Bizi Takip Edin

Amerika

ABD halkı demokratik sosyalizm konusunda ikiye bölündü

Yayınlanma

ABD’de Demokrat Parti ön seçimlerinde hareketle bağlantılı adayların zaferler kazandığı bir dönemde, halkın demokratik sosyalizm anlayışına ilişkin ikiye bölündüğü ortaya çıktı. Reuters/Ipsos tarafından gerçekleştirilen yeni bir anket, kamuoyunun bu konudaki yaklaşımını gözler önüne serdi. Araştırmaya göre katılanların önemli bir bölümü hareketin görüşlerini faydalı bulmazken, kayda değer bir kesim ise bu fikirlere destek veriyor.

ABD’de Demokrat Parti ön seçimlerinde demokratik sosyalist hareketle bağlantılı adaylar ülke genelinde zaferler elde ederken, kamuoyunun bu siyasi akımı kavrayışı konusunda ikiye bölündüğü belirlendi.

Reuters/Ipsos tarafından gerçekleştirilen kamuoyu araştırmasında, ankete katılanların yüzde 27’si demokratik sosyalistlerin en azından birkaç geçerli inanca sahip olduğunu dile getirdi.

Katılımcıların yüzde 23’ü kararsız olduğunu belirtirken veya soruya yanıt vermezken, yüzde 51’i ise demokratik sosyalistlerin çok az yararlı inancı bulunduğunu ya da hiç bulunmadığını aktardı.

Geçtiğimiz yıl içinde demokratik sosyalistler, elde ettikleri dikkate değer zaferlerle ulusal düzeyde bir yükseliş yaşadı.

Hareketin ülkedeki en öne çıkan isimlerinden biri haline gelen New York Eyalet Meclisi Üyesi Zohran Mamdani, geçen yılki Demokrat Parti ön seçiminde eski New York Valisi Andrew Cuomo’ya karşı kazandığı zaferle siyaset dünyasında şaşkınlık yarattı.

Demokratik sosyalizmin savunucuları, ilerici değişimden ve “kapitalist sınıf” olarak adlandırılan kesimin liderliğinin reddedilmesinden yana tutum alıyor.

ABD’deki en önde gelen demokratik sosyalist örgütlerden biri olan Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA), bu inancı “radikal demokrasinin toplumsal ve ekonomik yaşamın tüm alanlarına genişletilmesi” biçiminde tanımlıyor.

DSA’nın hedefleri arasında herkesi kapsayan kamusal sağlık sigortası sistemi “Medicare for All”, iklim değişikliğiyle mücadeleyi öngören “Yeşil Yeni Mutabakat” ve polis teşkilatlarının bütçelerinin kesilmesi yer alıyor.

Birkaç hafta önce yapılan The Economist/YouGov anketinde ise yaklaşık her 3 Amerikalıdan 1’i bir seçimde demokratik sosyalist bir adayı desteklemeye istekli olduğunu belirtti.

24-28 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen Reuters/Ipsos araştırmasına 1248 kişi katıldı. Anketin hata payı ise 3 yüzdelik puan olarak açıklandı.

Amerika

ABD’de milletvekillerine personel ile ilişki yasağı getirilmesi gündemde

Yayınlanma

ABD Kongresi, milletvekillerine yönelik cinsel taciz iddiaları ve çalışanlarla yaşanan rızaya dayalı ilişkilerin ortaya çıkmasının ardından etik kurallarını ve çalışma kültürünü yeniden tartışmaya açtı. Cumhuriyetçi ve Demokrat milletvekilleri, güç dengesizliğini önlemek amacıyla temsilciler ile Kongre personeli arasındaki romantik ilişkilerin tamamen yasaklanmasını da içeren çeşitli reform adımlarını değerlendiriyor.

ABD Kongresi, milletvekillerine yönelik cinsel taciz iddialarının yanı sıra milletvekilleri ile çalışanlar arasındaki rıza dayalı ilişkilerin ortaya çıkmasının ardından hesap verebilirlik ve çalışma kültürü konularını yeniden gündemine aldı.

