Avrupa
Viktor Orban: Batının geleceği biziz

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, yeni ABD Başkanı Donald Trump’tan beklentilerinden Ukrayna savaşına kadar bir dizi konuda Alman gazetesi NZZ’ye kapsamlı bir mülakat verdi.
Trump’a her zaman destek verdiği hatırlatılan ve başkanın yeniden Beyaz Saray’a dönüşünün ne anlama geldiği sorulan Macar lider, “Macaristan için durum basit: Brüksel ve Washington’un baskısı altındaydık. On milyonluk bir ülkenin göğsünde iki çizme varsa, neredeyse hayatta kalamaz. Biz Batının yüz karasıydık. Şimdi Trump’ın yaptıklarının ve bizim son on beş yılda yaptıklarımızın gelecek olduğu ortaya çıktı. Mutluyuz, rahatız,” cevabını verdi.
Demokratların kendilerinden nefret ettiğini ve göç, toplumsal cinsiyet, Ukrayna’daki savaş gibi konularda karşıt pozisyonlarının bulunduğunu hatırlatan Orban, bu ekibin Macaristan’da kendisine karşı olan tüm örgütleri ve medyayı desteklediğini öne sürdü.
Orban’a göre Trump buna bir son verdi ve ayrıca Amerikalıların Macaristan’a yeniden daha fazla yatırım yapacağını umduklarını, zira son zamanlarda Çin’in bile gerisine düştüklerini söyledi.
Macar lider, ABD’nin Çin ile anlaşacağını düşünüyor
ABD’nin Trump ile birlikte odağını Avrupa’dan Asya’ya kaydırma ihtimalini de değerlendiren başbakan, “Eğer Avrupalılar Amerikalılara işbirliği için iyi bir teklifte bulunmazlarsa, [ABD’liler] artık bize güvenlik sunmayacaklar. Oturup beklemek bir çözüm değil. Fikirler üretmek zorundayız. Avrupa zengin olabilir ama aynı zamanda zayıf. Bu en tehlikeli kombinasyondur,” diye konuştu.
“Macaristan Batı, Çin ve Rusya ile iyi ilişkiler istiyor. Bloklar arasında ezilme tehlikesiyle karşı karşıya mısınız?” sorusuna ise Orban, Amerikalıların Çinlilerle bir anlaşmaya varacağı, bu yüzden de Budapeşte için Pekin ve Washington ile iyi ilişkiler sürdürmenin sorun olmayacağını savundu.
Rusya söz konusu olduğunda ise meselenin daha zor olduğunu kabul eden Macar lider, “Biz tüm ticari ilişkilerimizi açık tutmak istiyoruz. Fakat AB buna karşı çıkıyor. Amerika’nın tutumu ise şu anda belirsizliğini koruyor. Bekleyip görmemiz gerekecek,” dedi.
“Batının iktisadi üstünlüğünün olmadığı bir dünyada yaşıyoruz”
Macaristan’ın, Batı’nın üstünlüğünü kaybettiği bir dünyada kendini konumlandırması gerektiği gerçeğini çoktan kabullenmiş gibi göründüğü sorusuna, “Evet, sert ve kışkırtıcı olsa da öyle düşünüyorum,” cevabını veren Orban, iktisadi olarak Batının üstünlüğünün olmadığı bir dünyada yaşadıklarını, AB’nin sürekli olarak rekabet gücünü kaybettiğini, stratejisinin ve liderliğinin bulunmadığını savunarak, Avrupa’da yaşananların “utanç verici” olduğunu ileri sürdü.
Orban, “Küresel ekonominin dinamizmi Doğuda ve şimdi de ABD’de. Çin zaten hızla gelişiyor, Hindistan da öyle. Macaristan’ın sadece Avrupa ile iktisadi ilişkilerinin olması delilik,” ifadelerini kullandı.
Avrupalıların mütevazı olması gerektiğini savunan Orban, “AB küresel bir oyuncu olmaktan bahsediyor fakat kendi çevresindeki gelişmeleri bile kontrol edemiyor. Ne Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı önleyebildik ne de Batı Balkanları bütünleştirebildik. Hiçbir küresel oyuncu böyle davranmaz,” diye konuştu.
AB için ortak bir dış siyasetin ancak Almanya ve Fransa’nın güçlü bir siyasi liderliğe sahip olması ve diğerlerinin de buna uyması halinde gerçekçi olduğunu kaydeden Orban, şu an için böyle bir durumun söz konusu olmadığını da sözlerine ekledi.
