Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump’ın Brezilya kavgasındaki BRICS ayrıntısı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın Brezilya’yı yüzde 50 gümrük vergisi ile tehdit etmesiyle şiddetlenen gerilimde BRICS zirvesinin payı olduğu belirtiliyor.

POLITICO’da yer alan habere göre Trump, Brezilya’ya % ağır bir gümrük vergisi uygulama tehdidini, arkadaşı ve müttefiki olan aşırı sağcı eski Başkan Jair Bolsonaro için adalet arayışı olarak sunuyor.

Fakat hafta sonu Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS liderleri toplantısından duyduğu hoşnutsuzluk, başkanın kararını kesinleştirdi ve yeni vergileri açıklayan bir mektup göndermesine ikna etti.

Beyaz Saray, Bolsonaro’ya kötü muamele ettiği ve sosyal medyada sansür uyguladığı iddiasıyla Brezilya’yı cezalandırmak için yaptırımlar gibi diğer yöntemlerin çok uzun süre alacağı veya çok karmaşık olacağı sonucuna vardı.

Ne var ki, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yakın müttefiki ve Trump’ın eski Latin Amerika özel elçisi Mauricio Claver-Carone, “BRICS dengeleri değiştirdi,” dedi.

Steve Bannon: Trump, dolarsızlaşma girişimlerine sinirleniyor

BRICS koalisyonu, Trump’ın ikinci dönemindeki en önemli dış politika hedeflerinden biri olarak ortaya çıktı. Grup, üyelik sayısını artırmaya ve gelişmiş ekonomilerden bağımsızlık için baskı yapmaya devam etti.

Geçen kasım ayında, ABD dolarına alternatif olarak kendi rezerv para birimini başlatmayı deneyebileceğini açıklayan BRICS’a karşı Trump, üye ülkelere yüzde 100 gümrük vergisi uygulama tehdidini savurmuştu.

Trump’ın eski Beyaz Saray baş stratejisti ve MAGA ideoloğu Steve Bannon, “Başkan, BRICS’in doların uluslararası ticaret ve finans sisteminden çıkarılmasına yönelik çabalarına her baktığında sinirlendiğini belli ediyor. Rio [toplantısı] da yardımcı olmadı,” diye konuştu.

BRICS, pazartesi günü yıllık zirvesini tamamlayarak, üyelerinden biri olan İran’a yönelik ABD’nin askeri saldırılarını kınayan bir bildiri yayınladı.

BRICS üyeleri, Trump’ın gümrük vergilerini de eleştirerek, başkanın adını anmadan, “uluslararası hukuka aykırı tek taraflı, cezai ve ayrımcı korumacı önlemleri reddettiklerini” belirttiler.

Başkan, Brezilya’yı ‘yasadışı sansür’ ile suçladı

Bu açıklama, başkanın sert tepkisine neden oldu ve başkan pazar günü sosyal medyada üye ülkelere yüzde 10’luk ek gümrük vergisi uygulayacağı tehdidinde bulundu.

Ardından çarşamba günü Truth Social’da Trump, bu hafta ABD’nin ticaret ortaklarına gönderdiği form mektubun daha sert bir versiyonunu paylaştı.

Bu kez mektup Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’ya hitaben yazılmıştı. Mektup, Brezilya hükümetinin Bolsonaro’ya yönelik muamelesine ilişkin sert ifadelerle doluydu ve başkan, bu muameleyi kendi hikayesinin bir yansıması olarak görüyor.

Trump’ın mektubu, Brezilya hükümetinin “ABD sosyal medya platformlarına yüzlerce GİZLİ ve YASADIŞI sansür emri çıkardığını, milyonlarca dolarlık para cezası ve Brezilya sosyal medya pazarından çıkarılma tehdidinde bulunduğunu” iddia eden yönetimin iddialarını da yineledi.

Trump’ın oğlu ile Bolsonaro’nun oğlu arasındaki dostluk da etkili

POLITICO’ya konuşan iki kaynak, Trump’ın MAGA hareketiyle de derin bağları olan Bolsonaro ile kişisel dostluğunun, Brezilya üzerindeki baskıyı artırma kararında etkili olduğunu söyledi.

Brezilya hükümetiyle çalışan Washington merkezli bir yetkili, POLITICO’ya “perde arkasında birçok kişisel dinamik var” diyerek, Donald Trump Jr. ile eski başkanın oğlu Eduardo Bolsonaro arasındaki dostluğa ve daha geniş ideolojik uyumlarına işaret etti.

BRICS zirvesinin Brezilya’da sona erdiği sabah, Trump Bolsonaro’yu desteklemek için Truth Social’da bir mesaj daha yayınladı ve onu “ülkesini gerçekten seven güçlü bir lider” olarak nitelendirerek, hakkında devam eden yargılama sürecini “cadı avı” olarak nitelendirdi.

Trump, “Bu, siyasi bir rakibe yönelik bir saldırıdan başka bir şey değildir; bu konuda çok şey biliyorum! Bana 10 kez oldu ve şimdi ülkemiz dünyanın ‘EN SICAK’ ülkesi!. BOLSONARO’YU RAHAT BIRAKIN!” diye yazdı.

Trump’a göre dolarsızlaşma ‘büyük bir dünya savaşını kaybetmek gibi’

Kabine toplantısında da mevzuya değinen Trump, “BRICS, benim görüşüme göre ciddi bir tehdit değildir. Ama onların yapmaya çalıştığı şey, başka bir ülkenin kontrolü ele geçirip standart haline gelmesi için doları yok etmektir ve biz bu standardı hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz,” dedi.

Başkan, “dünya standardı olan” doları kaybederlerse, bunun “büyük bir dünya savaşını kaybetmek gibi” olacağını savundu ve doların tahtından edilmesine izin veremeyeceklerini söyledi.

Trump, “Sadece şunu söylüyorum, eğer insanlar buna karşı çıkmak istiyorlarsa, çıkabilirler, ancak bunun bedelini çok ağır ödeyecekler ve bence hiçbiri bu bedeli ödemeye hazır değil,” diye ekledi.

Lula meydan okudu: ABD ile ticaret olmadan da hayatta kalabiliriz

Öte yandan Brezilya Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Brezilya’nın ABD ile ticaret yapmasa da ayakta kalabileceğini ve bunun yerine başka ortaklar arayacağını söyledi.

Bu, Trump’ın Brezilya’ya %50 gümrük vergisi uygulayacağı tehdidine sert bir yanıt olarak görülüyor.

Lula, perşembe akşamı Record TV’ye verdiği röportajda, “Ürünlerimizi satın alacak başka ortaklar aramak zorundayız. Brezilya’nın ABD ile ticareti, GSYİH’sinin %1,7’sini oluşturuyor. ABD olmadan hayatta kalamayız diye bir şey yok,” diye konuştu.

Brezilyalı lider, iki televizyon röportajında, ABD’li mevkidaşına karşı meydan okuyan bir tavır sergiledi ve Trump’ın Brezilya’nın egemenliğine saygı duyması ve ABD başkanının diğer ülkeleri kendi ülkesi gibi yönetemeyeceği yönündeki tutumunu yineledi.

Globo TV’ye verdiği röportajda, gümrük vergisi savaşının “sonsuz” olabileceğini söyleyerek, geri adım atmaya niyetinin olmadığını açıkça belirtti.

Brezilyalı lider, ülkesinin gibi ülkelerin ticaret için dolar kullanmaya devam etmek zorunda olmadığını da belirterek, geçen hafta sonu Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS zirvesinde yaptığı ve “Trump’ı endişelendirdiğini” kabul ettiği açıklamalarını yineledi.

Lula, Record gazetesine verdiği röportajda, “Diğer ülkelerle ticaret para birimi oluşturmak istiyoruz. Venezuela, Bolivya, Şili, İsveç, Avrupa Birliği veya Çin ile ticaret yapmak için dolar satın almak zorunda değilim. Kendi para birimlerimizle ticaret yapabiliriz,” dedi.

Diplomasi

Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Yayınlanma

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.

Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.

Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.

Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.

Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.

Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi

The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.

Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.

Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.

Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.

Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.

Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.

Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.

Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor

Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.

Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.

Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.

Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

FIFA, özelleştirme planlarından şimdilik vazgeçti

Yayınlanma

FIFA ve Gianni Infantino, ticari ve etkinlik faaliyetlerindeki hisselerini satma planına yönelik yaygın tepkilerin ardından geri adım attı.

Cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki FIFA başkanı şunları söyledi:

“Tüm görüşleri dikkatle dinledikten sonra, bu projenin, destek düzeyinden bağımsız olarak, başlangıçta belirlenen hedefin çıkarlarına artık aykırı nitelikte bölünmelere yol açtığı ortaya çıktı. Amacımız her zaman birleştirmek ve iyileştirmek olmuştur ve her zaman da öyle olacaktır. Sonuç olarak, bu teklif hayata geçirilmeyecektir.”

Infantino’nun teklifi, UEFA, CONCACAF ve Asya Konfederasyonu’ndan (AFC) büyük bir muhalefetle karşılaştı.

UEFA, planlar masada kalırsa 55 üyesinin tamamının Dünya Kupaları da dahil olmak üzere FIFA müsabakalarını boykot edeceğini belirtti.

FIFA, açıklamada “kimse futbolu satmıyor” dedi ve “kamuoyunda dile getirilen geri bildirimleri ve endişeleri kabul edip saygı duyduğunu” belirtmekle birlikte, önerileri uygulamaya devam edeceği vurgulandı.

Ayrıca “açık ve demokratik bir istişare sürecine olan bağlılığını yeniden teyit ettiği” de eklendi.

FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor

Öte yandan FIFA’nın bu açıklamasını yayınlamasından kısa bir süre sonra AFC, UEFA ve Kuzey ve Orta Amerika Konfederasyonu (CONCACAF) ile dayanışma içinde olduğunu belirten kendi açıklamasını yayınladı.

Ardından Infantino, iki büyük iç darbe aldı.

İlk olarak, danışmanı Carlos Cordeiro görevinden istifa etti ve yaptığı açıklamada planı “FIFA üye federasyonları için kötü bir anlaşma, futbol için kötü bir anlaşma ve oyunun uzun vadeli geleceği için kötü bir anlaşma” olarak nitelendirerek sert bir şekilde eleştirdi.

Ardından FIFA’nın operasyon direktörü Kevin Lamour, Associated Press’e yaptığı açıklamada, personelin Infantino tarafından “aldatıldığını” ve bu konuyu dile getirdikten sonra, “işini kaybetme pahasına olsa bile daha rahat uyuyacağını” söyledi.

Lamour şunları söyledi:

“Bu, tek bir kişinin projesi. Bu projenin devam etmemesi gerektiği bir yana… artık futbol dünyasının siyasi liderlerinin kendilerine doğru soruları sormaları ve doğru kararları almaları zamanı geldi.”

Bu gelişmeler Infantino’yu köşeye sıkıştırdı ve cuma öğleden sonraya gelindiğinde, işlerini korumak için isimsiz kalmak koşuluyla The Athletic’e konuşan organizasyon içindeki pek çok kişi, meselenin artık bağın “koparılıp koparılmayacağı” değil, “ne zaman koparılacağı” meselesi olduğuna inanıyordu.

Joshua Kushner’ın risk sermayesi şirketi Thrive, cuma gecesi itibarıyla anlaşmadan çekilmemişti ama FIFA yönetimi nihayetinde bir açıklama yoluyla projeyi sonlandırmaya karar verince bu durum önemsiz hale geldi.

UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Joshua Kushner, Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in kardeşi.

Dünya futbolunun yönetim organı salı günü, Dünya Kupaları ve Kulüpler Dünya Kupası gibi ana etkinliklerini yönetecek yeni bir özel kuruluş olan FIFA Forward Enterprises’ı (FFE) kurmak istediğini ve FFE’deki yüzde 21’lik azınlık hissesini dış yatırımcılara satmayı planladığını duyurmuştu.

Bu satışın 4,2 milyar dolar (3,2 milyar sterlin) gelir sağlaması hedefleniyordu. FIFA, bu tutarın “FIFA Fast-Forward Programı” (FFFP) adı verilen yeni bir finansman akışı kapsamında 211 üye federasyona derhal dağıtılabileceğini belirtmişti.

Plana göre, FIFA’nın toplam kalkınma fonu önümüzdeki dört yıl içinde 10 milyar doları aşacaktı.

Günler geçtikçe artan eleştirilere rağmen, FIFA, üye federasyonların FFE planına karşı çıkması ama teklifin kabul edilmesi durumunda, FFE’deki hisselerin özel yatırımcılara satılıp satılmamasına bakılmaksızın, karşı çıkan federasyonların 2027-30 döneminde her birine 20 milyon dolar (14,9 milyon sterlin) alacağını doğruladı (bunu 2031-34 döneminde 22 milyon dolar ve 2035-38 döneminde 24 milyon dolar izleyecekti).

Ne var ki söz konusu üye federasyon FFE önerisini kabul etmiş olsaydı, 2027-30 döneminde 40 milyon dolar alacaktı ve sonraki ödemeler de aynı kalacaktı.

FIFA’nın planına karşı açıkça tavır alan üç federasyon, 211 FIFA üye federasyonunun 137’sini temsil ediyor.

FIFA, teklifin ilerleyebilmesi için 211 üye federasyonun çoğunluğunun ve Infantino ile sekiz FIFA başkan yardımcısından oluşan 37 kişilik FIFA Konseyi’nin onayı gerektiğini belirtmişti.

Avrupalıların FIFA başkanlığına adayı Katarlı el-Halifi

Güney Amerika futbol konfederasyonu CONMEBOL, cuma günü yaptığı açıklamada planları reddetmedi fakat mali ve ticari kararların “her zaman futbolun çıkarlarına hizmet etmesi ve asla futbolun özünden öncelikli olmaması gerektiğini” belirtti.

The Athletic’in haberine göre, perşembe günü düzenlenen UEFA ve CONCACAF toplantılarında Infantino’nun FIFA’daki gelecekteki liderliği sorgulandı.

Infantino, Şubat 2016’da Sepp Blatter’in yerine geçerek FIFA başkanlığı görevini üstlenmişti ve Mart 2027’de yapılacak bir sonraki seçimde rakipsiz olarak aday olması bekleniyordu.

Avrupalıların, Infantino’nun karşısına beIN Media’nın Katarlı CEO’su Nasır el-Halifi’yi çıkaracakları da konuşuluyor.

Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, VG’ye verdiği demeçte, “Şu anda edindiğim net izlenim, onun büyük ölçüde güven kaybettiği yönünde. Geçen sefer ona oy vermemiştik ve bu konuda şüpheciydik. FIFA’nın pek çok iyi yanı var fakat yönetim ilkeleri ve kurallarına gevşek bir yaklaşım sergilerseniz, güveni hızla kaybedersiniz,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.

Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.

i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.

Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.

Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.

Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.

The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.

İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.

Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.

Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.

İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English