Bizi Takip Edin

Amerika

MAGA tabanından Trump’a Epstein salvoları

Yayınlanma

Trump yönetimi, Jeffrey Epstein davasıyla ilgili U dönüşü nedeniyle “MAGA” destekçilerini öfkelendirdi.

Trump yönetiminin önde gelen isimleri, Epstein’in ölümüyle ilgili olanlar da dahil olmak üzere çeşitli teorileri uzun süredir benimsemiş ve hatta teşvik etmişlerdi. Ayrıca, bu tür konuları yaygınlaştıran influencer’ları ve seçmenleri aktif olarak desteklemişlerdi.

Fakat Trump yönetiminin bu iddialardan geri adım atıp Epstein’in intihar ettiği sonucuna varması, karanlık kişinin yüksek mevkili kişilerle bağlantılarını örtbas etmek için öldürüldüğüne inananları tatmin etmedi.

Eleştirenler, Trump yönetiminin kendi yarattığı bir karmaşa içinde olduğunu söylüyor.

Örneğin MAGA yorumcusu Alex Jones, başsavcı Pam Bondi’ye atıfta bulunarak, “Kendinize daha fazla zarar veremezdiniz, FBI’ı yaptıklarından daha fazla itibarsızlaştıramazdınız,” dedi ve pazartesi sabahı konuyu tartışan bir videoda neredeyse gözyaşlarına boğuldu.

Eski Fox News sunucusu Tucker Carlson da salı günü yayınlanan programında, “Pam Bondi’nin yönetimindeki Adalet Bakanlığı, kendi ifadeleriyle çok ciddi suçları örtbas ediyor,” dedi.

Muhafazakâr bir başka yorumcu Dan Bongino ise, Epstein’in ölümüyle ilgili spekülasyonları körükleyerek, “Jeffrey Epstein olayı çok önemli, lütfen bu olayı unutmayın. Gözünüzü bu olaydan ayırmayın,” dedi.

Oysa Başkan Yardımcısı JD Vance, Epstein’in “hapishanede gizemli bir şekilde öldüğünü” söylemiş ve iş adamının müşteri listesine atıfta bulunarak, 2021’de “ABD hükümetinin Epstein’in müşterilerini gizli tutmak için ne gibi bir çıkarı olabilir?” diye sormuştu.

FBI Direktörü Kash Patel ise onay duruşmasında, Epstein dosyalarını yayınlayacağına söz vererek, “Amerikan halkının olan bitenin tüm ağırlığını bilmesini sağlayacağım,” demişti.

Hakkında genç kızları seks ticaretine maruz bıraktığına dair birçok suçlama bulunan Epstein, Trump, eski Başkan Clinton, İngiltere Prensi Andrew ve diğer birçok ünlü ve ultra zengin kişilerin de dahil olduğu yüksek mevkili çevrelerde dolaşıyordu.

Epstein’ın ortağı Ghislaine Maxwell, seks ticaretinden suçlu bulundu. Fakat Epstein ve Maxwell, kurbanları istismar etmekle suçlanırken, hükümet onları başkalarına kurban sağlamakla suçlamadı.

Mahkeme kararıyla mühürlenen dosya ve delillerin, FBI’ın pazartesi günü yayınladığı memoranduma göre, “sadece kurbanları korumak amacıyla kullanıldığı ve herhangi bir üçüncü şahsı yasadışı suçlamalara maruz bırakmadığı” belirtildi.

Bu iddia, ikilinin genç kızları yüksek mevkili elitlere satmak için bir operasyon yürüttüğüne inananları öfkelendirdi.

Newsmax sunucusu Carl Higbie, sosyal medya platformu X’te “Yani Jeffrey Epstein kimseye çocuk satmadığı için hapse girdi… Saçmalık,” diye yazdı.

Bondi’nin salı günü Epstein’in casus veya istihbarat ajanı olduğu konusunda “hiçbir bilgisi” olmadığını söylemesi de öfkeleri daha da artırdı. Örneğin MAGA’cı yorumcu Laura Loomer, “Bu bir yalan. 2008 tarihli FBI belgeleri, Epstein’in ‘ANLAŞILDIĞI ÜZERE’ FBI’YA BİLGİ SAĞLADIĞINI kanıtlıyor,” dedi.

Kennedy suikastı gibi “Federal Sırların Açıklanması” konusunda Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hükümet Reformu Komitesinde bir görev gücünün başkanlığı yapan Cumhuriyetçi Temsilci Anna Paulina Luna, yönetimden daha fazla adım atmasını istedi.

“Amerikan halkı, kimi etkilediği önemli olmaksızın Epstein hakkındaki gerçeği bilmeye hak ediyor,” diye yazan Luna, Bondi ve Patel’in kurbanlar hakkında bilgi vermeden açıklayabilecekleri “bol miktarda kanıt” olduğunu da ekledi.

Luna, “Amerikan halkı kendi sonuçlarına özgürce varmalı. Gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktır,” dedi.

Bondi, salı günü Beyaz Saray’da düzenlenen kabine toplantısında, pazartesi günkü notta ortaya atılan yeni teoriler hakkında sorulan sorulara yanıt vererek durumu düzeltmeye çalıştı.

Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Epstein’in hapishane hücresinin dışından çekilen videoda bir dakikalık boşluk olduğunu açıklayarak, bunun “her gece videonun sıfırlandığı ve her gece aynı dakikanın eksik olması gereken” standart bir durum olduğunu savundu.

Başsavcı, şubat ayında verdiği bir röportajda, Epstein davasıyla ilgili incelenmek üzere masasında duran belgeler olduğunu söylediği için de savunma yaptı ve sadece Epstein’in müşteri listesinden değil, Epstein, John F. Kennedy Jr. ve Martin Luther King Jr.’ın suikastlarıyla ilgili incelenmesi gereken çeşitli dosyalardan bahsettiğini iddia etti.

Bondi, Epstein davasının bir parçası olan binlerce saatlik videonun çocuk pornografisi olduğu ortaya çıktığını ve yayınlanmayacağını da ekledi.

Trump, kabine toplantısında Epstein konusu gündeme geldiğinde, bu konuya odaklanılmasından duyduğu öfkeyi dile getirdi.

Trump, “Hâlâ Jeffrey Epstein’den mı bahsediyorsunuz? Bu adam yıllardır konuşuluyor. Soruyorsunuz; Teksas var, bu var, her şey var. Ve insanlar hala bu adamdan mı bahsediyor? Bu iğrenç adamdan? Bu inanılmaz,” dedi.

Beyaz Saray’a yakın bir kaynak, özellikle Bongino’nun MAGA hareketinde önemli bir itibar kazandığını ve Epstein davası hakkında konuşurken Bondi gibi isimlerden daha fazla güvenilirlik kazandığını savundu.

Kaynak, “Bunu Dan dışında başka biri söyleseydi, çok daha fazla güvensizlik olurdu,” dedi.

Kaynak, yönetimin konuyu ele alışına ilişkin sağ kanadın duyduğu hayal kırıklığının siyasi bir yük olabileceğini ise ciddiye almadı.

Kaynak, “Bunun insanları ‘Adalet Bakanlığının yaptıkları yüzünden ara seçimlerde Cumhuriyetçilere oy vermeyeceğiz’ dedirteceğini sanmıyorum,” dedi.

Fakat bu olay, Trump ile fanatik MAGA tabanı arasındaki en büyük kırılmalardan biri olarak kayda geçti ve her iki taraf da bunu unutmayacaklarını söylüyor.

Film yapımcısı ve yorumcu Mike Cernovich, Trump’ın “rezil finansçı” hakkında soru soran bir muhabiri azarlamasına yanıt olarak, “Epstein hakkında soru sormaya devam edeceğiz,” diye yazdı.

Muhafazakâr yorumcu Liz Wheeler ise “Trump’ın bu konuda tabanını büyük ölçüde yanlış okuduğunu” savundu.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English