Amerika
Tucker Carlson: Epstein, Mossad ajanıydı

ABD’li gazeteci Tucker Carlson, cuma günü Turning Point USA etkinliğinde yaptığı konuşmada, Jeffrey Epstein ile İsrail istihbarat servisleri arasında bağ olduğunu söyledi.
Carlson, “Bu adamın yabancı bir hükümetle doğrudan bağlantıları olduğunu izleyen herkes için son derece açıktır. Kimsenin bu yabancı hükümetin İsrail olduğunu söylemeye izni yok çünkü bir şekilde bunun kötü bir şey olduğunu düşünmeye zorlandık,” dedi.
Bunu söylemenin “antisemitik” veya “İsrail karşıtı” bir yanı olmadığını savunan Carlson, Epstein’ın Mossad adına insanlara şantaj yapıp yapmadığını ve servetinin ve kariyerinin nereden geldiğini de sorguladı.
Carlson, “Asıl soru, ‘Jeffrey Epstein kızları istismar eden bir ucube miydi?’ değil. Asıl soru, bunu neden yaptığı, kimin adına yaptığı ve paranın nereden geldiği,” diye konuştu.
Gerçek cevabın, Jeffrey Epstein’ın “muhtemelen Amerikan olmayan istihbarat servisleri adına çalıştığı” olduğunu savunan gazeteci, “Onun kimin adına çalıştığını sormaya hakkımız var,” dedi.
Konuşmasında, Epstein’ın İsrail ile olan bağlarını, CIA’in eski başkan John F. Kennedy’yi öldürdüğü yönündeki inancıyla karşılaştırdı ve bunun kendisini “Amerika karşıtı” yapmadığını ekledi.
Carlson, “Bir devlet kurumunun davranışını eleştirmek sizi nefret dolu biri yapmaz; sizi özgür bir insan yapar. Yabancı hükümetlerin çıkarlarınıza aykırı davranmasına izin verilmemesini talep etme hakkınız var,” dedi.
“Mossad’ın ABD’de suç işleyip işlemediğini bilmeye hakkımız var”
Bunun, insanların Epstein’ın eylemlerini sorgulamanın politik olarak yanlış olduğunu düşündüğü çevrimiçi ortamda büyük bir nefret dalgasına yol açtığını savunan gazeteci, “İnsanlar ‘Bu ne lan? Eski İsrail başbakanı senin evinde yaşıyor, yabancı bir hükümetle bu kadar temasın var. Mossad adına mı çalışıyordun? Yabancı bir hükümet adına şantaj operasyonu mu yürütüyordun?’ diyemiyorlar,” ifadelerini kullandı.
Kalabalığa, “Washington’daki herkesin böyle düşündüğünü” söyleyen Carlson, böyle düşünmeyen kimseyle tanışmadığını, bunlar arasında da İsrail’den nefret eden kimseyi tanımadığını kaydetti.
Carlson, insanlar bu olay hakkında konuşmaya izin verilmediğini hissettikleri için konuşmaların daha garip hale geldiğini savundu ve ”Bence bunu açıkça söylemek daha iyi: Bu olay gerçekten yaşandı mı?. Elbette bu soru İsrail hükümetine de soruldu ve onların cevabı ‘size söylemeyeceğiz’ oldu,” dedi.
Carlson, ABD’nin İsrail’e mali desteğini sürdürmesi halinde, vatandaşların Mossad’ın ABD’de suç işleyip işlemediğini bilmeye hakkı olduğunu söyledi.
Carlson, “Herkes, bunun bir şekilde nefret veya bağnazlığın ifadesi olduğunu düşünmek için beyin yıkamaya maruz kaldı, oysa öyle değil,” dedi.
Konuşması, ABD Adalet Bakanlığının bir notta Epstein’ın intihar ederek öldüğünü ve reşit olmayan kızlarla seks ticareti planına dahil olan diğer kişileri şantajlamak için bir “müşteri listesi” tutmadığını tespit ettiğini açıklamasının ardından geldi.
Trump destekçileri, Başsavcı Pondi’yi bilgileri saklamakla suçluyor
Bakanlık, “Epstein’ın eylemlerinin bir parçası olarak önde gelen kişilere şantaj yaptığına dair güvenilir bir kanıt da bulunamadı. Suçlanmamış üçüncü şahıslara karşı soruşturma başlatılmasını gerektirecek bir kanıt da ortaya çıkmadı,” dedi.
Trump destekçileri, ABD Başsavcısı Pam Bondi’yi davayla ilgili bilgileri halktan saklamakla suçluyor.
Fakat Trump yönetiminin bir yetkilisi CNN’e, Bondi’nin “şok edici kanıtlarla” ilgili federal sonuçlar konusunda aşırı vaatlerde bulunarak, fakat halihazırda kamuya açık olan belgeleri sunarak “davayı başından beri mahvettiğini” söyledi.
Adalet Bakanlığı, Epstein’ın çok sayıda kurbanını korumak için federal yasalar uyarınca bulgularının çoğunu açıklamadı.
Carlson, orijinal arama emrinin Epstein’ı korumak için tasarlandığını, bu nedenle hükümetin şok edici kanıtları açıklamadığını savundu.
Carlson, “Arama emri, federal yetkililerin suçlayıcı kanıtlara asla ulaşamamasını sağlayacak şekilde yazıldı”. Örtbas 2007’den beri, neredeyse 20 yıldır sürüyor,” dedi.
Musk da topa girdi: Belgeleri açıklayın
Öte yandan Elon Musk da cumartesi günü, Başsavcı Pam Bondi’yi ve Epstein ile ilgili davayı ele alışını savunması nedeniyle Başkan Trump’ı sert bir şekilde eleştirdi.
Musk, sahibi olduğu sosyal medya platformu X’te, o gün erken saatlerde Trump’ın Truth Social’da yaptığı açıklamayı ekran görüntüsüyle paylaşan başka bir X kullanıcısına yanıt vererek, “Bu, şimdiye kadar yapılan en kötü paylaşımlar arasında yer alıyor,” yazdı.
Musk, Trump’ın paylaşımıyla ilgili bu görüşe katılarak, “Cidden mi?. Herkese Epstein hakkında konuşmamalarını söylerken, ‘Epstein’ kelimesini yarım düzine kez kullandı. Söz verdiğin gibi dosyaları yayınla,” diye ekledi.
Musk, birkaç dakika sonra, Epstein davasını Trump’ın “Aşil topuğu” olarak nitelendiren ayrı bir gönderiye yanıt verdi ve başkanın seçim kampanyasında dosyaları yayınlama sözü verip şimdi davanın önemini göz ardı etmesini eleştirdi.
Musk, “Bu çok önemli bir mesele. Binlerce çocuk istismar edildi, hükümet istismarcıların videolarına sahip ve yine de hiçbir istismarcı suçlanmıyor! Ne tür bir sistemde yaşıyoruz?” diye sordu.
Trump, Bondi’nin yanında durdu ve cumartesi günü uzun bir paylaşımda başsavcısına desteğini yineledi. Paylaşımda, “PAM BONDI İŞİNİ YAPSIN — O HARİKA!” diye yazdı.
Başkan, “Benim ‘oğlanlar’ ve bazı durumlarda ‘kızlar’ ne yapıyor? Hepsi, HARİKA bir iş çıkaran Başsavcı Pam Bondi’nin peşinde! Biz aynı takımdayız, MAGA, ve olanlardan hoşlanmıyorum. MÜKEMMEL bir yönetimimiz var, DÜNYANIN KONUŞTUĞU KONU, ve ‘bencil insanlar’ bunu mahvetmeye çalışıyor, hepsi de asla ölmeyen bir adam, Jeffrey Epstein yüzünden,” diye yazdı.
MAGA tabanı Epstein meselesinden rahatsız
Trump, Epstein davasını ele alış biçimiyle kendi çekirdek destekçilerini kendisine karşı çevirmeyi başarmış görünüyor.
Trump, özellikle Epstein ile ilgili yayınlanmaya değer hiçbir hükümet dosyası olmadığını ve bu tür dosyaların varlığının Demokratların bir komplosu olduğunu söyleyince “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) koalisyonunun tepkisini çekti.
Örneğin Steve Bannon Trump’a seslenerek, “MAGA hareketinin yüzde 10’unu kaybedeceksiniz. Şu anda MAGA hareketinin yüzde 10’unu kaybedersek, 2026’da 40 koltuk kaybedeceğiz, başkanlığı kaybedeceğiz. Hatta çalmaları bile gerekmeyecek,” dedi.
Yine Carlson, Epstein’a yönelik eleştirilere verilen resmi yanıtın kendisine Biden yönetimini hatırlattığını söyledi ve “Benim oy verdiğim ABD hükümetinin sorumu ciddiye almayı reddedip bunun yerine ‘Dava kapandı. Sus, komplo teorisyeni’ demesi benim için çok fazla oldu ve geri kalanımızın da bununla yetinmemesi gerektiğini düşünüyorum,” diye konuştu.
Epstein Adası’nın müdavimleri: Teknoloji milyarderleri, siyasetçiler…
2008 yılında Epstein, çocukları istismar etmek ve fuhuşa sürmekle suçlanmış ama tuhaf bir biçimde Florida’da çok hafif bir çalışma programı ile serbest bırakılmıştı.
Serbest bırakıldıktan sonra ise kariyerinde yükselmeye devam etti ve New York’taki bir konakta önemli akademisyenler ve milyarderler için lüks partiler düzenledi.
Jeff Epstein ile bağlantılı birçok teknoloji yöneticisi var: Google’ın kurucuları Larry Page ve Sergei Brin, LinkedIn’in kurucusu Reid Hoffman ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates mahkemeye çağrıldı veya “Epstein Adası”na gitti.
Bunun ötesinde, ekonomist Larry Summers, Bill Clinton, Prens Andrew, Alan Dershowitz, bir grup Wall Street bankası, CIA Başkanı William Burns, Barack Obama’nın Beyaz Saray’daki üst düzey yetkilisi ve Goldman Sachs avukatı Kathryn Ruemmler, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, MIT’den Joi Ito ve sayısız gizli ve güçlü kişi, reşit olmayan kişilerin uluslararası seks kaçakçılığına karıştığı iddia edilen bir olaya karışmış durumda.
1980’li yıllarda da Epstein’a, Victoria’s Secret’ın sahibi Les Wexner ve Apollo’nun sahibi Leon Black gibi çeşitli milyarderler tarafından, belirtilmeyen vergi veya yatırım hizmetleri için yüz milyonlarca dolar ödendiği ortaya çıkmıştı.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa3 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek










