Bizi Takip Edin

Amerika

Vance, Fuentes’e sert çıktı: B.k yiyebilir

Yayınlanma

ABD’de sağ-muhafazakâr siyaset içinde bölünmede sertlik artarken, Başkan Yardımcısı JD Vance, yorumcu Nick Fuentes’e sert sözlerle yüklenerek, “B.k yiyebilir,” dedi.

Vance, aylardır Fuentes ve “Groypers” olarak bilinen ırkçı ve antisemitik destekçilerinden oluşan sanal ordusunu kınaması için artan baskı ile karşı karşıya.

Cuma günü başkan yardımcısının konutunda UnHerd’e özel olarak verdiği röportajda sözlerini sakınmadan konuşan Vance, “Açık konuşayım. Jen Psaki [Biden dönemi eski basın sekreteri] ya da Nick Fuentes olsun, eşime saldıran herkes b.k yiyebilir. Bu, ABD başkan yardımcısı olarak benim resmi politikam,” dedi.

“Antisemitizm ve hiçbir türden etnik nefretin muhafazakâr hareketin içinde yeri olmadığını” savunan başkan yardımcısı, “Birini beyaz olduğu için, siyah olduğu için ya da Yahudi olduğu için saldırıyor olsanız da, bence bu iğrenç bir şey,” diye konuştu.

Başkan yardımcısının eşi Usha Vance’i 4chan veya Reddit gibi internet dehlizlerinde Asyalılara yönelik hakaretamiz bir ifade olarak kullanılan şekliyle “jeet” olarak adlandıran ve onunla evlendiği için başkan yardımcısını “ırk haini” olarak nitelendiren Fuentes, aynı videosunda İsrail’e, eşcinsel komünitesine ve Peter Thiel’e de saldırmıştı.

Vance, Fuentes hakkındaki sözlerine şöyle devam etti:

“Nick Fuentes’in Donald Trump yönetimi ve sağcı kurumlar üzerindeki etkisinin büyük ölçüde abartıldığını düşünüyorum ve açıkçası, bu abartı Amerika’nın İsrail ile ilişkisi hakkında dış politika tartışması yapılmasını istemeyen kişiler tarafından yapılıyor.”

Buna göre Adolf Hitler’i öven “Groyper” grubunun lideri, ABD’nin İsrail ile ittifakı konusunda patlak veren sağcılar arası iç tartışmada, İsrail yanlısı sertlik yanlıları için “yararlı bir kontrast unsuru” olarak işlev görüyor.

Nick Fuentes Amerikan sağının İsrail karşıtı cephesini nasıl büyüttü?

Tartışma, geçen hafta Charlie Kirk tarafından kurulan Turning Point USA (TPUSA) organizasyonunun bir toplantısında tam anlamıyla bir iç savaşa dönüştü. Ben Shapiro, yorumcu Tucker Carlson’ı kınarken, İsrail karşıtı kampı temsil eden Steve Bannon ve Megyn Kelly de Shapiro’yu kınadı.

Vance, karşılıklı konuşmaları henüz izlemediğini, fakat tartışmanın devam etmesinin sağlıklı olduğunu düşündüğünü söyledi. Vance, pazar günü TPUSA’de yaptığı konuşmada, “saflık testlerini” reddederek tartışmaya girmemişti.

Öte yandan Vance, Carlson’ı savunarak, “Tucker benim arkadaşımdır. Tucker Carlson ile anlaşmazlıklarım var mı? Elbette. Çoğu arkadaşımla, özellikle de siyasetle uğraşanlarla anlaşmazlıklarım var… Ben [aynı zamanda] çok sadık biriyim ve arkadaşlarımı zor durumda bırakacak bir şeye kalkışmayacağım,” dedi ve şöyle devam etti:

“Dünyanın en büyük podcast’lerinden birine sahip, milyonlarca dinleyicisi olan, 2024 seçimlerinde Donald Trump’ı destekleyen, 2024 seçimlerinde beni destekleyen Tucker Carlson’ın görüşlerinin bir şekilde muhafazakârlığa tamamen aykırı olduğu, muhafazakâr hareket içinde yeri olmadığı fikri açıkçası saçma. Ve kimsenin buna gerçekten inandığını sanmıyorum.”

Vance’e göre asıl mesele “bekçilik yapmak” ve insanlar,  özellikle de Washington’un Orta Doğu politikası konusunda, “kendi ideolojik hesaplarını görmeye çalışıyorlar.”

Vance, İsrail’in önemli bir müttefik olduğuna ve “birlikte çalışacakları bazı konular olduğuna kesinlikle inandığını” vurgularken, İsrail ile “çok önemli anlaşmazlıklar da yaşayacaklarını” ve bunun normal olduğunu savundu.

Vance, “‘Bu konuda İsrail ile aynı fikirdeyiz, ancak bu diğer konuda İsrail ile aynı fikirde değiliz’ diyebilmeliyiz. Bence bu konuşmayı yapmak birçok kişi için çok daha rahatsız edici, çünkü onlar Nick Fuentes’e odaklanmak istiyorlar,” diye konuştu.

Fuentes’in böylece “meşru bir hoşnutsuzluğu” çarpıttığını ve “zehirli retoriğiyle bozduğunu” vurgulayan Vance şöyle devam etti:

“Cumhuriyetçilerin %99’u ve muhtemelen Demokratların %97’’i Yahudilerden Yahudi oldukları için nefret etmiyor. Aslında olan şey, Amerikan dış politikasındaki konsensüs görüşüne karşı gerçek bir tepki olması. Bence bu konuyu konuşmalı ve susturmaya çalışmamalıyız. Çoğu Amerikalı antisemitik değildir, asla antisemitik olmayacaktır ve bence asıl tartışmaya odaklanmalıyız.”

Fuentes’in ırkçı görüşlerinden kendisinin de endişe duyduğunu, fakat önceki yıllarda “elitlerin ayrıcalıkları ve ilerici ahlaki hiyerarşileri ile uyumlu” başka bir ırkçılığa ses çıkarılmadığını ileri sürdü:

“Diyelim ki siz de benim gibi ırkçılığın kötü olduğunu, insanları etnik kökenlerine göre değil, yaptıklarına göre yargılamamız gerektiğini düşünüyorsunuz. Nick Fuentes gerçekten bu ülkenin sorunu mu? O bir podcast yayıncısı. Kendisine sadık bir genç hayran kitlesi var ve bazıları arkadaşlarıma ve aileme kötü davranıyor. Bu beni rahatsız ediyor mu? Elbette. Ama biraz perspektifimizi koruyalım. Son beş ila on yıldır, siyasi liderlerimizin yarısının, üniversiteye giriş ve işlerde beyazlara ayrımcılık yapmanın sadece kabul edilebilir değil, aynı zamanda olumlu bir şey olduğu fikrine tamamen kapıldığını izledim.”

Dolayısıyla Vance’e göre, “Irkçılığın kötü olduğuna inanıyorsanız, Fuentes dikkatinizin bir saniyesini, beyaz erkeklere karşı ayrımcılık yapmak için çok çalışan gerçek siyasi güce sahip kişiler ise saatlerce dikkatinizi hak ediyor.”

Ayrıca, sağcı ırkçılığın büyük ölçüde, onlarca yıldır sınırları açık tutan ve Biden yönetimi altında yeni gelenlerin akınına maruz kalan “iki partili elitlere karşı bir tepki” niteliğinde olduğunu ileri süren başkan yardımcısı, bunun “sevdiği ülkede” sosyal uyumun yok olmasına yol açacağını savundu.

Vance, “Etnik rekabet ve balkanlaşma, bu durumların kaçınılmaz sonucudur. Bunun iyi bir şey olduğunu düşünmek zorunda değilsiniz. Ben kesinlikle öyle düşünmüyorum, ama bu öngörülebilir bir sonuç,” iddiasında bulundu.

Amerikalı kimliği üzerinde de duran Vance, “kültürel miras-milliyetçilik” peşinde koşan ABD’lilerin de, sadece bir vatandaşlık akdi ile herkesi vatandaş sayan ABD’lilerin de yanıldığına inanıyor. Bununla birlikte Vance, “statik” bir Amerikan ulusu fikrine de itiraz ediyor:

“Irkçı milliyetçilerin –ya da bunun tamamen genetik olduğunu veya tamamen 17. yüzyılın sonlarında Mayflower gemisiyle gelenlerin torunları ile bir bağlantısı olduğunu söylemek isteyenlerin– göz ardı ettikleri şey, insanların bunu zaman içinde biriktirebileceğidir. Bu bir gecede gerçekleşmez, fakat Mayflower gemisiyle gelenlerin veya onların torunlarının oluşturduğu statik bir ulus olmamız gerektiği fikri, bence Amerikan uygulamalarıyla da uyumlu değildir.”

Amerikan kimliğinde Hristiyan değerlerinin önemine de işaret eden başkan yardımcısı, “Amerika’nın ortak bir kültürü olduğunu söylediğimde, bunun merkezinde Hristiyanlığın yer aldığını düşünüyorum… Hristiyan olmasanız bile, Hristiyanlıkta çok yararlı olan birçok şey var. Hıristiyanlık bize ortak bir ahlaki dil sağlıyor. Bunu Sivil Haklar Döneminde gördük, İç Savaş sırasında gördük. İç Savaş sonrası bir ulus olarak bir araya gelmemizi sağlayan yollardan biri de bu ortak Hıristiyan kimliğiydi,” iddiasında bulundu.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English