“Yaptırımlara karşıyız ama yaptırım uzatması karşılığında Brüksel’den güvence aldık”
Yaptırımlara karşı olduklarını ilan eden Macar lider, Rusya ile ticareti kısıtlamak zorunda kaldıkları ve enerji fiyatları arttığı için son üç yılda 19,5 milyar avro kaybettiklerini belirterek, Macaristan’ın yaptırımlardan Rusya’dan daha fazla zarar gördüğüne işaret etti.
“Öyleyse neden en son ocak sonunda olmak üzere [yaptırımları] uzatmayı kabul etmeye devam ediyorsunuz?” sorusuna ise Orban, “Çünkü Avrupa Komisyonu ile enerji konusunda bir anlaşmaya vardık. Rusya’dan gelen petrol ve gaz Macaristan ekonomisi için hayati önem taşıyor. Brüksel’in Ukrayna üzerinden gaz geçişinin yeniden başlamasını destekleyeceğine, Drujba boru hattı üzerinden petrol nakline izin vermeye devam edeceğine ve Kiev’in yıkıcı eylemlerini önleyeceğine dair güvenceler aldık,” cevabını verdi.
Son yıllarda neredeyse tüm komşu ülkelere boru hattı yatırımları yaptıklarını, ayrıca yakında Romanya, Azerbaycan ve Türkiye’den daha fazla gaz ve petrol alacaklarını, bunun yanı sıra yenilenebilir enerjileri ve elektrifikasyonu da teşvik ettiklerini belirten Orban, buna rağmen tedarikçi olarak Rusya’ya ihtiyaç duyduklarını ve bu yüzden de “normal iktisadi işbirliğine” dönmek istediklerini vurguladı.
Orban, Batının Ukrayna’ya asker göndermediği sürece Rusya’yı yenemeyeceğini savundu
Batının, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını ülkeyi zayıflatmak ve geri püskürtmek için kullanmak istediğini savunan Orban, “Rusya’nın diz çöktürülmesi ve Ukrayna’daki askeri hedeflerinden vazgeçmesi gerekiyordu. Bu basitçe işe yaramadı,” dedi.
“Rus saldırganlığı”nın Avrupa Birliği’nin resmi pozisyonu olduğunu ve kendisinin de buna sadık kaldığını belirten Orban, kişisel olarak bunu farklı görüp görmediği sorulduğunda duraksayarak, “Değerlendirmeyi tarihçilere bırakalım. Ben bir siyasetçiyim ve elimizde bir AB kararı var. Bu karar beni ‘Rus saldırganlığı’ndan bahsetmeye zorluyor,” ifadelerini kullandı.
Şubat 2022’de büyük bir hata yaptıklarını, çatışmayı derhal izole edip ateşkes sağlayarak müzakerelere başlamaları gerektiğini savunan Orban, “Topyekûn bir savaş başlatmadığımız sürece Ukrayna’nın zafer kazanmasının imkânsız olduğu en başından belliydi. Bu bir seçenek değildi. Bugün Ukrayna’ya ancak ateşkes ve barış ile yardımcı olabiliriz,” dedi.
Bir ateşkesin neye benzeyeceği, Ukrayna’nın toprak tavizi verip vermeyeceği sorulduğunda ise Macaristan Başbakanı, “Bu başlangıçta çok daha kolay olurdu. Bu arada pek çok Ukraynalı ülkelerini savunurken hayatlarını kaybetti. Şimdi ne için öldüler? Bu ciddi bir ahlaki ikilem; neyse ki benim değil. Bu çılgın savaş stratejisini destekleyen insanların ikilemi,” cevabını verdi.
Trump: Kılıcı olan güçlü bir adam
Batının bu savaşı ancak kendi askerlerini Ukrayna’ya gönderirse kazanabileceğini ileri süren Orban, tam da bu nedenle şimdi Trump’a ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Orban, “Bir Gordion düğümüyle karşı karşıya kaldığınızda, onu kesmek zorundasınız. Kılıcı olan güçlü bir adama ihtiyacınız var,” dedi.
Macar lidere göre “zayıf liderler savaşlara neden olur, güçlü olanlar ise barış yaratır.”
Moskova ile iyi ilişkilerin ve yakın iktisadi işbirliğinin Macaristan’ın jeopolitik çıkarlarına uygun olduğunu fark ettiğinin altını çizen Orban, Rusya ile pek çok anlaşma imzaladıklarını, Putin’in her zaman sözünü tuttuğunu ve son on beş yılın deneyiminin Macaristan’ın Rusya’ya güvenebileceğini gösterdiğini vurguladı.
