Amerika
“Trump’ın ABD’yi NATO’dan çıkaracağına dair hiçbir işaret yok”

ABD Başkanı Donald Trump’ın, bir kez daha ülkesini NATO’dan çekeceği tehdidini savurmasına rağmen, böyle bir hamle yapacağına dair hiçbir işaret yok.
POLITICO’ya konuşan NATO diplomatları, ABD Kongre danışmanları ve savunma yetkilileri, Beyaz Saray’ın yaklaşık seksen ittifaktan ayrılmak için gerekli türden görüşmeleri yapmadığını belirtiyor.
İki NATO diplomatına göre, ABD, NATO bünyesinde herhangi bir tartışma başlatmadı veya ittifak içindeki Washington’un rolüne ilişkin somut talimatlar vermedi.
Üst düzey bir Senato danışmanına göre, Trump yönetimi, Kongre’ye yaklaşan bir çekilme konusunda bilgi vermedi.
Bir savunma yetkilisi ise, Pentagon’da ABD’nin ittifaktan çekilmesine dair konuşmaların tamamen kesildiğini belirtti.
Trump tehditlerinde ciddi olsa bile, NATO’dan ayrılma süreci hukuki engellerle dolu olacak ve ABD’nin NATO’dan ayrılmadan önce başkanın Senato’da üçte iki oy gerektiren 2023 tarihli yasaya uyması gerektiğini savunan Kongre üyelerinin muhtemel tepkisiyle karşılaşacak.
NATO diplomatlarından biri, “Trump’ın bu tür sözleri nadiren NATO ile yapısal bir kopuşa yol açar. İttifakın hâlâ ABD’nin temel stratejik çıkarlarına hizmet ettiğini unutmayalım,” dedi.
Trump’ın Grönland’ı ele geçirmeyi değerlendirirken ve Avrupalılardan Amerikan silahları satın almalarını talep ederken ABD’nin nüfuzunu nasıl kullandığını izleyen bazı müttefikler, onun bu açıklamalarının İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ablukasını sona erdirmek için destek kazanma çabasının bir yansıması olup olmadığını merak ediyor.
Başka bir NATO diplomatı, başkanın söylemlerinin, Fransa ve İngiltere’nin boğaz konusunda yardımını da içeren “NATO müttefiklerinden somut adımlar atmalarını sağlamak” amacıyla tasarlandığını savundu.
İlk yetkili, Trump’ın tehdidinin “yine bir blöf” gibi göründüğünü ve kriz dönemlerinde ABD’nin Avrupa üzerindeki baskısının yoğunlaşması eğilimine uyduğunu belirtti.
Öte yandan Trump’ın ABD’nin NATO’dan çekilmesine ilişkin son açıklamaları, kendi standartlarına göre bile “aşırı” görülüyor.
Başkan The Telegraph’a verdiği demeçte, “Bunun [NATO’dan çekilmenin] yeniden değerlendirilmesinin ötesinde olduğunu söyleyebilirim. NATO beni hiçbir zaman etkilemedi. Onların kağıt kaplan olduğunu hep biliyordum,” dedi.
Röportajın yayınlanmasından sadece birkaç saat sonra, Avrupa’nın önde gelen Trump destekçilerinden biri olan Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, ABD başkanını aradığını ve “yapıcı bir görüşme” yaptığını söyledi.
Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, NATO ve diğer müttefiklere duyduğu hayal kırıklığını açıkça dile getirdi ve başkanın vurguladığı gibi, ‘ABD bunu unutmayacak’,” dedi.
Trump’ın son açıklamaları, Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell ve Demokrat Senatör Chris Coons tarafından yapılan ve ABD’nin NATO’da “kalacağını” kesin bir dille belirten ve ittifakı “tarihin en başarılı savunma anlaşması” olarak nitelendiren iki partili bir açıklama da dahil olmak üzere, hızlı tepkilere yol açtı.
Diğer önde gelen Kongre üyeleri, ABD’nin NATO’dan çekilebilmesi için Senato’da üçte iki çoğunluk oyu veya Kongre’nin ayrı bir yasasını gerektiren, kendileri tarafından yürürlüğe konulan sınırlamalara dikkat çekti.
Bu yasa tasarısı, Senato’da Trump’ın şu anki Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da desteklenmişti.
Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, X’te paylaştığı mesajda bu yasa tasarısının hazırlığında Rubio’nun katkısını vurguladı:
“Şunu garanti edebilirim: Senato, sırf Trump, müttefiklerimizin kendi pervasız savaş tercihine uymadıkları için kızgın diye NATO’dan ayrılma ve müttefiklerimizi yüzüstü bırakma yönünde oy kullanmayacaktır.”
Eski Trump yönetimi yetkilileri bile, Beyaz Saray’ın NATO ülkelerinden kendi kıtalarının savunmasını daha fazla üstlenmelerini talep ettikten sonra, onları ABD-İsrail savaşında işbirliği yapmaya zorlamaya çalışmasına şaşkınlık duydu.
Eski bir Trump yönetimi yetkilisi, “Bir yıl boyunca ‘Avrupa’da daha fazlasını yapmanız gerekiyor’ diyerek Avrupalıların kafasına vurduktan sonra, şimdi gelip ‘aslında, şimdi bu projenin tamamını bırakacağız’ demek çok kötü bir zamanlama olurdu. Bu, bu hedeflerin herhangi birine ulaşmak için çok büyük bir gerileme olurdu,” dedi.
Hatta bazı Cumhuriyetçiler bile bunun tehlikeli bir siyasi kumar olacağını söyledi. Örneğin NATO’dan çekilmeyi engellemeyen yasa tasarısını hazırlayan Cumhuriyetçi Temsilci Don Bacon şunları söyledi:
“Eğer bizi NATO’dan gerçekten çıkarmak niyetindeyse, başkanlığının bir daha toparlanamayacağını düşünüyorum. Ayrıca Cumhuriyetçiler, önümüzdeki birkaç seçim döneminde ulusal düzeyde kazanacak bir ekip kuramayacak.”
Trump, tıpkı ilk başkanlık döneminde bir antlaşmada yaptığı gibi, Kongre’nin onayı olmadan her zaman yasaları hiçe sayıp NATO’dan çekilebilir. Başkan, 2020 yılında ABD ve diğer 34 ülkenin askeri yığınakları izlemek amacıyla silahsız hava gözlem uçuşları yapmasına olanak tanıyan Açık Semalar Antlaşması’ndan, Kongre’ye haber vermeden çekilmişti.
Fakat Kongre harekete geçmese bile, Trump bir davada savunma pozisyonuna düşebilir. Yasa, NATO’nun kurucu belgesi olan Kuzey Atlantik Antlaşması’ndan tek taraflı olarak ayrılmayı açıkça yasaklıyor.
Bu durum, Demokratların yönettiği eyaletler veya Avrupa’da ticari çıkarları olan ABD vatandaşları dava açmaya karar verirse, ABD yönetimini temyiz davalarında zor durumda bırakabilir.
Avrupalı yetkililer, Trump’ın farklı bir yol izlemesinden endişe duyuyor: ittifakta kalmak, fakat NATO’ya üst düzey ilgi ve askeri kaynakları esirgemek. Trump’ın söylemlerinin NATO’yu şimdiden anlamsız hale getirdiğinden korkuyorlar.
Örneğin bir Alman yetkili, “Trump’ın başkanlığıyla NATO’nun hiçbir değeri kalmadı. NATO hâlâ var olabilir, ama artık bir ittifakımız yok. Burada zaman kazanmaya çalışıyoruz, fakat verilen zarar çok büyük,” dedi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek











