Bizi Takip Edin

Avrupa

AB, Baskça, Galiçyaca ve Katalancayı yine resmi dil olarak tanımadı

Yayınlanma

AB ülkeleri, üye ülkeler arasında oybirliği sağlanamadığını gerekçe göstererek, Katalanca, Baskça ve Galiçyaca dillerine AB resmi dili statüsü verilmesi kararını bir kez daha erteledi.

Madrid, İspanya’nın en çok konuşulan üç azınlık dilinin AB’nin dil rejimine dahil edilmesi için 27 ülkenin desteğini gerektiren bir değişiklik önerisini resmi olarak sunalı iki yıl oldu. AB’nin Avrupa bakanları, salı günü Brüksel’de bir araya gelerek öneriyi görüştü.

Fakat toplantının hemen ardından İspanya hükümet sözcüsü Pilar Alegría, Madrid’de düzenlediği basın toplantısında bazı ülkelerin “daha fazla zaman ve bilgi” talep ettiğini söyledi. Alegría, İspanya’nın “bu talebi şüphesiz kabul edeceğini” de sözlerine ekledi.

Üç büyük ülke, AB mekanizmasına üç yeni dilin dahil edilmesinin “maliyeti ve yasal uygulanabilirliği” konusunda çekinceleri olduğunu Euractiv’e bildirdi.

Şu anda, AB kurumlarında Katalanca, Baskça ve Galiçyacanın kullanımı, İspanya ile belirli AB organları arasında yapılan idari anlaşmalarla düzenleniyor. Bu diller, önceden bildirim ve onay alınması şartıyla, kurumlarda (örneğin toplantılarda veya tartışmalarda) kullanılabiliyor.

Tüm AB mevzuatının çevirisi ve üç dilde tercüman ve çevirmenlerin kullanımı için gereken maliyet, Avrupa Komisyonu tarafından yıllık yaklaşık 132 milyon avro olarak hesaplanıyor. Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares daha önce İspanya’nın bu maliyetlerin tamamını karşılamaya hazır olduğunu söylemişti.

AB bakanları, Eylül 2023’teki toplantının ardından bu öneriye ilişkin kararı bir kez ertelemişti.

Katalancanın resmi statüsü, Pedro Sánchez’in ikinci dönem başbakan olmasını sağlayan yedi oyu vermek için Katalan sağcı ayrılıkçı parti Junts’un koyduğu ana koşullardan biriydi.

Bu talep, Katalonya’daki solcu ayrılıkçı ERC ve Bask ve Galiçya milliyetçi partileri tarafından da desteklendi.

Bask milliyetçi partileri PNV ve EH Bildu, Baskçanın AB’de resmi statü kazanmasını istiyorlar ve Galiçya’daki BNG de aynı talepte bulunuyor.

İspanya’nın ulusal kurumlarında eş resmi dillerin kullanımı, “bazı özerk topluluklarda resmi nitelik taşıyan dillerin kullanımına” izin vermek amacıyla 2023 yılında onaylanmıştı.

Sánchez, Katalan ayrılıkçılara bir sonraki adımın Katalancanın AB’nin 25. resmi dili olarak resmi statüsünün garanti altına alınması olduğunu söylemişti ama Sánchez ve hükümeti diğer Avrupa başkentlerinde muhalefetle karşılaştı.

Albares salı günü yaptığı açıklamada, üç dilin resmi statüsünün “İspanyol ulusal kimliği meselesi” olduğunu ve bu nedenle AB’nin “tüm üye devletlerin ulusal kimliğini koruması gerektiğini” söyledi.

Avrupa

Almanya’da silahlı saldırı: 5 ölü

Yayınlanma

Almanya’nın kuzeyindeki Hamburg yakınlarındaki Stade’de, bir sosyal yardım merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda beş kişi hayatını kaybetti.

Polis, şüpheli silahlı saldırgan da dahil olmak üzere olay yerinde iki kişinin gözaltına alındığını doğruladı.

Polis, halk için aktif bir tehlike bulunmadığını belirtti.

Saldırının nedeni ve olayla ilgili ayrıntılar şu aşamada hâlâ belirsizliğini koruyor.

Polis sözcüsü, Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada, silahlı saldırıya maruz kalanlardan bazılarının “ciddi” şekilde yaralandığını söyledi.

Stade’deki yerel polis, WhatsApp gruplarında ve sosyal medyada yayılan “doğrulanmamış bilgiler” konusunda uyarıda bulundu; bu haberlerin “polis tarafından resmi olarak teyit edilen güncel bilgileri yansıtmadığını” belirtti.

Sözcü, “Lütfen doğrulanmamış haberleri, sesli mesajları veya söylentileri paylaşmayın. Bu durum kafa karışıklığına yol açabilir ve polis operasyonlarını engelleyebilir,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

British American Tobacco 9 bin kişiyi işten çıkarıyor

Yayınlanma

Sigara üreticisi British American Tobacco, operasyonlarını sadeleştirmek ve maliyetleri düşürmek amacıyla küresel işgücünün neredeyse beşte birini azaltıyor.

Dunhill sigaralarının üreticisi BAT, dünya çapında yaklaşık 47 bin kişiyi istihdam ediyor ve 2028 yılına kadar yılda 600 milyon sterlin tasarruf sağlamak amacıyla bir maliyet azaltma programı uyguluyor.

Kısıntılar yıl sonuna kadar gerçekleştirilecek ve 5 bin 500 işin ortadan kaldırılmasını, diğer 3 bin 500 pozisyonun ise dış kaynaklara devredilmesini içeriyor.

Bu önlemler, ABD dışındaki tüm grup çalışanlarını etkileyecek ve Londra Borsası’nda işlem gören şirketin daha önce duyurduğu yeniden yapılandırma programının bir parçası.

Bu adım, tütün endüstrisinin sigara talebindeki düşüşle mücadele ettiği ve BAT ile rakiplerini “sigara içermeyen” alternatiflere yönelmeye zorladığı bir dönemde atıldı.

Genel Müdür Tadeu Marroco şunları söyledi:

“Bu değişiklikler birçok çalışma arkadaşımızı etkiliyor ve şirketi geleceğe hazırlarken, bu geçiş sürecinde onlara özen ve saygıyla destek olmaya odaklanıyoruz.”

Marroco, BAT’ın “daha çevik, maliyet disiplinine sahip ve teknoloji destekli” bir şirket olmasını istediğini belirtti.

BAT, geçen yıl Accenture ile ortaklık kurmuş ve bu adım sonucunda Birleşik Krallık, Singapur, Kosta Rika, Meksika, Polonya, Romanya ve Malezya’daki bazı işler danışmanlık şirketine devredilmişti. Bazı görevler ayrıca Pakistanlı bir BT şirketine de aktarılmıştı.

BAT ayrıca, Hintli BT firması ITC Infotech ile ortaklığını genişleteceğini duyurdu.

Pazartesi günü Londra’da erken saatlerdeki işlemlerde BAT hisseleri yüzde 1,5 değer kaybetti. 

Hisse senedi geçtiğimiz yıl yaklaşık yüzde 35 değer kazanmış ve grubun piyasa değerini 100 milyar sterlinin üzerine çıkararak onu Londra borsasının en değerli şirketlerinden biri haline getirmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Estonya: “Serseri” Ukrayna drone’ları Rusya’nın vurulmasına değer

Yayınlanma

Estonya Dışişleri Bakanı, NATO topraklarına düşen kayıp Ukrayna insansız hava araçlarının, Rus rafinerileri ve askeri üslerinin imha edilmesi için ödenmesi gereken bir bedel olduğunu belirtti.

Son aylarda Kiev, Rusya içindeki hedeflere yönelik “derin vuruş” füze ve insansız hava aracı saldırılarının sayısını keskin bir şekilde artırdı.

Bu saldırılar bazen Ukrayna’daki cephe hatlarından yüzlerce kilometre uzaktaki yerleri vurdu.

Rusya ise elektronik sinyal bozma ve diğer karşı önlemleri yoğunlaştırarak yanıt verdi.

Bu da özellikle Baltık limanı St. Petersburg’u hedef alan bazı Ukrayna insansız hava araçlarının  rotasından sapmasına ve NATO topraklarında patlamasına neden oldu.

Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, Financial Times’a verdiği demeçte şunları söyledi:

“Elbette [bu olaylardan] memnun değiliz. Ama Ukrayna’ya bunu durdurmasını söylemiyoruz. Bu, [Vladimir] Putin’in can damarına darbe vuruyor.”

Komşu ülke Letonya’da ise geçen ay, yetkililerin yolunu şaşırmış insansız hava araçlarına verdiği tepkiyle ilgili siyasi bir kargaşa, koalisyon hükümetinin düşmesine neden oldu.

Baltık devletleri arasında en kuzeyde yer alan ve St Petersburg’a en yakın ülke olan Estonya’nın topraklarına da birkaç Ukrayna insansız hava aracı düştü.

Geçen hafta Estonya’da bir tarlada, 5 kg’lık bir savaş başlığı taşıyan patlamamış bir Ukrayna insansız hava aracı bulundu.

Bu yıl Litvanya ve Finlandiya’ya da Ukrayna insansız hava araçları düştü.

Rusya’nın, Baltık ülkelerinin saldırılara doğrudan dahil olduğu ve hava sahalarının Ukrayna tarafından bu amaçla kullanılmasına izin verdiği yönündeki suçlamaları “saçma” olan Tsahkna, bunların “Kremlin’in çaresizliğinin bir ürünü” olduğunu savundu:

“Putin’in çevresindeki havanın son iki buçuk ayda değiştiğini biliyoruz . . . Artık o kadar da iyimser değil. Bunun ana nedeni iktisadi; bu derin saldırılar yüzünden.”

Kiev’in yürüttüğü kampanya, Ukrayna sosyal medyasında sıklıkla “derin yaptırımlar” olarak anılıyor ve Tsahkna bu kampanyaya hayranlığını dile getirdi.

Bakan, Kremlin’in bu saldırılar konusunda “derin endişe” duyduğunu ve iktisadi önemi nedeniyle özellikle Baltık Denizi üzerinden yapılan ihracattan kaygı duyduğunu belirtti.

İhraç edilen Rus petrolünün yüzde 60’ı kadar dar Finlandiya Körfezi’nden geçiyor.

Bu arada, Rusya genelinde yakıt kıtlığı sıradan bir durum haline geldi. Son dönemde St. Petersburg ve Moskova’daki petrol tesislerine düzenlenen insansız hava aracı saldırıları enerji altyapısını hedef almıştı.

Bununla birlikte Tsahkna, Putin’in artık müzakereye hazır olduğunu düşünmenin henüz erken olduğunu söyledi.

Bakan, Avrupa’nın son dönemde Rusya ile diyalog kurma yönündeki çabalarının yanlış yönlendirilmiş olduğunu da sözlerine ekledi:

“Putin, geçtiğimiz ay boyunca Avrupa’yı müzakerelere çekmeye çalıştı. Bunun amacı zaman kazanmak. Avrupa’yı zaman kazanmak için bir fırsat olarak kullanmak. Bizi bölmek. 

Tsahkna, Kremlin’in Avrupa güçlerini Ukrayna’nın destekçisi olarak değil, müzakerelerde “arabulucu” rolüne çekmeyi umduğunu söyledi.

“Muhtemelen Avrupa Birliği’nde, [bu gibi koşullarda] Rusya’ya daha fazla baskı uygulanmasına karşı çıkacak birçok ülke var; çünkü şöyle diyecekler: ‘Müzakereler yapılacaksa ve biz arabulucuyuz, tarafsız olmalıyız.’ ‘Barış yakında gelecek,’ diyecekler, ‘bir anlaşma yapılacak.’ Bu bir bahane. Çok tehlikeli bir yol.”

Tsahkna, blok içindeki ülkeler arasında Ruslarla yapılacak müzakerelerde potansiyel AB temsilcisinin kim olabileceği konusundaki tartışmaların da yararsız olduğunu belirtti.

Bakan, “Avrupa bizi kimin temsil edeceğine karar vermeden önce, öncelikle mesaj üzerinde anlaşmalıyız ve ancak o zaman elçi meselesini tartışmalıyız,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English