Macaristan’ın Sovyetler Birliği ile olan deneyimi hatırlatıldığında Orban, kendisinin Rusya yanlısı değil, Macaristan yanlısı olduğunu belirterek, “Macaristan tarihsel olarak Moskova-Berlin-İstanbul üçgeninde yaşamıştır. Hepsiyle olumsuz deneyimlerimiz oldu. Fakat Putin ile iki ülkenin tarihini tarihçilere bırakma konusunda anlaştık. Hiçbir ülkenin Macaristan’ı işgal etmesini istemiyorum. Hiçbir büyük güç Macarlara nasıl yaşamaları gerektiğini söylememeli. Fakat Rusya bugün özgürlüğümüzü ya da egemenliğimizi tehdit etmiyor,” dedi.
Rusya ile rasyonel bir anlaşmaya varmanın kolay, Brüksel’deki insanlarla ise “neredeyse imkansız” olduğunu savunan Macar lider, “Brüksel’e ve sivil toplum örgütlerine karşı kazanmak zorundaydım. Her seçimde sizi yok etmek isteyenlerle masaya oturmak zordur,” ifadelerini kullandı.
“Viktor, sen kazananların tarafındasın”
Budapeşte’nin AB içerisinde tecrit edildiği görüşüne katılmadığını da ifade eden Orban, “Tam tersine! Avrupa için Vatanseverler ve diğer popülistler ana akıma geri döndü. İtalya’da, Slovakya’da ve muhtemelen yakında Avusturya’da da benzer düşünen bir parti iktidarda. Benim için ilahi mesaj şudur: “Viktor, sen kazananların tarafındasın’,” dedi.
Güçlendiklerini ve yakında çoğunluğa sahip olacaklarını ileri süren Orban, Ukrayna’daki savaştan sonra “büyük bir sağcı ittifakın” da mümkün göründüğünü söyledi.
Orban’a göre bunun önündeki tek engel Rusya’ya yönelik farklı tutum; ama Avrupa birkaç yıl içinde bugünkünden farklı görünecek.
Kariyerini sürekli “sağa kayarak” sürdürdüğüne ilişkin bir soruya ise Orban, “Fidesz [Orban’ın partisi] antikomünist özgürlük savaşçılarından oluşuyordu ve o zamanlar Liberaller de öyleydi… Dört yıl önce Muhafazakarlardan tekrar ayrılmış olsak da orada kaldık. Sola kayanlar onlardı,” iddiasında bulundu.
AfD ile ilk temas: Weidel ile Orban Budapeşte’de görüşecek
Almanya için Alternatif’e (AfD) sempati duyuyor gibi görünmesine rağmen, AP’deki Avrupa için Vatanseverler grubuna neden dahil edilmedikleri sorulduğunda Orban, AfD’nin bir partiden çok bir hareket gibi davrandığını, “çılgın insanlar ve fikirlerin” ortaya çıkabileceğini, bu nedenle de Fransız Marine Le Pen’in liderliğindeki Ulusal Birlik’in (RN) bu riski almak istemediğini söyledi.
“AfD ile hiçbir deneyimimiz ve ilişkimiz yok,” diyen Orban, bununla birlikte programlarının Macaristan için iyi göründüğüne; bunlar arasında vergi indirimleri, Yeşil Mutabakat’ın yeniden boyutlandırılması, nükleer enerjiye dönüş, katı bir göç politikası bulunduğuna işaret etti.
Orban yine de “Almanya’nın işlerine karışmak istemediğini” de sözlerine ekledi.
Macaristan’da Almanya’daki gibi bir “güvenlik duvarı” olmadığını söyleyen Orban, “Eğer bir parti oy alırsa, onu ciddiye alırız. Bu onlarla birlikte çalıştığımız anlamına gelmiyor. Ama oturur ve tartışırız,” dedi.
“Aşırı sağ”a karşı güvenlik duvarı stratejisinin siyasi düşünceyi ilkelleştireceğini savunan Orban, AfD Eş Başkanı Alice Weidel’in kendisini aradığını ve görüşmek istediğini aktardı.
Önümüzdeki hafta Weidel ile Budapeşte’de görüşeceğini söyleyen Orban, “AfD oyların yüzde 20’sini alabilir. Liderleri benimle konuşmak istiyorsa neden hayır diyeyim? Eğer Olaf Scholz beni ararsa onu da kabul ederim,” dedi.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı










