Bizi Takip Edin

Asya

Trump’ın gümrük vergileri Asyalı otomobil üreticilerinin Meksika üretim stratejilerini sarsıyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın Meksika’dan yapılan ithalata gümrük vergisi getirme tehdidi, eğer bunu gerçekleştirirse, Japon Nissan Motor ve Güney Koreli Kia’dan Amerikalı General Motors ve Ford Motor’a kadar otomobil üreticilerini üretim ve satış stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorluyor.

Geçen hafta göreve başlamasından kısa bir süre sonra ve birbiri ardına kararnameler imzalarken Trump, 1 Şubat’ta Meksika ve Kanada’dan yapılan ithalata %25 gümrük vergisi uygulayacağını söyledi. Bu da çok sayıda imalatçının merkez ofisinde yeni bir tedirginlik dalgası yarattı. Japon bir otomobil üreticisinin yöneticisi Nikkei Asia’ya yaptığı açıklamada “Belirsizlik ve bilgi eksikliği nedeniyle etkiyi tahmin etmek imkansız” dedi.

Ardından bu hafta başında Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt gazetecilere “1 Şubat hala kayıtlarda” dedi.

Nikkei Asia, otomobil üreticilerinin ABD’deki otomobil satışlarını ve her markanın Meksika’dan ABD’ye ihraç ettiği araç sayısını analiz etti.

Meksika’dan ABD’ye araç ihracatı bakımından ilk 10’da yer alan otomobil üreticilerinden beşi Asyalı.

Beş Asyalı şirket arasında bu güzergâhta en fazla ihracat yapan Nissan, cumartesi günü gümrük vergilerinin yürürlüğe girmesi halinde muhtemelen en fazla etkilenecek şirket olacak. Şirket 2024 yılında Meksika’dan ABD’ye 326.600 araç ihraç etti ki bu rakam Nissan’ın o yıl ABD’de sattığı 924.000 otomobilin %35’ine denk geliyor.

Nissan’ın 1960’larda üretime başladığı Meksika’da birden fazla fabrikası bulunuyor ve Sentra, Versa ve Kicks gibi Amerikalılar arasında popüler olan modelleri üretiyor. ABD dahil Kuzey Amerika, Nissan’ın mart ayında sona erecek mali yılda satmayı beklediği 3,4 milyon aracın yaklaşık %40’ını oluşturuyor.

Veriler, 2014 yılında Meksika’daki fabrikasını faaliyete geçiren Mazda Motor’un ABD’de sattığı araçların yaklaşık %27’sini Meksika’dan ithal ettiğini gösteriyor. 2020 yılında kümülatif üretimin 1 milyon adedi aşması beklenen fabrika, Kuzey Amerika pazarındaki konumunu güçlendirmek için stratejik bir üs olarak görülüyor.

Honda Motor %15, Hyundai Motor Group %10 ve Toyota Motor %10 ile Meksika’daki fabrikalarına nispeten daha az bağımlı. Bu durum kısmen bu şirketlerin maliyet yapılarını, tedarik zincirlerini ve lojistiklerini nasıl organize ettiklerinden kaynaklanmak.

Hyundai Motor Group’un bir iştiraki olan Güney Koreli Kia, kazanç çağrısı sırasında, tarifelerin devam etmesi halinde şirketin 2025 yılında Meksika fabrikasında üretip ABD’ye göndermeyi planladığı 120.000 K4 sedan için yeni bir varış noktası düşünmek zorunda kalacağını söyledi.

Hyundai, Samsung ve ABD’de faaliyet gösteren diğer Güney Koreli şirketlere danışmanlık yapan Don Southerton, müşterilerinin ve tedarikçilerinin Meksika’dan yapılan ithalata uygulanacak %25’lik gümrük vergisinin olası etkileri konusunda giderek daha fazla endişe duyduklarını söyledi. Ek maliyetlerin Kia’ya yük getirecek olmasına rağmen, “tarife politikasının Kia’nın sistemini baltalayacak düzeyde olmadığını” da sözlerine ekledi.

Yıllık yaklaşık 16 milyon adetlik satışla ABD, otomobil üreticileri için önemli bir pazar. ABD’deki talebi karşılamak ve işgücü maliyetlerini düşürmek için otomobil üreticileri Meksika’ya yatırım yaptı. Bu hareket, 1994 yılında yürürlüğe giren ve daha sonra mevcut ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) olarak değiştirilen Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ile hızlandı.

Meksika Ulusal İstatistik ve Coğrafya Enstitüsü’ne göre, ülkedeki otomobil üretimi 2024 yılında bir önceki yıla göre %5,6 artışla 3,98 milyon adede ulaştı. Tüm üretimin yaklaşık %90’ı başta ABD ve Kanada olmak üzere ihraç edildi.

ABD’de otomobil satan üreticiler için Meksika, üretim ekosistemlerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Dolayısıyla yüksek gümrük vergileri Meksika’nın ihracatını ve otomobil üreticilerinin iş performansını olumsuz etkileyece.

Bu durum Amerikalı otomobil üreticileri için de geçerli.

MarkLines’ın verilerine göre, GM 2024 yılında Meksika’dan ABD’ye 711.500, Ford ise 358.400 araç ihraç ederek bu rotada hacim bakımından ilk iki otomobil üreticisi oldu. GM için ABD’de sattığı araçların %26’sı Meksika fabrikalarından geliyordu. Ford için bu rakam %17 idi.

Meksika’da kamyon üreten GM, kısa vadedeki etkilerini hafifletmek için tedarik zinciri ağını ve montaj tesislerini Trump yönetiminin benimseyebileceği çoklu tarife senaryolarına hazırlıyor.

GM CEO’su Mary T. Barra salı günkü kazanç çağrısı sırasında yaptığı açıklamada, “Yapmayacağımız şey, netlik olmadan büyük miktarda sermaye harcamaktır” dedi.

Şirketinin kamyon üretiminin bir kısmını ABD’ye kaydırabileceğini de sözlerine ekleyen Barra, “Ayrıca küresel olarak kamyon satıyoruz ve bu nedenle uluslararası pazarların nereden tedarik edildiğine bakabiliriz. Dolayısıyla, Kanada ya da Meksika’ya yönelik gümrük vergileri olması halinde bu etkiyi en aza indirmek için bu perspektiften yapabileceğimiz hamleler var” diye devam etti.

Tokyo merkezli otomobil danışmanlık şirketi Nakanishi Araştırma Enstitüsü’nün baş analisti Takaki Nakanishi, Trump’ın niyetinin şaşırtıcı olduğunu söyledi.

Nakanishi, “GM ve Ford üzerindeki etki [diğer otomobil üreticilerine kıyasla] daha büyük,” dedi ve “Trump Amerikan otomobil endüstrisini kurtarmak istediğini söyledi, bu yüzden amacın ne olduğu belirsiz. Şimdilik şirketler sadece bekleyip hangi politikaların açıklanacağını görebilir ve ardından operasyonları üzerindeki etkinin boyutunu değerlendirebilir. Üretimi yeniden tahsis etmek kolay değil ve şirketler muhtemelen maliyetleri tüketicilere ve bayilere aktarmak gibi önlemler almak zorunda kalacaklar” değerlendirmesini yaptı.

Asya

Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yayınlanma

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.

Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.

Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.

Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.

Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.

Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.

Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.

Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.

Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”

Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın

Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor

Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.

Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.

Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.

Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.

Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.

Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.

Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.

Washington’ı bekleme stratejisi

Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.

Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.

Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.

Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.

Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.

Hindistan’da Hamamböceği Partisi’nin protestoları sürüyor

Okumaya Devam Et

Asya

Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Yayınlanma

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.

Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.

Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.

The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”

Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü

Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.

Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.

Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.

Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.

Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.

Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.

Avrupa pazarında rekabet endişesi

The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.

Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.

Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.

Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Yayınlanma

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.

Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.

Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.

Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.

Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.

Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.

Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English