Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın ‘ticaret çarı’: ABD’nin tarife savaşlarının arkasında kim var?

Yayınlanma

Jamieson Greer, bir yıldır ABD Ticaret Temsilciliğine (USTR) başkanlık ediyor. Bu makam genellikle medyanın pek ilgisini çekmese de USTR, Trump döneminde büyük önem kazandı. Batı basını Greer’ı “ticaret çarı” olarak anıyor.

Bu iddialı terim ABD’de oldukça yaygın; otomotiv endüstrisi ve finans gibi sorunlu alanlardan sorumlu üst düzey yetkililer orada “çar” olarak adlandırılıyor ve bazen bu tanım resmi makam adı bile olabiliyor. Örneğin, mevcut Trump yönetiminde yasa dışı göçle mücadeleyi yürüten “sınır çarı” Thomas Homan bulunuyor.

“Çar” Greer, basına sık sık tarifeler hakkında demeç veriyor ancak kişisel bilgilerini paylaşmayı sevmiyor. USTR’nin internet sitesindeki resmi biyografisinde doğum yılı bile yer almıyor. Çeşitli kaynaklar 4 Mart 1979 tarihini işaret ediyor.

Greer, Sierra Nevada civarındaki küçük Paradise (Kaliforniya) kasabasında işçi sınıfı ailesinde büyüdü ve beş çocuğun dördüncüsüydü. Aile, karavanla karıştırılmaması gereken uygun fiyatlı mobil evde yaşıyordu; karavan sürekli seyahat etmek için tasarlanmışken mobil ev, fabrikadan kurulum alanına teslimat kolaylığı sağlamak amacıyla taşınabilir yapıda üretiliyor.

Kaliforniya merkezli Chico Enterprise-Record yayınına verdiği röportajda Greer, tüm aile üyelerinin düzenli olarak kütüphaneye gittiğini ve kendini bildi bileli National Geographic dergisine abone olduklarını anlattı.

Diğer ülkelere ilgisi de buradan geliyordu. 1998’de Paradise’ta liseden mezun oldu ve uluslararası ilişkiler eğitimi aldığı Utah eyaletindeki Brigham Young Üniversitesine girdi.

Greer, Mormonizmin kolu olan İsa Mesih’in Ahir Zaman Azizleri Kilisesine mensup. New York eyaletinde 1830’da kurulan kilisenin bugün yaklaşık 7 milyon Amerikalı üyesi bulunuyor. Kuruluş yurt dışında aktif olarak vaaz veriyor; bu nedenle Greer eğitimine ara vererek iki yıllığına Belçika, Fransa ve Lüksemburg’daki Mormon misyonerlik faaliyetlerine katıldı.

Beyaz gömlek ve kravatıyla her gün bölge sakinleriyle, ayrıca Kosova ve Ruanda’dan gelen mültecilerle iletişim kurdu. Orada akıcı düzeyde Fransızca öğrenen Greer, bu kabiliyetinden ticaret müzakerelerinde hala faydalanıyor.

Greer daha sonra Virginia Üniversitesi Hukuk Fakültesinde eğitim gördü. Ayrıca Paris Siyasi Araştırmalar Enstitüsünde ve Pantheon-Sorbonne Üniversitesinde hukuk yüksek lisans derecesi aldı.

Ardından orduya katılarak Kansas’ta, daha sonra da Amerikan askerlerine karşı açılan davalara baktığı Türkiye ve Irak’ta Hava Kuvvetleri hukukçusu olarak görev yaptı. Bir keresinde Greer, havan topu saldırısı nedeniyle çapraz sorguyu yarıda kesmek zorunda kaldı; tüm katılımcılar aynı masanın altına sığındı.

Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin heyetinin Cenevre’deki müzakerelerde tarihi gerçeği saptırdığı zaman Greer’ın sadece bir kez çileden çıktığını anlattı. Greer’ın sergilediği bu duygusal patlama alışılmadık durumdu.

2012’de ordudan ayrılan Greer, ABD’de hukukçu olarak iş aramaya başladı. Mülakatlarından biri Washington merkezli Skadden, Arps, Slate, Meagher & Flom hukuk bürosundaydı ve görüşmeyi büro ortağı Robert Lighthizer yürüttü.

Lighthizer üzerinde “akıl ve değerlere” sahip insan izlenimi bırakan Greer, firmanın uluslararası ticari anlaşmazlıklarda U.S. Steel’i ve diğer Amerikan şirketlerini savunmasına yardımcı olması için işe alındı.

Bu iş, Greer’ın artan Çin ihracatı karşısında Amerikan sanayisinin karşılaştığı sorunları daha iyi anlamasını sağladı. New York Times’a konuşan Greer, “On yılı aşkın süredir ekonomi, ticaret ve uluslararası ilişkilerle ilgileniyorum. Konumumu sadece veri ve gerçeklerle desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda çalışırken tanıştığım insanların hikayelerini de anlatıyorum” diye konuştu.

Hukuk bürosundaki meslektaşı Jeffrey Gerrish ise şu ifadeleri kullandı: “Greer, (Çin ve diğer ülkelerden gelen ihracatın) sadece şirketler üzerinde değil, aynı zamanda işçiler ve tüm Amerikan toplumları üzerinde yarattığı etkiyi kendi gözleriyle gördü.”

Greer, kariyeri yükselişe geçen Lighthizer’ın adeta gölgesi haline geldi. Lighthizer, 1980’lerde Ronald Reagan yönetiminde ABD ticaret temsilcisi yardımcısıydı. Trump’ın ilk başkanlık dönemi 2017’de başladığında, USTR’nin başına geçme görevini Lighthizer’a verdi.

Patronunun izinden giden Greer, kurumda özel kalem müdürü oldu. Kurumda yaklaşık 250 yetkili çalışıyor; USTR’nin genel merkezi Washington’da bulunuyor ve ayrıca Cenevre ile Brüksel’de ofisleri yer alıyor.

Oval Ofis’teki toplantılarda Greer genellikle Lighthizer’ın arkasında yer alıyor ve başkanlık uçağında ona sık sık eşlik ediyordu.

Lighthizer, yabancı yetkilileri şaşırtarak, o zamanlar henüz 30 yaşında olan Greer’ı DTÖ, Güney Kore ve Meksika temsilcileriyle yapılan üst düzey görüşmeye kendi yerine gönderdi. İkili birlikte, Trump’ın Çin’e karşı ilk ticaret savaşını başlatmasına ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nı (NAFTA) yeniden şekillendirmesine yardımcı oldu.

Kendi inançlarında kararlı olsa da personelin Greer ile çalışması kolaydı. Meslektaşı David Bowling, “Astlarına karşı çok saygılıydı ve her zaman soğukkanlıydı” diye belirtti.

Üstleri de ona değer veriyordu. Belki de bunun nedeni, Greer’ın Lighthizer’ın tüm yeni çalışanlara verdiği şu tavsiyeye uymasıydı: “Tüm övgüyü kimin alacağını umursamazsanız Washington’da çok şey başarabilirsiniz.”

Trump’ın ilk başkanlık döneminin 2021’de sona ermesinin ardından Greer, uluslararası ticaret alanında uzmanlaşarak King & Spalding hukuk bürosuna ortak oldu.

2024 seçimlerinde Trump tekrar zafer kazandığında, Greer onun danışmanı olarak görev yaptı ve istişarelerde bulunmak üzere Mar-a-Lago’ya bile uçtu.

The New York Times’ın aktardığına göre Greer, yeni Amerikan liderinin dış ticaret politikası destekçilerinin listelerini hazırlayarak yönetimin şekillenmesine katkı sağladı; ayrıca Trump’ın Beyaz Saray’a döndükten hemen sonraki ilk gün açıkladığı dış ticaret muhtırasının hazırlanmasına katıldı. Muhtırada, tarifelerde olası sert artışlardan bahsediliyordu.

Politico’nun haberine göre, Greer’ın ismi ticaret bakanı ve hazine bakanı seçimlerinde de değerlendirildi. Kendisi ise daha düşük rütbeli görevi kabul etmeyeceğinin sinyalini verdi.

Trump başlangıçta Lighthizer’ı yeniden ticaret temsilcisi olarak atamayı planlıyordu ancak Lighthizer bunu reddederek kendi yerine Greer’ı önerdi. Trump’ın damadı Jared Kushner ve başkanın yakın çevresindeki bazı kişiler bu fikri destekledi: Kabinede ticaret uzmanının bulunmasının, yeni bir milyarder daha olmasından daha faydalı olacağını düşünüyorlardı.

Kasım 2024’te Greer resmi olarak ticaret temsilciliği görevine aday gösterildi. 26 Ocak 2025’te pazar okulunda dokuz yaşındaki çocuklara ders verirken telefonlarından biri Beyaz Saray’dan gelen aramalarla çalmaya başladı.

Sınır dışı edilen göçmenleri taşıyan Amerikan askeri uçaklarını kabul etmeyi reddeden Kolombiya’yı Trump gümrük vergileriyle tehdit ediyordu. Başkanın USTR’nin başında birine ihtiyacı vardı; aynı gün Senato, Greer’ın adaylığını 43’e karşı 56 oyla onayladı.

Greer telefonu kapattığında çocuklar, “Neden iki telefonunuz var?” diye sordu. O ise, “Oldukça telaşlı işim var” yanıtını verdi ve bu tamamen doğruydu.

Şubat ayında Trump, fentanil kaçakçılığını gerekçe göstererek acil durum ilan etmek ile Kanada, Meksika ve Çin’e gümrük vergisi uygulamak amacıyla Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası’nı (IEEPA) devreye soktu.

Lighthizer, hukuki açıdan çok savunmasız olduğunu düşünerek bu yasayı Trump’ın ilk döneminde kullanmamıştı.

Greer da bu görüşü paylaşıyordu ancak yine de yasayı Trump’ın seçenekleri arasına dahil etti. Bizzat Greer’ın ifadelerine başvuran The New York Times’ın aktardığına göre Trump, devlet başkanına sağladığı karar esnekliği nedeniyle bu seçeneği tercih etti.

Nisan ayında, sözde Kurtuluş Günü’nde Trump, ticaret açığını acil durum ilan etmek ve yüzde onlar seviyesinde gümrük vergisi uygulamak için IEEPA’yı tekrar kullandı.

Her iki durumda da Ticaret Temsilciliği, yabancı yetkililerin talep yağmuruna tutuldu. 2025’te 100 bin milden fazla yol kateden Greer, bazen günde yarım düzine ülkenin temsilcisiyle bir araya geldi.

Hepsi, gümrük vergilerindeki artıştan nasıl kaçınacaklarını anlamaya veya en azından bu konuda netlik kazanmaya çalışıyordu.

Belirsizliğin hakim olması Greer’ın sorunlarını daha da artırıyordu. Karşılaşılan zorluklardan biri, yerine getirildiğinde gümrük vergilerinin aynı seviyede kalmasını sağlayacak, her ülkeye yönelik net taleplerin bulunmamasıydı.

Greer, tek tek ülkelerle yapılan ticaretin özelliklerini dikkate almayan standart şartlar listesi hazırlamak zorunda kaldı; aksi takdirde iş yükünün altından kalkamazdı.

Bir diğer sorun ise gümrük vergisi meseleleriyle aynı anda birden fazla kurumun ilgilenmesiydi. Mayıs ayında Greer ve Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin ile ticari ateşkes yapılması ve ABD’ye maden tedarikinin yeniden sağlanması konusunda anlaştı.

Fakat Howard Lutnick yönetimindeki Ticaret Bakanlığı, kısa süre sonra Çinli üretici Huawei’nin yapay zeka çiplerini kullanan yabancı şirketleri (içlerinde Amerikan teknolojilerinin kullanıldığı gerekçesiyle) cezai yaptırımla tehdit etti.

Ardından bakanlık, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslüman nüfusun haklarının ihlal edilmesine yardımcı oldukları veya ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit ettikleri suçlamasıyla 33 Çinli şirketi kara listeye alarak onların Amerikan teknolojilerine erişimini engelledi.

Beklendiği gibi Çin, maden ihracatına yeni kısıtlamalar getirerek yanıt verdi ve böylece Greer ile Bessent’in emeklerini boşa çıkardı.

Greer, yüksek ithalat vergilerinin Amerikan sanayisini dış rekabetten koruyacağına, üretimi ABD’ye geri getireceğine ve yüksek maaşlı daha fazla istihdam yaratacağına içtenlikle inanıyor. Greer, “Başkanın yaptıkları inanılmaz. Dünya ticaretini yeniden yapılandırdı” diye konuştu.

Zaman geçtikçe Greer’ın görevleri ağırlaşıyor. Ocak ayının ortasında, Danimarka’nın Grönland’ı vermemesi halinde Avrupa ülkelerine gümrük vergisi uygulamakla tehdit etti. Buna karşılık Avrupalılar, Greer’ın aylardır yürüttüğü ticaret anlaşması müzakerelerini derhal askıya aldı.

Greer, ticaret anlaşması konuları ile yeni tarife tehditlerinin birbirinden ayrılarak ayrı ayrı ele alınması gerektiği konusunda onları ikna etmek zorunda kaldı.

Yüksek Mahkemenin Trump’ın daha önce getirdiği tarifeleri iptal ederek belirsizliği artırmasıyla durum daha da karmaşık hal aldı.

Şimdi Greer, halihazırda imzalanmış ticaret anlaşmalarının akıbeti hakkında müzakere yürütmek ve oranı bazen yüzde 10, bazen de yüzde 15 olarak açıklanan yeni küresel ithalat vergilerini dikkate alarak yeni müzakere pozisyonu geliştirmek zorunda.

Yeni tarifeler geçici çözüm olduğundan (yasa gereği en fazla 150 gün yürürlükte kalacaklar), Greer’ın iş yükü yakın zamanda hafiflemeyecek.

Amerika

ABD Senatosu, dijital dolar yasağını içeren tasarıyı kabul etti

Yayınlanma

ABD Senatosu, Fed’in 31 Aralık 2030’a kadar merkez bankası dijital para birimi (CBDC) niteliğinde bir dijital dolar çıkarmasını yasaklayan düzenlemeyi kabul etti. 85’e karşı 5 oyla geçen hüküm, 21st Century ROAD to Housing Act tasarısına Cumhuriyetçilerin girişimiyle eklendi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Temsilciler Meclisi’nin de onayı ve Başkan Trump’ın imzası gerekiyor.

ABD Senatosu, Merkez Bankası’nın (Fed) merkez bankası dijital para birimi (CBDC) olarak dijital dolar veya CBDC’ye “esaslı ölçüde benzer” herhangi bir dijital varlık çıkarmasını 31 Aralık 2030’a kadar yasaklayan 21st Century ROAD to Housing Act tasarısını kabul etti.

Tasarı Senato’da 85’e karşı 5 oyla geçti.

CBDC, nakit ve kaydi paranın yanında ulusal para biriminin üçüncü biçimi olarak tanımlanıyor. Bu tür dijital para birimlerinin ihracı ve kontrolü doğrudan merkez bankaları tarafından yürütülüyor.

Bazı CBDC projelerinde kripto para ve blokzincir teknolojilerinden yararlanılsa ve dijital para birimleri kriptografik tokenlar şeklinde ihraç edilse de, bu varlıklar merkezi bir ihraççıya sahip olmaları nedeniyle kripto para olarak değerlendirilmiyor.

Dünyada birçok ülke kendi CBDC projelerini geliştiriyor veya test ediyor.

Çin, dijital yuanı 2020 yılından bu yana deneme programları kapsamında test ederken, Rusya’da dijital rublenin geniş çaplı kullanımına 1 Eylül’de başlanması planlanıyor.

Esasen emlak piyasasına ilişkin düzenlemeler içeren 21st Century ROAD to Housing Act tasarısındaki CBDC yasağı hükmü, Cumhuriyetçilerin girişimiyle metne eklendi.

Tasarının şimdi Temsilciler Meclisi’nde oylanması, ardından da Başkan Donald Trump’ın imzasına sunulması gerekiyor.

Trump yönetimi daha önce de dijital doların hayata geçirilmesine karşı çıkarken, sabit kripto para birimlerini destekleyen bir çizgi izledi.

ABD’de GENIUS Act adlı sabit kripto para yasasının kabul edilmesinin ardından Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD devlet tahvilleriyle desteklenen sabit kripto para birimlerinin Amerikan kamu borcuna yönelik yeni bir talep kaynağı oluşturacağını ve doların dijital ödemelerdeki konumunu güçlendireceğini söyledi.

Fed de dijital dolar fikrinden bir yıldan uzun süre önce uzaklaşmıştı.

Kurumun eski başkanı Jerome Powell, görev süresi boyunca ABD’de merkez bankası dijital para biriminin hayata geçirilmeyeceğini açıklamıştı. Powell’ın yerine gelen mevcut Fed Başkanı Kevin Warsh da CBDC karşıtı bir tutum sergiliyor.

Avrupa Birliği ise dolar bazlı sabit kripto para birimlerinin yaygınlaşmasına karşılık dijital euro projesini bir CBDC olarak destekliyor. Birlik, pazarını korumaya yönelik adımlar da attı.

Bu yıl yürürlüğe giren MiCA kripto varlık düzenlemeleri, Avrupa’daki kripto para borsalarında işlem gören tüm sabit kripto para birimlerinin, özel lisans almış ve AB içinde faaliyet gösteren ihraççılar tarafından çıkarılmasını şart koşuyor.

Toplam piyasa değeri 317 milyar dolar olan sabit kripto para piyasasının yüzde 90’dan fazlasını dolar bazlı ürünler oluşturuyor.

En büyük sabit kripto para birimleri, 186 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Tether’in USDT’si ile 74 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Circle’ın USDC’si olarak öne çıkıyor.

Trump ailesiyle bağlantılı kripto para projesi World Liberty Financial tarafından yaklaşık bir yıl önce piyasaya sürülen USD1 adlı sabit kripto para birimi ise yaklaşık 4,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle kategorisinde dördüncü sırada yer alıyor.

USD1 arzının yaklaşık yüzde 75’i Binance’te tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Google yapay zeka için A24 stüdyosuna ortak oluyor

Yayınlanma

Google, yapay zeka alanında iş birliği geliştirmek amacıyla bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapmaya hazırlanıyor. The Wall Street Journal gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre ortaklık kapsamında sinema sektörüne yönelik yeni yapay zeka araçlarının geliştirilmesi hedefleniyor.

The Wall Street Journal gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Google, yapay zeka alanındaki ortaklık kapsamında bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapacak.

Gazete, bu adımın teknoloji devinin bir sinema stüdyosundan ilk kez hisse satın aldığı örnek olduğunu kaydetti.

Google bünyesindeki yapay zeka birimi DeepMind ile A24, filmlerin üretimi ve dağıtımı için yeni araçlar geliştirmeyi planlıyor.

A24 stüdyosunun teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını yürüten ortağı Scott Belsky, geliştiricilerin yapay zekayı film üretimini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla öne çıkardığını, ancak bu durumun sinemacılar arasında memnuniyetsizlik yarattığını ifade etti.

Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Belsky, “Yaratıcı kontrolü koruyan ve risk alma isteğini teşvik eden daha etkili yapay zeka uygulama yöntemlerinin olduğuna inanıyoruz” dedi.

Yeni araçların, kullanıcı taleplerine göre doğrudan içerik üreten üretken yapay zekadan farklı olacağını belirten Belsky, Google’ın A24 stüdyosunun film ve televizyon arşivine erişim hakkı elde etmeyeceğini kaydetti.

DeepMind Başkan Yardımcısı Eli Collins ise ortaklığa ilişkin, “Teknolojinin, alanındaki en iyi uzmanların ellerine ulaştığı anlarda büyük ilerlemelerin kaydedileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.

ABD merkezli bağımsız bir sinema şirketi olan A24 stüdyosu, özellikle yazar ve festival filmleri üzerine odaklanmasıyla tanınıyor. Yakın zamanda “Gerçekliğin Sahne Arkası” (Y2K) ve “Marty Supreme” filmlerini izleyiciyle buluşturan stüdyonun portföyünde, yedi Oscar ödülü kazanan “Her Şey Her Yerde Aynı Anda” (Everything Everywhere All at Once) yapımının yanı sıra “Yeşil Şövalye” (The Green Knight), “Deniz Feneri” (The Lighthouse), “Cadı” (The Witch), “Ritüel” (Midsommar), “Geçmiş Yaşamlar” (Past Lives), “Demir Pençe” (The Iron Claw), “When You Finish Saving the World” ve “İç Savaş” (Civil War) gibi filmler yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

SpaceX, 6,3 milyar dolarlık bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı

Yayınlanma

SpaceX, açık kaynaklı yapay zeka girişimi Reflection AI ile önemli bir bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı.

Anlaşma kapsamında Reflection, gelişmiş modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan en üst düzey yapay zeka çipleri olan Nvidia GB300’lere anında erişim elde edecek.

CNBC’nin incelediği belgelere göre, 1 Temmuz 2026’dan itibaren 2029 yılına kadar SpaceX’e aylık 150 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etti.

Anlaşma süresi sonuna kadar devam ederse, ödemelerin toplam tutarı yaklaşık 6,3 milyar dolara ulaşacak.

Her iki şirket de ilk üç ayın ardından 90 gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedebilir.

Anlaşma, SpaceX’in rekor kıran halka arzının ardından devasa veri merkezi altyapısını nasıl kullandığını gösteriyor.

Şirket, Colossus’u kısmen ChatGPT’nin rakibi olan Grok’a güç sağlamak amacıyla kurmuştu. 

Şimdi ise SpaceX, bu altyapıyı dışardaki yapay zeka şirketlerine hesaplama gücü kapasitesi satmak için de kullanıyor.

SpaceX, daha önce Anthropic, Google ve Cursor ile hesaplama gücü konusunda anlaşmalar imzalamıştı. Musk’ın şirketi şu anda Cursor’u satın alma sürecinde.

Reflection, bu listeye stratejik açıdan farklı bir müşteri daha ekliyor: Hükümetlerin ve işletmelerin kapalı yapay zeka sistemlerine olan bağımlılığını yeniden değerlendirdiği bir dönemde, açık kaynaklı modellere odaklanan bir yapay zeka laboratuvarı.

Zamanlama dikkat çekici. Anthropic’in Fable ve Mythos’a erişimi kesmesinin ardından açık kaynaklı yapay zeka ivme kazandı.

Bu durum, kritik işler için kapalı model sağlayıcılarına güvenmenin riskleri konusunda soru işaretleri yarattı.

Bu olay, açık model şirketlerine, müşterilerin modelleri daha fazla kontrol sahibi olarak inceleyebilmesi, özelleştirebilmesi ve çalıştırabilmesi gerektiği yönünde daha güçlü bir argüman sağladı.

Reflection, son değerlemesi 25 milyar dolar olan bu girişim olarak, OpenAI, Anthropic ve Google’ın öncü sistemleriyle rekabet edebilecek Amerikan açık kaynaklı yapay zeka modelleri geliştirmeye çalışırken, hükümetlere ve işletmelere kapalı sistemlere kıyasla daha fazla esneklik sunma hedefiyle bu yaklaşımı doğrudan benimsedi.

Reflection sözcüsü yaptığı açıklamada, “Son zamanlarda yaşanan olaylar, açık kaynağın yapay zeka ekosistemi için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor; giderek daha fazla ülke ve işletme, yalnızca kapalı modellere bağımlı olmanın getirdiği riskleri ve maliyetleri fark ediyor,” dedi.

Reflection, bu anlaşmanın kendisine “Amerikan açık zekası” olarak adlandırdığı şeyi hızlandırmak için ek hesaplama gücü, yani hesaplama kapasitesi sağladığını belirtti.

Girişim henüz halka açık bir öncü açık kaynaklı model yayınlamadı fakat hükümet ve ulusal güvenlik müşterileriyle ivme kazanmaya devam ediyor.

Şirket, Enerji Bakanlığı’nın Genesis Misyonu ile birlikte çalışıyor ve Pentagon’un daha geniş kapsamlı yapay zeka çabalarının bir parçası.

SpaceX için bu anlaşma, hesaplama gücünün yapay zeka yarışında stratejik bir değer haline geldiğinin bir başka işareti.

Gelişmiş Nvidia çiplerine erişim, öncü modelleri eğitmeye ve kullanmaya çalışan şirketler için hâlâ en büyük kısıtlamalardan biri olmaya devam ediyor.

Colossus’u dış müşterilere açarak şirket, kıt grafik işlem birimi kapasitesini satmak için yarışan bulut sağlayıcıları ve yapay zeka altyapı şirketlerinin yanına konumlanıyor.

Bu aynı zamanda SpaceX’e, büyüyen yapay zeka altyapısı anlatısını haklı çıkarmak için başka bir yol sunuyor.

Yatırımcılar, SpaceX’in roketler ve Starlink’in ötesine geçerek yapay zeka, veri merkezleri ve hesaplama hizmetlerine genişleyip genişleyemeyeceğini izliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English