükümeti ile Hizbullah arasındaki gerilim artmıştı. Şam yönetimi, grubu Suriye üzerinden İran’a silah transfer etmekle suçlarken, ABD de Suriye ordusuna Hizbullah’la savaşmak üzere Lübnan’a asker göndermesi için baskı yapıyor.

Altı kaynağa göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbaratı ve dışişleri bakanlığından yetkililer katıldı. Toplantı, gerilimi düşürme amacıyla Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının daveti üzerine gerçekleştirildi.

Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşmeyi anlatabilmek için isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın toplantıyla ilgili sorularına hemen yanıt vermedi. Hizbullah’ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.

Kaynaklara göre taraflar karşılıklı güvenlik kaygılarını görüştü

ABD’li yetkili, Suriyeli yetkililer ve Lübnanlı kaynak, görüşmenin iki taraf arasındaki gerilim başlıklarını çözmeye odaklandığını ve olumlu geçtiğini söyledi.

Suriyeli yetkililerden biri, iki tarafın birbirine karşı düşmanlık beslemediği konusunda mutabık kaldığını ve Suriye’nin Hizbullah’a, grubun silahsızlandırılması amacıyla Lübnan’a askeri müdahalede bulunmayacağı güvencesini verdiğini aktardı.

Buna karşılık Suriyeli yetkililer, Hizbullah’tan sınır ötesi kaçakçılık girişimlerinin durdurulmasına yardımcı olmasını ve özellikle Suriye’nin güneyinde kalan uyuyan hücrelerini dağıtmasını istedi.

Suriye, salı günü ülkenin güneyinde roket fırlatmaya hazırlanan bir Hizbullah hücresinin yakalandığını açıklamıştı. Hizbullah ise çarşamba günü olaya karıştığını reddederek, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik ya da askeri faaliyete dahil değiliz,” açıklamasını yaptı.

Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi Lübnanlı kaynak iki tarafın “güvenlik meselelerinde büyük ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynak, Hizbullah’ın Lübnan içinde Suriye kaynaklı olası bir saldırıya ilişkin endişelerine atıfta bulunarak, “Hizbullah kendi cephesini güvence altına almak istiyor,” dedi.

Hem Suriyeli yetkili hem de Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasının planlanmadığını söyledi.

Lübnanlı kaynak, iki taraf arasında Türkiye aracılığıyla temasların yaklaşık iki ay önce başladığını da Reuters’a aktardı.

Suriye hükümeti enformasyon bakanlığına bağlı X hesabı böyle bir görüşme olduğu yönündeki iddiaları reddetti.

Toplantı için Türkiye bastırdı, İran yer almadı

Hem Hizbullah hem de Suriye hükümeti, daha önce birbirleriyle görüşmeye açık olduklarının sinyalini vermişti.

Temmuz ayında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Şam’ın Hizbullah’la görüşmeye açık olduğunu söylemişti. Bir ay sonra Hizbullah lideri Naim Kasım da televizyonda yaptığı konuşmada grubun Suriye yönetimiyle görüşmeye itirazı olmadığını belirtmişti.

Üç kaynak, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın önemli müttefiklerinden olan Türkiye’nin, bu çabalara doğrudan dahil olmak istediği için toplantının yapılması yönünde bastırdığını söyledi.

Ancak toplantılarda İran yer almadı.

Lübnanlı güvenlik kaynağına göre ise Hizbullah, İran’ın bilgisi dahilinde toplantıya katıldı. Ancak Tahran’ın, doğrudan görüşmelerde yer almamasından ve Şara’nın şimdilik İran’la doğrudan ilişki kurulması fikrini geri çevirmesinden rahatsız olduğu iddia edildi.

Kaynağa göre nihai anlaşmaya varılamamasının ve toplantıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamasının temel nedeni de bu rahatsızlıktı.

İran’ın Cenevre’deki daimi temsilciliğinden konuya ilişkin hemen bir açıklama gelmedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English