Amerika
Thomson Reuters, Palantir ve ICE’a veri sağlıyor

Thomson Reuters, uzun süredir Palantir ve Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nun (ICE) araçları için temel kişisel veriler sağlıyor.
Bu verilerin artık ICE’nin hedef alacağı mahalleleri belirlemek için kullandığı Palantir sisteminin bir parçası olduğuna dair işaretler bulunuyor.
404 Media’nın elde ettiği belgelere ve kaynaklara göre, aynı zamanda veri aracısı olan medya şirketinin, “CLEAR” markası altında isim, adres, araç ruhsat bilgileri, sosyal güvenlik numaraları ve kişinin etnik kökenine ilişkin ayrıntıları satmayı da içerebilen veri işini, ICE ile yürüttüğünü gösteriyor.
Bu haber, Thomson Reuters çalışanlarının şirketin ICE ve ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) sözleşmeleriyle ilgili endişelerini dile getiren imzalı bir mektubu yönetime göndermelerinin ardından geldi.
B.C. Genel Çalışanlar Sendikası (BCGEU) hissedar ilişkileri ve sorumlu yatırım başkanı Emma Pullman, 404 Media’ya verdiği demeçte, “Bu iddialar doğruysa, ürün ve hizmetlerinin ciddi suçlarla mücadeleyle sınırlı olduğu ve sınır dışı işlemlerini kolaylaştırmadığı yönündeki Thomson Reuters’ın iddialarıyla doğrudan çelişir,” dedi.
BCGEU, Thomson Reuters’ın azınlık hissedarı ve son zamanlarda şirketin ICE ile olan çalışmaları konusunda şirketle temasa geçtiğini belirtti.
404 Media’nın ele geçirdiği bir Palantir iç wiki sayfası, eskiden ceza soruşturmalarına odaklanan fakat artık göçmenlik denetimlerine yönelen ICE’ın bir parçası olan İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) biriminin, HSI’nin kendi iç aracına geçmeden önce Palantir tarafından geliştirilmiş FALCON adlı bir sistemi kullandığını ortaya koydu.
Eski bir Palantir çalışanı, Thomson Reuters’ın CLEAR sisteminin özellikle bu FALCON sisteminde kullanıldığını söyledi.
2025 yılında Palantir, Trump’ın kitlesel sınır dışı etme çabaları sırasında şirketin diğer sistemler üzerinde çalışmaya başlamasıyla “ICE için daha olgun bir ortak” haline geldiğini söyledi.
404 Media’nın Ocak ayında ortaya çıkardığı üzere, buna Enhanced Leads Identification & Targeting for Enforcement (ELITE) adlı bir araç da dahildi.
ELITE, haritayı potansiyel sınır dışı etme hedefleriyle dolduruyor, her kişi hakkında bir dosya açıyor ve kişinin mevcut adresi hakkında bir “güven puanı” veriyor.
Bir ICE yetkilisi, yetkililer 30’dan fazla kişiyi gözaltına almadan önce bu aracın kullanıldığına dair ifade vermiş; avukatlar bu olayı “toplu baskın” olarak nitelendirmişti.
ICE’ın iç belgeleri, ELITE’in bu adresleri Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) gibi devlet kurumları da dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan aldığını gösterdi. Belgeler ayrıca adreslerin kaynağının “CLEAR” olduğunu da belirtti.
İki İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) kaynağı, bu belgenin Thomson Reuters’ın CLEAR sistemine atıfta bulunduğuna inanıyor.
Thomson Reuters verileri, Motorola tarafından plaka taramalarını sorgulamak üzere geliştirilen Mobile Companion uygulamasıyla ilgili belgelerde de bahsediliyor.
ICE kısa süre önce özellikle sınır dışı etme işlemlerine odaklanan tüm ICE Yürütme ve Sınır Dışı Etme Operasyonları (ERO) personeline bu araçla ilgili bir mesaj gönderdi.
ICE’a gönderilen belgede, kullanıcıların Motorola’nın plaka okuma ağı ile Thomson Reuters verilerini birleştirerek soruşturmalarını daha da güçlendirebilecekleri belirtildi.
Belgede şöyle deniyor:
“Thomson Reuters CLEAR, kapsamlı kamu ve özel verileri Motorola Solutions’ın güvenli paylaşımlı veri ağından elde edilen ülke çapındaki plaka verileriyle birleştirerek, araçla ilgili soruşturmaları daha kesin bir düzeye taşımaya yardımcı oluyor.”
404 Media, bu haberle ilgili olarak Thomson Reuters’tan yorum almak için birçok girişimde bulundu. Başlangıçta Thomson Reuters, e-posta yoluyla “arka plan bilgisi” sağlayacağını söyledi, fakat daha sonra bu arka plan bilgisinin “makalenizde kullanabileceğiniz, fakat Thomson Reuters’a atıfta bulunamayacağınız” materyal olacağını belirtti.
Çevrimiçi olarak erişilebilen ihale belgelerinde DHS, “CLEAR, kişileri, varlıkları, işletmeleri, bağlantıları ve diğer kritik gerçekleri bulmayı kolaylaştırdığı için, birçok DHS biriminin görev açısından hayati ve zamana duyarlı soruşturma çalışmaları için hayati önem taşıyor,” diyor.
Belgelerde, “Bu veriler olmadan DHS, suç örgütleri, terörizm ve göçmenlik dolandırıcılığıyla ilişkili hedefleri bu kadar hızlı tespit edemezdi,” ifadesi yer alıyor.
Bu belgeler, CLEAR verilerinin bir kişinin adını, adresini, doğum tarihini, telefon kayıtlarını, ehliyetini, motorlu araç kayıtlarını, sosyal güvenlik numarasını, medeni durumunu, hane halkı üyeleri gibi hane halkı bilgilerini ve kamuya açık sosyal medya hesaplarına ilişkin ayrıntıları içerebileceğini gösteriyor.
Mart ayında Minnesota Star Tribune gazetesi, şirketin ABD’deki en büyük ofislerinden birinin bulunduğu ve çalışanların çoğunun görevlerinin CLEAR ile ilgili olduğu Eagan’da görev yapan altı Thomson Reuters çalışanıyla görüştüğünü bildirmişti.
Bir çalışanın, yetkililerin Renée Good ve Alex Pretti’yi öldürdüğü, DHS’nin Minnesota’ya odaklanan “Operation Metro Surge” operasyonuna atıfta bulunarak, “İnsanlar, işlerinin yaşananlarda oynadığı rol konusunda endişeli” dediği bildirildi.
Gazete, yaklaşık 180 çalışanın Thomson Reuters yönetimine endişelerini dile getiren ve şirketin DHS ve ICE sözleşmelerine ilişkin denetimini sorgulayan bir mektup gönderdiğini bildirdi. New York Times daha sonra 200’den fazla çalışanın mektubu imzaladığını bildirdi.
Minnesota Star Tribune gazetesi ayrıca, şirketin projeler ve ABD kamu kayıtlarından sorumlu başkan yardımcısı Kevin Appold’un Thomson Reuters iç yazışmasından bir alıntı yaptı.
Yazışmada, “Müşterilerimizin, suç işlememiş belgesiz göçmenleri tespit etmek veya yerlerini belirlemek için CLEAR’ı kullanmasını yasaklıyoruz,” deniyordu.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’