Her iki partiden milletvekilleri, güç dinamiklerini ele almak amacıyla temsilciler ile çalışanlar arasındaki romantik ilişkilerin tamamen yasaklanması da dahil olmak üzere olası reformları değerlendiriyor.

Mevcut Temsilciler Meclisi kurallarına göre milletvekillerinin yalnızca kendi doğrudan denetimleri altındaki çalışanlarla ve görev yaptıkları komisyonların personeliyle ilişki yaşaması yasaklanıyor. Bu durum, diğer ofislerde görev yapan yardımcılarla yaşanan ilişkilerin büyük ölçüde düzenleme dışında kalmasına yol açıyor.

Yeniden başlayan tartışmalar, New York Post gazetesinin Demokrat Senatör Ruben Gallego’nun Temsilciler Meclisi’nde görev yaptığı dönemde başka Kongre ofislerinde çalışan iki yardımcıyla rıza dayalı ilişki yaşadığına dair haberinin ardından hız kazandı.

Gallego haberi “dedikodu” diyerek reddederken, Temsilciler Meclisi’ndeki çok sayıda Cumhuriyetçi kadın milletvekili reform çağrısında bulundu.

Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Konferansı Başkanı Cumhuriyetçi Temsilci Lisa McClain, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Senatör Ruben Gallego hakkındaki son New York Post haberinin ardından, üyelerin Kongre personeliyle romantik veya cinsel ilişki yaşamasını yasaklayan bir kural getirilmesi çağrısında bulunuyorum. Bir ilişki rıza dayalı olsa bile, güveni sarsabilecek ve uygunsuzluk algısı yaratabilecek doğal bir güç dengesizliği vardır. Amaç personeli korumak ve kuruma olan güveni sürdürmek olmalıdır.”

Son baskılar, bu yılın başlarında eski Temsilciler Meclisi üyeleri Demokrat Eric Swalwell ve Cumhuriyetçi Tony Gonzales’in istifa etmesine yol açan ve ilk değişiklik çağrılarını başlatan cinsel taciz iddialarına ilişkin tepkilerin ardından geldi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson, geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, üyelerin herhangi bir Kongre personeliyle ilişki yaşamasının yasaklanmasını destekleyeceğini söyledi.

Johnson, “Bunun herhangi bir durumda kabul edilebilir olabileceğine inanamıyorum” diyerek şunları ekledi:

“Kongre üyelerinin, onların astlarının ve çalışanlarının bulunduğu bir konumdasınız. Her çalışma yerinde olduğu gibi bunun da uygunsuz olduğunu düşünüyorum, zaten şirketlerin çoğunda bu kural var.”

Demokrat Kadınlar Grubu Başkanı Temsilci Teresa Leger Fernández ve Cumhuriyetçi Kadınlar Grubu Başkanı Temsilci Kat Cammack, iş yerinde cinsel tacizle mücadele amacıyla Mayıs ayında partiler üstü bir çalışma grubu oluşturdu.

Fernández bu hafta The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Kongre bir çalışma yeridir, bir arkadaşlık uygulaması değil” dedi. Fernández sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kongre üyelerinin herhangi bir personelle çıkmasının yasaklanması, partiler üstü reform müzakerelerimizin ana odağı olmuştur ve olmaya devam edecektir. Sadece genç çalışanları korumakla kalmayıp Kongre’deki kültürü de değiştirecek bu yasağı kabul etmeyi ve daha büyük reform tedbirlerini yürürlüğe koymayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Buna karşın izlenecek yol belirsizliğini koruyor.

Cumhuriyetçi Temsilci Jeff Crank, geçen hafta üyelerin “ilişki önce Temsilciler Meclisi Etik Komisyonuna bildirilmediği sürece” herhangi bir Temsilciler Meclisi çalışanıyla ilişki yaşamasını yasaklayan bir yasa tasarısı sundu. Bu karar tasarısı mevcut Temsilciler Meclisi kurallarını korumaya devam ediyor.

Ancak Demokrat Kadınlar Grubu, X üzerinden Crank’e tepki göstererek tasarının “gerçek bir yasak” olmadığını savundu.

Grup paylaşımında, “Sorunu çözmeden manşet almaya çalışıyorsunuz. Bu konu üzerinde çalışan kadınlarla konuşsaydınız belki doğru şekilde yapabilirdiniz. Gerçekten bir şeyler yapacak olan yasa tasarımıza desteğinizi bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

Bu sırada Cammack, MeidasTouch’tan Pablo Manríquez’e yaptığı açıklamada, “Kongre’deki tuhaf kültürü temizlemek için çaba gösteren herkesin çabasının kayda değer olduğunu” söyledi.

Cammack şöyle konuştu:

“Bunu ortaya koyduğu için kendisini takdir ediyorum. Bu konuda onunla çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Tekrar ediyorum, insanlar kimin takdir toplayacağıyla daha az, işin yapılmasıyla daha çok ilgilenseydi, çok daha ileride olurduk. Temsilci Crank’in devreye girip bu sorunun çözümüne yardımcı olmak için gerçekten iyi niyetli bir çaba gösterdiğini düşünüyorum.”

Cammack, kızını Kongre’de çalışmaya gönderme konusunda kendisini “rahat” hissetmeyeceğine dair beyanıyla da dikkat çekti.

Cammack, “Bunun değiştiğini hissedene kadar, Kongre’yi çalışmak için güvenli bir yer haline getirmenin yollarını bulmak amacıyla devam edeceğiz” dedi.

Diğer milletvekilleri de cinsel taciz iddialarının daha hızlı incelenmesi ve ele alınması için Temsilciler Meclisi Etik Komisyonunun bildirim ve soruşturma sürecinin yeniden düzenlenmesi dahil ek değişiklikler yapılması çağrısında bulundu.

Gonzales ve Swalwell’in istifası için baskı yapan Cumhuriyetçi Temsilci Anna Paulina Luna, The Hill’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bence en önemli şey, bildirim prosedürünün ve soruşturmaların belirli bir süre içinde yürütülmesi ve hızlandırılması gerektiğidir. Özellikle de örneğin bir çalışanın, üyenin tekrarlanan ve reddedilen tekliflerinin ardından kendisini yakarak intihar ettiği durumlar yaşandığında bu şarttır.”

Gonzales, daha sonra intihar ederek yaşamına son veren bir çalışanla evlilik dışı ilişki yaşadığını kabul etmişti. Gonzales, emeklilik dilekçesini Nisan ayında sundu.

Swalwell de birden fazla kadının kendisini cinsel saldırı ve cinsel tacizle suçlamasının ardından Nisan ayında Kongre’den ayrıldı. Saldırı ve taciz iddialarını reddeden Swalwell, “muhakeme hataları” nedeniyle özür diledi.

Luna, “Seçmenler göreve kimi seçtiklerini bilmelidir. İnsanlar hakkında soruşturma varsa, seçmenlerin bu kişilerin alenen yolsuzluğa bulaşıp bulaşmadığını bilmesi için bu raporların özellikle seçim dönemlerinden önce hızlandırılması ve tamamlanması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

Luna ve Demokrat Temsilci Ro Khanna, Salı günü “Kampanya Fonlarıyla Örtbas Etmeye Son Yasası” olarak adlandırılan bir yasa tasarısı sundu. Tasarı, federal adayların ve görevde bulunanların cinsel saldırı, cinsel istismar veya cinsel taciz iddialarıyla ilgili masrafları ödemek için kampanya fonlarını veya hukuki gider hesaplarını kullanmalarını yasaklamayı hedefliyor.

Johnson’ın Kongre’de ortaya çıkan cinsel taciz iddialarını ele alma konusunda yeterli çabayı gösterip göstermediği sorulduğunda Luna, “Gonzales’e yeniden aday olmaması çağrısında bulundu, bu yüzden elinden gelenin en iyisini yaptığını düşünüyorum” dedi.

Luna sözlerini şöyle tamamladı:

“Ancak kendi adıma, daha fazla üyenin daha açık olması gerektiğini düşünüyorum ve bu konulardaki sessizliğin korkaklık olduğuna inanıyorum.”

Okumaya Devam Et

Amerika

Alex Jones, ABD Başkanı Trump için azil çağrısında bulundu

Yayınlanma

InfoWars’un eski sahibi ve komplo teorisyeni Alex Jones, İran ile yaşanan çatışmalar nedeniyle ABD Başkanı Trump’ın derhal azledilmesi gerektiğini söyledi. Jones, canlı yayında yaptığı açıklamada yönetimin ulusal zorunlu askerlik hizmetine hazırlandığını iddia ederek durumun çığırından çıktığını vurguladı. Kongreye Savaş Yetkileri Yasası’nı devreye sokma çağrısı yapan Jones, ülke yönetiminin kontrol altına alınması için gerekirse Anayasa’nın 25’inci Maddesi’nin uygulanmasını talep etti.

InfoWars’un eski sahibi Alex Jones, Salı günü yaptığı açıklamada İran ile yaşanan çatışmalar nedeniyle Başkan Trump’ın azledilmesi gerektiğini söyledi.

Durumu “kesinlikle kontrolden çıkmış” şeklinde niteleyen Jones, yönetimin ulusal çapta zorunlu askerliğe hazırlandığı uyarısında bulundu.

X sosyal platformunda canlı yayınlanan bir program sırasında konuşan Jones, “Asıl mesele Trump’ın nasıl durdurulacağıdır. Kongrenin savaş yetkilerini devreye sokmasını sağlamak zorundayız. Savaş yetkilerini oylamak için üç kez girişimde bulundular, bir savaşa onların yetki vermesi gerekiyor. Bu bir savaştır, zorunlu askerliği hazırlıyorlar. Bu bir savaş değilse hiçbir şey savaş değildir. Yani bu durum kesinlikle kontrolden çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Mart ayında yaptığı açıklamada Başkan’ın İran ile yaşanan çatışma için zorunlu askerlik ihtimalini göz ardı etmediğini bildirmişti.

Konuşmasını sürdüren Jones, “Ve bu yüzden şu anda çağrıda bulunuyorum: 25’inci Madde, azil veya bu konuyu merkeze taşımak, ülkemizin kontrolünü yeniden ele geçirmek için ne gerekiyorsa yapılmalıdır” dedi.

Temsilciler Meclisinde kabul edilen savunma bütçesi tepki çekiyor

Tanınmış bir komplo teorisyeni ve Başkan’ın eski bir müttefiki olan Jones, Trump’ın Ulusal Savunma Yetki Yasası’na verdiği desteğin de “azil gerektiren bir suç” olduğunu öne sürdü.

Temsilciler Meclisi, Kongrenin yurtdışındaki savaşı onaylamak üzere oylama yapmamış olmasına rağmen, İran’daki çatışmanın fonlanmasına yardımcı olacak 2027 mali yılına ait 1,15 trilyon dolarlık yıllık savunma harcama tasarısını kabul etmişti.

Bazı milletvekilleri, çatışmanın Anayasa’yı ihlal ettiğini ve Başkan’ın Kongre onayı olmadan yurtdışında askeri eylemler başlatma veya bunları tırmandırma yetkisini sınırlandırmak için tasarlanan bir federal yasa olan Savaş Yetkileri Kararı’nın etrafından dolaştığını kaydetmişti.

Demokratlar Nisan ayında, İran’a yönelik devam eden saldırıları gerekçe göstererek Anayasa’nın 25’inci Maddesi aracılığıyla Trump’ı görevden uzaklaştırma hamlesinde bulunmuştu. Jones, savaşa dair endişeleri dile getirerek söz konusu girişimin haklı olduğunu savundu.

Jones, Salı günkü yayınında, “Sansür uygulayabilmek, özgürlüklerimizi elimizden alabilmek, her şeyi millileştirebilmek ve yapay zeka ile bizi kenara itebilmek için toplam bir savaşın içinde olmamızı istiyorlar; tam sorumsuzluk, dokunulmazlık ve koruma peşindeler. Bu bir felakettir. Bir tiranlıkla karşı karşıyayız ama kamuoyu uyanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Jones sözlerini şöyle tamamladı:

“Bir araya gelmek, sağ ve sol ayrımını aşmak ve ekonomiyi kesinlikle mahvedecek, çok sayıda askerimizin ölümüne yol açacak genişletilmiş bir savaşa ‘hayır’ demek zorundayız. Devasa bir karadan işgale hazırlanıyorlar. Hepsi doğrulandı. Bu durum tam şu anda yaşanıyor.”

Okumaya Devam Et

Amerika

Senato paneli Fauci hakkında kongreye itaatsizlik oylamasına gidiyor

Yayınlanma

ABD’de Beyaz Saray eski baş tıbbi danışmanı Dr. Anthony Fauci, koronavirüs salgınına yönelik adımlarına ilişkin Senato oturumunda susma hakkını kullandı. Senato Komisyonu Başkanı Rand Paul, Biden tarafından genel af kapsamına alınan Fauci’nin kongreye itaatsizlik suçlamasıyla Adalet Bakanlığına sevk edileceğini açıkladı. Yaşanan hukuki kriz, ABD Anayasası’nın Beşinci Maddesi ile başkanlık af yetkisi arasındaki sınırları yeniden tartışmaya açtı.

Beyaz Saray eski baş tıbbi danışmanı ve koronavirüsle mücadele biriminin başındaki isim Dr. Anthony Fauci, salgın dönemindeki eylemlerine ilişkin Senato panelinde düzenlenen oturumda ABD Anayasası’nın Beşinci Maddesi kapsamında susma hakkını kullandı.

Fauci, bu tutumunun ardından Senato komisyonunda önümüzdeki hafta yapılması planlanan kongreye itaatsizlik oylamasıyla karşı karşıya kaldı.

Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, eski Başkan Joe Biden’dan önleyici bir genel af alan Fauci’nin kongreye itaatsizlikten yargılanıp yargılanamayacağının hukuki bir soru olduğunu ancak yine de resmi sevk işlemini yapmayı planladığını duyurdu.

Paul, oturumun ardından gazetecilere yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Cezai sorumluluktan muaf tutulmuş olması nedeniyle Beşinci Madde’nin arkasına saklanmasına gerek kalmadığına ve yürürlükte bir af varken Beşinci Madde’nin geçerli olmayabileceğine inanıyoruz. Bu durum hukuki bir soru olacak.”

Fauci, kısa bir açılış konuşmasının ardından üç saat süren oturum boyunca tam 111 kez Beşinci Madde’yi gerekçe göstererek sorulara yanıt vermedi.

Biden’ın af kararı ve çetrefilli hukuki tablo

Former Başkan Biden, görevinin son tam gününde, Donald Trump yönetiminin olası yargılamalarından endişe ederek Fauci ve diğer bazı kişileri kapsayan bir af kararı çıkardı.

Söz konusu af, Fauci’ye 2014 ile Biden’ın görevdeki son günü olan 19 Ocak 2025 tarihleri arasında yürüttüğü kamu hizmetleriyle doğrudan veya dolaylı bağlantılı tüm suçlar için cezai muafiyet sağladı.

Ancak Fauci, Kongreye yalan söylemesi gibi yeni bir eylem durumunda af kapsamı dışında kalarak tekrar suçlamalarla karşılaşabilir. Fauci de yeminli ifade vermesi istendiğinde tam olarak bu durumdan endişe ettiğini kaydetti ve Paul’ün defalarca kendisinin tutuklanması için çağrıda bulunduğunu vurguladı.

Fauci açılış konuşmasında şunları söyledi:

“Senatör Paul’ün benim yargılanmam yönündeki açık takıntısı, hakkımdaki tekrarlanan iftira niteliğindeki yorumları ve son olarak beni utandırmak ve korkutmak amacıyla kişisel günlüğümü sansürsüz şekilde kamuoyuna açıklaması göz önüne alındığında varabileceğim tek sonuç şudur: Beni bu komisyon önüne çıkarmasının tek nedeni, kendisinin parmaklıklar arkasına girmem yönündeki kamuoyu önündeki vaatlerini haklı çıkaracak bir şey söyletmektir. Kendisinin bana yönelik kontrolden çıkmış takıntısını takip eden makul herhangi bir kişi de kolayca aynı sonuca varacaktır.”

Biden’ın af yetkisi yalnızca federal suçları kapsıyor; eyalet düzeyindeki bölge savcıları tarafından açılabilecek davaları etkilemiyor. Ancak komisyonun Cumhuriyetçi üyeleri, affın Fauci’nin anayasal susma hakkını elinden alacak kadar geniş olduğunu savundu.

Cumhuriyetçi Senatör Josh Hawley oturum sonrasında yaptığı açıklamada, “Beşinci Madde ayrıcalığı, gelecekteki makul bir yargılama riskine karşı kendini suçlamama hakkıdır. Kendisine geniş kapsamlı bir af sunulduğu için Fauci açısından böyle bir risk bulunmamaktadır” dedi.

Fauci’nin salgın günlükleri Senato’daki oturum öncesi basına sızdı

Yargı mercilerinin içtihatları ne diyor?

Fauci’nin ifade vermeyi reddetmesi, başkanın af yetkisi ile anayasanın kendini suçlamaya karşı sunduğu koruma arasında bir gerilim yarattı.

ABD Yüksek Mahkemesi bu meseleyle ilk kez 1896 yılında, bir demiryolu denetçisinin kendisine muafiyet sağlayan yasaya rağmen büyük jüriye ifade vermekten kaçınmaya çalışması üzerine karşılaştı. Mahkeme denetçinin aleyhinde karar vererek, suçlanma riski kalmadığı için ifade vermek zorunda olduğuna hükmetti.

Yüksek Mahkeme kararında, “Tanık halihazırda bir af almışsa, söz konusu suç bakımından hiç işlenmemiş gibi bir konumda bulunacağından artık hak iddiasında bulunamaz” ifadelerine yer verdi.

Yüksek Mahkeme 1980’lerde ise büyük jüri tarafından verilen bir muafiyetin, tanığın hukuki bir ifade verme sürecinde Beşinci Madde haklarını kullanmasını engellemeyeceğine hükmetti.

Ayrıca Kongreye itaatsizlikle suçlanan kişilerin avukat tavsiyesine dayanma savunmasını ne ölçüde kullanabileceği konusunda da hukuki belirsizlikler sürüyor. Yüksek Mahkeme, tanıkların anayasal korumayı aşabilmeleri için muafiyetleri konusunda kesin bir güvenceye ihtiyaç duyduklarını bildiriyor.

Oturumda gergin anlar

Oturum sırasında Komisyon Başkanı Paul, Fauci’nin soruları yanıtlamayı reddetmesine tepki göstererek Fauci’nin avukatlarından birinin salondan çıkarılmasını emretti.

Paul, avukatı salondan çıkarmadan kısa süre önce Fauci’ye hitaben şöyle konuştu:

“Başkan, ayrıcalık iddianızı reddetti ve sizi yanıt vermeye yönlendirdi. Ancak affın varlığına rağmen bu talebi reddediyor ve ayrıcalık iddianızı sürdürüyorsunuz. Komisyon, bu oturumun ardından talimat verilmesine rağmen ifade vermediğiniz için hakkınızda hangi uygun tedbirlerin alınması gerektiğini değerlendirecektir. Kongre soruşturmasını engellemek yasalarımıza aykırıdır. Bugün ifade vermeyi reddetmenizin sonuçları olacaktır.”

Senatör Hawley, Fauci’ye Yüksek Mahkeme içtihatlarının ifade vermesini zorunlu kıldığını söyledi. Hawley daha sonra Fauci’ye hangi renk kravat taktığını sordu; Fauci bu soruya da Beşinci Madde’yi gerekçe göstererek yanıt vermedi.

Cumhuriyetçilerin sert eleştirilerine karşılık Demokrat üyeler Fauci’ye destek vererek soruları yanıtlamama hakkını savundu.

Demokrat Senatör Richard Blumenthal oturumda, “Çok net olalım. Beşinci Madde, bu tür bir makamın karşısına çıkan herkesin hakkıdır ve buna saygı gösterilmelidir” dedi.

Oturum boyunca Paul ile sık sık tartışan Demokrat Temsilci Gary Peters, Paul’ü geçmişi yeniden yargılamakla suçlayarak Fauci’nin neden hedef alındığını anladığını söyledi.

Peters şu ifadeleri kullandı: “Başkan 2021 yılında bugünkü tanığın görevden alınması ve tutuklanması çağrısında bulundu, onu karartmalara ve komplo teorilerine öncülük etmekle suçladı. Hatta tanığı bağış toplama e-postalarında ve kitabının kapağında açıkça kullandı. Tanığın ve ailesinin çok sayıda ciddi ölüm tehdidi almasına rağmen güvenlik korumasının kaldırılmasını da talep etti.”

Kongreye itaatsizlik süreçleri nasıl işliyor?

Kongre’nin her iki kanadı da bir tanığın itaatsizlik ettiğine karar verebilse de bu işlem nihayetinde Adalet Bakanlığına sunulan bir tavsiye niteliği taşıyor. Dava açılıp açılmayacağına Adalet Bakanlığı karar veriyor.

Geleneksel yöntemde bu tür kararlar öncelikle komisyonda görüşülüyor ve ardından Senato veya Temsilciler Meclisi genel kurulunda oylanıyor. Ancak Paul, kendi partisine mensup senatörleri zor bir oylamaya zorlamamak adına genel kurul aşamasını atlayarak doğrudan Adalet Bakanlığına bir mektup gönderebileceğini belirtti.

Adalet Bakanlığı geçmişte bu tür sevklerde seçici davranmıştı. 6 Ocak 2021 Kapitol baskınını araştıran Temsilciler Meclisi Özel Komisyonunun çağrılarına uymayan dört kişiden yalnızca ikisi hakkında Adalet Bakanlığı tarafından dava açılmıştı.

Beyaz Saray Danışmanı Peter Navarro olayında bakanlık, Navarro’nun çağrıya resmi bir yanıt vermediğini ve başkanlık ayrıcalığını şahsen gelip bildirmediğini belirterek dava açmıştı. Fauci ise oturuma bizzat katılarak haklarını beyan ettiği için daha güçlü bir hukuki konumda bulunuyor.

Buna karşın Trump yönetimindeki Adalet Bakanlığı, Kongre ifadeleriyle ilgili suçlamaların üzerine gitme eğilimi gösterdi. Bakanlık geçen yıl, eski FBI Direktörü James Comey hakkında 2020 yılında 2016 seçim kampanyası soruşturmasına ilişkin verdiği ifade nedeniyle dava açtı.

Ancak davaya bakan yargıç, davayı açan ABD savcısının usulsüz atandığına karar vererek dosyayı düşürdü.

Temsilciler Meclisi Yargı Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Jim Jordan da Adalet Bakanlığından eski CIA Direktörü John Brennan ve eski özel yetkili savcı Jack Smith hakkında yalan tanıklık suçlamasıyla işlem yapmasını talep etti.

Federal yasalar, tanıkların Beşinci Madde’yi kullanma girişimlerinin ardından Kongre’ye bir federal yargıçtan tanığın soruları yanıtlamasını zorunlu kılmasını talep etme hakkı veriyor. Ancak bu mekanizma, Kongre oylamaları ve bekleme süreleri de dahil olmak üzere karmaşık prosedürler gerektiriyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English