Amerika
Tucker Carlson: Epstein, Mossad ajanıydı

ABD’li gazeteci Tucker Carlson, cuma günü Turning Point USA etkinliğinde yaptığı konuşmada, Jeffrey Epstein ile İsrail istihbarat servisleri arasında bağ olduğunu söyledi.
Carlson, “Bu adamın yabancı bir hükümetle doğrudan bağlantıları olduğunu izleyen herkes için son derece açıktır. Kimsenin bu yabancı hükümetin İsrail olduğunu söylemeye izni yok çünkü bir şekilde bunun kötü bir şey olduğunu düşünmeye zorlandık,” dedi.
Bunu söylemenin “antisemitik” veya “İsrail karşıtı” bir yanı olmadığını savunan Carlson, Epstein’ın Mossad adına insanlara şantaj yapıp yapmadığını ve servetinin ve kariyerinin nereden geldiğini de sorguladı.
Carlson, “Asıl soru, ‘Jeffrey Epstein kızları istismar eden bir ucube miydi?’ değil. Asıl soru, bunu neden yaptığı, kimin adına yaptığı ve paranın nereden geldiği,” diye konuştu.
Gerçek cevabın, Jeffrey Epstein’ın “muhtemelen Amerikan olmayan istihbarat servisleri adına çalıştığı” olduğunu savunan gazeteci, “Onun kimin adına çalıştığını sormaya hakkımız var,” dedi.
Konuşmasında, Epstein’ın İsrail ile olan bağlarını, CIA’in eski başkan John F. Kennedy’yi öldürdüğü yönündeki inancıyla karşılaştırdı ve bunun kendisini “Amerika karşıtı” yapmadığını ekledi.
Carlson, “Bir devlet kurumunun davranışını eleştirmek sizi nefret dolu biri yapmaz; sizi özgür bir insan yapar. Yabancı hükümetlerin çıkarlarınıza aykırı davranmasına izin verilmemesini talep etme hakkınız var,” dedi.
“Mossad’ın ABD’de suç işleyip işlemediğini bilmeye hakkımız var”
Bunun, insanların Epstein’ın eylemlerini sorgulamanın politik olarak yanlış olduğunu düşündüğü çevrimiçi ortamda büyük bir nefret dalgasına yol açtığını savunan gazeteci, “İnsanlar ‘Bu ne lan? Eski İsrail başbakanı senin evinde yaşıyor, yabancı bir hükümetle bu kadar temasın var. Mossad adına mı çalışıyordun? Yabancı bir hükümet adına şantaj operasyonu mu yürütüyordun?’ diyemiyorlar,” ifadelerini kullandı.
Kalabalığa, “Washington’daki herkesin böyle düşündüğünü” söyleyen Carlson, böyle düşünmeyen kimseyle tanışmadığını, bunlar arasında da İsrail’den nefret eden kimseyi tanımadığını kaydetti.
Carlson, insanlar bu olay hakkında konuşmaya izin verilmediğini hissettikleri için konuşmaların daha garip hale geldiğini savundu ve ”Bence bunu açıkça söylemek daha iyi: Bu olay gerçekten yaşandı mı?. Elbette bu soru İsrail hükümetine de soruldu ve onların cevabı ‘size söylemeyeceğiz’ oldu,” dedi.
Carlson, ABD’nin İsrail’e mali desteğini sürdürmesi halinde, vatandaşların Mossad’ın ABD’de suç işleyip işlemediğini bilmeye hakkı olduğunu söyledi.
Carlson, “Herkes, bunun bir şekilde nefret veya bağnazlığın ifadesi olduğunu düşünmek için beyin yıkamaya maruz kaldı, oysa öyle değil,” dedi.
Konuşması, ABD Adalet Bakanlığının bir notta Epstein’ın intihar ederek öldüğünü ve reşit olmayan kızlarla seks ticareti planına dahil olan diğer kişileri şantajlamak için bir “müşteri listesi” tutmadığını tespit ettiğini açıklamasının ardından geldi.
Trump destekçileri, Başsavcı Pondi’yi bilgileri saklamakla suçluyor
Bakanlık, “Epstein’ın eylemlerinin bir parçası olarak önde gelen kişilere şantaj yaptığına dair güvenilir bir kanıt da bulunamadı. Suçlanmamış üçüncü şahıslara karşı soruşturma başlatılmasını gerektirecek bir kanıt da ortaya çıkmadı,” dedi.
Trump destekçileri, ABD Başsavcısı Pam Bondi’yi davayla ilgili bilgileri halktan saklamakla suçluyor.
Fakat Trump yönetiminin bir yetkilisi CNN’e, Bondi’nin “şok edici kanıtlarla” ilgili federal sonuçlar konusunda aşırı vaatlerde bulunarak, fakat halihazırda kamuya açık olan belgeleri sunarak “davayı başından beri mahvettiğini” söyledi.
Adalet Bakanlığı, Epstein’ın çok sayıda kurbanını korumak için federal yasalar uyarınca bulgularının çoğunu açıklamadı.
Carlson, orijinal arama emrinin Epstein’ı korumak için tasarlandığını, bu nedenle hükümetin şok edici kanıtları açıklamadığını savundu.
Carlson, “Arama emri, federal yetkililerin suçlayıcı kanıtlara asla ulaşamamasını sağlayacak şekilde yazıldı”. Örtbas 2007’den beri, neredeyse 20 yıldır sürüyor,” dedi.
Musk da topa girdi: Belgeleri açıklayın
Öte yandan Elon Musk da cumartesi günü, Başsavcı Pam Bondi’yi ve Epstein ile ilgili davayı ele alışını savunması nedeniyle Başkan Trump’ı sert bir şekilde eleştirdi.
Musk, sahibi olduğu sosyal medya platformu X’te, o gün erken saatlerde Trump’ın Truth Social’da yaptığı açıklamayı ekran görüntüsüyle paylaşan başka bir X kullanıcısına yanıt vererek, “Bu, şimdiye kadar yapılan en kötü paylaşımlar arasında yer alıyor,” yazdı.
Musk, Trump’ın paylaşımıyla ilgili bu görüşe katılarak, “Cidden mi?. Herkese Epstein hakkında konuşmamalarını söylerken, ‘Epstein’ kelimesini yarım düzine kez kullandı. Söz verdiğin gibi dosyaları yayınla,” diye ekledi.
Musk, birkaç dakika sonra, Epstein davasını Trump’ın “Aşil topuğu” olarak nitelendiren ayrı bir gönderiye yanıt verdi ve başkanın seçim kampanyasında dosyaları yayınlama sözü verip şimdi davanın önemini göz ardı etmesini eleştirdi.
Musk, “Bu çok önemli bir mesele. Binlerce çocuk istismar edildi, hükümet istismarcıların videolarına sahip ve yine de hiçbir istismarcı suçlanmıyor! Ne tür bir sistemde yaşıyoruz?” diye sordu.
Trump, Bondi’nin yanında durdu ve cumartesi günü uzun bir paylaşımda başsavcısına desteğini yineledi. Paylaşımda, “PAM BONDI İŞİNİ YAPSIN — O HARİKA!” diye yazdı.
Başkan, “Benim ‘oğlanlar’ ve bazı durumlarda ‘kızlar’ ne yapıyor? Hepsi, HARİKA bir iş çıkaran Başsavcı Pam Bondi’nin peşinde! Biz aynı takımdayız, MAGA, ve olanlardan hoşlanmıyorum. MÜKEMMEL bir yönetimimiz var, DÜNYANIN KONUŞTUĞU KONU, ve ‘bencil insanlar’ bunu mahvetmeye çalışıyor, hepsi de asla ölmeyen bir adam, Jeffrey Epstein yüzünden,” diye yazdı.
MAGA tabanı Epstein meselesinden rahatsız
Trump, Epstein davasını ele alış biçimiyle kendi çekirdek destekçilerini kendisine karşı çevirmeyi başarmış görünüyor.
Trump, özellikle Epstein ile ilgili yayınlanmaya değer hiçbir hükümet dosyası olmadığını ve bu tür dosyaların varlığının Demokratların bir komplosu olduğunu söyleyince “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) koalisyonunun tepkisini çekti.
Örneğin Steve Bannon Trump’a seslenerek, “MAGA hareketinin yüzde 10’unu kaybedeceksiniz. Şu anda MAGA hareketinin yüzde 10’unu kaybedersek, 2026’da 40 koltuk kaybedeceğiz, başkanlığı kaybedeceğiz. Hatta çalmaları bile gerekmeyecek,” dedi.
Yine Carlson, Epstein’a yönelik eleştirilere verilen resmi yanıtın kendisine Biden yönetimini hatırlattığını söyledi ve “Benim oy verdiğim ABD hükümetinin sorumu ciddiye almayı reddedip bunun yerine ‘Dava kapandı. Sus, komplo teorisyeni’ demesi benim için çok fazla oldu ve geri kalanımızın da bununla yetinmemesi gerektiğini düşünüyorum,” diye konuştu.
Epstein Adası’nın müdavimleri: Teknoloji milyarderleri, siyasetçiler…
2008 yılında Epstein, çocukları istismar etmek ve fuhuşa sürmekle suçlanmış ama tuhaf bir biçimde Florida’da çok hafif bir çalışma programı ile serbest bırakılmıştı.
Serbest bırakıldıktan sonra ise kariyerinde yükselmeye devam etti ve New York’taki bir konakta önemli akademisyenler ve milyarderler için lüks partiler düzenledi.
Jeff Epstein ile bağlantılı birçok teknoloji yöneticisi var: Google’ın kurucuları Larry Page ve Sergei Brin, LinkedIn’in kurucusu Reid Hoffman ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates mahkemeye çağrıldı veya “Epstein Adası”na gitti.
Bunun ötesinde, ekonomist Larry Summers, Bill Clinton, Prens Andrew, Alan Dershowitz, bir grup Wall Street bankası, CIA Başkanı William Burns, Barack Obama’nın Beyaz Saray’daki üst düzey yetkilisi ve Goldman Sachs avukatı Kathryn Ruemmler, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, MIT’den Joi Ito ve sayısız gizli ve güçlü kişi, reşit olmayan kişilerin uluslararası seks kaçakçılığına karıştığı iddia edilen bir olaya karışmış durumda.
1980’li yıllarda da Epstein’a, Victoria’s Secret’ın sahibi Les Wexner ve Apollo’nun sahibi Leon Black gibi çeşitli milyarderler tarafından, belirtilmeyen vergi veya yatırım hizmetleri için yüz milyonlarca dolar ödendiği ortaya çıkmıştı.
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum








