Bizi Takip Edin

Amerika

Trump yönetiminden Papa Leo’ya hücumlar sürüyor

Yayınlanma

Donald Trump’ın Papa Leo’ya karşı başlattığı sert eleştirilerin ardından Beyaz Saray’dan Kiliseye ve Kilisenin başına yönelik tepkiler sürüyor.

Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri salı günü Vatikan’a yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Başkan Yardımcısı Vance, Papa XIV. Leo’ya teoloji hakkında konuşurken “dikkatli olması” konusunda uyarıda bulunurken, Beyaz Saray Sınır Sorumlusu Tom Homan ise ona “siyasete karışmamasını” söyledi.

Son olarak Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, dün (15 Nisan) gazetecilere yaptığı açıklamada İran savaşını savunarak, “Bu, Hıristiyan teolojisinde çoktan yerleşmiş bir konudur. Buna ‘haklı savaş doktrini’ denir,” diyerek Papa’ya ilahiyat dersi veren ABD’li yetkililer arasına girdi.

Johnson, İsa’nın “savaşanların dualarını dinlemediğini, aksine reddettiğini” belirten Papa Leo’nun açıklamasına yanıt veriyordu.

Mike Johnson’dan Kilisenin başına ilahiyat dersi

Bu, Johnson’ın Papa Leo’ya ilahiyat konusunda kamuoyu önünde verdiği ikinci ders. Şubat ayında Meclis Başkanı, X platformunda uzun bir makale yayınlayarak, göçmenlere karşı merhametin bireysel bir yükümlülük olduğunu ama hiçbir şekilde devletin yükümlülüğü olmadığını savunarak, kendi deyimiyle “sınır güvenliğinin İncil’e dayalı gerekçesini” savunmuştu.

Johnson, Romalılar 13’ten alıntı yaparak, “kılıcı elinde tutan” ulusların, kanunları uygulayarak “Tanrının iradesini” yerine getirdiğini iddia etmişti.

Teksaslı Cumhuriyetçi Temsilci Troy Nehls de Papa’ya “burnunu kilisenin iç işlerine sokması gerektiğini ve siyasetten uzak durmasını” tavsiye etti.

Bir yıl içinde on dokuz kural ihlali nedeniyle Teksas’taki polis teşkilatından kovulan ve daha sonra ordunun, hiçbir zaman takmaya hak kazanmadığını doğruladığı Savaş Piyade Rozeti’nden mahrum bırakılan Nehls, tutumuna ilişkin herhangi bir teolojik gerekçe sunmadı. 

Florida Milletvekili Carlos Giménez, Papa’nın mı yoksa başkanın mı tarafında olduğu sorulduğunda, “manevi konularda Papa’nın, siyasi konularda ise başkanın tarafındayım” şeklinde yanıt verdi.

Trump’tan Papa Leo’ya: Zayıf ve berbat biri

Vance ve Homan’dan Papa’ya “siyasete bulaşma” uyarısı

Katolik olan Vance, Georgia eyaletinin Athens kentinde düzenlenen Turning Point USA etkinliği sırasında, Papa’nın İran ile çatışmaya karşı tutumuna ve son zamanlarda yaptığı, İsa’nın takipçilerinin “bir zamanlar kılıç sallayan ve bugün bomba atanların tarafında asla yer almadıkları” yönündeki yorumuna değinerek bu uyarıyı yaptı.

Başkan yardımcısı, Papa’nın bir “barış savunucusu” olmasını beğendiğini ama “teoloji konularına” değinirken daha temkinli olması gerektiğini söyledi.

Vance, “Bence buradaki sorunlardan biri, teoloji konularında görüş bildirecekseniz dikkatli olmanız gerektiğidir. Bunun gerçeğe dayandığından emin olmalısınız ve bu benim yapmaya çalıştığım şeylerden biri; ayrıca bu, ister Katolik ister Protestan olsun, din adamlarından beklediğim bir şey,” diye kalabalığa seslendi.

Homan ise salı günü Papa’nın Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına yönelik eleştirilerine de sert bir yanıt verdi ve Newsmax’ta yaptığı bir konuşmada, Vatikan’ın iç meseleler yerine siyasi meselelere odaklanmasından “hayal kırıklığına uğradığını” söyledi:

“Katolik Kilisesinin yeterince sorunu var ve ben de Katolik Kilisesinin bir üyesi olduğum için biliyorum ki, bunların çözülmesi ve Kilisenin bunlara odaklanması gerekiyor; siyaseti ise bir kenara bırakmalı.”

Homan, günün erken saatlerinde gazetecilere, Kilisenin “ne hakkında konuştuklarını bilmedikleri için göçmenlik meselesinden uzak durmasını” dilediğini belirten açıklama yapmıştı.

MAGA-Papa gerilimi alttan alta yükseliyor

Trump, Miami’de Kilisenin göçmen yardım fonunu kesti

Trump yönetimi, ABD’ye tek başına gelen göçmen çocuklara barınma ve bakım sağlamak üzere Katolik Hayır Kurumları ile imzalanan 11 milyon dolarlık sözleşmeyi ani bir şekilde feshetti.

Bu karar, Güney Florida’ya Küba’dan ilk mültecilerin gelmesinden bu yana süren Katolik Kilisesi ile ABD hükümeti arasındaki ilişkiyi sona erdirdi.

Federal Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığına bağlı Mülteci Yerleştirme Ofisi, ebeveynleri veya yetişkin gözetimi olmadan ABD’ye giren göçmen çocukları barındırması için Miami’deki Catholic Charities kuruluşuna yıllardır ödeme yapıyor.

Bu kâr amacı gütmeyen kuruluş, istismara uğramış ve ihmal edilmiş çocukların velayetini üstlenen eyalet kurumlarından ayrı ve bağımsız olarak, federal fonlarla desteklenen bir koruyucu aile sistemine benzer bir sistemi yürütüyor.

Federal hükümet, fonun kesilmesi konusunda mart ayı sonlarında bu yardım kuruluşuyla temasa geçmişti.

Miami Başpiskoposluğu salı günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, Başpiskopos Thomas Wenski’nin sözleşmenin feshi veya Trump yönetimi ile kilise arasındaki gerginlik hakkında görüşmek üzere şu anda müsait olmadığını belirtti. 

Papa Leo: Savaş yerine barışı seçin

Fakat uzun süredir göçmen hakları savunucusu olan Wenski’nin Miami Herald gazetesinin yazı kurulu için kaleme aldığı bir açıklamayı paylaştı.

Wenkski, “ABD hükümeti, Miami Başpiskoposluğundaki Katolik Hayır Kurumları ile 60 yılı aşkın süredir devam eden ilişkisini aniden sonlandırma kararı aldı. Miami Başpiskoposluğunun refakatsiz çocuklara yönelik hizmetleri, mükemmelliği ile tanınmakta ve ülke çapındaki diğer kurumlar için bir model teşkil etmektedir,” diye yazdı.

Miami Herald’ın sorusu üzerine Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı, kurumun bakımındaki refakatsiz göçmen çocukların günlük sayısının, Biden yönetimi döneminde görülen 22.000 kişilik zirveye kıyasla Trump yönetimi döneminde 1.900 ile “önemli ölçüde daha düşük” olduğunu belirtti.

Göçün azaldığı gerçeğini kabul eden Wenski, “refakatsiz çocukların sayısının” azaldığı ve “bazı programların küçültülebileceği” ya da kapatılabileceği doğru olsa da, “ABD hükümetinin, kilisenin sergilediği yetkinlik düzeyinde bir programı yeniden oluşturmakta zorlanacağı halde bu programı kapatması akıl almaz,” diye yazdı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English